Neoliberalizm ve Şiddet – Ergin Yıldızoğlu

Neoliberalizm, uluslararası mali sermayenin bir kriz yönetme modeliydi. Bu model 1997 Asya Krizi?nde sarsıldı, 2007 mali krizinde iflas etti. On yıldır, ABD önderliğinde, AB?nin de desteğiyle yeni coğrafyalara ulaşmaya çalışarak, yükselmeye başlayan muhalefet dalgasına karşı yeni denetim, disiplin ve cezalandırma önlemlerini devreye sokarak yaşamaya çalışılıyor. Neoliberalizm, artık yalnızca kapitalizmin ürettiği ?yapısal şiddetin? daha da yoğunlaşmasına

okumak için tıklayınız

Özel “Güvensizlik”: Blackwater – Filiz Zabcı

Gittikçe güvencesizleştiğimiz ve güvensizleştiğimiz bir toplumda yaşadığımızı söyleyip duruyoruz ya; bilgi de bu güven erozyonunun dışında kalmış değil. Sosyal medya başka bir iletişim aracı ile yakalayamayacağımız bilgi ve haberleri elimizin altında bulmamızı sağlıyor; ama öte yandan, büyük bir bilgi bombardımanı ve kirliliği ile yüzleşmek durumunda kalıyoruz. Irak ve Afganistan işgalleriyle gündeme gelen özel askeri şirketler

okumak için tıklayınız

Devletin Güvenlik Sigortası – Evren Haspolat

Marx güvenliği ?sivil toplumun (burjuva toplum) egoizminin sigortası? olarak tanımlar. Mülkiyet peşinde koşma egoizminin sigortası. Bu anlamda burjuva toplumsal düzeninde güvenlikten söz edildiğinde söz konusu olan özel mülkiyetin güvenliğidir. Çünkü burjuva toplumda güvenlik ve onun asli aygıtı olarak polis, kapitalizmin kuruluş evresinde Çitleme Hareketi ile feodal beylerin topraklarından sürüp çıkardığı ve kentlere işçi/işsiz ordusu olarak

okumak için tıklayınız

Bir Foto Öyküsü – M. Şehmus Güzel

Abidin Dino?nun 23 Mart 1913?te doğumunu ve geçen 23 Martta doğumunun yüzüncü yıldönümünü kutlamak için bir fotoğraf seçtim : Seçtiğim fotoğrafa gelin birlikte ve yakından bakalım : Abidin ve Güzin birlikte yürüyorlar. Fotoğraf Adana?da çekilmiş. Çeken kim acaba ? Abidin 1943 başından beri Adana?da « ikamete memur », yani sürgün, Ağustos 1943?te İstanbul?dan Adana?ya gelen

okumak için tıklayınız

Murathan Mungan uzun bir süredir üzerinde çalıştığı tiyatro oyunu kitabını yayınladı.

Murathan Mungan uzun bir süredir üzerinde çalıştığı tiyatro oyunu kitabını yayınladı. ?Mutfak? ismini verdiği çalışmasında Mungan, farklı hayatlardan gelen, birbirlerine hiç benzemeyen hikayelerin yorgunluğuyla yeni bir başlangıç yapma hevesindeki kadınların öykülerini anlatıyor. Kendi deyimleriyle ?hayatın kardeş ettiği kızların? mutfağı. Hayatta dikiş tutturamamış, tutunamayan kadınların hikayesi.

