Etiket: Yordam Kitap

Lev Tolstoy, Dickens ve Balzac için ne dedi?

“Dickens çok akıllıca bir laf etmiş: ‘Hayat bize son dakikaya dek cesaretle korunmak koşuluyla verilmiştir/ Dickens, içli, çenesi düşük bir yazardır, pek de akıllı sayılmaz. Bununla birlikte romanlarını herkesten ve kuşkusuz Balzac’tan da daha iyi kurmayı başarmıştır. Birisi şöyle demiş: “Pek çok kişi kitap yazma ihtirasına kapılmıştır, ancak pek az

okumak için tıklayınız

Aydınlık – Henri Barbusse “Onların ışığa, aydınlığa ihtiyacı var. Bütün umudumuz dünyamızın yoksul insanlarında!”

Aydınlık (Clarté), ünlü Fransız yazarı Henri Barbusse’ün, kişisel serüveninden de izler taşıyan romanı. Fransız milliyetçiliğine ve genel olarak her türlü şovenizme keskin eleştiriler yönelten yazar, sistemin alt kademelerinde, yalıtılmış bir hayat süren küçük burjuva bir fabrika memurunun zihinsel aydınlanma sürecini anlatır. ‘Savaş’, ‘kahramanlık’, ‘vatanseverlik’ gibi kavramlarla cepheye sürülen yığınların kendi

okumak için tıklayınız

Antik Yunan Dünyasında Sınıf Mücadelesi (Arkaik Çağdan Arap Fetihlerine) – G.E.M. de Ste. Croix

Marksist İlkçağ tarihçisi Ste. Croix, bu anıtsal kitapta, Antik Yunan-Roma dünyasının Arkaik Çağ’dan Arap fetihlerine kadar olan yaklaşık 1000 yıllık tarihini sınıf mücadelelerine odaklanarak inceliyor. Ste. Croix, kendisine Isaac Deutscher Ödülü’nü de kazandıran kitabının ilk kısmında Marksist tarih çözümlemesinin temel kategorileri olan sınıf, sömürü ve sınıf mücadelesi üzerinde durarak Marksizmin

okumak için tıklayınız

Kapitalistin Yabancılaşması

Şu ana kadar yabancılaşma sanki öncelikle işçi sınıfına ait bir olguymuş gibi tartışıldı. Ancak, yabancılaşma insanlar ile canlı ve cansız doğa arasındaki bir dizi ilişki olarak alınırsa, o zaman proletaryada gözlemlenebilen birçok özellik, sadece birkaç değişiklikle diğer sınıflarda da bulunabilir. Proletaryanın yabancılaşması ve insanlığın geri kalanının yabancılaşması arasında Marx’ın gördüğü

okumak için tıklayınız

Suçlu Kim ? – Aleksandr Ivanoviç Herzen

” Siyasi hürriyetten yoksun bir halk için edebiyat, öfkesinin ve vicdanının çığlıklarını duyacağı biricik kürsüdür.” Herzen Klasik Rus edebiyatının başyapıtları arasında yer alan Suçlu Kim?, Rus edebiyat tarihinde, saf anlamda ilk “toplumsal” roman olarak değerlendirilmektedir. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı, çağdaş Rus yaşamını toplumsal ve psikolojik açıdan ele alması bakımından çok önemli

okumak için tıklayınız

Tehlikeli bir roman: “Sayın Başkan” – M. Angel Asturias

Sayın Başkan, zamanımızın en önemli devlet adamı, bilgelerin bilgesi, büyüklerin en büyüğüdür. Halk onu hiç görmese bile, aynı doğa güçleri gibi acımasız varlığını her zaman üzerinde hisseder. Sayın Başkan’ın yüksek yerinde bir başkasının bulunacağını düşünmek bile ulusun iyiliğine karşı bir suikasttir; bunu aklından geçirmeye cüret eden kimse buna cüret etmemeli,

