Öykücülüğümüzün Toros Zirvesi Osman Şahin (Yaşadı Gördü Yazdı) – M. Şehmus Güzel

“Koyun ağılında doğdum. Oğlan olduğum için, kartal tüyü ile gözüme kara sürme çektiler. Kız olsaydım, sürmeyi güvercin tüyü ile çekeceklerdi gözüme. Kalabalık bir aileydik. On üç kardeştik. Anamla babamı da katınca, üç odalı evde, on beş nüfuslu bir aşirete dönüşürdük, hayatlarımız birbirine karışırdı. Göçebeydik. At, eşek sırtları, kıl çadır altları yurdum oldu. Yalınayak, başım çıplaktı.

okumak için tıklayınız

Şükrü Erbaş Şiiri Üzerine ? Utkun Büyükaşık

Şükrü Erbaş şiiri 80’lerin ortalarında başlayan toplumcu gerçekçi çıkışın ardından kendini yenileyen, yaşayan, üretken bir şiir olmuştur. Şiirinde geniş bir konu ve tema çeşitliliği vardır.Herkesin sustuğu yerde Kürt sorununu şiirine taşımasını bilmiş,herkesin devrimci şiir yazdığı dönemlerde bir genelev kadınını yazmaktan çekinmemiştir. Nazım’ın devrim düşüncesi ile Yunus’un derviş tevekkülü aynı derecede heyecanlandırmıştır Şükrü Erbaş’ı.Yüksek sesli toplumcu

okumak için tıklayınız

İran: Kaf Dağı’nın Ötesindekiler (Yezd-Şiraz) – Erinç Büyükaşık

Yezd’e yaklaştıkça pazarlarla çevrili (Han Pazarı, Kuyumcular Pazarı, Pencah Ali Pazarı), Emir Çakmak Kompleksi ve Camisiyle ?Şia? geleneğinin ve ?Aşura?nın tüm izlerini taşıyan çöl ortasındaki bu şehri iyiden iyiye merak eder olmuştum. Aşura günündeki kalabalıkların matem ritüellerini elimdeki kitaptaki fotoğraflardan tarıyordum otobüste yol alırken. Devlet-i Abad Bağı?na gözüm takılmış şehre on kilometre kaldığında. Yıllarca

okumak için tıklayınız

Tom Jones (2 Cilt ) – Henry Fielding

Dünyada yazılmış ilk romanlardan biri olan ve dünya klasikleri arasında tartışılmaz bir yer alan Tom Jones, yazılışından bu yana geçen bunca yıla rağmen hala taze, bugün yazılmış bir eser gibi okunabiliyor. Fielding?in kahramanı Tom?la birlikte, 18. yüzyılın İngiltere?sini dolaşıyor, her sınıf ve tabakadan insanla tanışıyoruz. Bu gezi boyunca, Fielding?in kendine özgü mizahı yanımızdan eksik olmuyor.

okumak için tıklayınız

Işığın Dili – Zafer Köse

Fotoğraf makinesi ile ilgili bir konu konuşurken, sakın ha, ilk sorunuz “Kaç mega piksel?” olmasın! Benim gibi, ne kadar cahil olduğunuz anlaşılır. Çözünürlükten önce dikkate almak gereken birçok özellik varmış. Diyafram açıklığı, örtücü hızı ve çeşidi, objektifin özellikleri? Neyse ki, gittikçe gelişen teknoloji sayesinde, birçok işlemi ve ayarı otomatik olarak yapan makineler üretiliyor. Ta 1889’da,

okumak için tıklayınız

Senin Bir Şiirin Oldu mu Hiç? – Selma Sayar

Şiir üzerine konuşmak, tartışmak uzmanlık, birikim gerektiren önemli bir duygu, sezgi ve akıl işidir. Konunun en zor kısmı tanımıdır belki de. Çünkü yüzlerce tanımı yapılabilir şiirin. Nazım?ın Güneşi İçenlerin Türküsü?nde sözünü ettiği ? Akın var güneşe akın! Güneşi zaptedeceğiz güneşin zaptı yakın! dizelerindeki direniştir… Ya da Nikola Vaptsarov?un idam edilmeden önce sevdiğine

okumak için tıklayınız

İran: Kaf Dağı?nın Ötesindekiler (Tebriz-İsfahan) – Erinç Büyükaşık

Yıllar sonra birçok insanın ?ulaşılmaz?, ?ırak? gördüğü yanıbaşımızdaki komşuya yaptığım on günlük gezinin öykülerini yazmak istemiştim. Belleğimde yer alan ipuçlarını, ayrıntıları, izleri belirginleştirmek, yedi yıl önceki gözlemlerimi aktarmak düşüncesiyle gezdiğim bu coğrafyanın rotalarını belirginleştirmeye başlamıştım kafamda: ?Tebriz, İsfahan, Yezd, Şiraz?. Fars kültürünün binlerce yıllık tarihsel mirasının önemli ölçüde korunduğu, yer yer ortaçağa özgü görüntüler sunan

