Yazar: cemalumit

En önemli 40 roman kahraman

İki ayda bir yayımlanan edebiyat dergisi Notos’un yarın yayımlanacak 50’nci sayısında (Şubat-Mart) roman kahramanlarına dair kapsamlı bir soruşturmanın sonuçları yer alıyor. Derginin farklı bir başlık altında gerçekleştirdiği soruşturmasının bu yılki konusu, dünya ve Türk edebiyatının “en önemli roman kahramanları” oldu. 295 seçicinin önerdiği 367 isim arasından seçilen 40 kahramanın yer aldığı listenin ilk sırasında Suç

okumak için tıklayınız

“Birçok Hayat Yaşadım” Aleksandra Kollontay – Ayşe Kaygusuz

“Aslında yalnızca bir tek hayat değil, birçok hayat yaşadım, hayat kesitlerim birbirinden o kadar ayrıydı. Kolay bir hayatım olmadı, İsveçlilerin değimiyle ‘gül bahçesinde’ değildim. Yaşamadığım bir şey kalmadı; başarılar, korkunç derecede çok çalışma, takdir, kitlelerce sevilme, izlenmeler, nefret, cezaevleri, başarısızlıklar ve temel düşüncemde (kadın sorunu ve evlilik sorunu üzerine) yeterli anlayışı görememem, yoldaşlarla acı farklılıklar,

okumak için tıklayınız

Sağlık Olsun! – Zafer Köse

Otomatik kapı gülümser gibi açılıyor. Klimalı hava perdesinden geçerek büyük binaya giriyorum. Hastane binasının koridorunda yürürken içim ferahlıyor! Kaldırımı olmayan sokaklardan, sıkış tepiş otobüslerden, etrafa çöplerin yayıldığı pis kokulu park alanlarından, havasız işyerlerinden, gürültülü apartmanlardan sonra böyle bir yere gelmek ne güzel! Sessizlik, tenhalık, temizlik… “Hoş bulduk” diyorum beyaz beyaz gülümseyen kıza. Yanımda yürürken çeşitli

okumak için tıklayınız

Süper Bilim / Molekül Macerası – Tom Adams

Nelerden oluşuyoruz? Soğan neden gözümüzü yaşartır? Havai fişekler nasıl çalışır? Nanotüp de neyin nesidir? İşte, kitapta yer alan kulakçıklarla, üç boyutlu anlatımlarla, broşürlerle ve de etiketlerle, kimyanın dünyamızı -siz de dahil!- nasıl şekillendirdiğini anlayacaksınız. Atomları, elementleri, molekülleri, tepkimeleri, radyoaktiviteyi ve daha birçok şeyi bu bilgi dolu, yerinde duramayan kitapta keşfedeceksiniz.

okumak için tıklayınız

Süper Bilim / Fiziğin Gücü – Tom Adams

Elektrik aslında nedir? Su tabancası nasıl çalışır? Neden köşelerin arkasını göremeyiz? Üç boyutlu sayfalar, pencereler, hareketli parçalar ve birbirinden eğlenceli deneylerle fiziğin harika dünyasını keşfet. Eğlenceli bir bilim gezisi için hazır mısın? Rahat okunabilen bu ilginç kitap sayesinde fiziğin temel prensiplerini kolayca öğrenebileceksin.

okumak için tıklayınız

İşte Yaşam! Süper Bilim (3 Boyutlu Biyoloji) – Tom Adams

Bir lokmalık kapakçık ve kulakçıklarda biyoloji! Bir canlıyı canlı yapan şey nedir? Bitkiler neden yeşildir? İnsan kalbi yaşam boyunca kaç kez atar? Zürafaların neden uzun boyunları vardır? Bu uygulamalı kitaptaki, açılan ve çekilen kulakçıklarla, kitapçıklar ve kapakçıklarla günlük yaşamımızda merak ettiklerimizin bir bölümünü açıklıyor.

