Yazar: cemalumit

Mutluluğun Nesi Kötü? – Zygmunt Bauman

Başlıktaki soru birçok okuru şaşırtacaktır. Sorudan beklenen de şaşırtmasıdır zaten –duraksatıp düşünmeyi teşvik etmesidir. Ne için duraksatacaktır peki? Çoğu zaman kafamızı meşgul eden mutluluk arayışımız ­−birçok okurun muhtemelen kabul edeceği gibi− yaşamımızın büyük bir kısmını meşgul eder ve durmak şöyle dursun … en azından (akıp giden, her zaman akıp giden) bir an için bile hız

okumak için tıklayınız

Aris­to­te­les “Mantık” ya da “Or­ga­non”

Gİ­RİŞ MAN­TIK YA DA “OR­GA­NON” Aris­to­te­les’in man­tık üze­ri­ne yaz­dı­ğı eser­le­ri­nin top­la­mı­na, onun Bi­zans dö­ne­min­de­ki iz­le­yi­ci­le­ri, Grek­çe’de alet an­la­mı­na ge­len “Or­ga­non” adı­nı ver­miş­ler­di. Ye­ni­çağ’da F. Ba­con, Aris­to­te­les man­tı­ğı­na kar­şı yaz­dı­ğı ki­ta­bı için, “No­vum (ye­ni) Or­ga­non” baş­lı­ğı­nı uy­gun gör­müş­tü. Ad­lan­dır­ma­da­ki bu se­çim, dü­şün­ce­nin iş­len­me­si­nin yo­lu ve yön­te­mi ile, nes­ne­nin iş­len­me­si­nin araç ve tek­nik­le­ri ara­sın­da bir iliş­ki, bir

okumak için tıklayınız

Şiddetin İçselleştirilmesi – Nejdet Evren

“Hepsi yıkıma tapıldığına, vahşetten haz alındığına işaret ediyor” (1) Agatha Christie’nin “Fantastik Bir Hikaye” alt başlıklı “Frankfurt Yolcusu”  adlı kitabının girişinde yapılan bir tespitle başlamaktadır. Ürkütücü olan yıkıma tapılması, vahşetten haz alınmasıdır. Zira, şiddetin her türlüsünden insanın haz alması nasıl bir duygu, düşünce halidir ve şiddetin içselleştirilmesi, uygulayana tapılması nasıl bir mazoşist bir edimdir? Bu

okumak için tıklayınız

Aşk, Edebiyat, Siyaset ve Adil Okay – Kadir Can Aydemir

Bu yazıda -ki eğer şimdiye kadar okumadıysanız- tanıtımını yaparak okumanızı önereceğim kişi, şair-yazar-fotoğrafçı Adil Okay’dır. Ve bu yazıda amacım, yazar hakkında genel bir değerlendirme yapmak olacaktır. Çünkü yazar, sık sayılabilecek ürün verme kapasitesi nedeniyle genel bir değerlendirmeyi hak etmektedir.  Okay ile tanışıklığımız 15 yıl kadar önceye dayanıyor. Yani bir hayli uzun süre… İlk olarak şiirlerini,

okumak için tıklayınız

Sedat Veyis Örnek’in Öykücülüğü Üzerine – Müslüm Kabadayı

Bedri Rahmi Eyüboğlu, “Trabzon deyince aklıma bir salkım karayemiş gelir” der. Sivas denilince de benim aklıma bin bir tonlu ses peteği gelir. Anadolu’nun bütün yönlerine hem ses vermiş hem de dört bir yandan farklı kültürlerin tınılarını atardamarında bireştirmiş Sivas’ın, her alanda yaratıcı, üretici insanlar yetiştirdiğine işaret etmek için “bin bir tonlu ses peteği” dediğimi belirtmek

okumak için tıklayınız

Yaratıcı İnsan, Henri Laborit. İnsanın temel niteliği düşgücüdür.

Henri Laborit Yaratıcı İnsan’da (L’homme imaginant), bizi öbür canlılardan, yakın akrabamız maymunlardan bile ayıran temel niteliğimize parmak basıyor: düşgücü, imgelem. İnsan, beyninin özellikle alın yöresinde toplanan hücre ve dizgelerin sağladığı olanaklarla, var olana bakıp yeni yapılar, yeni örgülenmeler düşleyebilen ve düşlediklerini gerçekleştirebilen bir varlık. Ne var ki, insanoğlu elini kolunu bağlayan dirimsel (biyolojik) gerekirlilikleri tanıyarak,

okumak için tıklayınız

Kitab-ı Cihannüma – Katip Çelebi / İbrahim Müteferrika

“Cihânnümâ”yı ilk yazan ve çoğalttıran Katip Çelebi oldu. Ondan uzun yıllar sonra “Cihânnümâ” matbaayı bu topraklara getiren İbrahim Müteferrika tarafından kapsamlı eklentilerle basıldı. Bülent Özükan bir müzayedede bulduğu orijinal baskıyı alıp, üzerinde beş yıl çalıştı. İşin içine ekibini de katarak herkesin anlayabileceği bir şekle getirdi. Ve yepyeni bir “Cihânnümâ” yarattı… Bilirsiniz başarılı işadamları ya da

okumak için tıklayınız

Oğuz Atay: Bir Arayışın Peşinde (Bir Aydının Göçleri Üzerine), Erinç Büyükaşık

Pek çok Atay okurunun genel bir tutunamama paradoksu ekseninde Atay’ a uzanışı çoğunlukla okur için de bir anti-kahramanın da yaratıcısıdır. Hikmet Benol, Turgut Özben, Selim Işık’ ın yaşam oyununu bir Atay kişiliği olarak çözümlemek Atay’ a bakışımızda kimi temel yaklaşımların oluşmasında imkanlar sunacaksa da Atay’ ı kesin bir çizgide bu kurgusal kimlikler çerçevesinde ele almak

okumak için tıklayınız

Su Zılgıtları, Mehmet Altun. Hassas ve kırılgan zamana inançla su veren cinsten şiirler…

