Etiket: faşizm

Faşizme karşı Yahudilerin direnişi: Varşova Gettosu – Meltem Oral

Dünya tarihinin en karanlık dönemlerinden biri olan İkinci Dünya Savaşı genellikle, Nazilerin ‘üstün ırk’ dışındaki her toplumsal kesime yönelik imha politikasıyla hatırlanır. Milyonlarca Yahudi, komünist, eşcinsel ve dahası öldürülür. Soykırımdan bahsedilince akla gaz odaları, toplama kampları, açlık, ölüm kamplarına doğru yol alan tren vagonları gelir çoğu zaman. Ancak Nazilere karşı direniş deneyimleri aynı sıklıkla anılmıyor

okumak için tıklayınız

Amerikalı şair Ezra Pound’un faşizmi desteklemesi

Amerikalı şair Ezra Pound 1930’ların başında faşizme “meyletti” ve 1935-1945 yılları arasında, Roma radyosunda, çoğu Amerika, Roosevelt yönetimi ve Yahudi aleyhtarı yüzlerce konuşma yaptı. İtalya’nın teslim olmasının ardından önce birkaç ay Pisa’nın kuzeyindeki Birleşik Devletler Ordu Disiplin Eğitim Merkezi’ndeki bir hücreye, “vatana ihanet” suçlamasıyla yargılandıktan sonra da on üç sene boyunca (1958’e kadar) Washington, D.C.’deki

okumak için tıklayınız

‘Vatansever’ sanatçılar, faşizm ve ‘Kör Olmak’

Nazım Hikmet’in İtalya’da faşist Musolini iktidarının en gösterişli yıllarında yazdığı “Taranta-Babu’ya Mektuplar” adlı kitabı, Roma’ya resim öğrenimi için gelip faşistler tarafından kurşuna dizilen bir Habeş delikanlısının, memleketindeki sevgilisi Taranta-Babu’ya yazdığı aşk dolu şiir/mektuplardan oluşur. Usta şairimiz, bir yandan sevgiliye söylenebilecek en güzel aşk dolu dizeleri sıralarken, öbür yandan Musolini İtalya’sını ekonomik, siyasal ve sosyal bütün

okumak için tıklayınız

Sıradanlığın ne yaptığının farkına bile varmadan kitlesel olarak faşistleşmesi

Sarayın diktasında faşizmin sıradanlaşması 20 yy’ın en önemli düşünürlerinden Hannah Arendt Türkçe’de “Kötülüğün Sıradanlaşması” adıyla yayınlanan ünlü eserinde, Yahudi soykırımının mimarlarından biri olarak İsrail’de yargılanan Adolf Eichmann davasını anlatır. Arendt’e göre Eichmann sadist bir canavar değil tam tersine fazlasıyla ‘normal’ bir insandır ve asıl korkutucu olan da budur. Çünkü onun üzerinden baktığımızda Nazi Almanya’sında yaşanan

okumak için tıklayınız

Faşizmin 14 Temel Özelliği

Siyaset bilimci Dr. Lawrence Britt, 20. yüzyılın gördüğü en tipik faşist rejimleri (Hitler’in Almanya’sı, Mussolini’nin İtalya’sı, Franco’nun İspanya’sı, Suharto’nun Endonezya’sı, Pinochet’nin Şili’si) inceleyerek faşizmin 14 karakteristik özelliğini tespit etmiş. Britt’in çok tartışılan, hatta Umberto Eco’nun bir yazısından fazlaca esinlendiği söylenen ünlü makalesi, ‘yeni başlayanlar için 14 derste faşizm’i anlatıyor:

okumak için tıklayınız

Canavar ve Ölü (Burke, Marx, Faşizm) – Mark Neocleous

canavarlarınız ve ölüleriniz politiktir… Ölülerle ilgili en basit politik varsayım, onları geçmişin bir parçası olarak göstermek ve böylelikle “geleneğe,” özellikle de milliyetçi [ulusal] geleneğe bağlamaktır. Fakat bu, ölüleri gelenekle en yakın bağı olan politik öğretiye, yani muhafazakârlığa teslim etmektir. “Salt” gelenek olmaktan kurtulduklarında ölüler, genelde geçmiş hakkında, özelde de ulusal geçmiş hakkında konuşup durmaktan pek

