1968 Devrimci Eğitim Şurası / Komisyon 1 ? Devrimci Eğitimin Amaçları İlkeleri Yöntemi

1968 DEVRİMCİ EĞİTİM ŞURASI / KOMİSYON – 1 DEVRİMCİ EĞİTİMİN AMAÇLARI İLKELERİ YÖNTEMİ Sayfa: 29-36

BİLDÎRÎ; DEVRİMCİ EĞİTİMİN AMAÇLARI, İLKELERİ YÖNTEMİ ve ULUSAL TERCİHLER
Bildiriyi Sunanlar:
Gülten KAZGAN
Haydar KAZGAN
Vedat GÜNYOL
Mehmet BAŞARAN
Pakize TÜRKOGLU
Refet ÖZKAN

1. EGÎTÎMÎN ve DEVRİMCÎ EGÎTÎMÎN GÜCÜ ve OLANAKLARI:
Her insan, doğduğu zaman kalıtımsal (irsi), biyolojik özellikleriyle herhangi bir tip olarak yoğurulmaya hazırdır. Kişinin gelişimi, mesleği, dünya görüşü; aileden, okuldan en geniş anlamıyla çevreden edineceği eğitime bağîıdır.
Bu anlamda eğitim, inşam biçimlendirmede en önemli etkendir.
Bugün eğitimle biçimlendirilen tip, toplumun gelecekte kazanacağı niteliklerin etkeni olduğuna göre, eğitimin dolaylı yoldan da olsa toplumu oluşturmadaki önemi anlaşılabilir.

Eğitim bir yandan çevreyi belirli doğrultulara yöneltici öncü kuşakları yetiştirerek doğrudan doğruya, öte yandan çevrenin etki gücünü, etki yönünü ve alanlarını değiştirerek dolaylı yoldan etkili olabilir. Böylece toplumda yığmlı bir değişmeyi hazırlayabilir. Değişen çevre, yeni öncü kuşaklan, ayrı bir anlayışta, yönde yetiştirirken, öncü kuşaklar da çevreyi değiştirmek üzere harekete geçebilir. Eğitimin bu güce erişebilmesi için kapsamının gelişmesi, doğumdan ölüme değin sürecek etki dozunun yoğunlaştınlması gerekir.
Başka bir deyişle eğitim, okulda başlayıp okulda bitmeyecek, salt meslek bilgisi edindirmekle yetinmeyip yeni insanın yoğurulması için bütün etkileri yaratacaktır.

Genellikle iktidarlann, başta kalmak için toplumun olmasını istedikleri yön ve biçim üzerinde bir anlaşmaya varmış olması, bunu gerçekleştirici eğitim düzenini kurması ve uygulaması beklenir.
Baştakiler statükocu bir eğitimden yanaysalar, devrimci güçler böyle bir iktidara ve tutuma karşı çıkacaktır. Bu güçlerin gerçekleştirmek istedikleri devrimci eğitimin amaçları, ilkeleri, yöntemleri konusunda anlaşmaları gerekir. Bilinmelidir ki, “Siyasi iktidara rağmen”, onun anlayışına karşı bir eğitimin uygulanması, fedakârlık isteyen, etkisini çabuk göstermeyen bir iştir.

Bugün Türkiye’de içte ve dışta siyasi ve iktisadi güç, toplumun tutucu ve statükocu niteliklerini sürdürücü, kendine direnenleri azaltıcı, direnme güçlerini zayıflatıcı bir çalışma içindedir. Çevre etkileri, bu tutuma rağmen, onlara karşı çıkabilecek bir genç kuşağı yetiştirebilmiştir. Statükoyu sürdürmek için yapılan baskı kendisine karşı çıkacak güçleri de doğurmuştur.
Eğitimcinin amacı “Karşı koyucu güçlerin” kendiliğinden oluşmasını beklememek, bunların oluşmasına yardım ederek, tarihsel süreci hızlandırmak olmalıdır. Öğretmenler, yayınevleri, basın organları bu sürecin hızlandırılmasında ön plânda rol oynarlar.

