Yazar: cemalumit

Kütüphaneler artık kitapsız!

Dünyanın ilk kitapsız kütüphanesi açılıyor. ABD?nin Teksas eyaletinin San Antonio kentinde yaşayan Nelson Wolff, içinde bilgisayar istasyonlarının olacağı, e-kitaplarla dolu, dünyanın ilk kitapsız kütüphanesini açmaya hazırlanıyor. Wolff bu projenin kütüphane geleneğini yok etmeyeceğine, konsepti zenginleştireceğine inanıyor. Wolff?un yeni projesi için 5000 metrekare zemin üzerine kurulu bir devlet binasını hayalindeki kütüphaneye dönüştüreceği belirtildi. 150 kitap okuyucu,

okumak için tıklayınız

Afişe Çıkmak (1963-1980: Sol’un Görsel Serüveni) – Yılmaz Aysan

Yılmaz Aysan’ın aşkla yürüttüğü bir belgeleme çalışmasına dayanan Afişe Çıkmak, ’60’ların, ’70’lerin ‘aura’sını gözümüzün önüne getiriyor. O dönemin genç insanlarının anlatma, müdahale etme, ses çıkarma, bir şeyler yapma, kısacası dünyaya katılma iştahını gösteriyor bize. Televizyonun siyah beyaz tek kanal, bilgisayar teknolojisinin laboratuvar aşamasında, sosyal medyanın olsa olsa hayal hanesinde olduğu bir zamanda, mütevazı iletişim yollarını

okumak için tıklayınız

Nâzım Hikmet?in senaryosunu yazdığı 2 çizgi film gün ışığına çıktı.

SSCB çizgi film stüdyosu Soyuzmultfilm?de redaktör olarak çalışan Vera Tulyakova?nın başka bir çizgi film hakkında danışmanlık almak için ziyaret ettiği Nâzım Hikmet ?Neden benden de bir senaryo istemiyorsunuz?? diye sorar ve ertesi gün akşama doğru elinde ?Sevdalı Bulut? çizgi filminin senaryosuyla stüdyoya gelir. Vera ile Nâzım?ın büyük aşkı da işte böyle başlar. Yapı Kredi Yayınları?ndan

okumak için tıklayınız

Edebiyat parçalayan nutuklar 2 – Türey Köse

Nâzım Hikmet, afla cezaevinden çıktıktan sonra 49 yaşında askere çağrıldı. Sağlık sorunları, baskı ve tehditler üzerine, Refik Erduran 17 Haziran 1951?de Nâzım Hikmet?i bir motorla kaçırdı. 19 Kasım 1951 tarihinde Türk Ceza Kanunu?nun bazı maddelerinin değiştirilmesine ilişkin tasarı görüşülürken gizli oturumda askeri yargıç Şevki Mutlugil ?hükümet adına memleketteki komünizm cereyanları hakkında izahat? veriyordu. 45 yıl

okumak için tıklayınız

Edebiyat parçalayan nutuklar 1 – Türey Köse

1929-1938 yılları arasında sık sık cezaevine giren Nâzım Hikmet, 1938 yılında askeri öğrencileri isyana teşvik ettiği savıyla açılan Donanma davaları nedeniyle 28 yıl 4 ay hapse mahkûm edilmiştir. 17 Ocak 1938?den beri tutukludur. İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa?da ?Dört Hapishaneden? şiirler yazmaktadır. 29 Ocak 1947?de CHP Giresun Milletvekili Ahmet Ulus, ?Son günlerde kendini daha fazla

okumak için tıklayınız

Dünyayı Kendine Gömen Şair: Niyazi Börklü – Müslüm Kabadayı

?Dört elle sarılmışım dünya?ya Felek gelse koparamaz yerimden Bitmez bir türküdür yaşama Düşmez olmuş dilimden? (?Ölmezlik Türküsü? şiiri, s.102) diyen şair-eğitimci Niyazi Börklü 22 Ekim 2012?de aramızdan ayrıldı. ?Uzun Ömürler Şehri Antakya?dan 1928?de ayağa kalkıp şimdi Erdek?te uzun uzun yatan Niyazi Börklü öğretmenimizin toprağı karanfil koksun. ?Ters dönecek bir gün dünyam / Bütün ışıklar sönecek

okumak için tıklayınız

TÜBİTAK evrimi yasakladı!