okumak için tıklayınız

Avrupa’nın faşizmleri ve Türkiye – Korkut Boratav

Verso Yayınevi’ne ait Xenophobia Blog’da Michael Löwy’nin 6 Ağustos tarihli bir yazısı çıktı: Avrupa Aşırı Sağı Üzerine On Tez. Önemli bir yazı olduğunu düşünüyorum. Türkiye’ye ilişkin bir karşılaştırmaya da kapı araladığı için ana öğelerini aktarmak, tartışmak istedim.

okumak için tıklayınız

Faşizmin Kaynağı: Büyük Sermaye – M. Deniz Schulze

Daniel Guerin?in ?Faşizm ve Büyük Sermaye? kitabı, tarihsel bir gerçeklik olarak faşizmin güncel gelişmelerle ve somut görünümlerle karşılaştırılabileceği değerli bir kılavuz niteliği taşıyor. Guerin faşizmin, üretim yapıları itibariyle farklılıklar gösterse de iktidara gelme biçimleri bakımından benzerlikler taşıdığına dikkat çekiyor. Çünkü faşizm, ?daha iktidarı ele geçirmek için ortaya atıldığı andan itibaren, kapitalist burjuvazinin en güçlü kesiminin

okumak için tıklayınız

Uzak Akrabalar (Faşizm, Nasyonalsosyalizm, New Deal, 1933-1939) – Wolfgang Schivelbusch

Hitler ve Mussolini?yi yan yana düşünmek olağan, peki ya onları Roosevelt?le birlikte düşünmek? Faşizm ve nasyonalsosyalizm rejimlerini birlikte anmaya alışığız, peki ABD?nin iki dünya savaşı arası dönemde izlediği New Deal rejimini onlarla aynı sıraya koyabilir miyiz? Uzak Akrabalar, faşist-totaliter rejimlerle liberal-demokratik rejimleri aynı kaba koymaksızın, 1930?lardaki şaşırtıcı ortak noktalarını gösteriyor bize: Topyekûn savaşa ayarlanmış toplum

okumak için tıklayınız

Faşizmi Analiz Etmek – Mutlu Arslan

?Faşizm? kavramı, ülkemizde son yıllarda en sık ve en yersiz biçimde kullanılan kavramlardan birisi haline geldi. Türkiye?nin en namlı sağcıları bile, politik muarızını suçlamak için kolaylıkla ?faşist? nitelemesine başvuruyor. 80?li yıllara kadar Türkiye?deki devlet analizlerinin ve devrimci stratejilerinin anahtar kavramlarından biri olan ?faşizm? kavramı, günümüzde pek çokları için alelade bir küfür haline dönüştü. Faşizm kavramının

okumak için tıklayınız

Bir kara büyü: Faşizm – Arzu Eylem

Viyana?da dünyaya gelen Yahudi yazar Hermann Broch, Büyülenme adıyla Türkçe?ye kazandırılan eserinde Hitler?in Almanlar üzerinde yarattığı etkiyi çözemeye çalışır. Kara büyüye kapılan insanları, din, savaş ve yabancılık olgusunu bir doktorun günlükleri üzerinden aktarır yazar. Vaatlerle ruhun nasıl ele geçirildiği sorusunun cevabını arar. İlk yazıldığında Dağların Romanı olan eserin adını sonrasında ?Die Verzauberung? (Büyü) olarak değiştirir.