okumak için tıklayınız

Duygular ve ifade tarzları? – Faiz Cebiroğlu

Duygular ve ifade tarzları?Daha önceleri yazmam gereken bir konuydu. Ama araya başka çalışmalar girdi. Şimdi yazıyorum. Sorarak başlıyorum: Çocukların duyguları ve ifade tarzları nedir? Pedagojide, çocukların topyekûn gelişiminde, üzerinde önemle durduğumuz bir konu, hiç kuşkusuz, çocuk duyguları ve bunların ifade tarzlarıdır. Duygu / duygular hislerimizdir. Duygu / duygular çekirdeğimizdir. İnsan korkar, sevinir, üzülür, öfkelenir. Önemli

okumak için tıklayınız

Nasıl Müslüman Olduk? Erdoğan Aydın

Nasıl Müslüman olduğumuzu genellikle sormadık kendimize. Çünkü İslamiyet’i “din ve hidayet aşkıyla”, kendiliğinden benimsediğimiz yolunda koşullandırılmıştık. Oysa doğruyu aradığımızda, Müslümanlaştırılma tarihimizin, insanı irkilten bir vahşet süreci olduğu soğuk gerçeğiyle karşılaşıyoruz. Resmi ve geleneksel söylemse, bu gerçeği ısrarla gizlemeye çalışıyor. Bugünü anlamak ve demokratik bir Türkiye yaratabilmek için, doğru tarih bilincine sahip olmamız gerektiğinden hareketle

okumak için tıklayınız

Çevre Yolu – Henry Bauchau

Kanserin son evresindeki gelinini her gün hastanede ziyarete giden anlatıcı, banliyö ile merkez arasındaki mesafeyi katederken geçmişi ile bugün arasında da yol almaktadır. Naziler tarafından öldürülen bir direnişçinin sevgili anısı ve onun celladının koyu gölgesi kırk yıl öncesinden gelip steril hastane odasını dolduruyor. Metanetli bir yazardan ölüme ve yaşama, ümide ve direnişe, güce ve tutkuya

okumak için tıklayınız

Hasan Ali Toptaş ile “Heba” üzerine söyleşi – Burcu Aktaş

Hasan Ali Toptaş: ?Heba?ya başlarken, öteki romanlarımın hepsinden farklı olsun istedim. Her açıdan farklı. Derinlik nasıl yüzeye çekilebilir, yüzeye nasıl saklanabilir diye kendi kendime sorup durduğum bir meselem vardı.? Suç, masumiyet, minnet, merhamet… Bunların hepsini ve dahasını içeren insanlık durumu üzerine olduğunu söyleyebilir miyiz Heba?nın? Evet, aynen öyle, Heba bu eksen üzerine inşa edilmiş bir

okumak için tıklayınız

Düşe Yazanlar – Ayşe Kaygusuz

“Kitabın ismi, ?Düşe Yazanlar?. Bu isim durup dururken konulmuş değildir. Yazanları, çizenleri, resim yapanları, müzikle uğraşanları böyle görmek hiç de abartılı olmaz. Sanatçı biraz da düşlerinin peşine düşmüş kişidir zaten. Bu yüzden de kitabın ismi oldukça yaratıcı olmuş. Sonrası; kitabın yazarı, kitabına aldığı sanatçılarla tek tek konuşmuş, sorular sorup yanıtlar alarak ortaya çıkan güzellikleri bizlerle

okumak için tıklayınız

Sinema eleştirmeni Atilla Dorsay, Emek sinemasında saldırıya uğradı.

Sinema yazarı Atilla Dorsay, Türkiye ?nin 1920?lerden kalma tek tarihi sineması olan Emek Sineması’nın son halini görmek için inşaata gitiğini ve görevlilerin boğazına sarılıp kendisini yaka paça dışarı attıklarını söyledi. 5 Nisan 2013 tarihinde saat 15.00 sıralarında yaşanan olayı Dorsay şöyle anlattı: İstanbul Film Festivali kapsamında 13.00 seansında Atlas?ta gösterilen filmden çıktıktan sonra Emek Sineması?nın

okumak için tıklayınız

Osmanlı’da İşçiler (1870-1922) (Çalışma Hayatı, Örgütler, Grevler) – Kadir Yıldırım

