Yeryüzüne Dayanabilmek İçin – Tezer Özlü

Neden yazılır? Dünya acılı olduğu için yazılır. Duygular taştığı için yazılır. İnsanın kendi zavallılığından sıyrılması çok güç bir işlemdir. Ama insan bir kez bu zavallılıktan sıyrılmayagörsün, o zaman yaşamı kendi egemenliği altına alabilir. İşte böylesi bir egemenliği bir iki kişiye daha anlatmak için yazı yazılır. (Ya da kendi kendine kanıtlamak için). Çünkü, insanın kişisel özgürlüğü,

okumak için tıklayınız

İç Dünyamdan Notlar – Paul Auster

Önceleri her şey canlıydı. En ufak nesnelere pır pır çarpan kalpler bahşedilmişti… Yaşamöyküsünü, Kış Günlüğü kitabında fiziksel varlığının gelişim süreciyle aktaran usta yazar Paul Auster, yukarıdaki cümleyle başlayan İç Dünyamdan Notlar’da da iç benliğinin dış dünya ile karşılaşma sürecindeki gelişimini anımsıyor. Auster, bebekliğinde aydedeye bakışından, çocukluğunda kovboy filmlerinin yıldızı Buster Crabbe’e olan hayranlığından, dokuz yaşında

okumak için tıklayınız

Dünya Nasıl Değişir – Eric Hobsbawm

Eric Hobsbawm bu kitabında okurlara, büyüleyici ve derinlikli bir Marksizm değerlendirmesi sunuyor. Marksizmin, Fransız Devrimi ve Alman felsefesine dayanan kökenlerini ele alıyor; Engels’in İngiltere’de İşçi Sınıfının Durumu’ndan Gramsci’nin Hapishane Defterleri’ne ve Komünist Manifesto’ya kadar Marksist düşünürlerle kilit önemdeki eserlerini değerlendiriyor, son yirmi beş yılda Marksizmin kaderinin tersine

okumak için tıklayınız

Koşar Adım Bir Hayat Server Tanilli – Fevzi Karadeniz

“… Tanilli bize 1962 yılında ilk defa geldiğinde genç bir öğrenci idi. Sonra Türkiye’ye döndü ama, ilişkilerimiz devam ediyordu. Strasbourg da ise, artık ailemizin bir üyesi oldu.” -Şirin Melikoff Sayar- “Server Tanilli gibi demokrasi uğruna bedel ödemiş birinin Kürt sorunu konusunda daha duyarlı olmasını beklerdim.” -Mahmut Polat- “Sesi çok sıcaktı ve sanki arkasında bir şelale

okumak için tıklayınız

Canım Aliye, Ruhum Filiz adlı kitaba dair Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali ile söyleşi – Serhan Yedig

Yazar Sabahattin Ali?nin eşine evlilik öncesi, kızına ise ölümünden birkaç yıl önce hapisten ve İstanbul?dan yazdığı mektuplar ?Canım Aliye, Ruhum Filiz? adıyla YKY?den yayımlandı. Müzikolog, yazar Filiz Ali, babasının kişiliğinin tüm boyutlarıyla kavranabilmesi açısından mektuplarının önemli olduğunu söylüyor ?Son mektuplarında çaresizliği, kuşatılmışlığı belirgin şekilde görülüyor? diyor.

okumak için tıklayınız

Marksizm ve Hukuk – Hugh Collins

Liberallerin amentüsüne dönüşen “hukuku üstünlüğü” gerçekten de o kadar “üstün” mü? Eğer öyleyse bu dokunulmaz zırhın meşruiyetini sağlayan nedir? Komünizm hukukun ortadan kalkması mı demek? Marksistlerin hukukla ilişkisi her zaman sorunlu olmuştur. Yukarıdaki sorular bile Marksizm ile hukuk arasındaki ilişkinin esastan düşünülmesi gerektiğinin bir yansımasıdır. Hukuk alanındaki çalışmalarıyla tanınan ve halen Modern Law Review’ün editörü

okumak için tıklayınız

Felsefe Defterleri – V.İ Lenin

Lenin’in ilk kez 1929-1930 yıllarında Lenin Derlemeler’in dokuzuncu ve on ikinci ciltlerinde yayınkanmış ve 1933-1947 yılları arasında Felsefe Defterleri başlığını taşıyan ayrı bir cilt halinde birçok kez basılmış olna felsefi çalışmaları bu ciltte toplanmıştır. Bu malzemeler, sekizi 1914-1915 yıllarında doldurulmuş ve adlandırılmış olan on defterin içeriğini temsil etmektedir. Lenin’in bazı felsefe ve doğa bilimleri

