Yazar: Özgür Atlas

Melanie Klein’ın Kuramında Yer Alan Paranoid-Şizoid Konum Nedir ?

Melanie Klein’ın kuramında paranoyak-şizoid konum (Paranoid-Schizoid Position – PSP), yaşamın ilk 3 ila 4 ayı civarında ortaya çıktığı düşünülen, bebeğin zihinsel gelişimindeki en erken örgütlenme biçimini ifade eden bir kavramdır. Bu konum, yoğun kaygı (anksiyete) ve bu kaygılarla başa çıkmak için kullanılan belirli savunma mekanizmalarıyla karakterizedir. 🔍 Paranoid-Şizoid Konum Nedir?

OKUMAK İÇİN TIKLA

Deneyimin Politikası: Delilik Toplumun Aynası mıdır?

İskoç psikiyatrist R. D. Laing’in 1967 yılında yayımlanan etkili eseri “The Politics of Experience and The Bird of Paradise” (Deneyimin Politikası ve Cennet Kuşu) hakkındadır.Bu eser, geleneksel psikiyatriye radikal bir eleştiri getirerek, akıl hastalığının sadece biyolojik veya bireysel bir sorun değil, aynı zamanda toplumsal, ailevi ve politik bir fenomen olduğunu

OKUMAK İÇİN TIKLA

Protesto Psikozu: Gary Gilmore ve Ölüm Cezasının Dirilişi

Amerikalı tarihçi Steven M. Gillon tarafından 2011’de yazılan “The Protest Psychosis: How Gary Gilmore’s Case Inflamed the Death Penalty Debate and Launched a New Era of Capital Crime” (Protesto Psikozu: Gary Gilmore Vakası Ölüm Cezası Tartışmasını Nasıl Alevlendirdi ve Yeni Bir Ölüm Cezası Suçları Çağını Başlattı) adlı kitabını hiç okudunuz

OKUMAK İÇİN TIKLA

NARSİSİZMİN ASIRLIK TERAPİSİ: Toplumun Aynası Niye Çatlak?

James Hillman ve Michael Ventura’nın “We’ve Had a Hundred Years of Psychotherapy—and the World’s Getting Worse” (Yüz Yıllık Psikoterapi Gördük ve Dünya Kötüleşiyor) tezi, özellikle Narsisistik Kişilik Bozukluğu (NKB) ve geniş çaplı toplumsal sorunlar bağlamında son derece isabetli eleştiriler sunar. O Büyük Soru: Dünya Kötüyken, Terapiden Çıkan ‘İyileşmiş’ Ego Kimin

OKUMAK İÇİN TIKLA

Yüz Yıllık Terapi, Bir Arpa Boyu Yol! (Dünya Niye Hâlâ Berbat, Beyler?)

Bir Alafranga Züğürt Psikoloji Eleştirisi: Yoksa Bütün Derdimiz “Ego” mu? Şimdi efendim, biz milletçe bir asırdır Batı’dan gelen her şeyi bir güzel taklit ederiz ya. Eskiden saraylılar Viyana valsi bilmezse yüzü kızarırdı; şimdi de sosyetemiz, en az bir sene analist koltuğuna uzanıp “travma” gevelememişse kendini noksan sayar oldu. İşte tam

OKUMAK İÇİN TIKLA

Yüz Yıllık Terapi: Dünya Neden Hâlâ İyileşmiyor?

James Hillman ve Michael Ventura’nun 1992 tarihli “We’ve Had a Hundred Years of Psychotherapy—and the World’s Getting Worse” (Yüz Yıllık Psikoterapi Gördük ve Dünya Kötüleşiyor) adlı kitabından alınmış, çarpıcı bir düşünceyi temel alan bir alıntıdır. James Hillman ve Michael Ventura’nın Sektöre Eleştirel Bakışı Kaynak: The Sun Magazine – “We’ve Had

