Etiket: Dostoyevski

Sözcükler ve pabuçlar: Genç Dostoyevski

Nevski’deki trafik giderek yön değiştirmeye başlayacaktır. Ama önce yoksul memurun kendi sesini bulması gerekmektedir. Bu ses, Dostoyevski’nin ilk romanı, 1845’de yayımlanan Zavallılar’da yankılanır.17 Dostoyevski’nin roman kahramanı, isimsiz bir hükümet dairesinde kâtip olan Makar Devuşkin, Akakyeviç’in paltosunun en uygun varisidir. İş yaşamına ilişkin anlattıklarından nasıl mesleğinin ezilip harcanmak olduğu anlaşılır.

okumak için tıklayınız

Cesare Pavase: Bizi en çok inciten şey, çektiğimiz acıların yadsınması, göz önünde bulundurulmamasıdır

Elbette acı çekerek insan birçok şey öğrenebilir. Ne yazık ki acı çekmek öğrendiklerimizden yararlanacak gücü bırakmaz bizde; bir şeyi sadece bilmekse, hiçten de az bir şeydir [bkz. 3 Ekim 1938,1. paragraf). Acı çekmeyi kabul etmek (Dostoyevski), aslında acı çekmemenin bir yoludur. Öyleyse… Bir insan kendisini bir şey uğruna harcadığı zaman, bir başkasının acısını dindirmek amacıyla

okumak için tıklayınız

Mistik Cinayet Romanı Yazarı Dostoyevski – Ahmet Ümit

Kimi eleştirmenler Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sı ile Karamazov Kardeşlerini polisiye roman olarak adlandırırlar. Benzer değerlendirmeler Sofokles’in Oedipus’u ve Shakespeare’nin Hamlet’i için de yapılmıştır. Hamlet’in başına geldi mi bilinmez ama önemli tiyatro okullarında öğrencilerin Oedipus’u dedektif giysileri içinde sergiledikleri bile olmuştur. Gerçekten de bu yapıtların ekseninde suç, dahası cinayet yer alır. Onları polisiye olarak tanımlanmasına yol

okumak için tıklayınız

Dostoyevski / Budala; İsa’ya az kala

Budala, (Henry Troyat’ın da ifade ettiği gibi) Dostoyevski’nin ilk büyük aşk romanıdır. Ne Suç ve Ceza’da Raskolnikov’un Sonya ile yaşadıkları, ne Kumarbaz’da Aleksey’le Polin’in arasında geçenler, ne Cinler’deki Nikolay Stavroin’e âşık olan Lizavetta’nın hisleri, ne de Karamazov Kardeşler’deki Dimitri ile Katerina’nın karışık ilişkisi, aşk olgusunun Budala romanında işlendiği kadar ön planda değildir. Diğer romanlarda aşk

okumak için tıklayınız

Orhan Pamuk: Dostoyevski’yi dünyanın en önemli romancılarından biri olarak görüyorum.

Dostoyevski’nin eserlerini diğer klasiklerden farklı kılan özellik 150 yıl sonra sanki dün yazılmış gibi hâlâ aynı zevkle okunabilmesi. Çarlık Rusyası’nın 150 yıl önceki toplumsal koşulları, günlük ayrıntıları, siyasal dertleri üzerine kurulu olmuş olsalar da bu romanları bugünkü dertlerimizden bahsediyor gibi okuyabiliyoruz.

okumak için tıklayınız

Dostoyevski ve Karamazovluk Üzerine – Maksim Gorki

Sanat Tiyatrosu, Karamazov Kardeşler’den sonra daha da sadistçe, daha da hastalıklı bir yapıt olan Cinler’i sahneye koyuyor. Rus toplumu, Bay Nemiroviç-Dançenko’nun(*) günün birinde, “Avrupa’nın en iyi tiyatrosunda” Mirbeau’nun(**) Azap Bahçesini sahneye koymasını bekleyebilir. Bu kitaptan sahneler neden canlandırılmasın ki? Çinlilerin sadizmi, galiba en az Rus sadizmi kadar patolojik bakımdan ilginçtir.

