FİKRET BAŞKAYA
Yenilgi Tuzağı Paradigmanın İflası (Resmi İdeolojinin Eleştirisine Giriş) Yeni Paradigmayı Oluşturmak Yalan
okumak için tıklayınızOkuyun ama yutmayın, çiğneyin.
Yenilgi Tuzağı Paradigmanın İflası (Resmi İdeolojinin Eleştirisine Giriş) Yeni Paradigmayı Oluşturmak Yalan
okumak için tıklayınızMaksim Gorki?nin Anton Pavloviç Çehov?a ithaf ettiği 1899 yılında bastığı ilk romanı “Foma Gordeyev?, Gorki’nin ilk romanıdır. Kokuşmuş bir toplum düzenini şiddetle suçlayan bu eser için, aşk ve adalete susamış cömert yürekli bir insanın acı çığlığı denebilir. Anlatılan olaylar, XIX. yüzyılın sonunda Volga yöresinde ve o zamanki Rusya’nın ticaret merkezi Nijni-Novgorod’da kapitalizmin yaygınlaştığı ve zengin
okumak için tıklayınızTektaş Ağaoğlu, Charles Dickens’ın ilk romanı Mister Pickwick’i çevirmeye 1969 yılında başladı. 12 Mart ve 12 Eylül’ün de etkisiyle kitap 42 yılda yayımlanabildi. Tektaş Ağaoğlu, Charles Dickens?ın ilk romanı Mister Pickwick?in Serüvenleri?ni Türkçeye çevirmeye başladığında 35 yaşındaydı. 1969 yılında başlayan bu serüven geçtiğimiz haftalarda, kitabı çevirmeye başlamasından 42 yıl sonra Mister Pickwick?in yayımlanmasıyla sona erdi.
okumak için tıklayınızHoimar von Ditfurth, “Biz, Bu Evrenin Çocukları / Varoluşumuzun Romanı” adlı bu 3. kitabında, 20. yüzyılın sonundaki evrene ilişkin standart bilgi ve verilerle, her türlü metafizikten uzak, gene de kendi içinde bütünlüklü, kapalı, algılarımızın ve düşünme alışkanlıklarımızın sınırlarını genişleten bir yapıt oluşturuyor. İngilizceye, İspanyolcaya, İtalyancaya, İsveççeye, Polonya diline ve Felemenkçeye çevrilen metin, evrene ilişkin çok
okumak için tıklayınız19. yüzyıl Rusya’sını anlatan bu öykülerde Petersburg’un ünlü sokaklarını arşınlarken sıradan Rus memurların evlerine, soyluların akşam davetlerine konuk oluyor; bir ressamın ve bir delinin zihninin sınırlarına çarpıyor; kopmuş bir burnun peşinde gerçeküstücülüğün izinde bir yolculuğa çıkıyoruz. Gogol’ün ironisiyle, insanın kimlik arayışını bir hiçlik mertebesine yükselttiği en ünlü öykülerinden; “Nevski Bulvarı”, “Burun”, “Portre”, “Palto”, “Fayton” ve
okumak için tıklayınızOrhan Veli’nin, ilk basımı 54 yıl önce Doğan Kardeş Yayınları arasında çıkan ve o tarihten bugüne Türkiye’de ve Türkiye dışında birçok kez basılan Nasrettin Hoca Hikâyeleri, renkli resimler ve düzeltmelerle yeniden yayımlandı. Dağıstan Çetinkaya’nın bu kitap için özel olarak yaptığı renkli resimlerle bezenen Nasrettin Hoca Hikâyeleri Hoca ile Orhan Veli çizgisinin bütünleştiği bir “klasik” olma
okumak için tıklayınızSosyalist Sovyetler Birliği’nin ilk Halk Eğitim Komiseri Anatoli Lunaçarski, tiyatro, sanat, edebiyat, estetik, kültür, felsefe ve siyasetle ilgili deneme, eleştiri ve araştırma türünde birçok eser verdi. Sosyalizm ve Edebiyat, Lunaçarski’nin Rus Edebiyatının Yazgıları adlı yapıtından derlenmiş yazılardan oluşuyor. Sosyalizmin inşa döneminde, yeni bir edebiyat ve sanat anlayışının ilkelerinin de oluşturulmaya başlandığı Sovyetler Birliği’nde gündeme gelen
