Yazar: cemalumit

Türkiye’de Balık ve Balıkçılık – Karekin Deveciyan

1910- 1917 yılları arasında İstanbul Balıkhanesi müdürlüğü ve daha sonra da balık işleri başmüfettişliği yapmış olan Karekin Efendi Deveciyan’ın (1867, Harput-1964, İstanbul) İstanbul’da, 1915’te Osmanlıca, 1926’da ise geliştirilmiş Fransızca basımı yapılanTürkiye’de Balık ve Balıkçılık adlı eseri Türkiye’de balıkçılık konusunda yazılmış en önemli eserlerin başında gelir. Eser, konuyla ilgilenen herkesin takdirini kazanmış olmasının yanı sıra, son

okumak için tıklayınız

1871 Paris Komünü Tarihi 2. Cilt (Kanlı Hafta, Sonrası, Anılar, Belgeler) – Prosper Olivier Lissagaray

Paris Komünü üzerinden yola çıkan değerlendirmelere çokça rastlanır. Özellikle dünyada ve Türkiye’de son yıllarda başlayan, arkasının kesilmeyeceği de anlaşılan isyan dalgasıyla beraber bu tür değerlendirmeleri daha çok duyacağımız da kesin. Ancak bu denli yoğun atıf yapılan Komün’de tarihsel olarak neler yaşandığı ülkemizde çok az bilinir. Paris Komünü nasıl ortaya çıktı? Gün gün neler yaşandı?Hangi tarihsel

okumak için tıklayınız

Adım Agop Memleketim Tokat – Agop Arslanyan

Agop Arslanyan 1930’larda doğduğunda, 1915’te yaşananlardan sonra Tokat’ın Ermeni ahalisinin nüfusu büyük ölçüde azalmış, okulları, kiliseleri kapanmış, o canlı sosyal yaşantıdan geriye soluk bir hayalden ve yaşama tutunmaya yarayan geleneklerden başka pek bir şey kalmamıştı. Arslanyan daha on iki yaşında ailesini ardında bırakarak, okumak için memleketinden ayrılıp pek çokları gibi İstanbul’a göçse de, yüreğinde doğduğu

okumak için tıklayınız

Şark Dişçisi – Hagop Baronyan

Ermenice mizah edebiyatının en tanınmış isimlerinden olan Hagop Baronyan, keskin gözlem yeteneği ve doğru bildiği yoldan şaşmayan entelektüel duruşuyla, iktidar sahiplerini, din adamlarını, başkalarının sırtından geçinenleri, dalkavukları, Batılı yaşam tarzına öykünenleri ve daha pek çoklarını alaya aldı, onların yanlışlarını kalemine dolamaktan, yüzlerine vurmaktan çekinmedi. Baronyan’ın ilk komedisi olan Şark Dişçisi, görücü usulü evlilikler ve sadakat

okumak için tıklayınız

Balkan Savaşı – Aram Andonyan

Balkan Savaşı, gazeteci-yazar Aram Andonyan’ın 1912-1913 yıllarında İstanbul’da basılan, Ermenice Badgerazart Intartzag Badmutyun Balkanyan Baderazmin [Balkan Savaşı’nın Resimli Mufassal Tarihi] adlı eserinin Zaven Biberyan tarafından kısaltılarak yapılmış çevirisi. Balkan Savaşı’nın sürdüğü tarihlerde, İstanbul’da bir gazeteci olarak, iç ve dış kaynaklardan yararlanıp, yabancı ajans, gazete ve dergilerle bağlantı kurarak olayları yaşayan Andonyan, günü gününe, savaşın içinde

okumak için tıklayınız

Sürünmeyen insanlık için – Can Soyer

Platon ?Phaidon? adlı diyaloğunda Sokrates?in ağzından, güneşi gözlemekten kör olmuş doğa felsefecilerine değinir. Doğayı, özellikle de gökyüzünü büyük bir merak ve tutkuyla izleyen doğa filozofları, sürekli delici güneş ışınlarına bakmaktan en sonunda gözlerini kaybetme noktasına gelirler. Bilgiye ulaşmak için harcanan çabanın destansı bir örneğini sergilerler bir anlamda. Ancak bilgi arayışı, ne Antik Yunan?a ne de