okumak için tıklayınız

Başka Bir Uygarlık İçin Manifesto – Fikret Başkaya

Gündelik hayatımıza dokunan bir manifesto bu. İçinde yaşadığımız sistemle birlikte kişisel tercihlerimizi de sorgulamamıza yardımcı olan, üretimden tüketime, bireyden topluma, doğadan teknolojiye geniş bir çerçeveyi tartışma olanağı sunan… Nasıl bir ihtiyaçlar hiyerarşisine tabiyiz? “İleri teknoloji” toplumsal ve bireysel olarak bizi ne kadar ilerletti? Geçerli üretim, tüketim ve yaşam tarzı, doğa-toplum

okumak için tıklayınız

Özne, Nesne, Biliş – Viktor A. Lektorski

Viktor A. Lektorski bu kitabında insana dair bir etkinlik olarak bilginin niteliği, yine felsefenin özel bir alanı olan epistemoloji tarafından bilginin tarihsel olarak nasıl yorumlandığı ve ortaya çıkan yaklaşımlar ekseninde de bilgi sorunsalı üzerine bir tartışma yürütüyor. Felsefe tarihinin ilk sorunlarından biri olan ve özellikle son yüzyıldaki bilimsel devrimin etkisiyle

okumak için tıklayınız

Vergi Cennetleri – Gabriel Zucman

Zürih, Hong Kong, Bahamalar, Cayman Adaları, Lüksemburg… Bu sembolik isimler korkunç bir gerçeği gizliyor: Toplum çoğunluğunun zararı pahasına, bir avuç aşırı zenginin gerçekleştirmekte olduğu vergi kaçakçılığını. Daha önce denenmemiş bir yöntem uygulayan Gabriel Zucman, bu olgunun dudak uçuklatan boyutunu ortaya koyuyor; bu kaçakçılığı, dünya hane halkı finansal zenginliğinin % 8’i,

okumak için tıklayınız

“Bizim intikâmımız çocuklarımızın atacağı kahkahalar olacak.”

Yazı tahmin ettiğimden uzun ve biraz da detaylı oldu. Ama tasavvur ettiğimden fazlası yazıya dönüştü. Ama hâlâ da eksik geliyor. Derlemenin ana kaynağını Yordam Kitap’tan basımı yapılan, Denis O’Hearn’ın yıllar yıllı araştırması, okuması neticesinde kaleme aldığı ‘Yarım Kalmış Bir Şarkı’ kitabı oluşturuyor. Bobby Sands’ın hayatının ve mücadelesinin yanında Bobby’nin arkadaşlarının

okumak için tıklayınız

Hadi gelin! Su güzeldir – Eda Sezgin

“Yeni Crobuzon’da olanları düşününce. Çok şey risk altında. Konsey’in peşine düşenler yüzünden buradayım. Ayrıca senin onu durdurabileceğini düşündüğümden. Bu yüzden buradayım işte.” (Demir Konsey) China Miéville’in Yordam Kitap’tan çıkan son kitabı Demir Konsey’de geçen bu cümle, bir metafor olarak ele alındığında, fantastik edebiyatta çok genç yaşından itibaren haklı bir başarı

okumak için tıklayınız

Haydi Dayanışmaya!

Yordam yayınevi, Germinal kitabının gelirini, babaları madende ölen dört Somalı çocuğa burs olarak aktarıyor. Bu uygulamanın en anlamlı tarafı sürekliliği. Anlık yardımlaşmalara sıkça rastlanıyor, ama böyle “4 yıl boyunca” hedeflenen bir kampanya, çok önemli. Kitap güzel, yayınevi güzel, Somalı çocuklar güzel. Dayanışma çok güzel!

okumak için tıklayınız

İşçi Filmleri, Öteki Sinemalar – Funda Başaran

Uluslararası İşçi Filmleri Festivali, 2006 yılında bir grup gönüllünün çabasıyla başladı. Her yıl 1 Mayıs tarihinde İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır’da eş zamanlı olarak açılan ve yıl boyunca Anadolu’da çok sayıda kenti dolaşan Uluslararası İşçi Filmleri Festivali, 2015’te 10. yılını tamamladı.

