Bilimin edebiyat hali

Parçalanmış, topluma ve kendine yabancılaşmış modern bireyin; öteki-arzu nesnesi ve kitle psikolojisi sarmalındaki yalıtılmışlığını bir dehanın ayak izleri eşliğinde takip etmek Girard’ın mazoşizmi anlamak için önerdiği tavsiyesini de ister istemez akla getiriyor; kuramlar bir tarafta dursun, Dostoyevski okumalı. Alman felsefe geleneği yabancılaşma kavramı üzerine 1800’lerde büyük tartışmalar yaşarken, bu gelenekten süzülen Karl Marx, ‘El Yazmaları’nda

okumak için tıklayınız

Genco Erkal’dan 50 yıl sonra yeniden “Bir Delinin Hatıra Defteri”

Genco Erkal, ilk kez 27 yaşındayken sahnelediği ve kendisiyle özdeşleşen “Bir Delinin Hatıra Defteri”ni 77 yaşında yeniden sahneliyor. Dostlar Tiyatrosu’ndan tiyatroseverlere büyük sürpriz!.. Genco Erkal, ilk kez 27 yaşındayken sahnelediği ve yıllar boyunca kendisiyle özdeşleşip efsane olan “Bir Delinin Hatıra Defteri”ni 77 yaşında yeniden sahneye koyuyor.

okumak için tıklayınız

Kapitalizmin geleceği var mı? – Onno Kuruşyan

Alanlarında yetkin beş ünlü sosyal bilimci; Immanuel Wallerstein, Randal Collins, Michael Mann, Georgi Derluguian ve Craig Calhaun alışılmadık bir kitap yazmak için bir araya gelmişler. Amaçları ise gayet açık: Büyük durgunluktan çok daha büyük, çok daha derin bir sorunlar ve dönüşümler döneminin habercisi olacak olan bir kriz yaklaşmaktadır. Bunu aydınlatabilmek için tek bir sorunun peşine

okumak için tıklayınız

Erasmus ve Deliliğe Övgü ‘ye dair – Ahmet Cemal

Günümüzde, Rönesansla birlikte ortaya çıkan hümanizm akımının yaratıcılarından ve en büyük temsilcilerinden biri olarak bilinen Rot-terdamlı Erasmus, 1465 yılında Hollanda’nın Rotterdam kentinde doğdu. Bugünkü ortaöğrenimi karşılayan bir öğrenim döneminin ardından Augustin tarikatına girerek rahip oldu. Ancak hiçbir zaman geleneksel anlamda bir rahip olarak etkinlik gösteremedi; kendim daha çok bilime adamak istediği gerekçesiyle, dini makamlardan “cüppe giymeme” iznini aldı. Paris Üniversitesi’ne devam

okumak için tıklayınız

Ölümünün 70.Yılında Kemal Uluser – Fatin Hazinedar

Ölümünün 70.Yılında Kemal Uluser Yaşantı Sözcüğünü Bulan Adamın Bilinmeyen Yaşantısı “hatırlamak için unutur insan/ unutmak için hatırlar // hatırlamanın ve unutmanın / bilinir yeraltı tarihi ama unutulur /bazen unutmak bazen hatırlamak // üstün gelir ama kime / dünya unutturmak için hatırlayanların / ve hatırlatanların mülkü // şiir, şairin unutulmasıdır / okur hatırlar ama neyi /

okumak için tıklayınız

Cemil Kavukçu’nun getirdiği ustalık

Üstü Kalsın’ı Cemil Kavukçu’nun ikinci ustalık döneminin yüksek bir basamağı olarak okuyabiliriz. Dokuz öyküden oluşuyor kitap. Birbiriyle ilişkili “karga” öyküleri yanında, apayrı insan hikâyeleri anlatıyor. Cemil Kavukçu’nun, öykücülüğünü bütün özellikleriyle olgunlaştırıp özgün bir ada olarak önümüze getirdiği ilk uzun döneminden sonra yazacaklarını hep merak etmiştim. Şimdi ilk öykülerinin yayımlandığı yıldan bugüne geçen otuz beş yıllık

okumak için tıklayınız

Yılmaz Güney kovboy mu?.. – Sunay Akın

İşin aslına bakarsanız, Hollyvvood filmlerindeki hızlı silah çekme sahnelerinin tamamıyla uydurma olduğu ortaya çıkar. Kovboyların bellerindeki silahlar son derece kullanışsız ve iş görmez durumdaydılar. O dönemin en gelişmiş silahı olan Colt 45 Deacemaker, en keskin gözlü nişancının elindeyken bile hedefi vuramıyordu. Tabancaların yetersiz oluşlarından dolayı birçok silahşor sırtlarından vurularak ya da almış oldukları basit yaraların akımsızlık yüzünden kangrene dönüşmesi sonucunda ölüyorlardı.