okumak için tıklayınız

Esniyorum, öyleyse varım! – Funda Demir

Prenseslerin çocuk olduğunu ne ara unuttuk bilmiyorum. Süslü püslü elbiseleri, yatağın altındaki bezelyeyi, öpücük konduran prensleri de biz uydurmadık mı? İstediğimiz forma sokmak zor olmadı gerek, yüzyıllardır bütün masallar aynı şeyi söylüyor. Bildiğim bir çok prensesli hikaye arasından sıyrılan şapşahane bir kitaptır bugün bahsi geçecek olan; “Bütün Gün Esneyen Prenses” Sarı sarayın altın saçlı kralı

okumak için tıklayınız

Tütünün Öyküsü – Ekin Sağlam

Türkiye?de Tütün: Reji?den Tekel?e; Tekel?den Bugüne? Türkiye?de ve Samsun özelinde üç yüzyıla dağılmış olan tütün öyküsünü, tüm aktörleriyle birlikte aktaran, eleştirerek çözümleyen ve halkımızın toplumsal belleğinin canlanmasına katkı yapan bir kitap. Prof. Dr. Korkut Boratav sunuş yazısında kitabı şu sözlerle değerlendiriyor: ?Türkiye toplumunun kapitalist dünya sistemiyle eklemlenmesinde, bağlantılarında gerçekleşen ana aşamalar, Nuray Ertürk Keskin ve

okumak için tıklayınız

Herkes Bir Gün Hasta Olacak (mı): Aşırı Teşhis – Ayşegül Tözeren

Geçtiğimiz aylarda, İNSEV (İnsan Sağlığı ve Eğitim Vakfı) Yayınları tarafından Akif Akalın?ın çevirisiyle Aşırı Teşhis başlıklı bir kitap yayınlandı. Halk Sağlığı alanında çalışmakta olan Dr. H. Gilbert Welch, Dr. Lisa M. Schwartz ve Dr. Steven Woloshin?in birlikte yazmış olduğu, konusunda ses getiren ve pek çok polemiğe neden olan Aşırı Teşhis, sadece sağlık profesyonellerine değil, sağlık

okumak için tıklayınız

Güncel Bir Olasılık Olarak: Şiir – Ogün Kaymak

?İki aşamalı tek varlıktır? diyor Agamben, insan için. Marx bu noktada: ?İnsana kendi dışındaki dünyaya inanmayı ilk öğreten şeydir aşk? diyor. Fizyolojik ya da genetik insan değil bahis. Sosyal antropoloji okumalarının yardımıyla; insani değerler üreten, buna sahip çıkan, çevresindekilerin tinsel gelişimine özen gösteren varlık bu önermedeki muhatap. Marx?ın aşk dediğine, şiir dedim varsayın. Dayatılana razı

okumak için tıklayınız

2000’ler Şiiri İçin Harita – Utku Özmakas

Milenyumun ilk on yıllık dönemi şiir için bir ?mücadele? dönemiydi.* Farklı şiirsel anlayışların, yani nesneye adıyla seslenirsek deneysel, görsel, epik ve lirik şiir anlayışları arasındaki çatışmanın özellikle dergilerde su yüzüne çıktığı bu dönem aslen ?her tasnifteki kabalaştırma riskini göze alarak? iki temel yaklaşımın mücadelesiydi: İmgecilik ve imge karşıtlığı. Şiiri gelenekten devraldığı haliyle bir ?imge? üzerine

okumak için tıklayınız

Lokman Hekim ile Çırağı – Yücel Feyzioğlu

Ç. Adında engelli bir öğrencim vardı. Çocuklar onunla alay ediyor, oyuna katmıyor, onu dışlıyorlardı. Bu kitabın içindeki Badi ile Bidielime geçince hemen sınıfta okudum. Hiçbir yorumda bulunmadım. Ertesi gün çocuklar Ç.’yi aralarına almış ve kaynaşmışlardı… -Ulviye Aygün, Öğretmen, Pendik-İstanbul- “… Yücel Feyzioğlu renkli bir dille yazıyor. Yazdıkları çocuklar arasında hemen ilgi uyandırıyor.”