Saptadığımız amaçlar, ilkeler, yöntemler statükocu bir iktidara, yan etkilerine rağmen, bu iktidara karşı çıkacak öncü kuşakları yetiştirici eğitimin amaçları, ilkeleri, yöntemleridir. Aslında son üniversite olaylarının ortaya koyduğu gibi Türk toplumu, eğitimcilerin genç kuşaklara rehberlik edeceği yerde, durumun tersine döndüğü bir aşamaya erişmiş bulunuyor. Statükocu baskılar, okul dışı eğilimin bilinçlendirilmesiyle yetişenlerin eğiticiye rehberlik etmesi sonucuna varmıştır. Bu durum, devrimci eğitimin uygulanmasını kolaylaştırmaktadır. Çünkü öğrenciler böyle bir uygulamayı destekliyecektir.
Bu yolda siyasi iktidarı zorlayıcı baskı grupları ortaya çıkacaktır.
Aşağıdaki ilkelerin bir kısmını bugünkü siyasi ve iktisadi yapı içinde uygulamak kolay olmayacaktır.

2. DEVRİMCİ EĞİTİMİN AMAÇLARI, İLKELERİ, YÖNTEMİ:
Devrimci eğitim, toplumdaki düzensizliğin, ekonomik bağımlılığın, kültürel yozlaşmanın sorumluluğunu duyacak, kişilerin mutluluğunu sağlayıcı, çağdaş uygarlık düzeniyle bağdaşan, akılcı bir düzeni getirmede eyleme geçecek öncü kuşakların yetiştirilmesine dönük eğitim düzeni olarak tanımlanabilir.
Böyle bir eğitim sorumluluk duyacak, eyleme geçecek genç kuşaklan hazırlayacak demektir. Yani Devrimci eğitimin amaçları:
1) Kişiyi gerek kendi toplumu içindeki yerini, sınıfım, gerekse toplumun dünyadaki yerini açık seçik -bilecek duruma eriştirmek,
2) Ülkesinin ekonomik düzenini, toplumsal koşullarını öbür uluslarınkiyle kıyaslayacak, kendisinin, halkının toplumsal, ekonomik koşullarını araştırma, inceleme yoluyla kavrayacak, bu koşulları geniş halk kitleleri yararına değiştirecek, bu alanda karşısına çıkacak engelleri yenecek yetkinlik  ve etkinliğe ulaştırmak.
3) Dünyayı baskı altında tutan egemen ülkelere bağlı tercih sistemlerinin reklâm, propaganda ve diğer yollardan yaptıkları etkilere karşı çıkacak, onların yerine kendi halkının yararına dönük tercih sistemlerini, toplumsal değerlerini koyup, kendi kültürünün ışığı altında, kendi toplumunun, kültürünün ve ekonomisinin gerektirdiği eylemleri geliştirici duruma getirmek,
4) Hayata etkin bir üretici olarak hazırlamak, kültür ve uygarlığın değerlerinden yararlanabilecek duruma getirmek, her alanda bilime, sanata, kendi öz değerlerine, uygarlığa katkıda bulunabilecek yaratıcı bir nitelik sağlamak,
5) Tüm insanlık için duyarlılığı olacak, kişisel haklarıyla toplum yararı arasında bilinçli bir denge kurabilecek, iyi insan ve iyi vatandaş olmayı bilecek, kendi yararı kadar, toplumun ve insanlığın yararına dönük eylemlere heyecanla girişebilecek geniş bir ufuk kazandırmak olmalıdır.
Kısaca, ilk iki amaç, kişinin sorunlarımız konusunda bilinçlendirilmesîyle ilgilidir; Üçüncü amaç bağımsızlık konusunda bir görüş ve eylem bilinci verilmesine dönüktür; dördüncü amaç her alanda yaratıcılığın, ekonomik etkinliğin arttırılmasına yönelmiştir; sonuncusu da kendisini, toplumunu, insanlığı düşünebilecek geniş bir görüş açısına kavuşturmakla ilgilidir.