Osmanlı İmparatorluğu’nda işçilerin niteliği, bir sınıf olarak varlıkları ve eylemleri, tarih araştırmalarında çeşitli tartışmalara konu olmuştur. İşçi sınıfının sendika, sandık, komite gibi kendi örgütlerine değil de ağırlıklı olarak partilerin ve lider kadroların hikâyelerine odaklanan tartışmalardır bunlar. Kadir Yıldırım Osmanlı’da İşçiler (1870-1922)’de bu perspektifi de içererek ama asıl ‘Osmanlı proletaryası’nın kendi pratiklerine odaklanarak Osmanlı işçi sınıfı

okumak için tıklayınız

İşçi Sınıfı Sanatının Eleştirisi – Alexander Bogdanov

1. BÖLÜM Doğaya veya insana ait, basit ya da sistematik tüm yaratıcı ürünler yalnızca düzenleme (regulasyon) sayesinde tertipli, uyumlu, kalıcı bir bicime kavuşurlar. Bunlar her düzenleme surecinin birbiriyle yakından ilişkili ve vazgeçilemez iki yönüdür. Bu nedenle yasamın gelişiminin temel unsuru, yaratıcılığın niteliği ?değişebilme özelliği?, yani sürekli yeni bileşimler, daha önceki biçimlerden yeni ayrılıklar yaratabilmedir. Daha

okumak için tıklayınız

‘Salkım Saçak Keldağ’ adlı öykü kitabıma ilişkin – Müslüm Kabadayı

?Sevgili Edebiyat Dostları, Öyküseverler Merhaba, Türkiye’de edebiyatın nabzının her zaman güçlü attığı Çukurova ve Amik’te bu kez, ilk öykü kitabım olan ?Salkım Saçak Keldağ? vesilesiyle sizlerle buluşmanın kıvancını yaşıyorum. Hoş geldiniz, onur verdiniz. Genel olarak sanat, duyarlılıklarımızın yoğunlaştığı ve estetik imbiği ile inceltildiği yaratıcı etkinliklerimizin tümünü içerir. Şiir başta olmak üzere edebi türler de duyarlıklarımız

okumak için tıklayınız

Karanlığa Mektuplar / Rakı Şişesinin Balıkları? – Dağhan Dönmez

Goethe, ?Şiirin ihtişamı Doğu?da öğrenilir. Bu şiire saf insanlık, asil gelenekler, neşe ve aşk girmiştir. Herkes insanlığın kurtuluşunun şiirde gerçekleşeceğine inanmıştır.? der. Goethe?yi bu sözleri söylemeye iten ve aynı etkileşimin izlerini sürerek ?Doğu-Batı Divanı?nı yazdıran; Hafız Şirazi adıyla maruf, İranlı Şair Şirazi?dir. 14.yüzyılda yaşayan ve Farsça?nın en büyük şairlerinden kabul edilen Şirazi?yi, Alman Romantizminin büyük

okumak için tıklayınız

Zone Ma Zanena : Zazaki Für Anfangerinnen und Anfanger – Mesut Keskin

Doğu Anadolu’da 4 ila 6 milyon kişi tarafından konuşulduğu tahmin edilen Zazaca, Hint-Avrupa dil ailesinin Kuzeybatı İrani Diller grubuna mensup bir dildir. Bugüne kadar resmi bir statüden yoksun olan Zazaca, öz yurdunda tehlike altında olan bir dil olarak değerlendirilmektedir. Yetişkinler ile gençlere yönelik bir ders müfredatı olarak hazırlanan bu kitap, üniversitede düzeyinde eğitimle geçen uzun

okumak için tıklayınız

Tarsus İşçi Sınıfı Tarihi – Uğur Pişmanlık

Bu çalışma, özellikle Cumhuriyet yıllarından başlayarak yakın dönem Tarsus tarihinin, onu var eden dinamiklerden biri olarak emekçi sınıfın mücadelesi ekseninde yazılması gerektiği düşüncesiyle ortaya çıktı. Bu kitap, bir anlamda, yakın dönem Tarsus sınıf hareketleri ve siyasi tarihine bir bakış, bir yerel tarih denemesidir. Tarsus’un son 200 yıllık tarih süreci içinde, kentin ekonomik, toplumsal, siyasal ve

okumak için tıklayınız