Yazar: cemalumit

Direniş ve Umut / Reha İsvan – Zeynep Oral

12 Eylül 1980 darbesi, Türkiye’yi dev bir cezaevine dönüştürmüş, işkence ve baskı hüküm sürerken adil yargı hakkı dahil bütün haklar ortadan kaldırılmıştı. Reha İsvan bu dönemde açılan ve tiyatrocuları, ressamları, gazetecileri, bilim insanlarını hakim karşısına çıkaran Barış Derneği davasının tek kadın sanığıydı. 1982-86 tarihleri arasında aralıklarla 38 ay boyunca tutuklu kaldığı Metris Askeri Cezaevi’nde ileri

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal’in Yapıtlarında Kürtler – Rohat Alakom

Rohat Alakom bu çalışmasında Yaşar Kemal’in yapıtlarında Kürtlerin izini sürüyor. Can derdine düşmüş yoksul Kürtlerin yüzyıllık çırpınışı, çığlıkları, insanların ölüleri için yaktığı ağıtlar, gördüğü acı ve ızdırap, jandarma despotizminin yarattığı tedirginlik ve her şeyden önce insanlarda yan yana yaşayan hüzün ve umudun yarattığı sarsıcı etkinin gücünü bütün çıplaklığıyla Yaşar Kemal’in eserlerinde görülebilir. Diyarbakır surlarının dibine

okumak için tıklayınız

Savaş Kılıç ile söyleşi: “İmlayı da devirdik, çok şükür” – Melisa Kesmez

İktidar, hedef gösterdiği topluluğu belli bir ibare ile yaftalar. De Gaulle, 68 hareketi için ?maskaralık?, Sarkozy de 2005 ayaklanmasındaki gençler için ?voyou? (serseri, çapulcu) demişti. Gezi Parkı hayatımızın her kuytusuna sızdı. Konunun hangi tarafında olursan ol, ?Gezi? denince aklımıza düşen resimler, fikirler, duygular, kokular geçtiğimiz bahardan bugüne epey değişip dönüştü. Ve ?dil? ya da ?söylem?

okumak için tıklayınız

?Önce her şey bir gaz bulutuydu…? – Levent Cantek

Kemal Gökhan, Gezi hakkında kendi kaydını düşmüş Ya Ameliyatlı Yerime Gelseydi!?de. ?İyimser olmam için çok alametler belirdi? diyor: ?Çapulcuların önünden çekilmeliyiz!? Kemal Gökhan, sevdiğim, ne yaptığını ne anlattığını merak ettiğim bir çizgi romancı. Bazı isimlerin az üretmesine, köşesine çekilmesine üzülürüz, keşke böyle yapmasa, yine-yeniden bir şeyler anlatsa deriz. Çok hatırlanmıyor olabilir, Kemal Gökhan?ın çizdiği Ayşegül

okumak için tıklayınız

İsyan ve Devrim Filmleri – Yeşim Dinçer

Dünya sinemasının isyan ve devrim temalı başyapıtlarından oluşan bu seçki, 50 filmden oluşuyor. Potemkin Zırhlısı, Metropolis, Modern Zamanlar, … Karası, Z (Ölümsüz), Frınların Saati, İsyan, 1900, Özel Bir Gün, Kızıllar, Yol, Ülke ve Özgürlük, Sarhoş Atlar Zamanı, V for Vendetta sinema yazarlarının kaleme aldığı geniş kapsamlı inceleme yazılarıyla.. Kalanı, editörün hazırladığı künye bilgileri ve kısa

okumak için tıklayınız

Yalnızlık Terapisi – Dilek Kırcaoğlu

Yalnızlık dokunulmaz değildir? Cüret etmek gerekir! Çocuk eğitiminde bir ebeveyn rehberi olan Çocukla Birlikte Büyümek kitabının yazarından. İkili bir kurgu: Yalnızlığın yol açtığı sıkıntı ve depresif durumlardan çıkış üzerine hikâye tadında bir uzun anlatım ve buna paralel, samimi ve filozofça diyaloglar üzerinden ilerleyen terapi deneyimleri. ?Yalnızlık dokunulmaz değildir??