Devrimci eğitimin amaçlarla ilgili temel ilkeleri de:
1) Kişiye olumlu ve rasyonel (usçu) düşünme yeteneği ve eleştirici bilinci kazandırmak,
2) Toplumsal ekonomik yapı değişikliğini hızlandıracak şekilde pozitif bilimlere ve lâik öğretime önem vermek,
3) insan gücü kaynaklarını ekonomik kalkınmanın gereğine’ ve amaçlarına uygun yolda kullanmak,
4) Egemen kültürlerin kişiyi kendi toplum sorunları karşısında yabancılaştırmasına engel olmak,
5) Ulusal kültür kaynaklarının yaratıcı, eylemci insan yetiştirme yolunda bağnazlığa kaçmadan etkin bir biçimde çalışmak,
6) Öğretimi ölü bilgiler aktarmacılığından kurtarıp kişiyi, kendisini ve çevresini değiştirici bilgi ve becerilerle donatmak, üretim ve eylem için eğitmek,
7) Öğrencinin yönetime etkin olarak katılmasını sağlamak,
8) Bağnazlıktan uzak, görüş ufku geniş, insanlık haklarını bilen kişiyi yetiştirme yolunda insanlığa malolmuş kültür kaynaklarından yararlanmak olmalıdır.
Devrimci eğitimin yöntemi:
1) Yukarda belirtilen amaçları gerçekleştirecek ve ilkeleri uygulayacak kurumların sayısını artırıp, eğitimi her alanda, her seviyede, her toplum katında yaymak,
2) Eğitimi, okul içi ve okul dışı (örgün ve yaygın) okul çağındakilerin ve yetişkinlerin eğitimi yoluyla “diploma için birtakım bilgiler edinme zorunluğu halinden çıkarmak,
3) En yakın çevreden zaman ve mekân içinde dış dünyaya doğru açılarak bilgiyi derinleştirmek yöntemiyle eğitmek,
4) Öğrenciye ve eğiticiye bilimsel özgürlük vermek,
5) Eğitimin, daha elverişli toplumsal ve ekonomik koşullar içinde daha anlamlı bir yaşama olanağı verdiğini eğitilenlere kavratmak,
6) Çalışmaları öğrenci etkinliğine dayanacak, ekonomik değer taşıyacak ve üretim alışkanlıkları kazandıracak şekilde düzenlemek,
7) Eğitim eylemini diyalektik mantık içinde uygulamak olmalıdır.

3. DEVRİMCİ EĞİTİM ve ULUSAL TERCİHLER:
Bugün Türkiye’de tek yönlü, tek görünüşlü bir ulusal tercihler sistemi olduğu söylenemez. Yukarda saptanan devrimci eğitimin esaslarını mevcut durumla karşılaştırıp ihtiyaca cevap verir yada veremez diye değerlendirmek mümkün değildir. Siyasi iktidar ulusal tercihleri, kendi siyasi ve iktisadi gücünü sürdürmek üzere oluşturmağa çalışmakta, bu konuda dış güçlerden de yardım görmektedir. Bu yoldan oluşturulmasına çalışılan tercihler, geleceğe değil, düne ve geriye dönük, dinsel inançlara bağlı, bir başka, dünyanın nimetlerini bekleyen, hakkını yiğitçe savunucu değil de, kendisine verileni “kaderi” sayıp boyun eğen, toplumun bir bireyi olduğunu düşünmeden kendi kişisel yararını güdecek, herşeyi olduğu gibi kabul edip bunu değiştirebileceğini düşünmeyen, değişiklikten çekinen kuşaklar yoğuracak biçimde oluşturmağa çalıştırmaktadır. Yaygın bir dinsel eğitimin bağnazca uygulanışı, lâik eğitim götürülmezden önce yada onun götürülmesiyle bir arada dogmatizmi sürdürecek eğitim araçlarının da götürülmesi, özel eğitim kurumları, (yani özel okulları), değişikliğin korkulan iktisadi sistem -komünizm- demek olduğu konusunda kaynatılan cadı kazanı, ilerici güçler üzerindeki siyasi ve iktisadi baskılar, kültürel yozlaştırma, bunun başlıca araçları olarak kullanılmaktadır. Böylece, bir yandan bu etkilerle biçimlenen tercihler vardır, bunların zaman içinde ne kadar güçlendiğini yada nekadar zayıfladığını bilmek mümkün değildir.