OKUMAK İÇİN TIKLA

Nesne İlişkileri Teorisi: Yetişkin İlişkilerinin Bebeklikten Kalan Mirası

Kimliğimizin Temeli: İçsel Memeler ve Dışsal Bağlanma Arayışı Nesne İlişkileri Teorisi (Object Relations Theory), psikanalitik bir düşünce okuludur ve kişiliğin oluşumunda biyolojik dürtülerin rolünden ziyade, erken çocuklukta bakım verenlerle kurulan ilişkilerin merkezi rolüne odaklanır. Bu teoriye göre, bir bireyin yetişkinlikte diğerleriyle kurduğu ilişki kalıpları, içselleştirdiği imajlar (nesneler) tarafından şekillenir. Temel

OKUMAK İÇİN TIKLA

Bazı Psikanalitik Kavramlara Gündelik Örnekler

1. Yansıtmalı Özdeşleşme (Projective Identification – PI) Tanım: Bireyin (hasta), kendisi için tolere edilemez olan duygu ve düşünce parçalarını alıp, bilinçdışı bir yolla başka bir kişinin (nesnenin/analistin) içine itmesi, adeta o kişiyi bu duygularla “doldurması” veya “istila etmesi” sürecidir. Bu, sadece bir savunma değil, aynı zamanda sözsüz bir iletişim biçimidir.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Thomas Ogden: Yansıtmalı Özdeşleşmenin Dört Yüzü

Savunmadan İletişime: Analistin Karın Ağrısı Hastanın Bilinçdışıdır Yazar: Jungish (Melanie Klein’ın İlkel Silahının, Terapinin En Güçlü Aracı Haline Gelmesi) Aziz Okuyucularım, Ey Analizin Düğüm Noktalarını Çözmek İsteyenler! Şimdi size, çağdaş psikanalizin kuramsal devrimcilerinden Thomas Ogden‘ın, Yansıtmalı Özdeşleşme (Projective Identification – PI) üzerine yazdığı, teknik açıdan en önemli makalelerinden birini aktaracağım.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Thomas Ogden’dan Bion’un Zihinsel İşleyişinin Dört İlkesi

Düşünce Nasıl Doğar? Hafıza ve Arzunun Ötesindeki Analitik Alan Yazar: Jungish (Bion’un Soyut Formülleri ve Ruhsal Gerçekliğin Dönüşümü) Aziz Okuyucularım, Ey Zihnin En Karanlık Köşelerini Aydınlatanlar! Şimdi size, psikanalizin usta düşünürü Thomas Ogden‘ın, hocası Wilfred Bion‘un zihinsel işleyişe dair en temel, en soyut dört ilkesini nasıl yorumladığını anlatacağım. Bion’un bu

OKUMAK İÇİN TIKLA

Düşsel Alıcılık ve Yorum Sanatı: Thomas Ogden’dan Bion’un Reverie Kavramına Derin Bakış

Analist, Nasıl Olur da Hastasının Rüya Göremediği Rüyaları Görmeye Başlar? Yazar: Jungish (Analizin En Sessiz ve En Canlı Bölümü: Duygusal Dönüşümün Kimyası) Aziz Okuyucularım, Ey Kelimelerin Ötesindeki Anlamı Arayanlar! Şimdi size, çağdaş psikanalizin usta isimlerinden Thomas Ogden‘ın, yorumlamanın kaynağını ve analistin zihinsel durumunu ele aldığı o temel makalesini aktaracağım: “Reverie

OKUMAK İÇİN TIKLA

Winnicott’u Yeniden Okumak: Thomas Ogden’dan Gerçek Benliği Geri Alma Sanatı

Yaşanmamış Hayatın Keşfi: Psikanalitik Ortam Neden Bir “Geçiş Alanı” Olmalı? Yazar: Jungish (Winnicott’ın Şiirselliği ve Psikanalitik Duyarlılığın Yeni Sınırları) Aziz Okuyucularım, Ey Psikanalizin En Esrarengiz Dilini Çözmek İsteyenler! Şimdi size, çağdaş psikanalizin usta yorumcusu Thomas Ogden‘ın, İngiliz psikanalizin dahi ismi D.W. Winnicott‘un eserlerini nasıl okuduğuna dair derin bir analizi sunacağım.

