Yazar: cemalumit

Yıldız Kenter’e göre Melih Cevdet Anday

Melih Cevdet Anday sizin için nasıl bir dosttu ve ustaydı? – Âşıktım ona. Ondan çok şey öğrendim. Espri gücünü severdim. Ürettiği fikirlerden heyecan duyardım. Derin bir yazardı. Eserlerinde bütün dünyayı kucaklardı. Mikadonun Çöpleri’ni çalışırken inanılmaz duygular yaşadık Müşfik’le. Oyunu her seyredişinde bizi heyecanlandırırdı yeni şeyler keşfettiğini söyleyerek. Ne yazık ki sadece iki oyununu oynadık. Keşke

okumak için tıklayınız

Yıldız Kenter: “İnsanın ortak kaderi doğum, ölüm ve o aradaki zaman, yaşam… “

Kabak Çekirdeklerim “İnsanın ortak kaderi doğum, ölüm ve o aradaki zaman, yaşam… Doğmak, ölmek isteğe bağlı değil… Ölmek, belki bazen. Bize düşen yaşamak. Koşullar ne olursa olsun yaşamak… Ayakta kalmak… Hadi sıyırttın sıyırttın, hayatta kalabildin zar zor… Uzun yaşamak, bir ayrıcalık. İyi, güzel… Ama ayakta kalmak, kalabilmek. Ceza! Müthiş bir ceza! İlkokuldaydım, birinci sınıfta. Hiç

okumak için tıklayınız

Oğlum, sana tüfekler vereceğim. Kendimle çelişiyor muyum? Eh, kendimle çelişiyorum – Umberto Eco

Oğluma Mektup Sevgili Stefano, Noel yaklaşıyor, çok geçmeden kent merkezindeki büyük mağazalar —oğulları için alıyormuş gibi yaparak— çok sevdikleri elektrikli trenleri, kukla tiyatrosunu, yayı ve oklarıyla birlikte hedef tahtasını ve aile pinpon setlerini kendileri için satın alacakları bu anı sevinçle beklemiş, her yılki ikiyüzlü cömertlik senaryolarım oynayan babalarla dolup taşacak. Ama ben yine de onları

okumak için tıklayınız

James Joyce’un Ulysses’i, bitirmesi en zor roman mıdır? Yazarlar yanıtlıyor.

İrlandalı yazar James Joyce 20. yüzyılın en nüfuzlu yazarlarında biri olarak kabul ediliyor. Joyce’un en ünlü eseri ise Ulysses de birçok “en iyi romanlar” listesinde başlarda yer alıyor. Türkçeye iki yayınevi tarafından çevrilen Ulysses, 800 sayfalık kalınlığı ile ilk bakışta bile okurları korkutmaya yetiyor. Ancak birçoklarına göre en zor kısmı kitabı bitirmek. Umberto Eco, Ulysses’i

okumak için tıklayınız

20 Maddede Rengi Giyen Kadın Frida Kahlo’nun İç Dünyasına Yolculuk

Frida Kahlo’nun resimlerine yeniden bakmak, hayatını konu alan filmini yeniden izlemek, kısacası ona yeniden hayran olmak için bu liste harika bir fırsattı bizim için. Onun iç dünyasına yapacağımız yolculuğun tadına yalnız varmayalım, siz de bize eşlik edin istedik. Yaşadığı her şeyi tuvaline yansıtan Frida’nın resimleri, bir nevi otobiyografisi. Bu resimlerde aşk da yer aldı, acı

okumak için tıklayınız

Umberto Eco: Bilgeliği romana dönüştüren yazardan 16 alıntı

İtalyan yazarı Umberto Eco, aslında çok yönlü bir biliminsanıydı. İtalya’da, Bologna Üniversitesinde öğretim üyesi, semiolog, tarihçi; filozof, estetikçi, ortaçağ uzmanı ve James Joyce üzerine derin araştırmalar yapmış biri. Birbirinden değerli kitaplarından alıntı yapmak zor da olsa ‘Bilgeliği romana dönüştüren yazar’dan 16 alıntı seçtik. 1. “Bir tuzaktan korkuyorsan, kendin kur tuzağı. Böylece tuzağa düşenler, senin denetimin