okumak için tıklayınız

Tek eksiğimiz bülbül sesi – Sunay Akın

Atlarını dörtnala koşturan askerler Kolomb’a Fransa sınırında yetişmeyi başarırlar. Askerlerin komutanı, İspanya kraliçesi Isabella’nın istediği parayı vereceğini söyler. Bunun üzerine Kolomb, Fransız kralının desteğini almaktan vazgeçer ve kraliçenin kararını değiştirmesinden memnun bir şekilde geri döner. 1492 yılının 3 Ağustos günü tüm hazırlıklarını tamamlayan üç karavel Barra di Saltes limanından rüzgâra yelken açar. Diğer iki gemiden daha güçlü fakat daha az süratli

okumak için tıklayınız

Prometheus Cehennemde – Albert Camus

PROMETHEUS CEHENNEMDE Karşı koyanı olmadıkça Tanrının bir yanı eksik geliyor bana (Prometheus Kafkasya’da) Lukianos Bugünün insanı için Prometheus nedir? Gerçi, Tanrılara kafa tutan bu adam çağdaş insanın örneği sayılabilir. Binlerce yıl önceki bu kafa tutma bugün tarihin eşsiz bir sarsıntısı ile sona eriyor da diyebiliriz. Ama, bir yandan da, öyle geliyor ki, bu ezilmiş insan bizim aramızda

okumak için tıklayınız

Edebiyatınız hangi toplumsal varlığa bağlı – B. Sadık Albayrak

Edebiyat siyasi bir iştir. En azından kendi tarihçeme baktığımda bunu apaçık görebiliyorum. Marx’ın adını ilk ne zaman duyduğumu hatırlamıyorum, ama ilk kez Marx’ın bir sözünü bir edebiyat eleştirisinde görmüştüm ve dünyaya bakışımı belirleyen bir anahtar olmuştu: İnsanların sosyal varlıklarını belirleyen sosyal bilinçleri değil, sosyal bilinçlerini belirleyen sosyal varlıklarıdır diyordu. 1979 sonu 1980 başları olmalı. Asım

okumak için tıklayınız

Bir gün öncesinden sınav hazırlığı neden işe yaramaz?

Kendi beynimizi tanıdığımızı sanırız; ama iş hafızaya gelince araştırmalar tersini gösteriyor. Bulgular birçoğumuzun öğrendiğimiz şeyin hafızamızda yer etmesini engelleyen bir yöntem izlediğimizi gösteriyor. Neyse ki bu araştırma en iyi öğrenme şeklini de ortaya koyuyor. Hepimiz hayatta zor bir sınavla karşılaşmışızdır mutlaka. İster okulda sınav olsun, ister üniversite finali ya da işimizle ilgili bir test, hep

okumak için tıklayınız

Bir komedyenin kaleminden bilim

Komedi ciddi bir iştir, bilim de öyle. İngiliz komedyen Ben Miller, iki ciddi işi bir araya getiriyor. Ben Miller İngiltere’de tanınmış bir komedyen. BBC’de 1997-2001 yılları arasında yayınlanan “Amstrong & Miller” adlı skeç şovunun yıldızı. Miller eğitim hayatındaki keskin dönüşü doktora yaparken yaşıyor. Üstelik bu kararı Katı Hâl Fiziği alanında “Düşük sıcaklıktaki yarı-sıfır-boyutlu mezoskopik elektron

okumak için tıklayınız

Ünsal Oskay’ın mirası

Yabancılaşma, insanın metalaşması, kültürün endüstrileşmesi… Ünsal Oskay bu karmaşık konuları en eğlenceli şekilde anlatırken, örnekleri arasına Türkan Şoray da bir manken de girebilirdi. Oskay’ın kitapları yeniden yayımlandı. 1982’de, Marks’ın, “m”sinin dahi telaffuz edilmekten korkulduğu, umutsuzluk ve yılgınlığın hakim olduğu o darbe günlerinde, SBF Basın Yayın Yüksek Okulu’nda Marks’ın iktisat ve önemli yabancılaşma teorisini anlatacak kadar