okumak için tıklayınız

Bir Tuhaf Bu Zeplin – Onur Köybaşı

Kuzey’den bir misafir geldi geçen hafta sonu. Onu davet etmekte geç kaldığım ama iyi ki bu zaman için bekletmişim, dediğim bir misafir. Tuhaf, tekinsiz, temkinli, olağandışı okudukça olağan bir hâl alan ,zeki , ara ara gerilimli, dokunaklı samimi… Bu sıfatları tek bir kelimede toparalayacak olursak -büyülü- hikayeleri olan Karin Tidbeck “zeplin” i ile uğradı yanıma.Elinde

okumak için tıklayınız

“Ölümüm şiiri Orhan Veli’nin değil Fahri Erdinç’in”

Aylık edebiyat dergisi Varlık’ın Ocak sayısında, Orhan Veli Kanık’ın hiçbir kitabında yer verilmeyen “Ölümüm” adlı bir şiirinin ortaya çıktığı gündeme getirildi. Dergiye göre; bu şiir Orhan Veli Kanık’ın ölümünden sekiz yıl sonra, sanat gazetesi Köprü’nün, 1 Aralık 1958 tarihli beşinci sayısının ikinci sayfasında, Tarık Erman’ın, “Ölenler – Kalanlar” başlıklı yazısının çerçevesi içinde, “Orhan Veli’nin ölüm

okumak için tıklayınız

Utanç – John Maxwell Coetzee

J. M. Coetzee, 1999 Booker Roman Ödülü’nü alan etkileyici romanı Utanç’ta, şiddetli, yaoğun bir dönüşüm geçirmekte olan bir toplumun, yeni Güney Afrika’nın öyküsünü anlatıyor. İki kez evlenip boşanmış, bir kız babası olan, elli iki yaşındaki Profesör Lurie’nin öyküsünde, hem siyasal hem de kişisel dönüşümler, değişimler yaşayan sanclıı bir toplumun insanını tanıtıyor. Bir kız öğrencisiyle girdiği

okumak için tıklayınız

İçerdekiler – Victor Serge

Devrimci bir asiydi Victor Serge. Elli yedi yıllık hayatının on yıldan fazlasını hapishanelerde geçirdi. İçerdekiler romanında, Rusya’ya sürülmeden önce, 1912’den 1917’ye kadar Fransız hapishanelerinde anarşist politik bir mahkûm olarak yattığı beş yılı anlatıyor. İçerdekiler abartısız ama canlı ve gerçekçi anlatımıyla rahatsız edici bir roman. Belki içinde yaşadığımız fakat farkında olmadığımız hapishanelerde, cezaevi yönetimi, gardiyanlar ve

okumak için tıklayınız

Orhan Veli’nin hiçbir kitabında yeralmayan kayıp şiiri “ölümüm” bulundu

Orhan Veli’nin “Bütün Şiirleri” dahil hiçbir kitabında yer verilmeyen “Ölümüm” adlı şiiri, Köprü adlı sanat gazetesinde yayımlanışından tam 60 yıl sonra, Varlık’ın ocak sayısında okurla buluştu. Aylık edebiyat dergisi Varlık’ın ocak sayısında okuru bir hazine bekliyor. Efdal Sevinçli, Varlık’taki “Edebiyatımızda saklanan belgeler, bilgiler” köşesinde Orhan Veli Kanık’ın hiçbir kitabında yer verilmeyen “Ölümüm” adlı şiirini paylaşıyor

okumak için tıklayınız

Richard McKane, Kahvehane Şiirleri

İngiliz şair ve çevirmen Richard McKane (1947) yeni kitabı Coffeehouse Poems / Kahvehane Şiirleri’nde “bir iki istisna dışında Kahvehanelerde yazılmış” şiirler yer alıyor. Şiir yazmaya 1967’de özellikle Türkiye izlenimlerinin etkisiyle (“Şiirlerimin beşiği Türkiye’dir”) başlayan McKane, başta Nâzım Hikmet olmak üzere Oktay Rıfat?ın, Hatıraların Sesi, Can Yücel pek çok şairi İngilizceye çevirdi. Coffeehouse Poems/ Kahvehane Şiirleri

