Biz Böyle Delikanlılar Değildik! (Tefrika Romanlar Cilt: 1 – 1947-1951) – Kemal Tahir

Edebiyatımızın güçlü ve klasikleşmiş ismi Kemal Tahir’in 1947-51 yılları arasında çeşitli gazete ve dergilerde tefrika edilen romanları ilk defa bu kitapta toplandı. Oğuz Atay’ın deyimiyle: “Bütün sanatlar gibi roman sanatı da bir gelenek üzerine kurulur. Bu gelenek yalnız roman geleneği değildir; toplumun kültür geleneğini yaratan bütün davranışların tarihidir. Sanıyorum Kemal Tahir Türk tarihine eğilirken, zengin

okumak için tıklayınız

Kasparov’la Satranç Öğreniyorum – Garry Kasparov

Satrancı, dünyanın bir numarası ve satranç tarihinin en önemli kişisi Garry Kasparov’dan öğrenin. Tüm taşları keşfedin: şah, vezir, kale, at, fil ve piyon. Taşların nasıl hareket ettiğini görün, satranç ordusundaki taşların değerlerini anlayın. Rakibinize nasıl saldıracağınızı, kendinizi nasıl koruyacağınızı, nasıl taş alacağınızı, rok gibi özel hamleleri nasıl yapacağınızı, kendi hamlelerinizi nasıl kaydedeceğinizi ve en önemlisi

okumak için tıklayınız

Sahaf Mendel – Bir Kadının Yirmi Dört Saati – Stefan Zweig

Savaşların tarumar ettiği Avrupa’dan kaçarak ölüme sığınan Stefan Zweig, “Kitaplar, insanları ölümden sonra da birleştiren ve bizi, unutmaya, hayatın bu en büyük düşmanına karşı koruyan biricik araçtır”, diye yazmış. Bu kitapta onun iki başyapıtını bir arada bulacaksınız: “Sahaf Mendel” ve “Bir Kadının Yirmi Dört Saati”. Tüm hazinesi kitap sevgisi ve bilgisinden ibaret, eski sahaf neslinin

okumak için tıklayınız

Denizatı Vadisi’ne dair – Murathan Muradoğlu

?Düzen insanlara özgü birşey değildir. Mikro dünyalar dışında kusursuz geometrik şekiller yoktur. Simetri de yoktur?? Denizatı Vadisi.. Selim Erdoğan 2012 yılında yaşayan insanlar olarak aslında yaşadığımız zamanın da bir bilimkurgu olduğunu biliyoruz. On yıl öncesine gidip bütün bu gelişmeler yazılmış olsaydı sanırım hepimiz şu an bile bunları nefesimizi tutarak okurduk. Herhangi geçmiş bir yüzyılın, hatta

okumak için tıklayınız

Ulysses: Dünyanın Romanı – Meltem Gürle

Jacques Derrida, Ulysses?i değerlendirirken, Joyce?un romanının Batı düşüncesinin gelip dayandığı sınıra işaret ettiğini söyler. Derrida?ya göre, felsefede Hegel?in Fenomenoloji?si ne ise, edebiyatta da Ulysses odur: Yani insan deneyiminin tümünü tek bir solukta ifade etmeye yönelik ?devasa bir teşebbüs?tür. Bana kalırsa Derrida bunu söylerken, Ulysses?in saygıdeğer bir çabanın ürünü olduğuna işaret etmekle beraber, bu romanda delice

okumak için tıklayınız

Çağdaş Öykücülük ve Peter Nadas – Onur Koçyiğit

Ölümle Baş Başa, Peter Nadas?ın dilimize çevrilen ilk kitabı, başka bir deyişle yeni bir yazar daha kazandık. 1942, Budapeşte doğumlu olan Peter Nadas, Çağdaş Macar edebiyatının son dönemde öne çıkan isimlerinden birisi. Bir süre gazetecilik de yapan yazar, Philip Roth, Elfriede Jelinek, Harold Pinter gibi önemli yazarlara da verilen Franz Kafka Edebiyat Ödülü?nü 2003 yılında

okumak için tıklayınız

Yakan Sır – Alacakaranlık Öyküsü – Stefan Zweig

“Yakan Sır” ve Alacakaranlık Öyküsü”, dünya edebiyatında yetkin örneklerine az rastlanan, büyükler için yazılmış çocuk ve ergen psikolojisi öyküleri. Stefan Zweig, özgün yazarlık içgörüsü ve Freud ile kurduğu dostluk sayesinde bu zor işin üstünden başarıyla gelerek bizi yetişme çağındakilerin gizemli dünyalarına götürüyor. Yetişkinlerin arasına karışmak ve sırlarını öğrenmek için can atan bu kırılgan çocukların serüvenlerini