okumak için tıklayınız

Muazzez İlmiye Çığ’ın Hayatı

(*) Zaman Ne kaygansın ey zaman!/ Akıp gidersin durmadan./ Ne başın var, ne sonun./ Ne rengin var ne şeklin./ Nesin sen, nesin sen ey zaman?/ Tutmak mümkün değil seni,/ Tutulamazsın, görülemezsin./ Nesin sen, nesin sen ey zaman?/ Fırtına gibi yıkıp dökersin./ Ama fırtına değilsin./ Kimine yaşam verir,/ Kimini yok edersin./ Bana gelince zaman:/ Yüzüme çizsen

okumak için tıklayınız

Toprak Ev – Woody Guthrie

Başrolü bolluk ve bereketin peşinden giden ailelere veren John Steinbeck’in Gazap Üzümleri’nin aksine, Guthrie Yukarı Düzlükler’de kalıp kıt kanaat geçinmeye yetecek kadar para kazanan ve endüstriyel tarıma karşı koyan azimli çiftçilerin, Tike’la Ella May’in hikayesini anlatır. Kitabın her sayfası bu çiftçilerin gündelik yaşamlarının incelikleriyle, yazarın bizzat tanıklık ettiği bir sefaletle ve sefaleti çekenlerin içlerindeki güçten

okumak için tıklayınız

Urartu Doğu’nun Güneşi (Dünya Uygarlıkları) – Ali Narçın

Anadolu, çoğu uygarlıklara ev sahibi yapmakla kutsal sayfalar arasına girmeyi başarmış bir bölge olarak belleklere yerleşmiştir. Anadolu’nun coğrafik konumları dışında tarihi ile ilgili ifadelerin toplamı belki de binlerce ciltlik bir ansiklopediyi oluşturur. Nedeni de o kadar çok uygarlık tarafından kullanıldı ki arkeologlar tarafından bulunan belgelerde önemi anlaşılan bir bölge konumuna getirildi. Bölge bir yarımada şeklinde

okumak için tıklayınız

Güzellik Hırsızları, Pascal Bruckner

“(*) Güzellik nedir? Güzel olmak bir özellik mi yoksa başkalarına karşı işlenmiş bir suç mudur? Güzellik kendinin farkında olmakla beslenen bir öğe midir? Bu sorular gündelik yaşamda sormayı düşünmediğiniz sorulardır. Ancak bir romanda karmaşık bir serüvenin odağında kimliği güzelliğiyle örtüşen bir kadının bulunuşu size bu soruları sordurabilir. Eğer romandaki tüm kurgu kadının güzelliğinin bir elbise

okumak için tıklayınız

Vojislav İliç’in Hayatı

İlk büyük modern Sırp şairi olan İliç, Sırp şiirinin yanı sıra, 19. yüzyıl Hırvat şiirini de etkilemiştir. İlk şiirlerini, babası Jovan İliç ve kayınpederi Djura Jaksic?in dehalarının gölgesinde yazmış; ancak, zamanla kendi güçlü kişiliğini edinerek, ince bir sanat ve duyarlıkla, özgün bir tarz yakalamayı başarmıştır. İliç; Puşkin, Lermontov ve Jukovski?nin izleyicisidir. Rusçadan yapılan çevirilerini okuduğu,

okumak için tıklayınız

Yedinci Ağıt & Okumak (Elegie 7), Emmanuel Hocquard

(*) “Okumak, görmek gibidir: görmeyi ve okumayı öğrendiğimiz gibi görür ve okuruz, zorlayıcı biçimde, bilinmeyeni önceden bilinene götürerek. Yani onu yok ederek. Sonuç sıfır. Sanırım bu yüzden, birçok insan imgeleri ve mecazları sever: sürpriz etkisi geçtiğinde, aykırılığın arkasında olanın, aslında tanıdık oluşunu farketmekte güven verici bir şey vardır. İleti çözülür, ayaklar yere, sıfır noktasına basar.

