Geçmişin ve geleceğin Rönesansı üzerine – Ulaş Koç

Kitap, bilimsel düşünme yönteminin kullanılması ve hayal kurulması için bir platform kurmuş. Gözünüz, zihniniz ve hayal gücünüzle sohbeti takip etmeye çalışmanız ilham verici bir deneyim oluyor. Tartışmayı yürüten kişilerden biri belki şu an idolünüz ya da okuyup ilham aldıktan sonra olacak, kim bilir… Kimimiz rüyalarında, kimimiz de fantastik filmlerde/dizilerde şöyle bir sahneye tanık olmuşuzdur: Bir

okumak için tıklayınız

Çocuk kitaplarından bir demet

Yeni çıkan ya da bundan yıllar önce çıkmış ama bizim yeni keşfettiğimiz birbirinden güzel, elimizden bırakmak istemeyip başucumuzda konaklatacağımız çocuk kitaplarından bir demet hazırladık sizler için. Başlangıçta ne vardı? Sıradan Bir Hikâye”nin yaşadığımız toplumu anlatan son derece ‘sıradan’ ama bizim üzerine düşünmeyi çoktan unuttuğumuz bir konusu var. Onu, diğer ‘sıradan’lardan ayıran yanı ise kanıksadığımız ve

okumak için tıklayınız

Kadının yeniden doğuşu – Ezgi Berk

‘Bir Annenin Doğuşu’, kadınların doğal ve son derece olağan tepkilerinin anormalleştirildiği ve baskılandığı, isyan bayrağını açmasın diye anneliğinin kutsandığı, fedakârlık yapmanın onandığı bir toplumda yanlış giden bir şeyler olduğunu düşünen bütün kadın ve erkeklerin okuyup üzerine tartışabilecekleri bir eser. Bebek bekleyen kadınlar, piyasada çok sayıda bebek bakımı üzerine kitap bulabilir. Peki, ya kadını anneliğin zihin

okumak için tıklayınız

Rus Biçimcileri ve Devrim – Mesut Lizor

Yirminci yüzyılın başında gerek Avrupa’da gerekse Kuzey Asya ve Yakın Doğu’da önemli düşünsel ve siyasal-toplumsal olaylar olmaktadır. Kökleri İngiliz deneyciliğine dayanan pozitif bilgi kuramı Viyana’da spekülatif felsefenin o muğlak, sınır tanımaz diline bayrak açar. Hareketin en ünlü isimlerinden Wittgenstein Tractatus’u (1921) kesinlik ihtiyacının bir gereği olarak adım adım, numaralandırılmış yalın önermeler biçiminde yazar. Alman İmparatorluğu’nun

okumak için tıklayınız

Zihnin sınırlarını yıkmak

Kapitalizm, küreselleşmenin de etkisiyle yer yurt ayırt etmeksizin var olan değerleri, düşünceyi, gelenekleri, doğayı yakıp yıkarak ilerlemeye devam ediyor. En ücra noktalara, köylere, uzak kentlere, dağlara, ormanlara boşluk bulduğu tüm alanlara, çatlaklara sızarak parçalıyor. Kendi hâkimiyetini inşa ediyor. Ömer Faruk, Yarabıçak’ta Deleuze ve Guattari’nin “göçebe düşüncesi” üzerinden aynılaşmayı, düzene bağlılığı, düzenin varlığını ve hayatımızdaki “kodları”

okumak için tıklayınız

Amerikan tarzı AVM’lerin sonu mu geliyor?

1950’lerde yaşantımıza giren alışveriş merkezleri, ticari tapınaklar olarak Amerikan tüketim kültürünün sembolü haline geldi; fakat bugün ABD’de birçoğu terk edilmiş durumda. O halde AVM’lerin sonu geliyor diyebilir miyiz? Alışveriş merkezlerinin (AVM) ilk ortaya çıkışı kötü niyetli değildi. Oysa 1977’de George A Romero, çığır açan zombi filmi Ölülerin Şafağı’nda set olarak terk edilmiş bir AVM kullanmıştı.

okumak için tıklayınız

Haziran direnişinin çizgi romanı geliyor: #İSYAN

Haziran direnişini anlatan ilk çizgi roman “#İSYAN”, önümüzdeki günlerde Yazılama tarafından yayımlanacak. 2013 yılına ve Türkiye’nin geleceğine damgasını vuran Haziran direnişi hakkında çok şey üretildi, üretilmeye de devam ediyor. Yazılama Yayınevi, önümüzdeki günlerde bir ilki gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Erkan Yıldız’ın yazdığı, Arda Güler’in çizdiği “#İSYAN”, direnişi çizgi roman olarak anlatıyor. Kitap, şu sözlerle tanıtılıyor:

okumak için tıklayınız

Aydın Karakalem’i medya mı öldürdü?