okumak için tıklayınız

Faşizmin Etkisinde Türkiye’de Sinema (1939-1945) – Ali Özuyar

Türkiye’de sinemalarda ırkçı-milliyetçi ve faşizan filmler gösterildiğinde ilk bilinçli tepkileri Orhan Selim ve Mümtaz Osman takma adları ile yazılar yazan Nazım Hikmet vermiştir. 1930-50 yıllarında Cemil Filmer’in bir anısı, Türkiye sinemasında faşizmin etkisini anlamak açısından öğreticidir. Alman konsolosluğundan gelen rütbeli kişiler faşizmi eleştiren filmleri gösterdiği için Cemil Beyi ofisinde tehdit etmişler. “Tanklarımızla geldiğimizde seni caddenin

okumak için tıklayınız

Yeni Faşizmin Kökenleri: Ebedi Dönüş – Fırat Aydınkaya

“Artık rejim olarak faşizmi beklemeyin. Gündelik faşizm, sokağı fethedecek, sokak da toplumu. Faşizmin yeni stratejisi bu” Fırat Aydınkaya Faşizmin kötülüğünün anlaşılması, anlatılması çok önemli. Kötü olduğu hep söylendiği, Hitler Mussolini gibi kötülük timsali adamlarla anıldığı için değil; kötülüğü malum olduğu, derinden hissedildiği, bizzat bilindiği için kötü olmalı faşizm. Bunun için de, faşizmin hakkında ezber okumayan,

okumak için tıklayınız

Faşizmin Yargılanması (Leipzig 1933) – Georgi Dimitrov

Elinizdeki derleme, Almanya’da parlamento binasının bir faşist provokasyonuyla kundaklanması olayına karıştığı bahanesiyle tutuklanan Dimitrov’un Nazi mahkemelerinde yargılanma sürecini ve ünlü savunmasını içeriyor. Dimitrov’un savunması, yüzyılın ve belki de dünya tarihinin en önemli savunmasıdır. Dimitrov, faşist mahkeme önünde, faşizmin kendisi şahsında sosyalizme ve barışa doğrulttuğu silahı tersine çevirmeyi başarmıştır. Komünistleri “cani”, “kundakçı” gibi gösterme hedefiyle tezgahlanan

okumak için tıklayınız

Faşizm ve Kapitalizm – Angelo Tasca, August Thalheimer, Otto Bauer

Bir toplumun başına gelebilecek en büyük siyasal felaket olan faşizmi önleyebilmek ve tutarlı, etkili bir anti-faşist mücadele yürütebilmek için, her şeyden önce faşizmin sosyal içeriğini ve temelini, onu hazırlayan ve uygulayan güçleri çok iyi tanımak gerekir. Günümüzde özel bir anlam kazanan bu sorunu ele alan derlemede , yazarlar, faşizmin sosyal kökenlerini çeşitli açılardan irdeliyor. Faşizmin

okumak için tıklayınız

Kızıl Orkestra – Gilles Perrault

İnsanlık tarihinin gördüğü en müthiş casusluk örgütünün inanılmaz öyküsü Kızıl Orkestra, 1930’lu yıllarda yaklaşan faşizm tehlikesine karşı, başta Almanya, Fransa olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde her meslek ve sınıftan insanı örgütleyecek adeta İkinci Dünya Savaşı’nı beklemeye başlayan devrimci bir örgüttür. Savaşın başlamasıyla birlikte, hazırladıkları verici istasyonlarını harekete geçirip, müthiş bir haber alma ve ulaştırma şebekesi

okumak için tıklayınız

Profil – Federico Garcia Lorca

Profil, İspanyol şiirinin evrensel adı Federico Garcia Lorca’nın 5 Haziran 1898 günü başlayıp 20 Ağustos 1936 günü henüz otuz sekiz yaşındayken İspanya İç Savaşı’nda Franco faşizmi tarafından kurşuna dizilerek öldürülen bir şairin ömründe ürettiği sayısız yapıt içinden yapılmış küçücük bir seçme: Şiir, oyun, senaryo, konferans, mektup ve desenlerinden sınırlı sayıda örnek. Ancak, bu koşullarda bile,

okumak için tıklayınız