okumak için tıklayınızŞurası açık: Kadın özel mülkiyetin var olmasıyla birlikte bir meta olarak görülür ve bununla birlikte ?ezilen kadın? imgesi sahneye çıkmaya başlar. Erkeğin egemenliği eline almaya başlamasıyla birlikte, kadın önce evde, sonra evde ve işte sömürülür. Kadının emeği görmezden gelinir. Diğer bir deyişle, kapitalizmle birlikte görünmezleşir ?çünkü bu durum kapitalizmin işine yarayacaktır. Bu konuda daha fazla
okumak için tıklayınızStendhal; kristalize, garip ve derinlemesine algısal bir yapıt olan Aşk’ta, duyarlı ve çözümlemeci olmayı birlikte başarıp, kişisel görgüsünden yola çıkarak, herkes için geçerli doğrulara ulaşıyor. Düşünceleriyle yirmi dört saat baş başa kalan aşığın durumunu, en küçük filizinin bile üstü pırlantalarla dolmuş dala benzeten yaratıcısının en sevdiği yapıt olan Aşk; yazarın kendisinin de en içsel duygularının
okumak için tıklayınızİnsanın kendisini ve etrafındaki her şeyi yok etmekte sergilediği inanılmaz ve dayanılmaz yaratıcılık, medyadan saat başı akan haberlerle çeşitlendikçe, soruyoruz birbirimize; yanlışı nerede, ne zaman, nasıl yaptık? İnsan denilen canlı türü, nasıl oldu da, kendi yaşamını, dünyayı, hatta yavaş yavaş uzayı ve diğer gezegenleri cehenneme çeviren bir varlığa dönüştü? ABD’li anarşist ve sosyal eleştirmen John
okumak için tıklayınızBir grup insan tiyatroya yeni bir biçim getirme hayalleri kuran genç yazar Treplev’in tiyatro oyununu izlemek üzere bir çiftlik evinde toplanır. Oyun çiftlik evinin parkına kurulan bir sahnede oynanacaktır. Seyircilerin arasında Treplev’in kendini beğenmiş aktris annesi İrina Nikolayevna Arkadina ve onun sevgilisi ünlü yazar Boris Alekseyeviç Trigorin de vardır. Bu iki insanın varlığı hem Treplev’in
okumak için tıklayınızJean-Paul Sartre’ın Özgürlüğün Yolları adı altında yayımladığı ünlü üçlemesinin ilk kitabı Akıl Çağı, ikinci kitabı Yaşanmayan Zaman adlı yapıtlarıdır. Yıkılış ise üçlemenin son kitabı. Yazar üç ayrı kitaptan oluşan bu dizi romanı 1945-49 yılları arasında yazmış. Bildiğiniz gibi, yaratıcısı olduğu Varoluşçuluk Felsefesi, sürekli bir arayışın felsefesidir. Bu felsefeye uygun olarak Jean-Paul Sartre’ın bu üçlemesinde aradığı
okumak için tıklayınızYaşanmayan Zaman, çağımıza damgasını vurmuş büyük Fransız yazarı ve düşünürü Jean-Paul Sartre’ın, edebiyat alanında kaleme aldığı yapıtları arasında çok büyük bir yeri olan Özgürlük Yolları başlıklı üçlemesinin ikinci kitabı. Üstelik bu üçleme, yazarın yapıtları arasında tek gerçekçi bir örnek. Romanın kahramanı Mathieu, üçlemenin ilki olan Akıl Çağı’nda özgürlük tutkusu ve birey olarak kendi kendinin sorumlusu
okumak için tıklayınız?artık o çürümüş seherde gülü gülle açıklayamayız şeyhim.? Kemal Varol Toprağımız bereketli. Ben, zaman buldukça sanatçılarımızı, yazarlarımızı, şairlerimizi, düşünce üreten bilim insanlarımızı tanıtmaya çalışıyorum, ama arada atladıklarım oluyor. Bunlardan biri de Kemal Varol. Hani insan bazen gözünün önündekini görmez ya, benim de Kemal Varol?u şimdiye kadar tanıyamamam, fark edememem, kendisi ve eserleri hakkında bilgi edinememem