okumak için tıklayınız

Başka Bir Dünya Mümkün (Küreselleşme ve Antikapitalizm) – David McNally

Kanada-Toronto’daki York Üniversitesi’nde siyaset bilimi profesörü olan David McNally, bu kitabında, Meksika’nın Chiapas Dağları’ndan ABD’deki Seattle sokaklarına uzanan, özellikle 1990’lardan itibaren yükselen umut verici yeni toplumsal hareketleri inceliyor. Daha iyi bir dünya hayali, sürekli olarak, sokaklarda yürüyüş yapıyor, sloganlar atıyor, barikatlar kuruyor ve baskıya meydan okuyor. McNally bu hareketlerin, her zaman olduğu gibi, dünya çapında

okumak için tıklayınız

Soruyorum Size Hanımlar ve Beyler – Leon Z. Surmelian

Aras Yayıncılık, Batı Ermeni edebiyatı ve Amerikan edebiyatında kendine özgü bir yere sahip olan Leon Z. Surmelian’ın otobiyografik romanı Soruyorum Size Hanımlar ve Beyler’i 70 yıl sonra Türkçeye kazandırıyor. Soruyorum Size Hanımlar ve Beyler, 1915 yılındaki tehcir ve katliamlarda hayatı altüst olan Trabzonlu Ermeni bir ailenin ve savaşın ortasında bir başına kalarak yıllar sürecek bir

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal?in Kırk Yıllık Sırrı! / Tek Kanatlı Kuş – Dağhan Dönmez

Büyük bir yazarın alamet-i farikası, okuru kendi tenhalığına sürüklemesi; daha önce hiç koyulmadığı bir yola düşürmesidir Bundandır her büyük kalemin mayasında, bir hayal mühendisi oluşu; bir inşacı! Yaşar Kemal de böylesidir işte. ? Alabildiğine bir dil kentinin inşacısı? O kapıdan içeri girdiğinizde, her şeyi kendine özgü bulursunuz. Her şey Yaşar Kemal?cedir! Bir Anadolu kokusu keser

okumak için tıklayınız

Türk Sineması ve Arabesk – Ahsen Yalvaç

Ahsen Yalvaç yenilikçi Türk sinemasının ‘Tabutta Rövaşata’, ‘Kasaba’ ‘Güneşe Yolculuk’ filmleri üzerine yoğunlaşarak, bir şehir sanatı olan ‘sinema’da, yine şehrin doğurduğu bir popüler kültür olarak ‘arabesk’in nasıl işlendiğini ve günümüz toplumunun kültürel dokusunda bu öğelerin nasıl yer ettiğini ortaya koymaktadır. (Tanıtım Bülteninden) Ruhumuza işlemiş! – Murat Özer Sinemamızın ?arabesk? kavramıyla içli dışlı olması kaçınılmaz, bulunduğumuz coğrafya

okumak için tıklayınız

“Roman okuyan insan mutlu olur” Ali Nesin ile Söyleşi: Sibel Oral

Kocaman bir oda. Bir ucunda büyük bir masada daktilo başında fosur fosur sigara içen bir adam, diğer ucunda odayı ısıtan bir şömine önündeki sandalyede oturan bir çocuk. Adamın daktilosundan sesler geliyor. Duruyor, başlıyor, hızlanıyor. Çocuk şöminenin duvarına ayaklarını uzatmış; bir elinde kitap, bir elinde elma… Çocuk odanın diğer tarafına, adamın yanına gidiyor ve ?Baba, pazar

okumak için tıklayınız

Nihat Taydaş arkadaşımızın acısını paylaşıyoruz

Yazar, tiyatrocu, emekli öğretmen ve dergimizin genel yayın yönetmeni Nihat Taydaş’ın annesi Gülcemal Taydaş’ı kaybetmiş bulunmaktayız. Nihat arkadaşımızın acısını paylaşıyor, sabır diliyoruz.Tüm yakınlarıyla dostlarının başı sağ olsun. 18 Kasım 2013 Pazartesi günü saat 12.00’de Karşıyaka Mezarlığı’nda defnedilecek olan Gülcemal Taydaş’ın toprağı bol olsun, karanfil koksun. Başsağlığı dileğini iletmek isteyenler, Nihat Taydaş arkadaşımızla 0534.6113656 nolu telefondan

okumak için tıklayınız

Onur Mücadelesinin Bir Belgesi: ?Puç Oldum!? – Müslüm Üzülmez

güllerin bedeninden dikenlerini teker teker koparırsan dikenleri kopardığın yerler teker teker kanar dikenleri kopardığın yerleri bir bahar filan sanırsan Kürdistan?da ve Muş-Tatvan yolunda bir yer kanar Muş-Tatvan yolunda güllere ve devlete inanırsan eşkıyalar kanar kötü donatımlı askerler kanar Turgut Uyar, Divan, 1970 Eski zamanlarda aile büyüklerim bağ bahçe işleriyle uğraşırdı. Badem veya cevizlerin içi boş,