Türkiye’de Anarşizm: Yüz Yıllık Gecikme’ kitabından tanıdığımız gazeteci Barış Soydan’ın ilk polisiye romanı ‘Boruotu Cinayeti’nin kahramanı, büyük bir gazetede editör olarak çalışan Ufuk Lodos, 2011’de ‘Anti-Otoriter Hareketlerin Eleştirel Tarihi’ diye bir kitap yazmış, kitabını da Türkiye’nin ilk anarşistlerinden ‘Deli’ Aydın Karakalem’e adamıştır. Roman, bu kitap yayınlandıktan sonra kitabını adadığı kişi hakkında aldığı okur e-mailleri nedeniyle

okumak için tıklayınız

Pessoa’nın ‘aykırı’ bankeri

Pessoa, ‘Anarşist Banker’de ideolojilerden, paranın gücünden ve insan hayatında yarattığı çelişkilerden söz ederken aslında kitabın arka planında insan ırkının kendi eliyle yarattığı sistemlere nasıl köle olduğunu, ince ve alaycı bir dille insanlığın yüzüne vurmayı başarmış. Kapitalizmle taban tabana zıt olan Anarşizm (adını antik Yunancadan alan bu kelime ‘an’ yani ‘-sız’ olumsuzluk eki ve ‘archos’ yani

okumak için tıklayınız

Bir Beethoven’in biyografisi…

Klasik müzik dediğimizde Bach ve Mozart’la birlikte ilk akla gelen üç isimden biridir Beethoven. Aydın Büke “Müziğin Dönüm Noktası” alt başlığını taşıyan biyografi çalışması “Beethoven”de bu büyük bestecinin yaşamını kaleme alırken aynı zamanda başarıya ulaşmanın ne kadar zor ve emek isteyen bir iş olduğunun öyküsü de anlatmış oluyor.

okumak için tıklayınız

Saramago’nun Mağara’sı – Osman Güven

Kapitalizmin yarattığı sıkışmayı, işsiz kalmaya mahkum bir çömlekçi üzerinden anlatan Mağara, sistemin çıkışsızlığına dair önemli bir anlatı. Nobel edebiyat ödülünün güçlü adayları arasında gösterilen bir yazar “opus mangum”u sayılabilecek kitabını yazarken ne kadar acı çektiğini anlatan röportajlar vermişti bir iki yıl önce. Kitaptan ne kadar nefret ettiğinden, nasıl zor bir süreç yaşadığından filan bahsediyordu bu

okumak için tıklayınız

Özgür Demir’den düş üstü ezgiler – Ömer Turan

Sanatın her dalı bir düşünce ve duygu bildirisi barındırır içinde. Estetik sunum ve nitelik kaygısı olmaksızın ortaya konan eserin baştan başa zevksizlik içerdiği de malum. Popüler kültür, kuşkusuz ki en çok müzik üretimi alanında hissettiriyor kendini. Yüksek reklam bütçeli ‘sayıklamalar’ içi boş slogan sözlerle kitlelere dayatılarak sözde büyüleyici bir parlaklık algısı yaratılmakta. Etkisi içeriğinden güçlü

okumak için tıklayınız

Uzay çöpleri ‘lazer ışınlarıyla temizlenecek’

Dünya’nın yörüngesi, büyük bir hızla ilerleyen yüz binlerce nesneyle dolu. Çarpışma yaşanması halinde bu nesnelerin çoğu, felakete neden olabilecek bir kazayı ateşleyebilir ve Dünya’nın telekomünikasyon ağlarındaki yörünge uzay çöplüğüne dönüşebilir. Avustralya’da uzay araştırmalarında öncü şirket Electro Optic Systems (EOS), yaklaşık 38 bin km yükseklikteki bu potansiyel ölümcül enkazları tespit etmek için yürütülen çabaların başını çekiyor.

okumak için tıklayınız

Türkiye adım adım iflasa gidiyor

Doğalgaza ekimde yapılan yüzde 9’luk zammın sonuçlarını hissetmeye başladık. İki seçim nedeniyle ertelenmişti. Yüzde 9, enflasyonu çift haneye çıkarmaya yetti. Fakat bu bile yetmiyormuş. Daha zam lazımmış. Hafta sonu “mükerrer” Resmi Gazete’de yayımlanan 2015 yılı Ekonomik Programı ekinde öyle diyor. “Ek” deyip geçmeyin; 300 sayfalık belge, enerji ve tarım KİT’lerinin ilan edilmemiş iflasını kurum kurum

okumak için tıklayınız

Psikolojide doğaüstü diye bir şey var mı?