TÜBİTAK evrim meselesini kökünden halletti: TÜBİTAK Popüler Bilim Yayınları?nın kitap satış arşivinde bulunan ve Evrim kuramını açıklayan kitapların basım ve satışı durduruldu. Geçtiğimiz yıllarda TÜBİTAK Popüler Bilim Yayınları?nın kitap satış arşivinde bulunan ve insanın evrimini anlatan kitaplar listeden tamamen çıkartıldı. Söz konusu kitapları satın almak isteyenler, listede bulunmasına rağmen “tükendi” ibaresiyle karşılaşıyordu. Şimdiyse kurum tarafından

okumak için tıklayınız

Dünyayı Deviren Kentler (Manchester, Paris, St. Petersburg, Selanik, Varna) – Mustafa Tabak

?Çok gezen mi bilir çok okuyan mı?? Ne yalnızca çok gezen ne de yalnızca çok okuyan bilir. Bilmek için çok gezmenin yanında çok da okumak gerekir. Çünkü gezmek bir uygulamaysa okumak onun kuramıdır. Uygulama, deneme yanılmayla değil de önceki deneme yanılmaların, deneyimlerin sonucu olan kuramla gerçekleşirse daha başarılı olur. Örneğin, bir yeri gezmek sözkonusu olduğunda

okumak için tıklayınız

?Dünyaya kendi utancını gösteren kitaplar? – Güney Özkılınç

Son günlerde çeşitli gazetelerde, artan kitap yasaklamaları haberlerini okuyoruz. Haberler okunduğunda bunun merkezi hükümetten değil de yerel bazı yöneticilerin eksikliklerinden kaynaklandığını veya bu yasaklamaların istisna olduğunu düşünenler olduğunu da tahmin edebiliyoruz. Son birkaç yıl içinde basılmadan toplanan kitaplar, üstü örtülü baskılar sonucu işinden olan gazeteciler ve bu baskılara direnenlere verilen cezalar; had safhaya ulaştı.

okumak için tıklayınız

Yeni Gökler Bekler Seni – Baha Çıtakoğlu

?Yeni Gökler Bekler Seni? bir ilk kitap. Baha Çıtakoğlu?nun ilk kitabı damıtılmış şiirlerden oluşuyor. Yaşamdan şiir süzmek zaman alıyor. Uzun yıllar boyunca şiir yazmayı sürdüren Baha Çıtakoğlu şairlik yolunda yürümeye karar verse de kitabı yayımlansın diye acele etmedi. Şiirleri sanki zamanın içinde sınavdan geçti. Zamanın içinde birikti sözcükler. Baha Çıtakoğlu sözcükleri biriktirdikçe damla damla oluşturdu

okumak için tıklayınız

ABD, Ortadoğu, Türkiye – Haluk Gerger

Ortadoğu, neden son altmış yıldır ABD’nin saldırılarına hedef oluyor? Ortadoğu’da devlet sınırları neden cetvelle çizilmiş gibi düzgün? Bölge, neden kanlı savaşlarla, etnik çatışmalarla anılıyor? Haluk Gerger, bu sorulardan yola çıkarak, Osmanlı sonrasından günümüze modern Ortadoğu tarihinin çok boyutlu, bütüncül bir analizini sunuyor. Kitapta yüzyıllık tarih kesiti derinlikle inceleniyor, olgular bilimin, teorinin imbiğinden geçirilerek sonuçlar çıkarılıyor;

okumak için tıklayınız

Muzaffer İzgü ile kitabının yasaklanması ve son dönemde artan sansür girişimleri üzerine söyleşi