okumak için tıklayınız

Menzil Bekçisi – Aleksandr Sergeyeviç Puşkin

Aleksandr Sergeyeviç Puşkin’in  1830 yılının ürünü olan Menzil Bekçisi Öyküsü, yalın bir üslupla yazılmış, gerçekçi, özlü sanat ürünüdür. Bu öyküde Puşkin, halk insanlarını büyük bir yalınlık, gerçekçilik ve ustalıkla çizmiştir. ‘Menzil Bekçisi’ öyküsünde bekçi kızı da diğer öykülerin karakterleri gibi  sevecen bir alaycılık ve duyguyla çizilerek, gerçekçi rus yazınına örnek oluşturmuştur; Dostoyevski, Nekrasov, Tolstoy, Çehov

okumak için tıklayınız

Yuri Davidov’un özgürleşmenin ve yabancılaşmanın yılan hikayesi

“Okyanusta her nasılsa bir gemi alabora olup içindekilerle beraber batıyor. Biri dışında yolcuların tümü okyanusun dibini boylamıştır. O biri boş bir fıçı veya tahta parçasına sıkı sıkı tutunmuştur. Hayatta kalmak için var gücünü kullanıyor, derken ıssız, hiç bir insanın yaşamadığı küçük bir adacığa yetişiyor güç bela. Yorgunluktan tükenmiştir.  Ne bulduysa yeyip karınını doyurduktan sonra dinlenmek

okumak için tıklayınız

Tünel, Maksim Gorki

Durgun mavi göl, sonsuz karların taçlandırdığı yüksek dağlarla çevrili. Bahçeler, zengin kıvrımlar halinde suyun kıyısına kadar iniyorlar. Şekerden yapılmış izlenimini veren, bembeyaz, evler, suya bakıyor. Sessizlik, bir çocuğun tatlı uyuklaması gibi. Henüz sabah. Tepelerden baygın çiçek kokuları yayılıyor. Güneş az önce yükselmiş; çiy taneleri ağaçların yapraklarında, otların üstünde parıl parıl. hâlâ. Yol, dağlar arasına atılmış

okumak için tıklayınız

Dürüst Hırsız (Kim Olduğu Bilinmeyen Bir Adamın Anı Defterinden) Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin 1848 yılında yazdığı Dürüst Hırsız (An Honest Thief) isimli kısa öyküsü, isminden anlaşılacağı üzere bir hırsızın insancıl gerçekler ile yaşadığı çelişkiyi anlatıyor. Dürüst Hırsız (Kim Olduğu Bilinmeyen Bir Adamın Anı Defterinden) “Bir sabah, tam işime gitmek üzereyken, hem ahçım hem çamaşırcım olan, hem de evimi yöneten Agrafena içeri girdi; benimle konuşmaya başlayınca,

okumak için tıklayınız

Avcı Gracchus adlı öykü – Franz Kafka

İki oğlan çocuğu rıhtım duvarının üstüne oturmuş zar atıyorlardı. Adamın biri, bir heykelin basamakları üstünde, kılıç sallayan kahramanın gölgesinde gazete okuyordu. Kızın biri çeşme başında bakracına su dolduruyordu. Bir meyve satıcısı malının yanı başına uzanmış gölü seyrediyordu. Bir meyhanenin iç tarafında iki adamın şarap içtiği, açık kapı ve pencere deliklerinden bakınca görülüyordu. Meyhaneci ön tarafta

okumak için tıklayınız

Köylü Genç Bayan adlı öykü – Aleksandr Sergeyeviç Puşkin

Aleksandr Sergeyeviç Puşkin’in 1830 yılının ürünü olan “Köylü genç bayan” adlı öykü, yalın bir üslupla yazılmış, gerçekçi, özlü sanat ürünlerinden biridir. Bu öyküde Puşkin, halk insanlarını büyük bir yalınlık, gerçekçilik ve ustalıkla çizmiştir. “Köylü genç bayan”da hizmetçi kızlar, uşaklar, sevecen bir alaycılık ve duyguyla çizilerek, gerçekçi Rus yazınına örnek oluşturmuşlar; Dostoyevski, Nekrasov, Tolstoy, Çehov vb.

okumak için tıklayınız

Başkasının Karısı adlı öykü – Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