okumak için tıklayınız

Dostoyevski: Yeraltı Adamı Üzerine Kısa Bir Deneme

“Hiç kuşku yok ki, her insanın içinde bir öfke canavarı, acı çeken kurbanın haykırışlarından aşırı zevk duyan bir şehvet canavarı, zincirinden boşalmış bir canavar; hastalıkların, romatizmaların, hasta böbreklerin verdiği acılarla beslenen bir canavar yatar.” (Dostoyevski, Karamazov Kardeşler)

okumak için tıklayınız

“Ölümlü Dünyanın Kötülük Dolu Karanlığı”nda Bir Çocuk: Dostoyevski

Dostoyevski, inanç sorununu genel olarak birçok romanına taşır ama Karamazov Kardeşler’de bu soruna çok daha kapsamlı bir biçimde eğilir… Karamazov Kardeşler’lerle ilgili süregelen tartışmaların en önemlisi Dostoyevski’nin (1821-1881) bu romanda bir inancı savunup savunmadığıyla ilgilidir. Aslında Dostoyevski, inanç sorununu genel olarak birçok romanına taşır ama Karamazov Kardeşler’de bu soruna çok daha kapsamlı bir biçimde eğilir;

okumak için tıklayınız

Dostoyevski: Zarfı açtım. Ondandı. “Bağışlayın beni!” diyordu.

Gecelerim o sabah bitti. Berbat bir gündü. Yağmur kederli tıpırtılarla pencere camlarını dövüyordu. Odam karanlıktı, dışarıda puslu bir hava vardı. Ağrıdan çatlayan başım dönüyordu. Bütün bedenimi ateş basmıştı. Bir aralık Matriyona’nın sesini duydum tepemde. – Postacı sana bir mektup getirdi, bey. – Mektup mu? .. Kimden? Heyecandan ayağa fırlamıştım. – Bilmem ki, bey. Bak hele

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin Puşkin Konuşması – Konstantin Mochulsky

Moskova’daki Puşkin anıtının açılış töreni 26 Mayıs 1880’de yapılacaktı. Dostoyevski ve Turgenyev, büyük şair hakkında konuşmak üzere Rus Edebiyatını Sevenler Topluluğu’ndan davet aldı. Karamazov’un yazarı, zorlu çalışmasını böldü ve hayatı boyunca hayranlık duyduğu, manevi yol göstericisi ve büyük Rus dehası olarak gördüğü Puşkin hakkında bir konuşma hazırladı. Pobedonostsev’e gönderdiği mektupta Dostoyevski şöyle der: “Puşkin hakkındaki konuşmamı, fikirlerimi keskin bir biçimde ifade ederek yazıp

okumak için tıklayınız

1862’de Dostoyevski ve Avrupa Gezisi üzerine- Edward Hallett Carr

( . . . ) Haziran 1 862’de, Dostoyevski yurtdışına ilk gezisini yapmak üzere Petersburg’dan ayrıldı. Berlin, Dresden ve Cologne’den geçerek Paris’e geldi; Londra’da sekiz gün kaldı -lngiltere’ye tek gidişiydi bu-, sürgünde olan ve o sırada Paddington’da, Westbourne Terrace’de oturan Herzen’i ziyaret etti, sonra Paris’e döndü, Cenevre’ye gitti, orada Strakhov ile karşılaştı. lki arkadaş, İtalya’ya geçtiler, Torino, Cenova ve Floransa’yı ziyaret ettiler.

okumak için tıklayınız

Dostoyevski: Sevgili okuyucum, darılmayın ama kendi kendinizin düşmanı olduğunuz için gülüyorum.

Sevgili okuyucum, o öylesine güzel bir geceydi ki, böylesini ancak gençliğimizde görebiliriz! Gökyüzünün aydınlığına, yıldızların parlaklığına bakıp bakıp da, “Böyle bir göğün altında insan nasıl olur da öfke duyar, hırçınlaşabilir?” diye düşünürsünüz. Ama bu düşünce de gençler içindir, sevgili okuyucum, hem de çok gençler için. Dilerim, sizin de gönlünüz uzun süre genç kalsın.

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin Anti Kahramanları ve Yarılmış Medeniyet – Josef Hasek

Hayatın boşluğu ve anlamsızlığını felsefe katlanabilir hale getirdi, bunun dışında belleğimiz, bu boşluk duygusundan kaçışı olanaklı kılmak için adeta unutmaya karşı olan direncini azalttı. Hafızamız balığınkine doğru hızlı bir evrim geçiriyor. Hayatın zehirleyici hiçliğine karşı bir enstrüman daha var elimizde: şizofreni. Uygarlığımızın yarılmışlığının kişilikteki izdüşümü olarak şizofreni, uzlaşmacı bir tavır olarak tezahür ediyor. Çünkü medeniyetimizin

okumak için tıklayınız

Alfred Adler: Dostoyevski

Dimitri Karamazof’un, Sibirya’da maden ocaklarında umduğu şey, öncesiz — sonrasız uyumun (ahengin) türküsünü çağırmaktır. Suçlu ama mâsum babaKatili dine döner ve herşeyi — bağışlayan uyum içinde kurtuluşunu bulur- Bir elyazısındaki her kıvrılışı yorumlayabilen, düşüncelerini hiç zorluk çekmeden dile getirebilen ve başkalarının aklından geçenleri o saat kavrayan Prens Mişkin, tatlı tatlı gülümseyerek şöyle der: «On beş

okumak için tıklayınız

Tezer Özlü: Dostoyevski’den ilkin Tatsız Bir Olay, sonra Amcanın Rüyası okunmalıdır.

