Musa Hawamdeh ‘in Hayatı.

“Yazmak benim için bu acıları bir şekilde paylaşma biçimi. İçimdekileri dışarı çıkarma biçimi. Zaten yazılarımda bunun etkisi her zaman vardır. Belki de köyümüze gelen İsrail askerilerinin o gün bizlere yaşattıklarından dolayı bir eziklik var, belki de bir acizlik. Aslında tüm çocuklar orada aynı şartları yaşıyor ve benzer duyguları hissediyor. Zaten 10 yaşımdan itibaren de hep

okumak için tıklayınız

Ece Temelkuran ‘ın Hayatı

“İnsanın bir duruşu olmalı, yaşama ve yaşanılanlara karşı… Hayata nerden ve nasıl bakacağını kendi belirlemeli ve sakınmadan rengini belli etmeli. (…) Bazen en uzak halk kendimizinkidir bize. Okyanus aşırı bir memlekettir bazen Türkiye. Bu toprağın yeniden bizim toprağımız olmasını istiyorsak eğer yeniden birleştirmemiz gerekiyor tepelerimizin hikâyelerini. Söküldüğümüz yerlerden, ?çilemizi? çözüp çözüp yeniden örmemiz gerekiyor kendimizi.

okumak için tıklayınız

AKP’li Belediyelerde Neler Olmuş Neler – Aykut Küçükkaya

Türkiye’yi sarsan “Büyük Rüşvet Operasyonu”nun ardından Başbakan Tayyip Erdoğan ve AKP hükümeti, kamuoyunda bir algı oluşturmaya çalıştı: “Bu iktidarın üyelerinin adı, 17 Aralık 2013’teki yolsuzluk ve rüşvet operasyonundan önce herhangi bir yolsuzluğa karışmadı!” Sahi!.. Gerçek böyle miydi?

okumak için tıklayınız

Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian

Bu araştırmada yer alan 700 tanıklık ve müzik dahil sözel tarih kaynakları, 55 yılı aşkın bir süre boyunca kelimesi kelimesine, parça parça yazıya dökülerek, ses ve görüntü kaydı yapılarak derlendi. 1955 yılında, Yerevan Haçatur Abovyan Pedagoji Enstitüsü’nde öğrenci olan Verjine, başlangıçta Batı Ermenisi olmanın dürtüsüyle ve kendi şahsî inisyatifiyle başlattığı bu çalışmayı, 1960 yılından itibaren Ermenistan Bilimler

okumak için tıklayınız

Mardin 1915 (Bir Yıkımın Patolojik Anatomisi) – Yves Ternon

Bu olağanüstü araştırma 1915 soykırımı sırasında bir Ermeni cemaatinin imhasının hangi koşullarda gerçekleştiğini (o güne dek) eşi görülmemiş bir kesinlikle ortaya koymanın yanı sıra, bir şehrin, yani Mardin’in ve bir bölgenin -Mardin sancağının ve Diyarbakır vilayetinin- yerel tarihiyle bireysel trajedileri birbirine bağlıyor. Kürdistan Platosu’yla Mezopotamya Ovası’nın birleştiği noktada yer alan Mardin farklı Hıristiyan cemaatlerinin birlikte

okumak için tıklayınız

Keçi (Zanlı, Kurban, Cefakar) – Ömer F. Oyal

Keçi… İnsanlığın en eski dostlarından biri. İlk evcilleştirilen hayvanlardan biri. Ancak keçinin gerçekten evcilleşip evcilleşmediğine karar vermek biraz zor. O hem biraz evcildir hem de değildir. Hem insanla iç içe bir yaşam sürer hem de aslında başına buyruktur. Keçi güdülemez, sürünün liderini izler o kadar. Tabii o da yaşlı bir tekedir. İnsana olan bu yakınlığa

okumak için tıklayınız

‘Kedilerin Felsefesi, Filozofların Kedileri’ – Atilla Akar

Efendim; ne zaman tadım bozuk, keyfim kaçık olsa; yahut siyasetin bezdirici tartışmalarından uzaklaşma arzusu duysam, ya kitaplara ya da kedilere sığınırım. Kedilerin mırıltısı ve sayfaların hışırtısının tedavi edici etkisi olur bende. Bu kez her ikisini bir arada barındıran henüz çok yeni bir kitaba sığındım. Kitabın adı ?Kedilerin Felsefesi, Filozofların Kedileri?. Yazarı, bir felsefeci olan Federica

