Yüzleşme aracı olarak belgeseller

toplumsal-bellekMilliyetçilik kendisini mitlerle geçmişe demirlerse, milliyetçilik karşıtı düşüncelerin kendini var etme yollarından biri de neden belgesel sinema olmasın?

Uzaktan, izleyen “göz”, her şeyi gören ve bilen tanrıya aittir. Dolayısıyla edebiyatta ve sinemada bu göz hükümranlığın, faşizmin metaforu olarak çıkar karşımıza. Kameranın da bir başka “iktidar”ın, “erkek” in gözü olduğu bilinir. Ancak, Asuman Susam’ın Toplumsal Bellek ve Belgesel Sinema yapıtında kameraya böyle bir anlam yüklenmemiş onun devrimci yönüne odaklanılmış. Kitapta, kameranın günlük yaşamı kayıt altına alan göz olarak resmi tarihin dışında “gerçek”i anlatan belgeler biriktirerek alternatif tarih oluşturması üzerinde durulmuş. Susam her gün yeni bir gündemle bir öncekini unuttuğumuz bu coğrafyada “bellek”in oluşturulma, tazelenme sürecini sinema üzerinden irdeleyerek önemli bir konuya dikkatimizi çekiyor.

Kitap üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde “sinema”dan çok “bellek” üzerinde duruluyor. Bu bölüm, toplumsal bellek kavramının, iktidarın bellek üzerindeki dayatmalarının, oynamalarının ele alınması açısından önemli. Yalan bir resmi tarih oluşturma sürecine belgesel sinema müdahale eder. Bu şekilde gerçek, resmi tarih tarafından dışlananların, yok sayılanların gerçeği kayıt altına alınır. Bu sayede belgesel sinema iktidarın sürekli tahrip ettiği, yönlendirdiği ortak bilinçte gerçeğin ortaya çıkması adına küçük operasyonlar gerçekleştirilir. Dersim’e medeniyet götürüldüğü yalanın on yıllar sonra “Dersim’in Kayıp Kızları”nda; Sivas, Madımak katliamının o günkü gazeteler tarafından ateist Aziz Nesin’in kışkırtması olduğu yalanın on yıl sonra “Menekşe’den Önce” belgeselinde ortaya çıkması bu operasyonun yakın tarihli örnekleri. Bu iki film, belgesel sinemanın ortak belleğin dışlanmışların gerçekleriyle şekillendirmesine katkısına somut örnek olarak gösterilebilir. Milliyetçilik kendisini mitlerle geçmişe demirlerse, milliyetçilik karşıtı düşüncelerin kendini var etme yollarından biri de neden belgesel sinema olmasın?

İkinci bölüm, Belgesel Sinema ve Gerçeğin Temsil Biçimleri’nde sinema tarihi ve belgeselin kesiştiği noktalar on beş alt başlık altında inceleniyor. Üçüncü bölümde toplumsal belleğin oluşumuna katkıda bulunan dokuz ayrı filmin çözümlemesi yapılıyor. Kitabın sonundaki “ek” bölümünde 2000 ve 2010 yılları arasında toplumsal bellek konulu belgesel film dizini bulunabilir.

Melike Uzun
02.10.2015 http://kitap.radikal.com.tr/

TOPLUMSAL BELLEK VE BELGESEL SİNEMA
Asuman Susam
Ayrıntı Yayınları, 2015
256 sayfa

Kitap Hakkında

Binlerce yıl öncesinden bugüne taşıdığımız insanlık mirasımız şimdiki zamanımızı inşa ederken, diğer yandan geleceğimizin kurgulanmasında önemli bir belirleyen olarak karşımıza çıkmaktadır. Toplumsal yapı ve yaşantılar içinde çoğu zaman bilinçli bir farkındalıkla algılamadığımız toplumsal belleğin izi ve etkileri, bireyin özgürlük arayışlarının, bilinçlenmesinin ve toplumsallaşmanın karşısında kimi zaman bir olanak, bazen de bir tehdit ve tehlike olarak duruyor. Toplumsal yaşantı içinde “öteki” ile olan ilişkilerimizde stereotiplerle, önyargılarla karşımıza çıkan, tekrarlanarak yeniden üretilen ve belleğimizi oluşturan değerler ve yargılar; yaşantımızı, başkalarıyla ilişkilerimizi ve gelecek tasavvurumuzu etkiler ve belirler. Bilim, felsefe ve sanat egemen sistemin bu tahakkümkâr belirlemeciliğini aşmaya çalıştığımız, muhalif okumaların ve eylemlerin gerçekleşme alanları. Belgesel sinema bu arayışların en etkili araçlarından biri. Tarihin, kanıksanmış yargılarının dışında bırakılmış insan hikâyelerini merkezine alan, tarihin ve şimdinin başka türlü okunup kurulabileceğini göstermeye çalışan bir sinema türü. Uyutulan ve unutulan, belleklerden silinen gerçeklerin “yeniden okunması, anımsanması ve kayıt altına alınması”, belgesellerin temel işlevi. Belgesel sinema bu gerçekliği estetiğin olanaklarıyla soyutlayıp yorumlayarak gerçekleştiriyor.

Son yıllarda çekilen belgeseller, toplumsal belleğimize yer etmiş kimi konuların başka türlü okumalarını yaparak alternatif bir tarih de sunmaya çalışmakta. Sayıları artan nitelikli belgeseller, belgesel sinemanın işlevine; tarih, toplum ve bellekle ilişkisi açısından yeniden bakmayı gerekli kılmaktadır. Bunun bir rastlantıdan çok değişen toplumsal koşulları, sistem algısını, bireyi de içine alan bir tartışmanın konusu olduğu açıktır.

Yazar Hakkında

Asuman Susam İzmir doğumlu. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü, ardından aynı üniversitenin İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Sinema Anabilim Dalı’nda yüksek lisansını tamamladı. İlk şiiri 1989 yılında Milliyet Sanat Dergisi’nde ve o yılın Genç Şairler Antolojisi’nde yayımlandı. O günden beri şiirleri, edebiyata dair eleştiri ve denemeleri, sinema yazıları çeşitli dergilerde yer almaktadır.

Şiir kitapları: Bir Unutuş Olsun (1995, Piya Kitaplığı), İhtimal ki Aşk (2001, Piya Kitaplığı), Susunca Sen (2008, Digraf Yayıncılık), Dil Mağarası (2012, Everest Yayınları) İnceleme kitapları ise; 99 Beyit: Divan Şiirinden Seçmeler ve Çözümlemeleri (2008, Makbule Aras, Melike Koçak ve Asuman Susam, Can Yayınları), Yangın Yıllarından Nidâ’ya Ahmet Telli Şiiri’dir (2010, Everest Yayınları).

Yorum yapın

Daha fazla İnceleme, Makaleler, Sinema
SORUŞTURMA; ‘Bir Şiir Emlâkçılığı’ ya da ‘Dağlarca’nın Parsellenmesi’ Hakkında…

SORUŞTURMA; ‘Bir Şiir Emlâkçılığı’ ya da ‘Dağlarca’nın Parsellenmesi’ Hakkında... Bkz: http://pasaj69.org/sorusturma-bir-siir-emlakciligi-ya-da-daglarcanin-parsellenmesi-hakkinda/ pasaj69.org taifesinden ‘Haklılığın İnadı’ olarak Uğur Yanıkel, ‘Birinci Fazıl...

Kapat