okumak için tıklayınız

Suriye Kürdistanı’nda Savaş ve Devrim – Thomas Schmidinger

Avusturyalı siyaset bilimci ve kültürel antropolog Thomas Schmidinger, “Mazlum Bagok Kürt Gazetecilik Ödülü”nü kazanan bu kitabında, Suriye Kürdistanı’nı anlatıyor. Özellikle de son dönemde sadece Kürt özgürlük mücadelesinin değil, başta Suriyeliler olmak üzere tüm dünya halklarının dehşet ve öfkeyle tanık olduğu IŞİD katliamlarına karşı mücadelenin de sembollerinden birine dönüşen Rojava’yı…

okumak için tıklayınız

Uzun 19. Yüzyılda Orta Avrupa – Oktar Türel

ODTÜ İktisat Bölümü Emekli Öğretim Üyesi Prof. Oktar Türel, bu kitapta I. Dünya Savaşı’nın ardından çözülen Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun ana bileşenlerinin XIX. yüzyıldaki toplumsal tarihine eğiliyor. “‘Uzun’ XIX. Yüzyıl” deyimi ile XVIII. yüzyılın son çeyreğindeki ekonomik ve siyasal devrimlerle başlayan ve 1914’te I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle sona eren çağ kastedilmektedir.

okumak için tıklayınız

Demir Konsey – China Mieville

Britanya bilim kurgu ve fantastik edebiyatının genç ve başarılı ismi China Miéville’in, Perdido Sokağı İstasyonu ve Yara’nın ardından, Yeni Crobuzon üçlemesinin son kitabı olarak kurguladığı Demir Konsey; mevcut baskı rejimine karşı ayaklanan çeteler, örgütler ve direnişçilerin sahnede olduğu, mekân ve zamanın parçalandığı bir savaş ve isyan zamanına odaklanıyor. Roman, 2005

okumak için tıklayınız

Somutun Diyalektiği – Karel Kosik

Somutun Diyalektiği, 1960’lı yılların başındaki ilk basımından bu yana başta Avrupa olmak üzere tüm dünyada tartışmalara konu olmuş, eşsiz bir felsefi metindir. Kitap, temel Marksist kavramları; eleştirel bir varoluşçuluk, sistem kuramı, fenomenoloji, eleştirel kuram ve “ortodoks” Marksizm okumasıyla yeniden irdeliyor.

okumak için tıklayınız

Bitmeyen bir şarkı: Bobby Sands “Evet, bizim de günümüz gelecek!”

Bobby Sands ve yoldaşları, dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca insana ilham veren bir direnişin simgesidir artık: “Evet, bizim de günümüz gelecek!” Açlık grevi ve ölüm orucu denince dünyada akla ilk gelen isim Bobby Sands olacaktır. 5 Mayıs 1981 tarihinde ölüm orucunun 66. gününde yaşama gözlerini kapamasının ardından tüm dünya saygı

okumak için tıklayınız

Kapitalizmin Unutulan Tarihi

Kapitalizmin en büyük başarısı, özel mülkiyet, para, sermaye ya da kâr gibi temel kategorilerini doğallık, yasallık ve meşruiyet perdelerinin arkasına saklamayı becerebilmesidir. Bugün mülkiyet hakkında fikrini sorduğunuz birçok insan, mülkiyet hakkının kutsal bir hak olduğunu, girişimciliğin yasalar tarafından korunması gerektiğini, yatırım yapılarak kazanılan paranın meşru bir kazanç olduğunu söyleyecektir. Ve

okumak için tıklayınız

Soma ve Ermenek katliamlarının ardından sonra ‘Germinal’i yeniden okurken

“Germinal”de, 1860’lı yıllarda Fransa’nın kuzeyindeki maden ocaklarında yaşanmış acımasız, ilkel, dayanılmaz koşulların, günümüz Türkiye’sinde, Soma’da, Ermenek’te hemen hemen hiç değişikliğe uğramadan sürüyor olması, yüreğinize isyan duyguları salmıyor mu? Yüreğimde öfke ve isyan… Calvino’nun klasikleri değişik açılardan tanımlayan ünlü denemesindeki ölçütler, kuşkusuz, Zola’nın “Germinal”i için de geçerli. Tıpkı Shakespeare’in, Dostoyevski’nin, hayatın