okumak için tıklayınız

Melek Tavus’un Halkı Ezidiler – Sabiha Banu Yalkut

Ezidiler, dini inançlarının kurbanı bir halktır. İnandıkları Melek Tavus, Tanrı’nın cennetten kovduğu melekle, yani Şeytan’la bir tutulduğu için Müslüman ve Hıristiyan komşuları tarafından dışlanmış, lanetlenmişlerdir. Sabiha Banu Yalkut, Ezidiler üzerine çalışmaya 1979 yılında bir arkeoloji öğrencisi olarak gittiği Mardin’in Midyat ilçesinde karar verdi. Yıllarca onların izini sürdü; Almanya’da, diaspora koşullarında yaşayan Ezidilerle düzenli bir biçimde

okumak için tıklayınız

En mahrem, en kırılgan yerlerimizden yakalanıyoruz – Aysel Sağır

?İstem Dışı Körlük?te, iktidar(lar)ın, hür seçme hakkına dair farkındalığı manipüle etmeye yönelik stratejileri yatıyor.’ Sonunda olan oldu, artık hepimiz körüz. Üstelik bu körlüğü uzun süredir yaşadığımızın yeni farkına varmak gibi vahim bir gecikmişlik içindeyiz. Oğuz Atay?ın roman kahramanlarından biri ?bat dünya bat, gözün kör olsun da piyango bileti sat? diye beddua ettiğinde, biraz daha zaman

okumak için tıklayınız

Bildiğimiz Tarımın Sorunu (Küresel İktidar ve Köylülük) – Çağlar Keyder, Zafer Yenal

Tarım sorunu (die Agrarfrage), 20. yüzyılın başından itibaren siyasetin ve sosyal bilimlerin en önemli tartışma alanlarından biriydi. 1980’lerin düşünce ikliminde ivme kaybedip şekil değiştirdi ve daha çok “hormonlu sebzeler”, “doğal beslenme”, “permakültür” gibi “kentli” başlıklar altında bambaşka bir tartışmaya dönüştü; üretim ve üreticiler yerine gıda ve tüketimle ilgili meseleler gündemin baş köşesine oturdu. Küçük üreticiliğin

okumak için tıklayınız

Hayvanların olmadığı çocukluk neye yarar ki? – Semih Gümüş

Elias Canetti yazarlarımdandır. Körleşme romanı ve yazılarının derlendiği Sözcüklerin Bilinci, Türkçede ilk yayımlandıkları günlerde kitaplarım arasında yer aldı. Canetti çağımızın önemli aydınlarından, Nazizm illetine karşı durmuş, aynı zamanda ağırlığı olan bir kimliğin de sahibi. Onun Hayvanlar Üzerine kitabını bilmiyordum, Türkçede yayımlanır yayımlanmaz okudum, benim için gerçek bir sürpriz oldu. Canetti?nin hayvanlar üstüne düşünceleri ve bakış

okumak için tıklayınız

Nereden sevdim o zalim takımı… – Burak Kuru

Futbol takımı taraftarlığında ?sevilen?i anlatmak mümkün. Tanıl Bora ile Ziya Adnan, Kimi Başrol Kimi Karakter?de, futbol kulüplerinin hikâyelerini anlatarak ?sevilen?i tasvir ediyor. Ülkemizde insanın kendisini tanımladığı kimliklerden biri, hatta zaman zaman en önemlisi olarak karşımıza çıkıyor ?desteklediği takımın mensubu? olmak. O unvanı şerefle taşımak, hayata o pencereden bakmak, kararlarını bu unvanla ilişkili olarak vermek, kısacası

okumak için tıklayınız

Devlet Nedir? – Cem Eroğul

Toplumsal yaşamın her alanında, sürekli olarak karşımıza çıkan bir olgudur devlet. Ama, gerçekte devlet nedir? Toplumun tümüne hizmet eden bir aygıt mı? Yoksa egemen sınıfların baskı aracı mı? Ya da toplumu haraca kesen asalak bir örgüt mü? Cem Eroğul, bu kitapta, işte bu temel sorulara yanıt bulmaya çalışıyor. Bunun için, Marksist kuramın araçlarını, kendine göre