Öte yandan, buna tepki olarak ulusal tercihler sistemi oluşmaktadır. Bu yarının toplumuna ve bu dünyaya dönük, toplum yararını ön plânda tutan, bağnazlıktan uzak ve geniş ufuklu, bağımsızlık konusunda titiz davranan, iktisadî etkinliği yüksek üretici kuşakların yetiştirilmesine dönüktür. .
Devrimci eğitim, kaçınılmaz şekilde siyasi iktidarın oluşturmağa çalıştığı tercihler ile çatışacaktır. Önünde sonunda devrimci eğitimle yetişen kuşaklar siyasi iktidarı ele geçirecektir. Ancak o zaman halkla devlet buluşacak, ekmek ve kitap sorunu çözümlenmiş olacaktır. Bugün ve yakın bir gelecek için söz konusu olan devrimci güçlerin ulusal tercihleri ve buna uygun gördükleri eğitim sistemi  ile siyasi ve iktisadi iktidarı ellerinde tutanlar toplumda oluşturmağa çalıştıkları tercihler sistemi arasında bir çatışma sürüp gidecektir. Devrimci eğitimi uygulamak durumunda bulunanlar bu olguyu herzaman gözönünde tutmalıdırlar.

BÎLDÎRİ ÜZERİNE TARTIŞMALAR:

FARUK PEKÜN ? Eğitim devrimi ile devrim için eğitimi birbirinden iyice ayırmak gereklidir. Bizler tamamiyle sorunlaşmış bir eğitim devrimine inanmıyoruz. Böyle bir şeyin yapılabileceğine de hiçbir şekilde kanaat getiremiyoruz.
Bu yıl öğrenciler ilkokuldan üniversiteye kadar devrim sloganıyla işgal ve boykot hareketlerine giriştiler. Eğitim hiçbir zaman ekonomik sorunlardan ayrı düşünülmez. Hakim sınıflar kendi çıkarlarına uygun eğitim ve öğretimi yaptırabilirler. Ve yaptırıyorlar.  Eğitim aslında öğretim süresinden çok daha uzun bir süreci gerektirir.
Öğretim sadece okul’ sıralarında olur. Eğitim ise ömür boyu sürer. Devrimci Eğitim Şûrası genç kuşakların, yetişen kuşakların, eğitilen kuşakların, aynı zamanda okul dışında kendilerini eğitmek için bulabildikleri değil de bulamadıkları
kurumları da eleştirmek, aramak ve bulmak zorundadır.
Devrimci gençler hiçbir zaman okul içi bilgilerle donanmış değillerdir.
Okul içi bilgiler porsumuş bilgilerdir. Bizlere, biz devrimci gençlere hiçbir şey vermiyorlar. Dolayısiyle bizler okul dışına taşmak zorunda kalıyoruz.
Okul dışında kendi susamışlığımızı gidermek zorunluğunu duyuyoruz.
Bugün apaçık ortaya çıkan bir çelişkin eylem vardır. Bunu önlemek okul iıralarmda verilen bilgilerle olmuyor. Devrimci birikimi sağlam bir temele oturtmak gereklidir. Fakat bu, okul sıralarındaki yozlaşmış hakim sınıflar eğitimiyle, onların bilgileriyle olamaz. Kurumları arttırmak, yüzde yüz okuma – yazma olanağını sağlamak bizlere hiç birşey verecek değildir. Bizim için önemli olan, kendi ülkesinin ekonomik sorunlarım, spsyal sorunlarını bilen, bunun bilincine varan ve bunu dünya ülkeleriyle kıyaslıyabilen genç kuşaklardır.
Eğitimde devrim değil, devrim için eğitim istiyoruz.