okumak için tıklayınız

Çağdaş Marksizm İçin Eleştirel Kılavuz – Jacques Bidet, Stathis Kouvelakis

Çağdaş Marksizm İçin Eleştirel Kılavuz, ABD, Avrupa, Asya ve diğer yerlerde Marksist kuramda yaşanan yeni gelişmelerin geniş kapsamlı ve tam bir panoramasını sunmayı amaçlayan, uluslararası ve disiplinler arası bir kitaptır. Alanın en yetkin isimlerinden otuz bilim insanının çalışmalarına dayanan Kılavuz, tüm beşeri ve toplumsal bilimleri kapsamaktadır. Kılavuz, yetkin bir çağdaş

okumak için tıklayınız

AKP, Cemaat, Sünni – Ulus (Yeni Türkiye Üzerine Tezler) – Fatih Yaşlı

AKP’nin “Yeni Türkiye”si içi boş bir propaganda teriminden mi ibaret, yoksa bir olguya, bir gerçekliğe mi işaret ediyor? Fatih Yaşlı, bu çalışmada yeni Türkiye’yi bir gerçeklik ve olgu olarak kabul ediyor ve Türkiye’de AKP eliyle yeni bir rejimin kurulmakta olduğu temel tezinden hareketle bu gerçeklik ve olguyu mercek altına alıyor.

okumak için tıklayınız

Çizgilerle Kapitalizmin Korkunç Tarihi – Rius

Kapitalizm insanlığın başbelası, her gün yaşadığımız felaket. Bizi aç, yoksul, işsiz bırakan; kendimize, çevremizdekilere, işimize, yaşamaya yabancılaştıran düzenin adı. Ama her düzen gibi onun da bir tarihi var. Kapitalizmin tarihini bilmek en çok da onun tarihin bir vaktinde başlamış bir siyasi iktisadi biçim olduğunu, dolayısıyla tarihin bir başka vaktinde de

okumak için tıklayınız

Sınıf mücadelesinin antikçağı – İsmail Gezgin

“İnsanlık tarihi bir mücadele tarihidir; ırklar, bireyler arasında değil sınıflar arasında cereyan eder.” Marx-Hegel 1993 yılından bu yana Çatalhöyük kazılarını yürüten arkeolog Ian Hodder, ören yerinden son zamanlarda elde ettikleri ilginç verileri kamuoyu ile paylaşmaya başladı. Ona göre, Neolitik Dönem’in ilginç bir temsilcisi olan ve yaklaşık 9400 yıl önce kurulan,

okumak için tıklayınız

Makroiktisada Giriş – Cem Somel

Makroiktisat; işsizlik, enflasyon, kamu gelir-gider açığı, dış ticaret açığı, dış borç birikmesi, döviz buhranı gibi toplumsal sorunlara çare olacak politikaların araştırılıp önerildiği iktisat dalıdır. Birçom toplumsal sorunun sebebi, uygulanan politikalardır. 1980’lerden itibaren tercih edilen politikalar sonucu merkez ülkelerinde finansal buhranlar tekerrür etmeye başladı. 2007’de ABD’de başlayıp dünyayı sarandurgunluk, uygulanan çeşitli

okumak için tıklayınız

Tanrı Öldü, Yaşasın Yeni Tanrılar! – Ali Mert

Daha ilk sayfalarda, ?Aydınlanma?nın Sınırları? başlığını taşıyan birinci bölümün başında, ?Din gündelik yaşamımıza müdahil olmaya başladığı anda, ondan vazgeçmenin zamanı gelmiştir. Bu açıdan alkolle belirgin bir benzerlik taşır? diye bir cümle var. (s. 15) Temel olarak dinin gündelik yaşama müdahil olmasını, günlük hayatın dokularına işlemesini, özgürlük alanımızı daraltmasını vb. inceleyen

okumak için tıklayınız

Çağrı merkezi çalışanlarını anlatan kitap: “İnatçı Köstebek”