okumak için tıklayınız

Demokrat Parti (Tarihi ve İdeolojisi) – Cem Eroğul

Kimine göre, Demokrat Parti, Atatürk devrimlerini yok etmeyi amaç edinen ve bugün bu ereğine iyice yaklaşmış görünen, gerici bir siyasal akımın ilk büyük dalgasıdır. DP demek, karşıdevrim demektir. Kimine göre ise, Demokrat Parti, baskıcı yönetimler karşısında yüzyıllardır boyun eğmiş “kitlelerin isyanı”dır ve en büyük özelliği demokrasinin kurucusu olmasıdır. Ancak, birbirinin tam karşıtı olan bu iki

okumak için tıklayınız

Birey Nedir? (Öz Türkçe Bir Marksist Yaklaşım Denemesi) – Cem Eroğul

Marksizm ya da özdekçi (maddeci) tarih görüşü, bir buçuk yüzyılı aşkın bir süre içinde, toplum bilimlerine çok önemli katkılarda bulunmuştur. Bu katkılar bugün de sürüyor. Buna karşılık, toplum bilimlerine katkılarıyla karşılaştırıldığında, Marksizmin birey bilimlerine katkısı son derece cılız kalmıştır. Bu kitap, işte görece boş olan bu alanda bir söz söyleme denemesidir. Çalışılan alanda büyük boşluklar

okumak için tıklayınız

20 yazar ve kendi çizdikleri portreleri

Yazı yazarak kendini anlatmanın en güzel ifade yollarından biri olduğu söylenir, ama bu tek yol değildir elbet. Bazıları resime, müziğe, sinemaya da yönelirler. Flavorwire’ın hazırladığı bu listede, kendi portrelerini resmeden 20 yazar var; Sylvia Plath, e.e. cummings, Charles Bukowski, Mark Twain ve nicesi… Bakalım yazarlar kendilerini nasıl algılamış, tuvale nasıl yansıtmışlar?

okumak için tıklayınız

Sevengül Sönmez ile söyleşi: Sabahattin Ali’den mektup var

Değirmen, Kağnı, Ses, Yeni Dünya ve Sırça Köşk adlı öykü kitaplarının, Kuyucaklı Yusuf ve İçimizdeki Şeytan adlı romanların, Dağlar ve Rüzgar adlı şiir kitabının yazarı olan Sabahattin Ali’yi Türkiye daha çok Kürk Mantolu Madonna’nın yazarı olarak tanıyor. Yapı Kredi Yayınları’ndan Sevengül Sönmez editörlüğünde çıkan Canım Aliye, Ruhum Filiz ise Sabahattin Ali’yi Kürk Mantolu Madonna’nın ötesinde,

okumak için tıklayınız

Yannis Ritsos ‘un Hayatı

Aragon’un çağımızın en büyük şairi olarak tanımladığı Yannis Ritsos, metaforlarla örülü şiirlerinde, Yunanistan coğrafyasını arka plana alarak, yurtseverlik duygularını işledi. İnsanın günlük yaşamdaki durumuna yaklaşımı, ayrıntıları bütün yalınlığıyla yansıttığı kısa şiirlerinde iyice belirginleşir. Şiirleri 80 kadar dile çevrilmiş ve milyonlarca insana ulaşmıştır. Epitaphios (Yazıt-Mezar Yazıtı) (1936) adlı kitabı Atina’da Zeus tapınağında, faşist cunta yönetimi tarafından törenle

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’in yeni görüntüleri

1952 yılında Kırım’da çekilen Nazım Hikmet görüntülerinde usta şair Rus çocuklarla Rusça konuşuyor… Görüntüler Sovyet arşivinde çıktı. Tam 62 yıl öncesine ait. Şair Nazım Hikmet’in Sovyetler’de çocuklarla sohbet ederken çekilmiş görüntüleri diğer az sayıdaki görüntülerinden çok farklı. O anlar renkli olarak kaydedilmiş. Nazım Hikmet, Sovyet iktidarı döneminde İlkokul ve lise öğrencileri için oluşturulan yaz kamplarından

okumak için tıklayınız

Büyük yazarları ağırlayan tarihi kafeler ve barlar

İngiltere’de, ABD’de, Fransa’da veya İspanya’da kültürel değerleri korumak, kentleşmenin bir parçası olduğundan, büyük yazarların müdavimi oldukları kafeleri, barları ya da restoranları bugün de ziyaret etmek mümkün. Üstelik elinizde bu yazarın kaleminden çıkma bir kitapla bir masaya yerleşip, kahvenizi veya şarabınızı da yudumlayabilirsiniz. Hem o sırada aklınızdan “Emek Sineması da yerli yerinde dursaydı keşke” diye bir

okumak için tıklayınız