CAFER ÖZTÜRK ? Eğitimci kişi tutucu olamaz, ister istemez devrimci olacaktır. Devrimci olmayan öğretmen olamaz.
16 Temmuz 1921 de, düşmanın 50 kilometre mesafede bulunduğu bir zamanda, Ankara’da bir eğitim kongresi toplanıyor. Bu kongreyi açış konuşmasında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkam Başkomutan Mustafa Kemal Paşa:
“Gerçi bugün maddi ve manevi kuvvet kaynaklarımızı milli sınırlarımız içindeki memleketlerimizde istilâcı bulunan düşmanlara karşı kullanmak zorundayız. Memleket eğitimi için ayrılabilen şey gelecek eğitimimizin dayanağı olacak bir temel kurmaya yeterli değildir. Ancak geniş ve elverişli koşul ve araçlara kavuşuncaya kadar geçecek savaş günlerinde dahi, büyük dikkat ve titizlikle işlenip çizilmiş bir ulusal terbiye, programı yapmağa ve bugünkü milli eğitim örgütümüzü şimdiden milli bir yönde çalıştıracak ilkeleri hazırlamağa çal-ışmız.” demişti.
Mustafa Kemal Paşa’nın bu direktiflerine politik güçler bugün uymakta mıdır? Öğretici boykotları birbirini kovalarken, ana babalar çocuklarının iyi yetişmediğinden dertlenirken, Milli Eğitim Bakanlığı koltuğunda oturanlar öğretmen kıyımında yanşa çıkmışlardır.

Şimdi Türkiye’nin eğitim durumu bu. Buna karşı direnelim. Şûra topluyoruz. Seminer yapıyoruz. Bunu Bakanın ruhu bile duymuyor. Kılı kıpırdamıyor. Ne kadar bağırırsanız bağırın, bildiğini okuyor. Biz 55 bin öğretmeni temsil ediyoruz. Bizim eğilimimizde olup da üyemiz olmayan, politik baskılar yüzünden üye yazılamayan daha pek çok arkadaşımız var. Bunları temsil eden bizler de, onun bize kullandığı gibi zor kullanmalıyız. Hukuk yalnız öğretmeni ezmek için değil, kanunlar, yönetmelikler yalnız “Falan gazeteyi niye okuyorsun? Filan dergiyi niye izliyorsun? Şu iş üzerinde neden konuşuyorsun?” diye soracaklar için konulmamıştır. Öğretmenin huzura kavuşması devrimi hızlandıracak bir ortam getirecektir. ‘
CAN YÜCEL ? Şûra’ya gençler gelmiş, öğretmenler gelmiş, sendikalar, işçiler gelmiş. Devrimci bir Şûra. Kime karşı bu? Vallahi bir millete karşı galiba. Bu millet ayrı bir millet, komprador miileti… Bu millet başka, siz başkasınız. Aşağı yukarı iki türlü eğitim oluyor… Bizim bu toplanmamızın, oturmamızın, konuşmamızın sebebi bu komprador milletine karşı nasıl davranacağımızı ve kendimize göre nasıl bir eğitim kuracağımızı düşünmek…
Bunun için de aşağı yukarı bir rejim meselesi çıkıyor. Bu, Karaköy’de bulunan Halk Eğitimi Merkezinin açtığı zayıflama dersleri ile olmaz. Eğitim denilen şeyin amacı insanları özgür kılmaktır. Birbirinin sömürüsünden özgür kılmaktır. Halbuki biz milletçe özgür değiliz daha. Bu milletçe özgürlüğümüzü sağlamadan biz, insanı özgür kılma olan eğitimin hakkından gelemeyiz. Bütün meselemiz, bunu ortaya koyup, bunu halletmektir. Benim bir teklifim var: Şûra’da karar alınsın, bir alfabe yazmasını TÖS’e görev olarak verelim. Başında “Ata ot at”ı bırakalım, diyelim ki “Halk yurdun sahibidir… Toprak toprağı işleyenindir… İş işi görenindir…” Böyle, yani temelden, doğru dürüst bir alfabeden başlayalım işe.
MEHMET BAYSAL ? Bizim bugüne kadarki eğitim düzenimizde belli başlı bir felsefe yoktur. Bugüne kadar gelişigüzel, başı bozuk bir şekilde sürdürülmüş ve eğitim müesseseleri birer memur fabrikası haline getirilmiştir. Bu yüzden okuyan insan toplumdan kopmakta, aile yaşantısı, çoluk çocuğu ile ilişkisi bozulmakta ve yozlaşmaktadır. Bu durumu düzeltmek için önemli olan eğitimde devrim yapmaktır. Bu da eiğtim felsefemizi çizmemize bağlıdır. Bir insanın kaderi aldığı eğitime bağlıdır. Toplumun kaderi de kişilerin kaderiyle paraleldir.