Şair Mehmet Altun, 2004 yılında yayımlanan ilk şiir kitabı ‘Rüyamda Hayat Vardı’dan yaklaşık 4 yıl sonra ikinci şiir kitabı “Su Zılgıtları”nı yayımladı. Kitap toplam 2 bölüm ve 18 şiirden oluşuyor. İkinci bölümü ‘Gülizar’ adlı tek şiirden oluşan kitabın kapağında yer alan gravür ise ressam Adil Salih’e ait. Altun, uzun söyleyişin şiirde oluşturabildiği riskleri başarıyla ve

okumak için tıklayınız

Nâzım Hikmet’in Gerçek Yaşamı, Kemal Sülker

“Nazım hakkında inceleme, araştırma çalışmalarına 1943’te başlamıştım. Nazım’dan bilgi istemiştim. Nazım da bunu Kemal Tahir’e yazdığı bir mektupla bildirmiş, Kemal Tahir’in bana bilgi vermesini önermişti. Nazım’ın o mektubu, Kemal Tahir’le de mektuplaşıp arkadaşlık kurmamıza yardım etti. O tarihlerde başlayan araştırma, kitaplıklarda dergi ciltlerini karıştırma, yazılanları kopya etme, mahkeme dosyaları için bazı tanıdıklar arcılığıyla dosyaları günde

okumak için tıklayınız

Oğuz Atay’ın nikahından ilk kez yayınlanan fotoğraf!

Oğuz Atay’ın nikâh günü yaşadıkları ve o gün çektirdiği nikâh fotoğrafı ilk kez yayınlandı. Sözcükler dergisinde yer alan fotoğraf sanatçı İsa Çelik’in kişisel arşivinden paylaşıldı. Sözcükler dergisinin yeni yıl sayısında Oğuz Atay’ın nikâh günü yaşadıkları ve o gün çektirdiği nikâh fotoğrafı yer aldı. Fotoğraf, sanatçı İsa Çelik’in kişisel arşivinden paylaşıldı. Dergide ayrıca Ferit Edgü’nün güncel

okumak için tıklayınız

Edebiyat Nedir?

“Edebiyat sözcüğünün anlamını bilmek onu tanımlamakla olmaz. Bir adamın önüne iki yüz kitap koysanız; bunların içinde fizik, coğrafya, roman, kimya, şiir, felsefe, hukuk, tiyatro oyunları, matematik, sosyoloji kitapları bulunsa ve bu adama “edebiyat kitaplarını bir tarafa ayır” deseniz, adam edebiyatı tanımlayamasa da bu işi pekala yapar. Belki ‘deneme’ nevinden bazı kitaplarda tereddüde düşer ama, esasta

okumak için tıklayınız

Edebiyat Türleri

Edebiyat türlerini önce ikiye ayırmak mümkündür. Birincisi nazım, ikincisi nesirdir. Nazım belli bir ölçü ve kalıp esas alınarak üretilmiş edebiyat ürünleridir. Ya da kısaca bütün şiir ve şiirsel metinlerdir. Hece vezni gibi belli bir kalıp ve ölçü kaygısı güdülerek yazılır. Nesir ise serbest, ölçüsüz düz yazıdır. Nazım genel olarak bütün şiir türlerini kapsar. Nesir ise

okumak için tıklayınız

Oğuz Atay ile Tutunamayanlar üzerine söyleşi (30 Eylül 1972) – Pakize Kutlu

Oğuz Atay ve Tutunamayanlar: 1970’lerden itibaren edebiyatımıza deyim yerindeyse damgasını vuran bir roman, Tutunamayanlar. Edebiyata meraklı olup bu romanın kahramanlarından Selim Işık ve Turgut Özben’le tanışmamış okur neredeyse yok gibidir. Pakize Kutlu, 30 Eylül 1972 tarihinde Yeni Ortam dergisinde Oğuz Atay’la bir röportaj yapar. Atay’a romanı, kahramanlarını ve tabii ki bu romanın yazarını sorar. İşte

okumak için tıklayınız

Tolstoy: “Kötülüğü ve savaşı yok etmek için yurtseverliği yok etmek gerekiyor”

YURTSEVERLİK Mİ, BARIŞ MI? Sayın Ekselansları! Bana, Kuzey Amerika eyaletlerinin İngiltere ile “Hıristiyanlığın sürekliliği ve gerçek bir barış yararına” yaptıkları çalışmalar konusunda görüşlerimi dile getirmem için mektup yazarak, “halkların uluslararası barışı sağlamak için karşılarında bulunan tek çıkar yol konusunda yakında uyanacaklarına” dair umutlarınızı dile getirmiştiniz. Ben de aynı umudu besliyorum. Bu umudu beslememin nedeni, günümüzde

okumak için tıklayınız

Abidin Yağmur’da Sıcak, İşşizlik ve Yalnızlık! – Adil Okay

“Deve bayıltan sıcakları” şeklinde bir sıcaklık tanımı var mıdır?  O sabah evden çıktığımda, insanı ikinci adımda terleten, beşinci adımında bunaltan sıcağı böyle tanımladım. Hatta tanımlamakla kalmadım, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’ne bu tanımın kullanılması ricasını ileteceğim mektubu kafamda tasarladım. (…) Kendi kendime güldüm” (Ket, S. 41) Başlıktaki “Sıcak” sözcüğünü iki anlamda kullanıyorum. Birincisi eğretileme, diğeri sözlük anlamı.

okumak için tıklayınız