okumak için tıklayınız

Disk 1967 – 1975 (Türkiye’de Sendika – Siyaset İlişkisi) – Süreyya Algül

Türkiye Devrimci İşçi Konfederasyonu (DİSK) 1967’de kuruldu. O zamana kadar tek işçi konfederasyonu olan Türk-İş’e karşı kısa zamanda, sendikal alanda geniş bir işçi mücadelesi örgütledi. Türkiye sosyalist hareketinin tarihinde politik ve ideolojik bir kırılmaya, dönüşüme yol açan 15-16 Haziran işçi eylemlerini örgütleyen de DİSK’ti. Bu dönemdeki DİSK, işçiler, sendikacılar ve siyasiler kadar, aydın ve yazarları,

okumak için tıklayınız

Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları 4 / Kafes – John Perkins

Üzerine düşeni yapmalısın! Sistem kontrolden çıktı. Yeryüzünün insan ve doğal kaynaklarını milletlerin seçtiği hükümetler değil, CEO’lar yönetiyor. Medyayı, akademileri, sivil toplum örgütlerini yönettikleri gibi. Açlığın, cehaletin, savaşların, adaletsizliğin tam ortasında hepimiz düzenin birer parçasıyız.

okumak için tıklayınız

Perge Dündar tanıttı: Ömer ve arkadaşlarının maceralı yolculuğu

Bazı kitaplara çok kanımız kaynar ve keşke daha uzun olsa da devam etsem dediğiniz olur ya, kanımca “Akata’ya Yolculuk” da çocuklar için öyle bir kitap. Kitap kısa olduğu için çabucak bitse de bir tesellisi var, devamının geleceğini kitabın sonunda müjdeliyor. Umarım devamı gelir.

okumak için tıklayınız

Işıl Kızılırmak tanıttı: ‘Miguel’

Kitabımızın da kahramanının da adı “Miguel”. Miguel’in yaşının ya da nerede yaşadığının ise bir önemi yok bu öyküde. Karşı komşunuz, sıra arkadaşınız, çocuğunuz ya da siz olabilirsiniz. Etrafında akıp giden hayata sadece bakmış, görmek için çok da çabalamamış bir insandı o, sadece. Ama günün birinde, bir market otoparkında işittiği şiirle kayıp bir hazine haritasına erişti;

okumak için tıklayınız

Hayatta Ben En Çok Babamı Sevdim – Can Yücel (kendi sesinden)

Hayatta Ben En Çok Babamı Sevdim / Can Yücel Hayatta ben en çok babamı sevdim. Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk Çarpı bacaklarıyla  ha düştü, ha düşecek  Nasıl koşarsa ardından bir devin, O çapkın babamı ben öyle sevdim. Bilmezdi ki oturduğumuz semti, Geldi mi de gidici  hep, hepp acele işi!  Çağın en güzel gözlü maarif

okumak için tıklayınız

Gogol’ün Palto’sundan Kafka’ya bakmak

Dostoyevski, “Tüm Rus gerçekçileri Gogol’ün “Palto’sunun altından çıkmıştır” diyerek Gogol’ü gerçekçilik akımının başladığı yere oturtur. Oysa tam anlamıyla doğru değildir bu. Gogol’den önce Jukovski ve öğrencisi Puşkin tarafından gerçekçiliğin ilk adımları çoktan atılmıştır. 1809?da Ukrayna’da orta halli toprak sahibi bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelen Gogol’ün öne çıkmasını sağlayan, kendisine kadar ulaşmış tüm tarihsel birikimi

okumak için tıklayınız

Vurulduk ey halkım, unutma bizi! – Öznur Özkaya

24 Ocak 1993’te 12 yaşındaydım. Ailecek güle oynaya başladığımız bir gündü. Sonra öğlen haberleri damgasını vurdu yıllarca sızlayacak sol yanımıza. Uğur Mumcu’nun katledilmesinin farkına vardığım ilk cinayetlerden olması tevellüt hesabıyla anlaşılabilir, yavaş yavaş öğrenecektim nerdeyse her güne bir yas koyduğumuzu; katillerinin ortak, sahiplerinin ayrık olduğunu. Zamanla anlayacaktım bu ülkede insanların mecazı bilmediklerini, “kanı yerde kalmayacak”

okumak için tıklayınız