Gamze Yücesan-Özdemir, ?İnatçı Köstebek?te Türkiye?de hem metropol, hem de taşradaki çağrı merkezlerinde yürütülen saha araştırmasına dayanarak bu merkezlerde çalışan ve ?beyaz yakalı? olarak tanımlanan gençlik kesiminin sınıfsal konumunu, emek sürecine bakışını ve direniş konularını ele alıyor. Kitabı, Atilla Özsever değerlendirdi… ‘İtaatkâr robotlar’ Kitapta, kapitalizmin gelişim sürecinde sembol haline gelmiş dokuma

okumak için tıklayınız

Cennetin zaptına çıkanların hikayesi

Babası bir maden işçisi olan ekonomi muhabiri Paul Mason?ın ?Çalışarak Yaşamak ya da Savaşarak Ölmek? adıyla yayınlanan kitabı, çözülüş sonrasında işçi sınıfının, iddia edildiği gibi yeni dünya düzenini içine sindirmediğini, aksine yarım kalan sözünü tamamlamak için dünyanın her tarafında mücadeleye devam ettiğini gösteriyor. Partice Lumumba, Belçikalı sömürgecilerin işbirlikçileri tarafından kurşuna

okumak için tıklayınız

O dünya kurulacak

Neoliberalizmin mucizeleri olarak sunulan Tayland, G. Kore, Endonezya hayal kırıklıklarıyla çökerken, gezegenin hiçbir zaman sahip olamadığı küresel adalet de büsbütün ortadan kalkmaya başladı. Adına ne denirse densin, yeni sol ya da solu, sosyalizmi, demokrasiyi, antikapitalizmi çağrıştıran herhangi bir ad. Asıl olan niteliği. 1989?da başlayıp 1991?de tam çözülme ve dağılma sürecine

okumak için tıklayınız

Köstebeğin yeni rotası

Gamze Yücesan-Özdemir?in ?çağrı merkezleri? üzerine yaptığı çalışma önemli bir boşluğu dolduruyor. Köstebek, devrimci hareketlerin en ünlü metaforudur. Köstebek, yıllarca görünmeden yer altında ilerler ve bir gün mutlaka toprağın üzerine çıkar. Devrimci hareketler de, yıllarca için için kurar kendini, yeraltında ilerler, bağlantıları kurar ve bir gün mutlaka egemenleri sarsacak şekilde sahneye

okumak için tıklayınız

İnatçı Köstebek – Gamze Yücesan-Özdemir

Çağrı merkezi çalışanları, Gezi Direnişi’nde daha bir dikkat çeker oldular. Eğitimli, Türkçesi ve kıyafeti düzgün, “beyaz yakalı”/”plaza çalışanı” gibi sıfatlarla anılan, çoğunluğu genç bu insanların eylemlere geniş katılımı şaşkınlıkla karışık bir sempati yarattı. Gerçekte, eylemlerden önce de onlarla sık sık muhatap oluyorduk. Telefonun karşı ucundaki bir ses olarak hayatımıza giren,

okumak için tıklayınız

Çizgilerle Lenin – Rius

İnsanlık tarihinin en önemli önderlerinden biri… Kökleri nerelere dayanıyor, filizleri nerelere ulaştı? Tanınmış Meksikalı çizer Rius’un çizgilerle çarpıcı ve eğlenceli kıldığı bu kitap, Vladimir İlyiç Ulyanov’u çok farklı yönleriyle anlatıyor. En başta da hayatı ve düşüncesinin yarattığı etkinin neden bu kadar kalıcı olduğunu gösteren bir niteliğini: cesaret dolu gücünü. Daha

okumak için tıklayınız

Tanrı’nın Ölümü ve Kültür – Terry Eagleton

Terry Eagleton bu kitabında, özellikle 11 Eylül saldırısından bu yana gündemi işgal eden köktendinciliğin yükselişinden hareketle şu soruyu soruyor: Tanrı yeniden mi dirildi? Yoksa aslında hiç ölmemiş miydi? Kitap, Aydınlanma düşüncesinin “Tanrı katli”ni hedeflediği iddiasını sorgulayarak başlar. Sekülerleşme sonucu Tanrı’nın ağır bir darbe aldığını teslim etse de, tümüyle yok olmaktan

