Yazar: cemalumit

En Şık ve Kaliteli Harley Davidson Sweatshirt

Harley Davidson sweatshirt modelleri genellikle hem bayanların hem de erkeklerin kullanmış olduğu ürünlerdir. Her türlü tekstil ürünü ile kombinlenebildiği için hem sıcak hem de soğuk havalarda tercih edilebilir. Ayrıca Harley Davidson sweatshirt modelleri farklı desenlerde ve renklerde olabilmektedir. Her kişiye hitap edebilmesi adına farklı kişilerin zevkine göre tasarlanmış olan Hayley Davidson sweatshirt modelleri birçok alanda

okumak için tıklayınız

Spinoza Hayatın Geometrisi – Ulus Baker

Felsefenin büyük kitaplarının harikulade bir özelliği, hem sokaktaki insanın okuyup anlayabileceği, hem de yalnızca işin jargonundan haberdar olan uzmanların, yani felsefecilerin başedebileceği iki ayrı düzlemde yazılmış olmalarıdır. Yayın dünyamıza üçüncü kez sessizce giren Spinoza’nın Ethica’sı işte bu tür kitaplar arasında belki de tarihsel önemi en yüksek olanlardandır. Sokaktaki insanın anlayabilmesi bütün teknik okuma zorluklarına karşı,

okumak için tıklayınız

Spinoza ve Foucault’da İktidar Eleştirisi – Ulus Baker (sesli dinle)

Spinoza’da potestas [iktidar] ile potentia agendi [eyleme kudreti] ayrımı. – Foucault’nun, hukuk modeline dayanan iktidara yönelik eleştirisi: teknoloji olarak iktidar. – İlkel toplumlarda devletsizlik; göçebelik-yerleşiklik; savaş makinası. – Batı’nın ve Doğu’nun farklı doğa koşullarına tepkileri: doğrudan müdahale/dolaylı negatif eylem. – Bakış açısı fikriyatının özeti. – Affect’ler ve imgeler kuramı. – Reality effect.

okumak için tıklayınız

Dolaylı Eylem – Ulus Baker “Yazmak iletişim kurmak değil direnmektir.”

“Uzakdoğu uygarlığında ‘şiddet’ fikri çok farklıdır; ‘doğrudan eylem‘ dışlanır ‘dolaylı eylem’ övülür. En iyi tahsildar Çin’de en iyi vergi toplayan değil, vergi toplarken en az can yakandır; en iyi komutan en iyi savaşan değil, döneminde pek mesele çıkmayacak kadar talihli olandır… Bu Batı’nın erdem sorunsalıyla karşıt bir durum: Aristo’da erdem kendi alanında başarıyla ölçülürdü ama

okumak için tıklayınız

Hayat Cebren Akıyor, Sinekler ve Örümcekler – Ulus Baker

Spinoza, Negri’nin ifade ettiği gibi çağının bir anomalisi. Zorluklarla dolu, kısa bir yaşamı olmuş, aforoz edilmiş, hoşgörüsüzlüğün ne olduğunu anlatabilmek için, bir saldırıda hançerle yırtılan paltosunu hep yanında taşımış. Yaşamı çeşitli kaynaklardan okunabilir ama onu anlamak için şu anekdotu bilmek gerek. Biyografisinin yazarı düşünür Tschirnhaus anlatıyor: “Spinoza’yı bir gün örümcek ağlarına sinekler atıp, nasıl hayatları

okumak için tıklayınız

Orwellvari Bir Cehennem – Ulus Baker

Çağımız, kitleler karşısında duyulan bir korku içinde. Bu korku bir taraftan devletçi bir mutlakçılığın imgelerini, öte yandan kamu vicdanının elektronik bir denetimini de birleştirmekten geri kalmıyor. Totaliterlik söylemlerinin belli bir süre oluşturduğu mitos, varlığını farklı düzlemlerde sürdürmeyi seçiyor. Geçmişe, özel olarak sosyalizmin geçmişine oranlıyor kendini. Ancak totaliterlik tezlerinin içselleştirilmiş oluşunun, “milliyetler” sorununun patlayışını yaşayan günümüzde

okumak için tıklayınız

Hasta kimdir? Ulus Baker

“hastalık hayata bir bakış tarzıdır.” (g.d.) Michel Foucault’nun eserinin ülkemizde pek tanındığını söyleyemeyiz, tanınmasına hizmet edebilecek tercümelerinin oldukça itici ve anlaşılmaz olduklarım da itiraf etmeliyiz, son olarak onun “postmodem” bir düşünür olarak uzak tutulması gerektiği fikrine yalnızca batılılaşmanın karşıtı islami-muhafazakâr yazarların alayla bakmaları da yeterince manidar, böyle bir fikir ülkemizde genelde sol entellektüeller tarafından paylaşılıyor

okumak için tıklayınız

Soğukluk ve Vahşet – Gilles Deleuze (Çeviren: Ulus Baker)