Ülke ve dünya edebiyatında yer etmiş kitapların, yüzyıllardır ülke topraklarında şiirleri okunan halk ozanlarının sansüre uğramasıyla gündemde bu ara AKP iktidarı. Son olarak Bursa?dan Muzaffer İzgü?nün ?Zıkkımın Kökü? isimli kitabının 7. Sınıf öğrencilerine yasaklanması haberi geldi. Yaşamında 80 yılı geride bırakan ülkenin en önemli gülmece yazarlarından İzgü?nün bugüne kadar yayımlanmış 150 kitabı bulunuyor ve bunların

okumak için tıklayınız

Ayşe Kaygusuz’un Öykülerinde Anlamsal Yapı – Mehmet Akif Tutumlu

Ayşe Kaygusuz’un öykülernideki anlatı mesafesine baktığımızda mimetik olmaktan çok diegetik bir yazı kipinin egemen olduğunu söylemek mümkün: Genelde anlatıcının öyküyü doğrudan anlattığı bir yazınsal dil. Olayın aktarımı ise genelde birinci planda olmakla birlikte, anlatıcının fikir dünyasını dolaylayıp betimleyen bir dramatik kurgu niteliğinde yazınsal söyleme eklemlenmekte. Ancak bu kısa bildiride amacım, Ayşe Kaygusuz’un öykü dilini inşa

okumak için tıklayınız

Eleştiri – Selma Sayar

Eleştiri zor iştir. İnsanlık günlük yaşantısında eleştirilmeye gelmezken, bunu sanatta, edebiyatta, sporda, bilimde yapmak daha da güç. Oysa eleştiri yerinde ve zamanında yapılırsa çok olumlu sonuçlar doğurabilir. Bu gün Türk ve dünya edebiyatını yönlendiren yapıtların kalitesinin artmasında eleştirinin payının büyük olduğunu düşünüyorum. Eleştiri genel tanımıyla herhangi bir konuda, dalda, alandaki nesne, olay, olgu ya da

okumak için tıklayınız

PEN Yönetim Kurulu, Fazıl Say?a destek olduğu için savcılığa ifade verdi.

PEN Yönetim Kurulu, Fazıl Say?a destek olduğu için savcılığa ifade verdi. 3 Haziran?da Fazıl Say?ın yargılandığı dava ile ilgili açıklama yapan PEN, 301. madde bağlamında savcılığa çağrıldı. Devletin manevi şahsiyetine hakaret ve adli yarıyı etkilemekle itham edilen PEN, dün savcılığa verdiği ifadede ?bir anayasal ve yasal hakkı olan eleştiri hakkının kullandıklarını? dile getirdi. PEN?i 288

okumak için tıklayınız

Sansür ve yasaklama John Steinbeck, Yunus Emre ile sınırlı değil. Daha neler neler…

İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü?nce John Steinbeck?in ?Fareler ve İnsanlar? adlı yapıtının bazı bölümlerinin ?çıkarılması? fikri, Milli Eğitim Bakanlığı?nda ?sansürcü zihniyet? meselesini gündeme getirdi. Bunun hemen öncesinde, Yunus Emre?nin bazı dizelerinin, alıntılanan şiirden çıkarıldığı haberi gündeme gelmişti. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, basına yansıyan demecinde, ?Yunus Emre?yi sansürlemek bizim haddimize mi?? diye belirterek,

okumak için tıklayınız

Murat Bardakçı Ve Necip Fazıl – Ferhat Zidani

Sosyal medyada bugünlerde Abdullatif Kılıç tarafından yayınlanan, Şair Necip Fazıl Kısakürek?in eski başbakanlardan Adnan Menderes ?e 10.000 lira karşılığında kalemini hizmetine sunacağını taahhüt ettiğine dair yazdığı iddia edilen bir mektup ortalığı ayağa kaldırmış durumda. Tartışmalar ideoloji ve özel hayatın gizliliği ekseninde gidip geliyor. Mektubu yalanlayanlar bir tarafta, doğrulayanlar öbür tarafta. Benim anlamadığım Murat Bardakçı hangi

okumak için tıklayınız

Yel ve Gül (Kendi Seçtiği Şiirler) – Metin Altıok

“Sizin şiirlerinizde sıcak yaz aylarında kavrulan tarlaların üstündeki hava titreşimlerine, açıkça görülür yalazlara benzer bir doğa yansıması var. Sonra inandırıcı. Bilgiç bir zekanın değil de yalın bir kalbin şiirleri bunlar. Çileli, çok duyarlıklı bir kalbin. Sağlam yapılarda bir “kişiliğin damgası”nı vuruyorsunuz yazdıklarınıza. Bu çok iyi. (Bir mektuptan.)” Behçet Necatigil “Şiirin yapısı düzgün ve işlek. Vurucu

okumak için tıklayınız