Yazar: cemalumit

Kritik – Mehmet Konuk

Kritik, tiyatro eleştirmeni ve uzman psikolojik danışman Mehmet Konuk’un tiyatro eleştirileri yazılarından bir seçkiden oluşmaktadır. Oyunlarını sanatsal bir açıdan ele almanın yanı sıra psikolojik, sosyolojik, fikri ve siyasi yönden de değerlendiren Konuk’un yazılarının her biri tiyatro dünyasına bir not bırakmanın yanında, toplumsal ve bireysel sorunların analizlerini de içermektedir.

okumak için tıklayınız

Canavar ve Ölü (Burke, Marx, Faşizm) – Mark Neocleous

canavarlarınız ve ölüleriniz politiktir… Ölülerle ilgili en basit politik varsayım, onları geçmişin bir parçası olarak göstermek ve böylelikle “geleneğe,” özellikle de milliyetçi [ulusal] geleneğe bağlamaktır. Fakat bu, ölüleri gelenekle en yakın bağı olan politik öğretiye, yani muhafazakârlığa teslim etmektir. “Salt” gelenek olmaktan kurtulduklarında ölüler, genelde geçmiş hakkında, özelde de ulusal geçmiş hakkında konuşup durmaktan pek

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet olmasaydı Necip Fazıl komünist olurdu

15 Ocak, Nazım Hikmet’in doğum günüydü; 113 yaşına bastı. Bu vesileyle Nazım Hikmet’in bugünün moda ismi Necip Fazıl Kısakürek ile ilişkisini yazmak istiyorum. Yıldızları neden hiç barışmadı? Necip Fazıl’ın soldan sağa savrulmasının keskin bir sol düşmanlığının sebebi Nazım Hikmet kıskançlığı mıydı? Tesadüflerle dolu benzerliklerine şaşıracaksınız…

okumak için tıklayınız

Neden miyop oluruz?

Miyopluk ya da uzağı net görememe sorunu en yaygın göz bozukluklarından biridir. Böyle bir göz bozukluğu teşhisi konmuş ise açıklamaların çoğu, sorunu genlere ve fazla okumaya bağlama yönünde oluyor. Ancak son araştırmalar bu varsayımların yanlış olduğunu gösteriyor. Farklı çevresel faktörler de göz bozukluğuna neden olabilir. Bazı basit önlemler alarak çocuklarımızı bu sorundan kurtarmak mümkün olabilir.

okumak için tıklayınız

‘En yaşanılası kent’ten ne öğrenebiliriz?

Danimarka’nın başkenti Kopenhag’ın dünyanın en mutlu, en yaşanılır, en iyi planlanmış kenti olarak sürekli ilk sıralarda yer almasının nedeni nedir? Belki de bunun arkasında Kopenhag’ın birçok politika ve kültür alanında daima kendini idame ettirmeye çalışması yatıyor. Bu kent mükemmel olmayabilir, ama bazı önemli alanlarda kaydettiği başarılardan diğer metropoller ders çıkarabilir.

okumak için tıklayınız

İzin Verin De – Metin Altıok (seslendiren: Orhan Alkaya & Mehtap Meral)

İZİN VERİN DE Benim bu dünyada bir yerim olmadı, Kuytu gövdemi saymazsak eğer. Gövdem ki varla yok arası, Hem varlığa, hem yokluğa değer. Ama yüreğim hiç solmadı. Bir gül koklayayım izin verin de. Ben yaşama da, ölüme de inandım; Tamamlarlar sanırdım eksiklerimi. Çarşıları hep birlikte gezerdik; Biri dostumsa, sevgilimdi öteki. İkisinin adını yanyana andım. Bir

okumak için tıklayınız

Metin Altıok Şiirlerinden Şarkılar – Kuşlu Gazel – (Mazlum Çimen)

KUŞLU GAZEL Koyup zarfın içine, üstünü acıyla pulladım Sana bir sevinçlik menevişli kuş yolladım Son kuşlarımdı bunlar, dedim telef olmasın Geçti artık göğsümde kuş barınmaz anladım Esti rüzgâr bozuk bozuk, örselendi yüreğim Eksik gedik nem varsa ezberden tamamladım Bende sönen şavkıması sürsün diye yaşamın Bu kuşları senin için gözlerimde sakladım Kim sürmüş Altıok Metin dünyanın

okumak için tıklayınız

İsyanın Kökenleri (Kapitalizmin Ortadoğu’daki Sorunları) – Adam Hanieh

Ortadoğu, dünya pazarının merkez noktalarından biri olmaya devam etmektedir. Dolayısıyla bölgedeki toplumsal mücadelelerin başarıları ve başarısızlıkları gelecek yıllarda da küresel kapitalizmin doğasını belirleyen ana etmenlerden biri olacaktır. 2011-2012 boyunca yaşanan isyanlar kapitalizm sonrası bir geleceğin inşasıyla ilgilenen herkesin isyanıdır. En iyi anlamda, Arap isyanları son iki yılda bütün dünyada patlak veren ilham verici mücadele zincirinin

okumak için tıklayınız

Brecht Estetiği ve Sinema – Mutlu Parkan

“[…] Gerçeğin ya da daha doğru bir ifadeyle, görünüşün bir fotoğrafını sunan alıcıya karşılık sinema, başta oyunculuk ve kurgu olmak üzere öbür estetik öğeleri ile görünüşün analitik bir sunumunu verebilir. Ancak görgü-bilgiden (experience), hareket eden eski sanat kavrayışı, yani geleneksel sanat ve bunun uzantısı olan geleneksel sinema, bunu yapamaz. Çünkü görgü-bilgiden hareket etmekle, geleneksel sinema,

okumak için tıklayınız

“Dünyada hiçbir şey insan ruhu üzerinde hiçlik kadar ağır bir baskı uygulayamaz.” Stefan Zweig