okumak için tıklayınız

501 Numaralı Hücre “Bir Filim Biyografisi ve Bendeki Anısı” – Ayhan Hüseyin Ülgenay

“1966 – 1968 senesinde, Ankara Mamak ta bulunan, Ordu Foto Film Merkezin de ‘’501 NUMARALI HÜCRE’’ isimli filmin çekimleri yapıldı. Mehmet ALTUNBAY’IN senaryosunu yazdığı ve finanse ettiği filmin konusu ise şöyle; Mehmet ALTUNBAY S.S.C.B. döneminde Hava Harp Okulu Komutanı iken KGB’ NİN kendisi için idam cezası çıkartması, kararın arkasından iki arkadaşı ile birlikte Türkiye’ye kaçışı.

okumak için tıklayınız

Tarih, Arşiv – M. Şehmus Güzel

Toplumsal Tarih alanında çalışan tarihçiler, araştırmacılar olarak bugünkü görevimiz, dün olduğu gibi, özetle şudur : Kaynaklarımızı yoktan varetmek, kaynaklarımızı yaratmak, bunun için araştırmak, kaynaklarımızı bizzat bulmak, ortaya çıkarmak, ve nihayet değerlendirerek veya sadece olduğu gibi sunmak. Emek Hareketi Tarihi?nin, Toplumsal Mücadeleler Tarihi?nin, Toplumsal Tarih?in yeni ve birincil elden kaynaklara

okumak için tıklayınız

Nal – Bir Akıl Hastanesinin Hatıra Defteri – Cemal Dindar

Michel Foucault duysaydı şu ‘nal’ meselesini belki bir cilt daha eklerdi, Deliliğin Tarihi’ne. Üç ilacın; haloperidol, biperiden ve klorpromazinin ticari adlarının baş harfleri: NAL. Acile getirilen ‘akıl hastaları’nın genelde ilk tanıştıkları ilaçlar bunlardı. Bir enjeksiyona belli dozlarda çekilir ve hastaya enjekte edilirdi. Bazı kliniklerde bu işlemin adı, iğrenç bir zekilikle, insan sevmezlikle bulunmuştu bile: NALLAMAK.

okumak için tıklayınız

Leylim Leylim (Ahmed Arif?ten Leyla Erbil?e Mektuplar) adlı kitaba dair – Selma Sayar

1990?lı yıllar… Değer ve kimlik talepli hareketlerin protesto eylemlerine dönüştüğü dönemler. Öğrencilerin, işçilerin ve onları tamamlayan toplumsal muhalefetin sokakla buluştuğu yıllar… Tam da bu yıllarda yetiştiği taşranın küçücük penceresinden dünyayı yorumlamaya çalışan ve çok büyük hayallerin peşinde koşan genç bir kız… Küçük dünyasına sığmayacak kadar büyük olan ütopyaları, kocaman kentin üniversite kapısından içeri girdiği anda

okumak için tıklayınız

İşçi Sınıfının Uluslararası Örgütlenmesi – H. Yeşil

İşçi sınıfının mücadelesi hakkında, işçi sınıfı biliminin kuru­cuları Marx ve Engels, ilk program açıklaması olan Komünist Manifesto?da, onun burjuvaziye karşı savaşımının biçim olarak ?ulusal? olsa da, öz olarak enternasyonal olduğunu ortaya koydular. Onların ?Manifesto?su: ?Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri yok. Kazanacakları bir dünya var. Bütün ülkelerin işçileri birleşiniz!? sözleri ile sonlanır.

okumak için tıklayınız

Tektipleştirmeye Karşı Heretik Okumalar – Ercan Geçgin

Kullanım değeri olan hemen her şeyin metaya dönüştürüldüğü, ürünlerin değişim değerleriyle tartıldığı bir piyasa toplumda yaşıyoruz. Her ilişki biçiminin metalarla kurulan ilişki biçimine göre anlamlandırıldığı yaygın yabancılaşmadır söz konusu olan. Bir arada yaşamanın yegane ölçüsünün piyasa olarak görüldüğü ve toplumun buna inandırıldığı bu kurgusal ve ütopik dünyanın doğallaştırılması bir inanç biçimini de beraberinde getiriyor aslında.

okumak için tıklayınız