okumak için tıklayınız

Marksist Dünya Tarihi (Neandertallerden Neoliberallere) – Neil Faulkner

İnsangillerin bilinen ilk üyesi “Lucy”den günümüzün Büyük Resesyon’una kadar insanlık tarihinin analiz edildiği bu yetkin eserde, geçmiş Marksist tarihçi kuşaklarının içgörüleri ile tarihsel süreç hakkındaki radikal yeni fikirler bir araya getiriliyor. Tarihi alışılagelen bakışın dışına çıkarak okuyan Neil Faulkner, geçmişte yaşananların önceden belirlenmiş şeyler olmadığını ortaya koyuyor. İnsanın

okumak için tıklayınız

Savaş ve Barış (Manga) – Lev Tolstoy

Tüm zamanların en önemli edebiyat yapıtları arasında sayılan Savaş ve Barış’ın manga uyarlaması… 19. yüzyıl başlarında Napolyon savaşlarının girdabına düşen Moskova’yı sahne olarak alan büyük destan… Savaşmanın anlamını bulmakta güçlük çeken genç subay Andrey; muazzam servetine rağmen gerçek mutluluğu bulamayan Piyer; masum bir genç kız iken çekici bir kadın haline

okumak için tıklayınız

İlahi Komedya (Manga) – Dante Alighieri

Komünist Manifesto, Kapital, Türlerin Kökeni gibi politik literatürün başyapıtlarının çizgi roman uyarlamalarını edebî başyapıtların mangalarıyla sürdürüyor. Dante’nin Cehennem’e, Araf’a ve Cennet’e yaptığı düşsel bir geziyi destanlaştıran İlahi Komedya, şiir türünde edebî bir başyapıttır. İlahi Komedya, aynı zamanda, tarih ve felsefeden teolojiye,

okumak için tıklayınız

Dünyamızın bu ateşe ihtiyacı var – Haluk Yurtsever

Tülin Öngen?in insana ateşi kazandıracak olan işçi sınıfını inceleyen kitabı yirmi yıl aradan sonra yeniden yayımlandı. Tülin Öngen, kendisini ?emekten yana hocamız? diye sunanları, ?ben emekten yana filan değil, bizzat emekçiyim? diye düzelten, egemen havaya ve rüzgârlara aldırmadan bildiği yolda yürüyen direngen bir

okumak için tıklayınız

İktidarın ve Sermayenin “Fıtrat”ı

Soma madencilerinin anısına Bugün işçi sınıfı edebiyatının en büyük romanlarından birisi olan Germinal’i ve dünya edebiyatında yazarlığı kadar entelektüel kimliğiyle de ayrıcalıklı bir yer edinen Émile Zola’yı hatırlatmak istiyorum. Yordam Kitap’ın uzun süredir yayıma hazırladığı romanın Soma’daki işçi katliamının hemen ertesine denk gelmesi bir rastlantı. Ancak maden kazalarını “fıtrat”a bağlayan

okumak için tıklayınız

Sermaye İmparatorluğu – Ellen Meiksins Wood

2000’li yıllar boyunca yeni emperyalizm hakkında çok söylendi ve yazıldı; konunun bu yoğunlukta tartışılmasının nedeni ABD’dir. ABD, Irak’a karşı yürüttüğü saldırıyı, “terörizme karşı savaş” ve “önleyici savunma politikası” gibi “makul” gerekçelere dayandırmıştı. Ama sömürgeci fetihler ve doğrudan emperyal yönetim olmadığı zaman emperyalizmin anlamı ne olabilir ki? Ellen Meiksins Wood, bu

okumak için tıklayınız

Kore Nire – Fahri Erdinç

Hikâye 1960 Mayısı?nda Ankara?da başlıyor. Öğrenci olayları, genç subayların hoşnutsuzluğu, iktidar yanlısı generaller, başta Menderes olmak üzere iktidar sahipleri, tutuklu gazeteciler… İlk basımı 1966 yılında Sofya?da yapılan Fahri Erdinç?in Kore Nire romanı yaklaşık elli yıl sonra Türkiye?de de yayımlandı. Erdinç bu romanında Türkiye Cumhuriyeti?nin 27 Mayıs darbesine götüren siyasi ve