21. yüzyılda neden hala birçok insan doğaüstü olaylara inanıyor? Batıl inançlara sahip olmamızın altında yatan makul nedenler var mı? Son dönemlerde ABD’de yapılan bir araştırma, Amerikalıların dörtte üçünün doğaüstü olaylara inandığını, her beş kişiden birinin ise hayalet gördüğünü iddia ettiğini ortaya koydu. Geçmişte de keskin zekâya sahip bazı ünlülerin kendilerini imkânsıza inanmaktan alıkoyamadığı görülmüştü. Bunlar

okumak için tıklayınız

Vardiyalı çalışma beyninizi yaşlandırıyor, zihinsel becerileri köreltiyor

Bilim adamları uyarıyor: Vardiyalı çalışma düzeni zamanından önce beyni yaşlandırabilir ve zihinsel becerileri köreltebilir. Bir iş sağlığı dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, on yıllık vardiyalı çalışma kişinin beynini en az altı yıl yaşlandırabiliyor. Araştırmada “asosyal çalışma saatleri” olarak da adlandırılan vardiyalı çalışma düzeninin bunama, uyku bozukluğu ve başka birçok hastalığa sebep olduğu gibi beyin fonksiyonlarını da

okumak için tıklayınız

Yol Günlüğü – Michel de Montaigne

Montaigne, 1580 yılında, 47 yaşındayken, Denemeler’inin ilk kitabını bastırdıktan sonra at sırtında Kuzey Fransa, İsviçre, Almanya (Kutsal Roma Germen İmparatorluğu) ve İtalya’yı kapsayacak uzun bir yolculuğa çıkar. Bu uzun yolculuğun anlatıldığı Yol Günlüğü’nün ilk bölümü Montaigne’in yazmanı, diğer bölümleri ise kendisi tarafından tutulur.

okumak için tıklayınız

Yalınlıkla Süslenen Bir Roman – Zafer Köse

Kitabın arka kapağında verilen bilgiye göre, Factotum, her işi yapan kişi anlamına geliyor. Genelde kahya, ayakçı gibi unvanla, bir vasıf gerektirmeyen işlerde çalışılan kişi. Bu tür işlerde çalışanların, bir işyerindeki ömürlerinin pek uzun olmadığı bilindiğine göre, Factotum sözcüğü, biraz da iş arayan kişiyle özdeşleşiyor. Bir tür “her işi yaparım abi” tipi. Bukowski, Factotum adlı romanında,

okumak için tıklayınız

Mehmet Atlı ile ‘Hepsi Diyarbakır: Herkesin Bildiği Kimsenin Bilmediği’ isimli kitabına dair söyleşi

Bugüne kadar şarkılarından ve güzel sesinden tanıdığımız Mehmet Atlı’nın ‘Hepsi Diyarbakır: Herkesin Bildiği Kimsenin Bilmediği’ isimli kitabı geçen ay İletişim Yayınları tarafından yayımlandı. Kitap, şehrin çeşitli bölgelerinin mimari tarihine farklı açılardan bakışı merkeze alan makalelerden oluşuyor. Atlı’yla kitabını ve kitabından yola çıkarak Diyarbakır’ın tarihini ve bugününü konuştuk. Bu kitap nasıl ortaya çıktı? Bundan sonra ne

okumak için tıklayınız

Bataklığın ortasında bir yaşam

Amerikan rüyasına bambaşka bir açıdan bakan ‘Timsah Park’, kurduğu dünyası, garip ama canlı karakterleri, ustalıklı dili ve anlattığı yolculuğuyla Pulitzer’e aday olmuş gencecik bir yazarın romanı. Kurgu metinlerde özellikle romanlarda mekân kavramı okuyucuya birçok şey sağlar. Bazen sadece bir fon olarak olayların yaşandığı yeri tanıtır, bazen atmosferi ve toplumu anlatır. Bazı romanlarda ise mekân neredeyse

okumak için tıklayınız