okumak için tıklayınız

Akıl Hastalarının Yazdığı Şiirler

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde bir dönem personele okuma yazma eğitimi vermiş olan Bedia Tuncer, akıl hastalarının yazdıkları şiirleri derleyerek hazırladığı İnilti adlı bu kitap, 1964 yılında Matbaa Teknisyenleri Basımevince İstanbul’da basıldı. Belki de dünya edebiyatında bu açıdan türünün tek örneği sayılabilecek bir çalışma. 132 sayfadan oluşan eserde bulunan şiirler hem “deli”ler dünyasının çocuksu

okumak için tıklayınız

Orhan Kemal’in Sinemaya Uyarlanmış 11 Eseri

1. Suçlu Yönetmen: Atıf Yılmaz, Oyuncular: Turgut Özatay, Şükran Sabuncu, Atilla Engin, Osman Alyanak, Hülya Şenay Yapım Yılı: 1960 1956 yılında Vatan Gazetesi’nde tefrika edilen Suçlu romanı, Orhan Kemal’in sinemaya uyarlanan ilk yapıtıdır. Sorunlu bir aileye sahip olan Cevdet’in ailesinin sevgisizliği, toplumun ilgisizliği sonucu düştüğü kötü durumu ve bu durumdan yine toplum sayesinde kurtuluşunu konu

okumak için tıklayınız

Judy Light Ayyıldız: “Adalet’in hikâyesinin bir destan olduğunun farkına vardım” (Söyleşi: Elif Şahin Hamidi)

JUDY LIGHT AYYILDIZ    “Adalet’in hikâyesinin bir destan olduğunun farkına vardım”   Amerikalı gelin Judy Light Ayyıldız, son kitabı Kırk Diken’de Türkiyeli kayınvalidesi Adalet Hanım’ın gerçek hikâyesini okurla buluşturuyor. On yıllık bir çalışmanın ürünü olan bu roman, belgesel bir anlatı niteliği taşıyor. Osmanlı’nın son dönemlerine ve Cumhuriyet’in ilk tohumlarının atıldığı günlere paralel bir hayat süren

okumak için tıklayınız

Selma Fındıklı: “Her şehir kendi öyküsünü yazdırdı bana” (Söyleşi: Elif Şahin Hamidi)

SELMA FINDIKLI “Her şehir kendi öyküsünü yazdırdı bana”   Selma Fındıklı yine tarihi bir atmosfer üzerinde yükselen yeni hikâyelerle okurun huzurunda. Fındıklı’nın, “Tütün İskelesi’nde Bir Köhne Vapur” adını taşıyan son kitabındaki ilk hikâye, Atatürk ve silah arkadaşlarının 19 Mayıs 1919’da Bandırma Vapuru ile Samsun’a gelip burada karaya ilk ayak bastıkları yer olan Tütün İskelesi’nde geçiyor.

okumak için tıklayınız

Bilimkurgu Sadece Bilimkurgu Değildir – Müslüm Üzülmez

Bilimkurgu Sadece Bilimkurgu Değildir Ergani’de yaşlı bir annem var. Zorunlu olmadıkça hiçbir çocuğunun evinde kalmıyor. Kendi evinde olmak ona huzur veriyor, kapım kapanmasın diyor. Böyle olunca da çocuklarından müsait olan gidip yanında kalıyor. Bu nedenle, Eylül-Ekim aylarında bir aya yakın yanında kaldım. Bu arada, 28 Eylül-6 Ekim 2019 tarihleri arasında düzenlenen Diyarbakır 7. Kitap Fuarı’nda

okumak için tıklayınız

Ahmet Altan: Ben Tolstoy’u tercih edenlerdenim.

Ben Tolstoy’u tercih edenlerdenim. Tolstoy’un anlatımı bana, daha ‘hayatı kucaklayıcı’ gelir. Tolstoy’un elleri o kadar iridir ki, hayat onun içinden akıyor gibi gözükür bana. Ayrıca Tolstoy’un yazı kuvvetinin de Dostoyevski’den daha fazla olduğunu düşünüyorum. Dostoyevski’nin yazı gücü çok fazla değil, ama ‘deliliğin sınırını geçip deliler dünyasına, aklın kara yanlarına gidip onları anlatan bir haberci’ gibi

okumak için tıklayınız

“O tek cümle birden her şeyi değiştirdi” – Ahmet Altan

___ Uyandım. Kapı çalınıyordu. Hemen karşımdaki ışıklı elektronik saate baktım… 05:42 rakamları yanıp sönüyordu. “Polisler’’ dedim. Ülkedeki bütün muhalifler gibi ben de her gece, şafak vakti kapının çalınmasını bekleyerek yatıyordum. Geleceklerini biliyordum. Gelmişlerdi. Polis baskını ve ardından yaşanacaklar için giysiler bile hazırlamıştım. Beli, kendi içinden bir iple bağlanan, kemere gerek göstermeyen ketenden bol siyah bir

okumak için tıklayınız

Ahmet Altan: “Yenilecek misin? Boğayı boynuzlarından tutup devireceksin. ”