okumak için tıklayınız

Kore Nire – Fahri Erdinç

Kore Nire, 1950’li yılların Türkiye’sinden bir kesit sunuyor. Büyük umutlar vadederek iktidar olan Bayar-Menderes ekibinin ilk uygulamalarından biri de, sadık bir işbirlikçi olduğunu ispatlamak ve böylece NATO’ya girmek için Kore’ye asker göndermesi oldu. Türkiye, üç yıl (1950-53) süren Kore macerasında ölü, yaralı ve kayıp olarak 19 bin evladını kaybetti. Fahri Erdinç

okumak için tıklayınız

Prometheus’un Sönmeyen Ateşi – Tülin Öngen

Prometheus’un Sönmeyen Ateşi, zorlu bir dönemecin kitabıdır. 1990’ların ilk yarısında, SSCB’nin çöktüğü, kapitalizmin mutlak ve nihai zaferini ilan ettiği ve neoliberalizmin şaha kalktığı bir zamanda yazıldı. O yıllarda, kapitalizmin büyük ideolojik saldırısı, sol saflarda moralsizlik, dağılma, ideolojik savrulma gibi sonuçlar vermişti. Fitilini Andre Gorz’un Elveda Proletarya kitabının ateşlediği bir tartışma,

okumak için tıklayınız

Kızıl Yıldız – Aleksandr Bogdanov

“Lenin’in Bolşevik Partisi’ndeki çalışma arkadaşlarından Rus bilim adamı, felsefeci ve yazar Aleksandr Bogdanov (1873-1928) aynı zamanda bir bilim kurgu yazarıdır. Bogdanov, büyük ilgiyle karşılanan Kızıl Yıldız (1908) romanında, geleceğin sosyalizminin bilimsel tahminlere dayalı ayrıntılı, canlı bir tasvirini sunar. “Kızıl Gezegen” olarak bilinen Mars’ta insanlık ileri bir sosyalizm düzenine kavuşmuştur. Dahası,

okumak için tıklayınız

Marx-Engels ve Osmanlı Toplumu – Taner Timur

Osmanlı Devleti, “Doğu Sorunu” başlığı altında 19. yüzyıl diplomasisinin başlıca çatışma alanı oldu. Doğulu kimliğini giderek kaybeden, fakat “ıslahat” ya da “çağdaşlaşma”yı da bir türlü başaramayan Osmanlı toplumu, bu yüzyılda her köşesini arşınlayan bir gezginler ordusunun hayal gücünü kamçıladı. Dahası, çok sayıda düşünür ve bilim adamının gözlem ve analizine de

okumak için tıklayınız

Devlet Nedir? – Cem Eroğul

Toplumsal yaşamın her alanında, sürekli olarak karşımıza çıkan bir olgudur devlet. Ama, gerçekte devlet nedir? Toplumun tümüne hizmet eden bir aygıt mı? Yoksa egemen sınıfların baskı aracı mı? Ya da toplumu haraca kesen asalak bir örgüt mü? Cem Eroğul, bu kitapta, işte bu temel sorulara yanıt bulmaya çalışıyor. Bunun için,

okumak için tıklayınız

Demokrat Parti (Tarihi ve İdeolojisi) – Cem Eroğul

Kimine göre, Demokrat Parti, Atatürk devrimlerini yok etmeyi amaç edinen ve bugün bu ereğine iyice yaklaşmış görünen, gerici bir siyasal akımın ilk büyük dalgasıdır. DP demek, karşıdevrim demektir. Kimine göre ise, Demokrat Parti, baskıcı yönetimler karşısında yüzyıllardır boyun eğmiş “kitlelerin isyanı”dır ve en büyük özelliği demokrasinin kurucusu olmasıdır. Ancak, birbirinin

okumak için tıklayınız