okumak için tıklayınız

Sözcüklerin gücü – Sennur Sezer

15 Kasım ?Dünya Hapisteki Yazarlar Günü?dür. Ben de Türkiye Yazarlar Sendikası ve Uluslararası PEN Türkiye Merkezi üyesi olarak şu satırlarla sona eren bir davetiye aldım: ?Pek çok aydının tutuklu, hükümlü ya da yargıda olduğu günümüzde 15 Kasım Hapisteki Yazarlar Günü özel bir önem taşıyor. 15 Kasım Cuma 11.00?de İstanbul Tabip Odası toplantı salonunda Türkiye Yayıncılar

okumak için tıklayınız

Türkiye Sinemasında Tarih ve Siyaset – Hilmi Maktav

Sinema eleştirmeni Hilmi Maktav bu kitabında, sinemanın Türkiye toplumunun tarihine ve siyasetine nasıl yaklaştığını, sinemanın ilk devirlerinden bugünlere kadar belli başlı filmlerini inceleyerek ele alıyor ve son zamanların “Bahoz” gibi filmlerinde upuzun bir geleneğe meydan okunmuş olmakla birlikte, sinemamızın genel eğiliminin hep iyi, güzel, yakışıklı, cesur, namuslu ve illa ki Müslüman Türk olan kahramanları öne

okumak için tıklayınız

Okumalar Okuması – Alberto Manguel

Pinokyo’nun okumayı öğrendikten sonra bütün yapabileceği, ders kitabı laflarını papağan gibi tekrarlamaktır. Sayfadaki kelimeleri özümser ama hazmetmez: Kitaplar hakiki anlamda onun olmaz, çünkü hâlâ, maceralarının sonunda bile, onları kendine ve dünyaya ilişkin tecrübelerine uygulamaktan acizdir. Deneyimin kitapları, kitapların kişisel deneyimi zenginleştirdiği ve dönüştürdüğü yaratıcı bir okuma nasıl olur? Okumalar Okuması tam da bu sorunun yanıtı.

okumak için tıklayınız

Atları Hatırlayın… Ve Sopayı Kapın! / Türkiye Röportajları… Gezi İsyanı… Ve Daha Fazlası

Bir uçağın pilotu, yolcularına verilecek iki haberinin olduğunu anons eder. İyi haber, belirlendiği şekilde saatte 500 mil hızla ilerlemektedirler ve uçağın tüm mekanizması sorunsuz çalışmaktadır. Kötü haber ise, kaybolmuşlardır. Çoğu yorumcuya göre, kapitalizm bu uçağa benzer: Pek çok ürünü verimli bir şekilde üretir, fakat bunlar ne tür ürünlerdir, ve bunların çoğunluğunu kimler alır? Tanık olunan

okumak için tıklayınız

Diren Direniş – Metis Ajanda 2014 – Hazırlayan : Müge Gürsoy Sökmen

Metis’in geleneksel yeni yıl ajandası çıktı. Bu yılın konusu “Diren Direniş” şöyle gerekçelendiriliyor: Bu kadar öfkelenen bir tek biz miyiz, bu isyan yalnızca bizde mi diye söylendiğimiz bir anda geldi Gezi Direnişi. Kimimiz için “bitti artık, bu son derken” gelen bir aşktı, kimimiz için nihayet sesini duyurabilmiş olmak, ya da sesini katmak isteyeceği sesler bulmak…

okumak için tıklayınız