“Başkasının Karısı”, Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin ‘Kıskançlık’ üzerine kurduğu ve onun, ruhsal çözemlenin ustası olduğunu kanıtlayan uzun öykülerinden biridir. “Başkasının Karısı” öyküsünde İvan Andreyeviç ismindeki kıskanç kocanın, karısını takip etmesi sırasında yaşadığı ilginç ve ilginç olduğu kadar da komik olan olaylar anlatılıyor… Tabii, İvan Andreyeviç oluyor her zaman komik duruma düşen ve karısını asla ama asla

okumak için tıklayınız

Çapo’nun Öyküleri (2) Eşeğin Namusu – Mehmet Ercan

Eğer köylük yerde yaşıyorsanız, mutlaka kapınızda beslediğiniz bir kaç tane hayvanınız vardır. Koyun-unuz yoksa, ineğiniz, ineğiniz yoksa, keçiniz vardır, keçiniz de yoksa, en azında bir kaç tane tavuğunuz, mut-laka bulunur. Benim hiç hayvanım yok diyenin bile, kapısında havlayan bir köpeği ya da çayırlarda zırlayan bir eşeği vardır. Bu biraz da köyün doğal yaşamından kaynaklandığı için

okumak için tıklayınız

Şiirle Yaşamak – Müslüm Kabadayı

Adnan Yücel, yıllar önce ?Şairler beyinlerinden ölür,? demişti. Bu eşitlik ve özgürlük için kalemiyle de mücadele eden Yücel, kaderini kendi eliyle çizmişçesine beyin kanserinden aramızdan Temmuz 2002?de ayrılmıştı. Şimdi aynı kaderi şair bir öğrencimin paylaşmış olmasının acısını duyuyorum. Henüz en verimli çağında, 38 yaşında kaybettiğimiz Antakyalı şair Özcan Özgün?ü sevgiyle anıyorum. Ailesine ve dostlarına sabırlar

okumak için tıklayınız

Baba Konuşabilir miyim? – Yani Vlastos

Çengelköylü hemşerimiz Yani Vlastos, Atinada Türkçe kaleme aldığı bu anı-romanında artık var olmayan bir kenti, anıların, suretlerin, kayıpların ve her daim umudun İstanbulunu anlatıyor. Bu şehrin insanları, aileleri, yangınları, serserilikleri, aşkları, inadı, tebessümleri, azınlığa düşen yürekleri, sarhoşlukları, şenliği ve sesizlikleri, Vlastosun ailevi ve kişisel tarihinin sürükleyiciliği içinde yerlerini alıyor.

okumak için tıklayınız

Son Şeyler Ülkesinde – Paul Auster

Paul Auster’in yarattığı Son şeyler Ülkesi, geniş yığınların evsiz barksız yaşadıkları, hırsızlığın suç sayılmayacak kadar yaygınlaştığı, kendi canına kıymak ya da başkalarınca öldürülmek yoluyla ölümün tek kurtuluş yolu durumuna geldiği bir kent. Anna Blume, bu adsız kente ağabeyini aramak için gelmiştir. O da birçokları gibi hayatta kalabilmek için çöpleri karıştırarak eskiden kalma nesneler aramaya başlar,

okumak için tıklayınız

Çûka Keko Peko / Pepûk – Paşa Amedî

Yazar Paşa Amedî?nin İlk Kürtçe Masal kitabı ?Çûka Keko Peko/Pepûk? Nûbihar Yayınları?ndan çıktı. Paşa Amedî?nın çalışması halk masallarından oluşuyor. 11 masalın bulunduğu kitapta, Paşa Amedî?nin kendi köyüne gidip bizzat köy sakinlerinden dinleyerek yazdığı masaların ilk bölümü yer alıyor. Yazar Paşa Amedî, kitabı ile ilgili yaptığı açıklamada şunları ifade etti:  “Kendi köyüme gidip araştırma yaptım, masalları

okumak için tıklayınız

İlk Kürtçe roman: Bolşevik Bir Kürt’ün Hikâyesi – Özkan Öztaş

SSCB, Kürt tarihinin en çok ürün verdiği bir döneme ev sahipliği yaptı. Yapılan Kürdoloji çalışmaları, konferanslar, kültür-sanat üretiminin mihenk taşları Reel Sosyalizmin desteğiyle Kürt halkına sunuldu. Sovyetlerin, özellikle de Kürtlerin yoğunlukla yaşadığı Ermenistan Sovyet’inin bünyesinde yapılan çalışmalarda Kürtler aktif görev aldılar. İşte bu kişilerden biri Ereb Şemo, çalışmalarından biri de ilk Kürtçe roman olan “Şıvané

okumak için tıklayınız