Etiket: Sabahattin Eyuboğlu

Bakkhalar – Euripides “En büyük bilgelik kendine egemen olabilmektir.”

Atina’nın yetiştirdiği üç büyük tragedya şairi arasında en fazla eseri günümüze ulaşan sanatçı olarak özel bir yeri vardır. Bu durum şenliklerde Aiskhylos ve Sophokles kadar birincilik ödülü kazanmamış olsa da halk arasında daha çok beğenilen bir şair olmasına bağlanır. Euripidesin oyun kahramanları insana özgü zayıflık ve kusurları taşırlar, yaşadıkları tragedyalar da bu kusurları ile vazgeçemedikleri

okumak için tıklayınız

Arthur Miller’in “Cadı Kazanı” adlı oyunu – Serkan Fırtına

Tiyatroya uzun yıllardır nitelikli eserler yayımlayarak hizmet veren Mitos Boyut yayınları, hem yeni eserler hem de tiyatronun klasikleşmiş yapıtlarını sunmaya aralıksız devam ediyor. Son olarak dram sanatının Amerikalı büyük ustası Arhur Miller’ın “Cadı Kazanı” adlı yapıtı, kitapçı raflarındaki yerini aldı. Sabahattin Eyüboğlu ve Vedat Günyol’un nitelikli ve unutulmaz çevirisi ile genç kuşaklarda bu ölümsüz eserle

okumak için tıklayınız

Cadı Kazanı – Arthur Miller “zulmün ve şiddetin doruğa çıktığı bir dönem”

1692 yılında ABD’nin Salem kentinde cadılıkla suçlanan bir grup insan, mahkeme kararıyla idam edilir. Cadı Kazanı, zulmün ve şiddetin doruğa çıktığı bu dönemi anlatır. Anlatılanlar, özgür düşünceye yaşama hakkı tanımayan birtakım bağnaz Hıristiyan’ın, dini inançları kullanarak, toplumsal düzeni ve hukuku ele geçirmelerinin ibret dolu hikâyesidir. Arthur Miller (1915-2005), insanlık tarihinin gördüğü bu en korkunç ve

okumak için tıklayınız

Bilmece – Albert Camus “Bir şey, adı konduğu anda yitirilmiş değil midir?”

Göğün tepesinden düşen güneş dalgaları, çevremizdeki kırda sıçrayıp duruyor kıyasıya. Bu patırtı karşısında susuyor her şey. Karşıda Luberon Dağı soluk almadan dinlediğim bir donmuş sessizlik yığını sanki. Kulak kabartıyorum: Uzaktan gelenler var bana doğru; gözle göremediğim dostlar çağırıyor beni; sevincim büyüyor, eskisi gibi. İşte, yeni bir mutlu bilmece her şeyin gizini açıyor bana.

okumak için tıklayınız

Gargantua – François Rabelais

Rönesans’ın başlangıcını müjdeleyen yazarlardan biri olan François Rabelais, baba-oğul iki dev olan Gargantua ve Pantragruel’in maceralarını anlattığı beş ciltlik eseriyle Fransız ve dünya edebiyatına damgasını vurmuştur. Gargantua, bu külliyatın en bilindik eseridir. Obur dev Gargantua’nın hayatını doğumundan başlayarak anlatan bu roman, realizmi fanteziyle, Rönesans bilgeliğini müstehcen esprilerle buluşturuyor ve okurların dünyaya farklı bir açıdan bakmalarını

okumak için tıklayınız

Bir Alman dosta mektuplar IV – Albert Camus

(?) Bizim gücümüz şu: Dünyanın derinliği üzerine sizin düşündüğünüz gibi düşünüyoruz. İçinde bulunduğumuz dramı kabul ediyoruz, ama bununla birlikte insan kavramını bu düşünce uçurumundan kurtarıyor ve onda yeni wdoğuşların yürekliliğini buluyoruz. (?) Yeni bilgilerimizi o kadar pahalıya ödedik ki, çağımızı umut kırıcı görmekte devam ediyoruz. Gün doğarken öldürülen yüzbinlerce insan, zindanların korkunç duvarları, topraklarının dumanları

okumak için tıklayınız

Eyüboğlu’nun Veysel’i ve Halk Şiiri – Zafer Köse

?Türk şiirinin Cumhuriyete kadar ne türlü bir çıkmazda olduğunu görmek için eskiden beğenilen herhangi bir şiirine bakmak yeter. Halktan uzak kalmak şairlerimize öyle pahalıya mal olmuş ki bugün hiçbiri kendi milletiyle tercümansız konuşamıyor. Halbuki şair kendi milletinin tercümanı olacaktı, nerede?? Bu satırlar Sabahattin Eyüboğlu?nun 1952?de Varlık?ta yayımlanan ?Halk Şiiri ve Âşık Veysel? yazısından.

okumak için tıklayınız

İsa Bu Köye Uğramadı – Carlo Levi

Italo Calvino ile Jean-Paul Sartre’ın Önsözleriyle… Carlo Levi’nin bu kitabını ilk okuduğumda çarpılmıştım. Italo Calvino da söylüyor ya, bence de doğru. İnsanları, hayvanları, bitkileri öylesine büyük bir aşkla tasvir ediyordu ki, sanki zamanın ötesinde bir şeyden, bir büyük hakikatten, bir büyük aşktan söz ediyordu. Bunu bir tek Yaşar Kemal’de gördüm ben: Kimyası yavaş yavaş bozulan,

okumak için tıklayınız

Gökyüzü Mavi Kaldı – Yaşar Kemal, Sabahattin Eyuboğlu

Her kültürün kendinden önce var olmuş bir başka kültürün yatağında büyüdüğü Anadolu toprakları binlerce yıl zengin bir halk edebiyatına kaynaklık etti. Sabahattin Eyuboğlu ile Yaşar Kemal’in ortak çalışması olan Gökyüzü Mavi Kaldı bu büyük edebiyatın seçme ürünlerinden oluşuyor. Adını Yaşar Kemal’in koyduğu bu kitap, bir yandan halk edebiyatımızın zenginliğini, büyüklüğünü hangi büyük kültürlerden beslendiğini ortaya

okumak için tıklayınız