okumak için tıklayınız?Her sahne kendi içindedir.?[1] ?Sanat?ın (ve tüm disiplinlerinin) sanat olmaktan çıkarıldığı bir kesitten geçerken; biliyoruz ki, devasa bir yabancılaşmanın kollarındaki insan(lık)a, şimdilerde her zamankinden daha fazla ?sanat?a ihanet etmemiş bir sanat gerekiyor. Gerçekten de Çehov?un, ?Hiçbir şey istemeyen, hiçbir şey ummayan ve hiçbir şeyden korkmayan sanatçı olamaz,? diye betimlediği yaratıcılık azalırken, ona olan ihtiyacın büyüdüğü
okumak için tıklayınızYezidiler, dini inançlarının kurbanı bir halktır. İnandıkları Melek Tavus, Tanrı’nın cennetten kovduğu melekle, yani Şeytan’la bir tutulduğu için Müslüman ve Hıristiyan komşuları tarafından dışlanmış, lanetlenmişlerdir. Sabiha Banu Yalkut, Yezidiler üzerine çalışmaya 1979 yılında bir arkeoloji öğrencisi olarak gittiği Mardin’in Midyat ilçesinde karar verdi. Yıllarca onların izini sürdü; Almanya’da, diaspora koşullarında yaşayan Yezidilerle düzenli bir biçimde
okumak için tıklayınızDersimli araştırmacı Dr. Daimi Cengiz, Dersim?in halk ozanlarından Sey Qaji üzerine yaptığı çalışmayı kitaplaştırdı. ?Dizeleriyle Tarihe Tanık Dersim Şairi: Sey Qaji? isimli kitap Horasan Yayınları tarafından okuyucuya sunuldu. Dr. Daimi Cengiz?in uzun yıllara dayanan araştırmasının ürünü olan kitap, Dersim?in ünlü halk şairi Sey Qaji ile ilgili bilinmeyenleri gün yüzüne çıkarıyor. Kitap bu alanda ilk çalışma
okumak için tıklayınız“Annem Sabiha Sertel, babam Zekeriya Sertel ve ben ömrümüzün önemli ve uzun yıllarını Nâzım Hikmet’le beraber geçirdik Nâzım Hikmet hakkında pek çok orijinal, bilinmeyen bilgiler verdiğimizi, onu gençliğinden ölümüne kadar, bütün yönleriyle ele alıp tam bir portresini çizdiğimizi sanıyorum.” Yıldız Sertel Elinizdeki kitap üç bölümden oluşuyor: Birinci bölümde Sabiha Sertel, Nâzım Hikmet ve Sabahattin Ali
okumak için tıklayınızBu kitapla Türkiye’nin en eski partisi olan TKP’nin programlarını ve Mustafa Suphi tezlerini sunuyoruz. Komünistlerin dünya ve Türkiye vizyonunu, dünyanın ve Türkiye’nin temel sorunlarına yaklaşımlarını ve çözüm önerilerini, kendilerini ve karşıtlarını nasıl değerlendirdiklerini ilk elden, komünistlerin kendi belgelerinden öğrenmek kamuoyunun sağlıklı biçimde bilgilendirilmesine katkı sağlayacaktır. Komünistlerin 1920, 1926, 1973 ve 1983 programlarını ve 1983 programını
okumak için tıklayınız(*) Yaralarım tuz içinde kanıyor/Uyku gelmiş ela gözler sönüyor/Bir yanımda Suphi Nejat ölüyor/Bir yanım deryada çalkanır şimdi… Böyle söylemiş büyük ozan Ruhi Su, Mustafa Suphiler için. Ve daha nice şeyler söylenmiş, türküler yakılmış onlar hakkında. Bu kitabınsa ayrı bir yeri var, zira kitap, ocak 1921’de Türkiye’ye gelişlerinden hemen sonra Karadeniz’de öldürülen Türkiye Komünist Partisi başkanı
okumak için tıklayınız