okumak için tıklayınız

İlkel Topluluklarda Suç ve Ceza – Turgay Gülpınar

Siyasal tahakkümün görünürlüğe kavuştuğu alanlardan biri olarak yargılama sürecinin ve ceza pratikleri uygulamasının izlenmesi, modern devletin kurucu niteliklerini gözler önüne sermektedir. Suç ve cezanın kavranışı üzerinden ilkel (devletsiz) toplumun değerlendirilmesinde ise farklı bir araştırma sürecinin kat edilmesi zorunlu görünmektedir. Siyasal birliğin kurgulanışında birbirinden tamamen farklı iki temelden hareket eden ilkel ve uygar toplumlar arasında suçun

okumak için tıklayınız

Karakoldan Sokağa: Polisin Eline Düşünce Sıfır Tolerans – Deniz Özçetin

?Suç-önleme mekanizması ilk kez mi ters gitti? Masum bir adam haksız yere mi suçlandı? Belki başka masumlar da vardı, ha?? Azınlık Raporu, Philip K. Dick Geçtiğimiz on yıl Türkiye?de, deyim yerindeyse bir ?zaptiye? dönemi oldu. Önce 2004?te kabul edilen yeni Türk Ceza Kanunu, ardından 3 yıl sonra 2007?de yürürlüğe giren Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu?nda

okumak için tıklayınız

Karışık Duygular – Stefan Zweig

Karışık Duygular, kalp ile zihin arasındaki ezelî çatışmanın yol açtığı kısa fakat karmaşık bir labirent. Stefan Zweig, dünyanın siyah ve beyazlardan oluşmadığını, o parlak biçemiyle bir kez daha hatırlatıyor okurlarına. Başında kavak yelleri esen ve aslında akademik ortama pek de fazla ilgi duymayan genç bir üniversite öğrencisi ile entelektüel açıdan yaratıcı olduğu günleri geride bırakmış

okumak için tıklayınız

Eleştirel Teori Habermas ve Frankfurt Okulu – Raymond Geuss

Yirminci yüzyılın en önemli düşünce geleneklerinden biri olan Frankfurt Okulu, eleştirel teoriyi radikal anlamda yeni bir bilgi biçimi olarak sunmuş ve bu bilginin bizleri gerçek veya doğru çıkarlarımız konusunda aydınlatacağını ve çoğu zaman farkında olmadığımız baskı biçimlerinden, zorlamalardan kurtaracağını savunmuştur. Faşizmin en güçlü olduğu dönemde bir direniş söylemi olarak geliştirilmiş olan eleştirel teori, totaliterlikle birlikte

okumak için tıklayınız

Dava: Bir Hukuk Oyunu mu Bir Güç Darbesi mi? – Özkan Ağtaş

Dava biçimi ve mahkeme düzeninin kendine has bir gizemi vardır. Dikkatlice hesaplanıp sıradüzenine sokulmuş mekânsal düzenlenişiyle, onun içerisine dağıtılmış soğuk yüzlü hukuk figürleriyle ve aşırı şekilde ritüelleştirilmiş boğucu usûlleriyle, yasanın temsil edildiği teatral bir sahneyi andırır. Üstelik bu, hakikat üzerindeki benzersiz hak iddiasıyla kendini diğerlerinden mutlak bir şekilde ayırmayı başaran, nevi şahsına münhasır bir sahnenin

okumak için tıklayınız

Candı Yüceldi Şarabiydi – Cezmi Ersöz, Sıddık Akbayır

Can Yücel; hınzırdır, muziptir, içlidir, ‘ser’hoştur, ‘ser’şairdir. En az şiirleri kadar, yaşadıkları da söyledikleri de şarabîdir. Can Yücel en ümitsiz koşullarda bile, üzümden şarap, şaraptan şiir yapmayı bilen, zekâyı ve şiiri bir şarap gibi kadehlere doldurup sunma inceliği gösteren derin bir insan sevgisidir. Can Yücel şiirini bilmeyenlerin bile, en az bir anekdotundan haberdar olduğu, toplumda