Göçmen kuşlar gittiler. Avlu sessizleşti. O koyu sessizlikle birlikte sanki biraz daha daraldı, duvarları biraz daha yükseldi. Yaz boyunca onların çılgın ötüşleriyle uyanmaya alışmıştım. Güneş doğarken başlarlar, karanlık çökene kadar hiç durmadan tükenmeyen bir neşeyle öterlerdi. Oğlanlar kızlara hediyeler taşırdı: Otlar, çiçekler, böcekler, meyve parçaları. Birbirlerine kur yaparlardı. Sık sık oğlanlar kanat çırpıntılarıyla kavgaya tutuşurlardı.

okumak için tıklayınız

Kendi kaderini yazan romancı – Ahmet Altan

İki metre yükseklikteki bir kürsüde oturuyorlar. Kırmızı yakalı siyah cübbeleri var üstlerinde. Birkaç saat sonra benim kaderim hakkında karar verecekler. Onlara bakıyorum. Hayatın ipliğini kesecek Moiralara benzemiyorlar. Sıkıntıyla gevşettikleri kravatlarıyla Gogol’ün küçük memurlarını andırıyorlar daha çok. Ortada oturan başkanları sağ kolunu ıslak çamaşır gibi kürsünün üstüne serip parmaklarını oynatıyor ve oynayan parmaklarını seyrediyor. Yüzü dar

okumak için tıklayınız

Türki – Türk – Türkçe – Üç Diller – Osmanlıca – Sevan Nişanyan

Türkü “Halk ezgisi” anlamında türkî sözcüğüne en erken 15. yüzyıla ait Kâbusname tercümesinde rastladım. Eminim daha erken örnekleri bilen uzmanlar da vardır; aydınlatırlarsa memnun olurum. 16. yüzyılda Avrupalı tüccarlar için bir Türkçe el kitabı ve kelime listesi hazırlayan Floransa’lı Filippo Argenti, türkî = a) Türk işi, Türk usulü, b) köylü havası demiş. Meninski lugatine göre

okumak için tıklayınız

Boyoz – Sevan Nişanyan

Boyoz İzmir’in alameti farikalarındandır, bol yağlı bir tür katmer hamurundan yapılmış çörek, İstanbul’daki en yakın muadili açma herhalde. Yahudi işi olduğunu İzmirliler bilir. Zaten İzmir kültüründe özgün olan ne varsa Yahudilerden ya da Levantenlerden kaldığı da kimsenin meçhulü değildir, bayrakçı bayanların kulağı çınlasın. Ladino adı verilen Yahudi ispanyolcasında bu boyoz çoğul kelime, tekili boyo, çörek.

okumak için tıklayınız

Platonik – Sevan Nişanyan

Eflatun-III Peki platonik nedir hocam? Komşunun kızına platonik duygular beslemem caiz midir? Bir kez öpmekle kızın platoniği bozulur mu? Bunun cevabı için Platon/Eflatun’un Sympósion (“İçki Sofrası”) adlı olağanüstü güzel kitabını okumak lazım. Bu kitapta Sokrates karakteri uzun uzadıya aşktan söz eder, bunun cinsel birleşmeyle ya da soyunu sürdürme içgüdüsüyle alakasız bir acayip tanrısal duygu olduğunu

okumak için tıklayınız

Desimal – Sevan Nişanyan

Şimdi Öztürkçüler bitti, akla gelecek her kelimenin aslında Kürtçe ya da Zazaca olduğunu savunan – savunan demeyelim, dileyen – okurlar sardı etrafımı. Günde ortalama beş tane geliyor. Üzgünüm, Türkçede Zazaca kelime yok, Kürtçe de bilemedin on-onbeş tane, çoğu da argo kelimeler! Bunu söylemek ne Zazacanın, ne Kürtçenin kıymetine halel getirmez. İkisi de ilginç, renkli, kendine

okumak için tıklayınız