Yazar: cemalumit

Ben yazılmamış bir kitabın can sıkıcı önsözüyüm – Fernando Pessoa

Bugün aniden saçma fakat isabetli bir sonuca ulaştım. Bir aydınlanma ânında hiç kimse, kesinlikle hiç kimse olmadığımı kavradım. Şimşek çaktığında bir şehir olduğunu sandığım yerin gerçekte çölleşmiş bir arazi olduğunu gördüm ve beni bana gösteren aynı uğursuz ışıkta çölün üzerinde bir gökyüzü görünmüyordu. Dünyadan önce var olma ihtimalim çalındı. Yeni bir bedende gelseydim, bunu kendim

okumak için tıklayınız

İki Şehrin Hikayesi – Charles Dickens “Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü”

İki Şehrin Hikayesi, İngiliz yazar Charles Dickens’in 1859 yılında yazdığı ikinci tarihsel romanıdır. İki Şehrin Hikayesi romanının giriş cümlesi “It was the best of times, it was the worst of times” (Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü), edebiyat literatüründe ancak “to be or not to be” (olmak ya da olmamak) ile kıyaslanabilecek kadar geniş bir üne

okumak için tıklayınız

Su Çürüdü – Ahmet Telli (kendi sesinden dinle)

1 Yetmiş iki gündür bir dolapta kilitliyim. Yalnızca anahtar deliğinden hava giriyor ve ölü bir ışık sızıyor içeri. Yalnızlık hiç de tanrısal değil, görkemli değil. O yalnızca geçmişle gelecek, ölümle yaşam arasında kocaman bir karanlık nokta. Geçmişi ve geleceği olmayan, ölümle yaşam arasında irinli bir leke yalnızlık denilen. Şimdi ne varsa, anahtar deliğinden sızan havayla

okumak için tıklayınız

Shakespeare: Beğendiğiniz bedenlere, hayalinizdeki ruhları koyup, bunu AŞK sanıyorsunuz

1. “Bu kadar okudum, bu kadar öykü ya da destan duydum, aşkın yolu asla düz gitmiyor.” 2. “Her zaman yeminlerimizde cömert, ancak aşkımızda samimi değiliz.” 3. “Aşk mı kaderi kovalar kader mi aşkı, daha kimseler çözemedi bu bilmeceyi.” 4. “Beğendiğiniz bedenlere, hayalinizdeki ruhları koyup, bunu ‘aşk’ sanıyorsunuz.” 5. “Erkekler mi daha akıllıdır kadınlar mı? Elbette

okumak için tıklayınız

İskenderiye Kütüphanesi: “Bilim bizi tanrıların gazabından kurtarır”

Yüzlerce sene öncesine, girişinde “bilim bizi tanrıların gazabından kurtarır” yazan bir mekâna gidiyoruz. Kabaca bir yokluyoruz ortamı, kimi ararsak orada.. Öklid (Eukleídēs) bir köşede eseri “Elementler” üzerinde çalışıyor. Başımızı çeviriyoruz, diğer köşede Arşimet oturmuş kim bilir ne düşünüyor, neyi hesaplamaya uğraşıyor! Azıcık yürüyoruz içlere doğru. Sütunun oradan kafamızı uzatınca biraz ürküyoruz. Adamın teki bir kafatasını

okumak için tıklayınız

Tolstoy’un karısına veda mektubu, evinden kaçışı ve ölümü

82 yaşındaki Tolstoy, evden kaçışının üçüncüsünde geri dönmemeye kararlı olarak bir daha görmek istemediği karısına bir veda mektubu yazmıştı:  “Gidişim sana acı verecek, üzgünüm, bana inan ve başka türlü yapamayacağımı anla. Benim evdeki durumum çekilmezdi ve çekilmez oldu. Öteki nedenlerin yanısıra, şatafatlı koşullar içinde, eskiden olduğu gibi, yaşamayı sürdüremedim ve benim yaşımdaki ihtiyarların göreneğine uyarak,

okumak için tıklayınız

Haluk Bilginer – 7 / Şekspir Müzikali (Shakespeare Musical) 3.Çağ

(7) Şekspir Müzikali Doğarız ve ölürüz: bu ikisi arasında da bir şeyler yaşarız. “7” müzikali bu “bir şeyler” üzerinedir. Ergenlikle yaşlılık arasında insanın geçtiği birtakım “durakların”, “7 perdelik ömrümüzün” müzikalidir “7”. bir yaz gününe mi benzetsem seni? çok daha güzelsin çok daha sıcak. sert rüzgarlarla savrulur bahar çiçekleri ve yazın miadı dolar çabucak. kavursa da

okumak için tıklayınız

Dört Kitabın Manası – Yunus Emre (Seslendiren: Haluk Bilginer & Şebnem Dönmez)

Dört Kitabın Manası Sen sana ne sanırsan Ayruga (başkasını) da onu san Dört kitabın manası Budur eğer var ise İlahi bir aşk ver bana Kandalığım (neredeyim) bilmeyim Kaybedeyüm ben beni İsteyiben bulmayım Al gider benden benliği Doldur içime şenliği Dirilikte öldür beni Varıp orda ölmeyim Sen sana ne sanırsan Ayruga da onu san Dört kitabın

okumak için tıklayınız

Friedrich Engels: “Yeryüzünde kapitalistler ve işçiler bulunduğundan beri, işçiler için bu kitap kadar önemli bir kitap çıkmadı.”

Marks’ın Kapitali I Yeryüzünde kapitalistler ve işçiler bulunduğundan beri, işçiler için bu kitap kadar önemli bir kitap çıkmadı. Bugünkü bütün toplumsal sistemimizin üzerinde döndüğü eksen olan sermaye ve emek arasındaki ilişki, ancak bir Alman’ın yapabileceği bir kavrayış ve kesinlikle, ilk kez bu kitapta bilimsel olarak geliştirilmiştir. Bir Owen’ın, bir Saint-Simon’un ya da bir Fourier’nin yazılarının

okumak için tıklayınız

İngiltere’de Emekçi Sınıfın Durumu – Friedrich Engels

BÜYÜK BİRİTANYA’NIN EMEKÇİ SINIFLARINA EMEKÇİLER! Durumunuzu, çektiğiniz acıları, giriştiğiniz savaşımları, umutlarınızı ve beklentilerinizi Alman ülkedaşlarımın önüne koymaya gayret ettiğim bu çalışmayı size adıyorum. Aranızda, koşullarınız hakkında bir şeyler öğrenecek kadar uzunca bir süre yaşadım; koşulları öğrenmek için çok ciddi bir çaba harcadım; elime geçirebildiğim resmi ve gayrı-resmi çeşitli belgeleri inceledim ?bunlarla yetinmedim; konuma ilişkin soyut

okumak için tıklayınız

Thomas More dair – Karl Marx, Friedrich Engels

Thomas More Utopia’sında der ki: “Başka yerlerde pek uysal ve evcil olan ve pek az yiyen koyunlar, şimdi, görüyo­rum ki burada [İngiltere’de] öyle obur ve yabanıl olmuşlar ki insanları bile yiyip bitiriyor, kırları, köyleri, evleri silip sü­pürüyorlar.?”Utopia, transí, by Robinson, ed., Arber, Lond. 1869, p. 41. Karl Marx, Capital vol. I, Moscow, 1974, p. 673.

okumak için tıklayınız