okumak için tıklayınız

Cervantes burada nefes alıp verdi

Heyecandan geçtiğim sokakların isimlerinin ne kadar tanıdık olduğunu fark edemeyecek haldeyim. Dün akşam, haritam yokken buralarda dolanmışım oysa. Bu şehre gelmeden hemen önce bu evin tarihini, Miguel de Cervantes Saavedra’nın burada kaldığını, burada bulunduğu yılların Don Kişot’un basımına denk geldiğini öğrenmiştim. Valladolid’deki ilk günümde, elbette geldiğim ilk yer Cervantes’in kaldığı ev. Santiago Caddesi’nden geçerken İspanyol

okumak için tıklayınız

Rusya’da Eylemin Sanatla Buluşması (Edebiyatta ve Sinemada Devrim)

Rus devrimlerinin edebiyat ve sinema tarihini her yönüyle ele alan bir ortak çalışma. Devrimler toplumsal, siyasal, ekonomik ve tarihsel nedenlerle ortaya çıkar ve her devrim, hem çağının sanatında büyük izler bırakır, hem de o sanat tarafından yaratılır. Rusya’da devrim fikri, on dokuzuncu yüzyıl sonundan itibaren Rus edebiyatının ve sanatının temel konularından biri olmuş, 1905 ve

okumak için tıklayınız

Zapata ve Meksika Devrimi – John Womack Jr.

John Womack’ın kaleme aldığı bu önemli toplumsal tarih çalışması, Meksika Devrimi ve özel olarak da 1914 tarihli Emiliano Zapata’nın önderliğinde Morelos eyaletindeki köylü ayaklanmaları üzerinde duruyor. Kuzeydeki müttefiki ve yakın dostu Pancho Villa’nın aksine Zapata yoksul bir çiftçi olmadığı gibi bir “bandit” yani haydut da değildi. İstese hayatını yaşadığı eyalette küçük bir soylu olarak geçirebilirdi.

okumak için tıklayınız

Rojava Toplumsal Sözleşmesi

Rojava Toplumsal Sözleşmesi Giriş Din, dil, ırk, inanç, mezhep ve cinsiyet ayrımının olmadığı, eşit ve ekolojik bir toplumda adalet, özgürlük ve demokrasinin tesisi için. Demokratik toplum bileşenlerinin siyasi-ahlaki yapısıyla birlikte çoğulcu, özgün ve ortak yaşam değerlerine kavuşması için. Kadın haklarına saygı ve çocuk ile kadınların haklarının kökleşmesi için. Savunma, özsavunma, inançlara özgürlük ve saygı için.

okumak için tıklayınız

Cemil Kavukçu’nun yeni öykü toplamı: Üstü Kalsın

Cemil Kavukçu’nun yeni öykülerini bir araya getirdiği kitabı “Üstü Kalsın”, “Düşkaçıran” ve “Aynadaki Zaman” adlı kitaplarıyla açılan parantezi şimdilik kapatıyor. Edebiyatımızın usta öykücüsü, bu yeni kitabıyla bildiğimiz dünyalarına doğru bir adım adım atıyor. Bu öyküleri kuşlar getirdi Semih Gümüş, öykücülüğümüzün bir nevi haritasını çıkardığı kitabı Öykünün Kedi Gözü’nde Cemil Kavukçu için şöyle bir paragraf açmıştı:

okumak için tıklayınız

Hüseyin Peker’den bir imgelem zeybeği – Ömer Turan

savaş başladı dostum eşyalarım hazır: bir çift ayakkabı evde neden bağcık beslenmez? ağrıdan kurtulsun diye bilekler üç günlük sakalımla ölüyorum şehre bundan küstü bendeki cansızlığın resmi ve ben nefret ediyorum zor kadınlardan değerli taşlarla anmışken kendimi damat edindiler evlerine ruh süpürgesi oldum her birine… Bir kente küsmek, ömre verilmiş ceza mıdır?

okumak için tıklayınız

Vera Muhina’nın “İşçi ve köylü kadın” heykeli

Güçlü vücutları ileri yönelen işçi ve köylü kadın kafaları üzerinde Sovyet ülkesinin sembolü olan çekiç ve orak tutuyorlar. Heykelci Vera Muhina’nın sosyalist gerçekçilik standartı ve 20.yüzyılı heykelciliğinin çok büyük eseri olarak tanınan “İşçi ve köylü kadın” adlı devasa skülptürü eskisi gibi heyecan oluşturmaya devam ediyor. Heykel 1937 yılı Paris Dünya sergisinde Sovyet pavyonunun tacıydı. 35

okumak için tıklayınız