okumak için tıklayınız

Şiddetten Barışa Barıştan Şiddette: Bitimsiz Sarmal – Önder Özden

Modern devlet, varoluş nedenini sınırların içinde sağladığı barışta bulur. Onun varlığını anlamlı kılan, şiddetten temizlenmiş bir uzam yaratması ve şiddeti sınırların dışına ötelemiş olmasıdır. El çabukluğu yapıp alışagelmiş yorumlara yaslanarak Thomas Hobbes?u, modern devletin oluşumunun kuramsal müjdeleyicisi olarak yerleştirirsek, Hobbes?un ?kurt-insan?ının, modern siyasal yapı olarak devleti inşa etmesi; insanın ?kurt?luğundan sıyrılmasıyla, elinde bulundurduğu şiddet tekelini,

okumak için tıklayınız

Akil sözcüğü ne demektir? Faiz Cebiroğlu

Son üç haftadır dillerden düşmeyen sözcük, ?akil? sözcüğüdür. Televizyonlarda, haberlerde ve hemen hemen tüm sosyal paylaşım sitelerinde manşet olan ?akil?, ?akil insanlar? ne demektir? Herşeyin birbine karıştırıldığı Türkiye?de ?akil? sözcüğünü tanımlamak bir zorunluluk olmuştur. Akil (çoğulu: ukalaa), a?kul, akala? Arapça sözcüktür. Akil ( Arapça: ?????? , çoğulu: ukalaa: ????? ):

okumak için tıklayınız

Suçun Ritüelle Paylaştırılması – İlker Akçasoy

Ceza avukatı Jacques Vergès?in ?Savunma Saldırıyor? isimli kitabındaki kısa biyografisinde dahi vurgulanmadan geçilemeyen, onunla bütünleşmiş meşhur bir sözü var: ?Her suç topluma sorulmuş bir sorudur.? Ona göre hukuk sanatı ve sanatçısı tam olarak bu sorunun merkezine yerleşmelidir. Ancak hukuk sanatçısı bunu yaparken, özellikle ?masumun suçlu, suçlunun masum? olduğu davalarda, yargılama düzenini yıkan ve davayı ?kopuş

okumak için tıklayınız

Acının ve Alçalışın Cehennemleri 12 Eylül Cezaevleri – Naci Eksikoğlu

Bir Dönemin Gençleri Çoğu yaşları 16-22 arasında değişen umut dolu insanlar vardı bu ülkede. Şimdiki gençlere benzemiyorlardı. Ülkelerini seviyorlardı ve ülkeleri için kafa yoruyorlardı. Sadece bunu da yapmıyorlardı. Ülkelerinin daha güzel olması için inisiyatif de almak istiyorlardı. Bencil değillerdi. Kendi hayatlarını bile tehlikeye atacak kadar halkı sevdiklerini söylüyorlardı. Doğru söylüyorlardı; hayatlarını tehlikeye attılar çünkü. Her

okumak için tıklayınız

Güvenlik Simbiyozu: Dikkat Polis – Kansu Yıldırım

AKP?nin iktidara geldiği 2002 yılından günümüze polis sayısı 122 binden 240 bine yükseldi; yani % 88?in üzerinde bir artış yaşandı. Emniyet Genel Müdürlüğü?ne ait suç istatistiklerine baktığımızda adi suçlar, cinayetler, nitelikli dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma, uyuşturucu ticareti veya eşya kaçakçılığı gibi suçlarda ilgili yıllar arasındaki artış % 88?ler düzeyinde değil. Bu iki istatistiksel bilgi mukayese

okumak için tıklayınız

Tonton Miyam Miyam* – Mehmet Söğüt

Bir yıl boyunca durmadan çalışmıştı fabrikada. Saat kordonlarını parlatırken kemiklerine kadar işlemişti yorgunluk. Yorgun argın yüzleri görmekten bıkmıştı artık. Farklı ve yorgun olmayan yüzler görmek istiyordu. İçi mengeneyle sıkılıyordu sanki. Mutsuzdu. Cebindeki parasıyla bir hafta boyunca yiyip içip dinlenecekti. Bunları düşünürken susadığının farkına vardı. İlk dinlenme yerinde durdu. Çeşmeden doyasıya su içti. Sıcaktan ortalık kavruluyordu.

okumak için tıklayınız

Kapitalistleştirilmiş Hukuk ve Güvenlik – Ebubekir Aykut

Hangi büyük mağazanın, alışveriş merkezinin kapısında, devlet dairesinin, hastanenin girişinde ve üniversitenin ?nizamiyesi?nde özel güvenlik yok artık. Sadece özel güvenlikçiler değil, emniyet teşkilatının çokça övündüğü gibi her yerde polisler de var. İnsanın kendisini güvende hissetmesi için tüm koşullar sağlanmış gibi. Ama yine de suç, hırsızlık, kapkaç, mala mülke zarar verme vb. olayların, oranları azalmak bir

okumak için tıklayınız