Önsöz Sacher-Masoch’un hayatına dair bilgimizin çoğu sekreteri Schlichtegroll’dan (Sacher-Masoch und der Masochismus) ile Kürklü Venüs’ün kadın kahramanının adını taşıyan ilk karısı Wanda’dan (Wanda von Sacher-Masoch, Hayatımın İtirafları) geliyor. Wanda’nın kitabı bir harikadır ama çoğu zaman bu eser hakkında öznel izlenimlerini vermekten pek öteye geçemeyen sonraki biyografi yazarları tarafından kıyasıya eleştirilmiştir. Onların görüşüne göre Wanda’nın orada

okumak için tıklayınız

Yetkin Bir Düşüncenin İzinde Ulus Baker

Ulus Baker, on yedinci yüzyıl rasyonalist düşünürlerinden Spinoza’dan hareketle, ölümün tecrübe edilemez bir doğaya sahip olduğunu belirtir. Zira tanık olduğumuz, deneyimlediğimiz ölümler, hep başkalarına aittir. Diğer bir ifadeyle, ölüm hakkındaki fikirlerimizin tamamı başkalarının onu tecrübe ediş biçimlerine dayanmaktadır. Ölümün belirsiz, bilinemez karakteri üzerine, “Siz olduğunuzda o olmaz, o olduğunda da siz olmazsınız” diyen Baker, Spinoza’nın

okumak için tıklayınız

Sanat ve Arzu – Ulus Baker

“Sanat, direnendir: Ölüme, köleliğe, alçaklığa, utanca direnir.” Gilles DELEUZE Sanat ve Arzu, sosyal bilimler eleştirisi ile yeni bir sosyal bilim önerisini birlikte geliştiren Ulus Baker’in ODTÜ Görsel-İşitsel Sistemler Araştırma ve Üretim Merkezi’nde 1998 yılında verdiği seminer dizisinin kitaplaştırılmış hali. Ulus Baker 17. yüzyıldan başlayıp Kant’la devam eden temel modern özneleşme süreçlerini Deleuze’ün kılavuzluğunda ele alıyor.

okumak için tıklayınız

En Yakın Arkadaşa Hediye Alma Rehberi (Püf Noktaları)

En keyifli anları birlikte yaşadığınız, düştüğünüzde de kalktığınızda da yanınızda olan, desteğini her zaman hissettiğiniz arkadaşınız için bir hediye mi arıyorsunuz? O zaman doğru yerdesiniz! En yakın arkadaşınız için hediye almanızı kolaylaştıracak ipuçlarını ve hediye önerilerini bu yazıda keşfedebilirsiniz! Bu hediyelerin hepsini Çiçeksepeti’nden online olarak kolayca satın alabilirsiniz. Çiçeksepeti web sitesinde ya da uygulamasında fırsatları

okumak için tıklayınız

YEM KARMA MAKİNESİ ALIRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

Hayvancılık terimi sığır, koyun, keçi, tavşan, manda, at, eşek ya da köpek gibi hayvanların evcilleştirilmesiyle başlayıp bu hayvanların eğitimi, bakımı ve yetiştirilmesiyle ilgili bir ziraat dalıdır. Hayvancılığın tarihte ilk defa Neolitik Çağ’da yapıldığı düşünülse de çok daha eski bir tarihe sahip. Küçükbaş ya da büyükbaş fark etmeksizin hayvanların evcilleştirilebilmesi insan hayatında gözle görülür derecede çarpıcı

okumak için tıklayınız

Francois Rabelais: Gargantua adlı kitabımda bir başka tat, daha gizli kapaklı bir öğreti bulacaksınız

Pek ünlü ayyaşlar ve siz, pek değerli frengililer, –çünkü başkalarına değil, sizlere adanmıştır yazılarım– Alkibiades, daha açığı Şölen adlı diyalogunda Platon’un hocası Sokrates’i, ki filozofların şahı olduğu su götürmez, başka sözler arasında Silen’lere benzetir. Eskiden Silen’ler küçük kutulardı, bugün ilaç satan dükkânlarda gördüklerimiz gibi, üstlerinde gülünç, saçma sapan yaratık resimleri vardı: Harpya’lar, satyr’ler, yularlı kazlar,

okumak için tıklayınız

Edip Cansever’in kendi kaleminden otobiyografisi “Bir renk, bir koku gibi kalsın sende”