OKUMAK İÇİN TIKLA

İlk Görüşme, İlk Travma: Ogden’dan Aktarım ve Karşı-Aktarımın Anatomisi

Analitik Üçüncü’nün Doğuşu: Odaya Girdiğiniz An Başlayan Bilinçdışı Drama Yazar: Jungish (Analist, Nasıl Olup da Hastasının Korkularını Kendi Zihninde Yaşamaya Başlar?) Aziz Okuyucularım, Ey Analizin Düğümünü İlk Anda Çözmek İsteyenler! Şimdi size, çağdaş psikanalizin bağımsız ve usta ismi Thomas Ogden‘ın, o kritik “ilk analitik görüşme” üzerine söylediklerini aktaracağım. Ogden’a göre,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Yönetimin Derinlikleri: Otoritenin Psikanalitik Kökenleri Üzerine Bir İnceleme

Louis Adeane’in 1944-1945 yıllarında kaleme aldığı “Psikanaliz ve Yönetim” adlı ufuk açıcı makale, siyaset bilimini psikolojiyle kesiştiren radikal bir metindir. Adeane, örgütlü hükümet yapılarının, sadece siyasi veya ekonomik faktörlerle değil, bireyin en erken gelişim aşamalarından itibaren kök salmış psikolojik süreçlerlenasıl ayakta kaldığını ve nasıl desteklendiğini inceler. Bu yazı, Adeane’in psikanalitik teoriyi kullanarak otoritenin

OKUMAK İÇİN TIKLA

Bireyleşme (Individuation): Jung’un Kendini Gerçekleştirme Yolu

Bireyleşme (Individuation), Carl Gustav Jung’un analitik psikolojisinin merkezinde yer alan, ruhsal gelişimin ve psikolojik olgunluğun ana hedefi olan süreçtir. Bu, bir bireyin Bütün Benlik (Self) hâline gelmesi, yani benzersizliğini tam olarak gerçekleştirmesi ve psişesinin tüm zıtlıklarını (bilinçli ve bilinçdışı, iyi ve kötü) başarılı bir şekilde entegre etmesidir. Sunduğunuz kaynaktaki temel

OKUMAK İÇİN TIKLA

Kolektif Bilinçdışı: İnsanlığın Ortak Hafızası

Carl Gustav Jung’un Kolektif Bilinçdışı kavramı, analitik psikolojinin temelini oluşturan, en özgün ve en radikal fikirlerinden biridir. Sunduğunuz kaynağa göre, bu kavram, bir bireyin kişisel deneyimleriyle oluşmayan, aksine kalıtsal ve evrensel olan bir ruhsal katmanı ifade eder. 🧠 Kolektif Bilinçdışı Nedir? Kolektif Bilinçdışı, Kişisel Bilinçdışının (bireyin bastırılmış anıları, unutulmuş deneyimleri

OKUMAK İÇİN TIKLA

Jung’un Analitik Psikolojisinde Arketipler

Carl Gustav Jung’un analitik psikolojisinin en merkezi ve en derin kavramlarından biri Arketiplerdir. Basitçe, arketipler, insanlığın kolektif deneyiminden miras kalan ve tüm kültürlerde ortak olan evrensel, kalıtsal düşünce formlarıdır. Sunduğunuz kaynakta açıklanan temel noktaları ve Jung’un bu kavrama yaklaşımını aşağıda özetledim: 🧠 Arketip Nedir? Arketip, Kolektif Bilinçdışının yapı taşlarıdır. Bunlar,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Rüyaların Gizemli Dili: Jung’un Analitik Psikolojisinde Bir Keşif Yolculuğu

Ey okuyucu! Gecenin örtüsü altında, akıl uykudayken ruhumuzun hangi dehlizlerde dolaştığını hiç düşündün mü? Carl Gustav Jung, o İsviçreli bilge, rüyaların sadece midenin ağırlığından ya da günlük sıkıntılardan ibaret olmadığını; bilakis, bilinçdışının bize gönderdiği şifreli mektuplar olduğunu söyler. Bu blog yazısı, Jung’un analitik psikolojisinde rüyaların taşıdığı paha biçilmez anlama bir

OKUMAK İÇİN TIKLA