(…) ve Hitler Viyana’ya girmezden bir gün önce, SS’ler tarafından tutuklandım. (…) Bir otelde kendine ait bir oda -aslında kulağa çok insanca geliyor, öyle değil mi? Ama inanın ki, bizim gibi ‘seçkinleri’ yirmişerli gruplar halinde buz gibi barakalara tıkacakları yerde epey iyi ısıtılmış, tek kişilik otel odalarına yerleştirmekle, bizler için yalnızca insani olmakla ilintisiz, fakat

okumak için tıklayınız

Sonrası Kalır – Edip Cansever (seslendiren: Rüştü Asyalı)

On Kalır benden geriye dokuzdan önceki on Dokuz değil on kalır On çiçek, on güneş, on haziran On eylül, on haziran On adam kalır benden, onu da Bal gibi parlayan, kekik gibi bunalan On adam kalır. Ne kalır ne kalır Tuz gibi susayan, nane gibi yayılan Dokuzu unutulmuş on yüz mu kalır Onu da unutulmuş

okumak için tıklayınız

“Leskov olmadan Bulgakov da, Çehov da, Garcia Marquez de, Julio Cortázar da olmazdı…” Büyülü Gezgin – Nikolay Leskov

Roman, öykü ve oyun yazarı Nikolay Semyonoviç Leskov (1831-1895), on dokuzuncu yüzyıl Rus edebiyatı geleneğinde bir bomba etkisi yaratmıştır. Gerçekçi geleneğe karşı olmasa da mitsel, ayrıksı bir Rusya’dır onun resmettiği; askerlerin, rahiplerin, serflerin, prenslerin, çılgın Tatarların ve Çingenelerin cirit attığı, büyülü, düşsel, kabına sığmaz bir dünyadır.

okumak için tıklayınız

Ellinci sanat yılında Ataol Behramoğlu ile “şiir” dedik (söyleşi)

‘İç sesimin tınısı değişmedi’ Elli yılı devirmiş bir şair olarak gözünü açtığı, şiire başladığı, sürdürdüğü ve günümüzde vardığı dünyaları ortaya koyan bir toplam “Yarım Yüzyıldan Şiirler”. Duygusu, geçmişi, kültürü, motifi, coğrafyasından süzdükleriyle Türk Şiirinin ve direncin şiiri Behramoğlu’nunki. Bu bağlamda “Yarım Yüzyıldan Şiirler” kitabı; “1959’dan 1963’e…”, “1963’den 1965’e…”, “1965’den 1970’e…”, “1970’den 1974’e…”, “1974’den 80’e…”, “1980’den

okumak için tıklayınız

Şirin’den Rakel’e, Dirençle, Sevgiyle – Zafer Köse

31 Mayıs 1971’de Nurhak’ta öldürüldü Sinan. Şirin’in, Şirin Cemgil’in eşi Sinan… Devlet eliyle veya devletin göz yummasıyla yaşanan ne ilk ne de son katliamdı bu. 19 Ocak 2007’de Hrant Dink öldürüldü. Rakel’in eşi. Rakel’in ebedi sevgilisinin ardından yazdığı mektup, Hrant’a ulaşamadıysa da, dünyanın sevgililerine ulaştı. Bu güzel kadınlar için, bu dirençli kadınlar için hayat devam

okumak için tıklayınız

Lizbon’a Gece Treni – Pascal Mercier

Antik diller öğretmeni Raimund Gregorius lisede ders sırasında ansızın sınıftan çıkar, duyduğu Portekizce bir kelimenin büyüsüne kapılarak yaşadığı şehri, düzenli hayatını terk edip hakkında hiçbir şey bilmediği gizemli bir Portekizli’nin, doktor ve yazar Amadeu Prado’nun izini sürmek üzere Lizbon’a doğru trenle yola çıkar.

okumak için tıklayınız

Kızıl Tıp (Sovyet Rusya’da Toplumsallaştırılmış Sağlık) – Sir Arthur Newsholme, John Adams Kingsbury

1917 Ekim Devrimi ile kurulan Sovyetler Birliği, yaşamın her alanında “insanı” merkeze yerleştirmişti. Eğitimde, sanatta, bilimde, sporda ve toplumsal üretimde olduğu gibi sağlık alanında da bu anlayış hakimdi. Devrim’in hemen ertesinde sağlık hizmetleri toplumun bütününün yararını gözetecek şekilde örgütlenmeye başlamıştır.

okumak için tıklayınız

Şeker hiperaktifliğe neden olur mu?

Şeker hiperaktifliğe neden olur mu? Birçoğumuzun tanık olduğu bir durumdur: Çocuklar doğum günü partilerine kibar, normal davranışlı insanlar olarak gelir, bol miktarda şekerli yiyecek ve içeceğin ardından aşırı heyecanlı, aşırı enerji dolu birer canavar haline gelir. Bu durumu nasıl açıklamak gerekir?

okumak için tıklayınız

“Kalakalan, artakalan birileri hep var” Yetersiz Bakiye – Karin Karakaşlı

Üst üste usta yazarların kitaplarının yayımlandığı bugünlerde uzun, dokunaklı, sarsıcı ve edebiyatın tüm lezzetleriyle dolu bir yolculuğa çıkmak isterseniz size Karin Karakaşlı’nın yeni öykü kitabı Yetersiz Bakiye’yi öneririm. İstanbul’dan başlayarak pek çok şehri ziyaret eden hikâyelerin yer aldığı kitapta Karakaşlı yetkin kalemiyle günümüz Türkiyesi’nin altı çizilmesi gereken her sorununa zarifçe değiniyor. Ermeni, Kürt halklarının yaşadıklarından

okumak için tıklayınız