[Ankara] 26 Aralık Pazartesi, 1966 Sevgili Ferit’çiğim, (karının laflarından da biraz yazacaktım, ama anlar diye, bu kadarla yetiniyorum.) Şimdi mektuba geçebiliriz: Evde dinleniyorum. Şunu idrâk ettim ki (neyi diyeceksin) ne kadar çok dinlenirsem, o kadar çabuk normal (acaba normal mi diyeceksin) yani – kendi yaşamıma dönebileceğim.

okumak için tıklayınız

“Dostoyevski’ye ölüm cezası verilmiştir.” 22 Aralık 1849

Darağacı 21 Aralık 1849, tutukluların kendilerine verilen cezadan henüz haberleri yoktur. Artık sorguya çekilmiyorlar. Her çeşit kesin bildiri yasaktır. Yakında bırakacaklar mı acaba? 22 Aralık, sabahın saat altısına doğru genç adamlar, gittik­çe yaklaşan bir uğultuyla uyandılar. Emirler. Ökçelerin şakırtıları. Bir bacağa çarpan kılıç kınının çınlaması. Kilit içinde bir anahtar dönüyor. Kapı açılıyor. Bir jandarma subayıyla, cezaevi müfettişi hücreye giriyorlar,

okumak için tıklayınız

İlk Eserinden Günümüze: Dostoyevski Eleştirisinin Tarihsel Seyri – Rene Wellek

Bir yazarın okurları üstündeki etkisi, çeşitli başlıklar altında incelenebilir: (1) yazarın edindiği ün (efsaneleşerek gerçeklikle cılız bir bağı kalması, ihtimal dahilindedir), (2) karakteristik özelliklerini tanımlayıp bunların değer ve önemini tartışmaya niyetlenen eleştiri, (3) öbür yazarlar üstündeki etkisi, (4) yaşamı ile yapıtlarını nesnelce aydınlatmayı hedefleyen sabırlı akademik çalışma.

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’nın kahramanı Raskolnikov, fransız “entelektüel katil” Lacenaire mi?

Sanat ilhamını bazen doğrudan hayattan alır. Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’nın kahramanı Rodion Romanoviç Raskolnikov’u, on dokuzuncu yüzyılın ilk yansında Fransa’da yaşamış “entelektüel katil” Pierre François Lacenaire’den yola çıkarak yarattığı düşünülür. Bir tüccarın oğludur Lacenaire; hukuk okumak için Paris’e gelmiş, babasının işleri bozulunca okulu bırakmak zorunda kalmıştır. Şair, yazar ve hırsızdır. Bir dergide yayımlanan “Hapishaneler ve Fransız Ceza Sistemi” adlı yazısında, hapishanedeki gözlemlerinden hareketle Fransız

okumak için tıklayınız

Çelişkilerin orta yeridir Dostoyevski…

İnsanın en büyük gerçeği çelişkileridir. Çelişki olmadan düşünce de olmaz. Çoğu zaman iki zıt düşünce beynimizde yan yana yer alır. Bu zıtlık, diğerinin yanlışlığı ya da çirkinliği manasına gelmez. İkisinin de kabul gördüğünün ve aynı zamanda reddedildiğinin ifadesidir bu. Kişi, düşüncelerini zıt olan diğer yanı ile çarpıştırmadan duramaz, hatta koca bir ömrü bu iki zıt nokta arasında gidip gelmekle geçirir. Gidip

okumak için tıklayınız

Dostoyevski: Halk gerçekten sırtını çevirdi ve düşüncelerinin büyük bir kısmından silip attı sizleri (hiç olmazsa karşı konulmaz bir çoğunluk bunu yaptı.)

MOSKOVALI BiR ÖĞRENCİ TOPLULUĞUNA, Petersburg, 18 Nisan 1878 (Not: 3 Nisan 1878’de Moskovalı öğrenciler, Kiev’de tevkif edilen arkadaşları hakkında alınan karara karşı olduklarını belirtmek için bir gösteri yaparlarken sokakta, kasaplar tarafından saldırıya uğrayarak (Moskova’daki et pazarı, Üniversitenin yakınındadır) fena halde dövülmüşler ve içlerinden bir grup bir protesto mektubu ile Dostoyevski’ye başvurmuştur.)

okumak için tıklayınız