8/8/1928. Babam Kur’an’ın arkasına yazmış doğduğum tarihi. Sonra da nüfusa kaydettirmiş. Pek sevinmiş erkek olmama. Benden önce iki kız, benden sonra bir kız, böylece dört kardeş oluvermişiz. Doğduğum ev İstanbul’da, Beyazıt’ın arkalarında, Soğanağa dedikleri bir yer. Annem küçükken göstermişti : “İşte sen bu evde doğdun!” Bir süre sonra –herhalde ben çok küçükken—Saraçhane başına taşınmışız. Şimdi

okumak için tıklayınız

Tolstoy: “İlerlemenin iki ayağından biridir sanat”

İlerlemenin iki ayağından biridir sanat. İnsanoğlu, sözcükler aracılığıyla düşüncelerini, imgeler (sanat) aracılığıyla da duygularını iletir öteki insanlara; yalnızca şimdiyi değil, geçmişi ve geleceği de kapsayan bir iletişim söz konusudur burada. Bu ikili iletişim insanoğluna özgüdür; dolayısıyla da bunlardan birinin bile bozulması topluma zarar verir. İki farklı sonucu olur bunun: İlki, bozulan ayağın gerçekleştirmesi gereken işin

okumak için tıklayınız

Karl Marx’la söyleşi (1871) “düşünen bir düşçü ve düşleyen bir düşünür”

Londra, 3 Temmuz – Benden Uluslararası Emek­çiler Birliği konusunda bir şeyler bulup çıkarmamızı istediniz, ben de bunu yapmaya çalıştım. Şu anda bu oldukça güç bir iş. Londra söz götürmez bir biçimde Birliğin karargahıdır, ama İngilizlerin bir korkuları var, tıpkı ünlü suikastten sonra Kral James’in her şeyden barut kokusu alması gibi, her şeyden Enternasyonal kokusu alıyorlar. Doğal olarak,

okumak için tıklayınız

Sokrates: İçinde bir dürüstlük kıvılcımı olan bir insanın ölme ya da yaşama şansını hesaplamakla uğraşmaması gerekir

“İçinde bir dürüstlük kıvılcımı olan bir insanın ölme ya da yaşama şansını hesaplamakla uğraşmaması gerekir: Hesaplaması gereken biricik şey bir şeyi yaparken doğru mu yoksa eğri mi, iyi bir insan olarak mı yoksa kötü bir insan olarak mı davrandığıdır.” Sokrates’in Savunması Beni suçlayanların üzerinizde nasıl bir etki bıraktıklarını bilemem, Atinalılar; ama öylesine inandırıcı konuştular ki,

okumak için tıklayınız

Sokrates: “Yargıçlarım, asıl sorun, ölümden sakınmak değil, haksızlıktan sakınmaktır; çünkü kötülük ölümden daha hızlı koşar.”

Üçüncü Bölüm XXIX Atinalılar, Sokrates’i, bir bilgeyi öldürmekle, kentinizi ayıplayacak olanlar nedeniyle kazanacağınız kötü ünün dışında, büyük bir kazancınız olmayacak; ben gerçekte hiçbir şey bilmeyen bir adam olduğum halde onlar sizi kötülemek istedikleri zaman, benim bilge olduğumu söyleyecekler. Oysa biraz daha beklemiş olsaydınız, istediğiniz, doğanın gidişiyle kendiliğinden yerine gelmiş olacaktı. Çünkü, gördüğünüz gibi, yaşım çok

okumak için tıklayınız

Sokrates; cevap vermekten çok, kendisi soru sorar. Öğretmez, öğrenir, gerçeği arar. Kendisinden fazla bileni bulmak, onu sevindirir.

Atinalıların en bilginleri bile, hiçbir şey bilmediklerini söylerler. “Bildiğim bir şey varsa o da hiçbir şey bilmediğimdir” sözü, filozof Sokrates’in en sevdiği sözdü. Sokrates’i ilk kez gören, bu yalınayak, sırtında eski püskü bir aba olan ihtiyarın, o ünlü filozof olduğuna zor inanır. Sokrates, her evde bulunan göbekli, dazlak ve kalkık burunlu tanrı Silenos’a benzer. Sokrates

okumak için tıklayınız

Gülmeye ve Deliliğe Dair – Hippokrates. ‘Statükocu çizgiyi aşma cesaretini ve bilgeliğini gösterme üzerine’

Hippokrates’ın (Hipokrat) ‘Gülmeye ve Deliliğe Dair’i, ancak delilik ile akılı ayıran çizginin, toplumun genel geçer yargılarının sınırında yer aldığını bilen biri tarafından yazılabilir. Çizginin öteki tarafına geçene deli sıfatını takarak acımak, aslında çoğunluğun kendi varoluş biçimini aklamasından başka birşey değildir. Ama çizgiyi aşma cesaretini ve bilgeliğini gösterebilen de, ciddiyet sayılarının komiğini ortaya koyabilme özgürlüğünü kazanmaktadır.

okumak için tıklayınız