okumak için tıklayınız

Yağmurlar Cumhuriyeti, Stoyan Daskalov

(*)”Yaşam kavgasında çok değişik karakterler yer alıyor; insanların kimi direngen kimi atılgan kimi hain kimi gevşek kimi yelkenleri suya indiriveriyor çabucacık; böylesine karmaşık koşullar altında yaşam benim için olanca niteliğiyle bir okul oldu.” Bu kitap, çağdaş Bulgar edebiyatının yetkin imzası Stoyan Daskalov’un en ünlü romanıdır. Bu kitpta bir sel felaketinin ardından gelişen olaylar zincirinde, önce

okumak için tıklayınız

Kurtboğan, Mustafa Balel

Mustafa Balel’in ilk öykü kitabı Kurtboğan 1974’de yayımlandı. “Mustafa Balel’İn yalın dili, sıcak ve candan anlatımının, toplumcu özle bütünleştiği “Kurtboğan”, çetin doğa koşullarının daha da ezdiği Anadolu insanımızın buruk yaşamını vurgulayan toplumcu öykülerden oluşmaktadır. Doğayla başbaşa bırakılmış, burunları dibindeki uygarlıktan nasiplerini almaları önlenmiş insanların yanında yer alıp, birlikte acı çekip, birlikte mutlu olacağınız “Kurtboğan”ı seveceksiniz.”

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin mektupları: “Canım Aliye, Ruhum Filiz” – Ali Bulunmaz

Sevengül Sönmez’in yayıma hazırladığı “Canım Aliye, Ruhum Filiz”de, Sabahattin Ali’nin eşi ve kızına yazdığı mektuplardan örnekler var. Mektuplar, Sabahattin Ali’yi bir sevgili, eş ve baba olarak bize bir kez daha tanıtırken yazarın içindeki o büyük sevgiyi ve sorumluluğu da anlamaya davet ediyor. Üç güzel insan 13 Ağustos 2009 günü Cumhuriyet Kitap’ta yayımlanan söyleşide, bir başka

okumak için tıklayınız

Üvercinka – Cemal Süreya

Cemal Süreya, ilk kitabı Üvercinka 1958’de çıktığında, 27 yaşında, ilk şiiri (“Şarkısı Beyaz”) daha beş yıl önce yayımlanmış genç bir şairdi. Bu kitapla çağcıl Türk şiirinin en çok konuşulan, en çok tartışılan akımlarından İkinci Yeni’nin öncülerinden biri olacağını ne kendisi ne de bir başkası bilebilirdi. Lirik, erotik, ideolojik… Sıcak, tılsımlı ve ölümsüz. Türk şiirinin kavşak

okumak için tıklayınız

Bir Kırlangıcın Daha Var – Cemal Süreya

Sen bir çocuksun, annen sinirden bir de sevinçten doğurdu seni yırtılan ipek sesiyle; Bir çocuksun sen, bedeviler gibi ezberindeki şiirlerle bulmak zorundasın çölde yitirdiğin yolu; yeryüzü şenliğinin azımsanamaz bir parçasıdır yaktığın ateş, kıvrıldığın dönemeç, açtığın şemsiye, kucakladığın yaşlı ağaç; iyi çocuksun; tuhaf çocuksun; ağzını burnunu tıkasalar gözlerinle soluk alırsın; gözlerini bağlamaya kalksalar el ve ayak

okumak için tıklayınız

Hitit Anadolu Rüzgarı (Dünya Uygarlıkları) – Ali Narçın

Beylerin egemenlik sürdüğü “Hatti” ülkesinde bir zamanlar bilinmeyen bir nedenle saldırıların olduğu arkeolojik kazılar sırasında elde edilen çalışmalardan anlaşılmıştır. Yangınlar olmuş, kentler yakılıp, yıkılmış, beylikler belki de inanılması güç olan bir yaşam ile karşı karşıya kalmışlardı. Merkezi sistemin olmadığı, doğrusu böyle bir sistemle yönetilmenin yeni zararlar getireceği kaçınılmaz bir tehdit olarak algılanmıştı. Ancak bilindiği gibi

okumak için tıklayınız

Av. Erdinç Uzunoğlu Unutulmayacaktır – Müslüm Üzülmez

Bir güzel insan daha bizi bırakıp gitti. Diyarbakır Barosu avukatlarından Erdinç Uzunoğlu, 21 Ocak 2014?de gece saat 22.00 de evinde vefat etti. Bir gün sonra da Diyarbakır?da defnedildi. Ölüm hayatın ötesi, ayrılığın ebediliğidir. Giden çok yakınınsa ve de gidişinin acısını yüreğinde duyuyorsan gidenin ardından yazı yazmak çok zor. Erdinç kardeşimin cenazesinde, mezarı başında, taziyesinde bulunamadım.

okumak için tıklayınız