BlR DELEGE ? Yoksul halk çocuklarını okutacak eğitim kurumlarını hâlâ kuramadık. Eskiden bu bir yardım meselesiydi. Hükümet isterse yapar, istemezse yapmazdı. Ama şimdi. Anayasaya girmiş bir zorunluktur. Anayasamızın 50 maddesi, vatandaşların eğitim ve öğretim hizmetlerini karşılamayı devletin başta gelen ödevlerinden saymaktadır. Bu Anayasa hükmünün yerine getirilmesi için çare arayalım.

Tartışmalardan sonra bildiri kabul edildi. İlgili Komisyon da bildiriyi benimseyerek Genel Kurula sundu ve onaylandı.

DEVRİMCİ EĞİTİM ŞURASI
İÇİNDEKİLER

ÖNSÖZ Sayfa(Bş-Bt):5-8

GENEL BAŞKAN FAKİR BAYKURT?UN DEVRİMCİ EĞİTİM ŞÜRASI?NI AÇIŞ KONUŞMASI Sayfa(Bş-Bt):15-28

KOMİSYON – 1 DEVRİMCİ EĞİTİMİN AMAÇLARI İLKELERİ YÖNTEMİ Sayfa(Bş-Bt):29-36

KOMİSYON – 2 GERİ KALMIŞ ÜLKELERİN EĞİTİMİ ÜZERİNDE EMPERYALİST ve KAPİTALİST ETKİLERİ Sayfa(Bş-Bt):37-115

KOMİSYON – 3 ANAYASADA EGlTİM İLKELERİ ve ÜLKEMİZDEKİ TEMEL ÇELİŞKİLER Sayfa(Bş-Bt):117-138

KOMİSYON – 4 BUGÜNKÜ EĞİTİM KURUMLARI ve YENİ KURUMLARA İHTİYAÇ Sayfa(Bş-Bt):139-250

KOMİSYON – 5 TÜRK TOPLUMUNUN KÜLTÜR ve SANAT SORUNLARI Sayfa(Bş-Bt):251-300

KOMİSYON – 6 TÜRK EĞITIMINDE ÖĞRENCI SORUNLARI Sayfa(Bş-Bt):301-366

KOMİSYON – 7 KÖY ENSTİTÜLERİ UYGULAMASINDAN ÇIKAN SONUÇLAR Sayfa(Bş-Bt):367-394

KOMİSYON – 8 EKONOMİK ve TEKNOLOJİK AÇIDAN DEVRİMCİ EĞİTİM Sayfa(Bş-Bt):395-422

KOMİSYON – 9 TÜRK EĞİTİMİNDE ÖĞRETMENİN YERl ve SORUNLARI Sayfa(Bş-Bt):423-474

KOMİSYON – 10 TÜRK EĞİTİMİNİN PLANLANMASI Sayfa(Bş-Bt):475-498

ŞÛRA BİLDİRİSİ Sayfa(Bş-Bt):499-502

TÜRKİYE ÖĞRETMENLER SENDİKASI GENEL BAŞKANI FAKİR BAYKURT?UN KAPANIŞ KONUŞMASI Sayfa(Bş-Bt):502-505

DEVRİMCİ EĞİTİM ŞÜRASI’NDAN NOTLAR Sayfa(Bş-Bt):507-508

ŞÜRA’YA KATILANLAR Sayfa(Bş-Bt):509-521

Yorum yapın

Daha fazla Eğitim
1968 Devrimci Eğitim Şurası / Genel Başkan Fakir Baykurt?un Devrimci Eğitim Şürası?nı Açış Konuşması

1968 Devrimci Eğitim Şurası / Genel Başkan Fakir Baykurt'un Devrimci Eğitim Şürası'nı Açış Konuşması Çok Değerli Konuklar; Ve Devrimci Eğitim...

Kapat