Kategori: Biyografiler

Andre Breton ‘dan şiirler… “Büyük çizgileriyle tanıyorum umutsuzluğu. Yüreği yoktur umutsuzluğun…”

Andre Breton; 1924 yılında Sürrealist Manifesto’yu yazarak Gerçeküstücü akımın kurucusu, ”Gerçeküstücü Devrim” dergisinin editörü, Cezayir’deki Fransız sömürgeciliğine karşı ”121’in Manifestosu”nu kaleme alan, “Manyetik Çayırlar”, ”Çılgın Aşk” ve ”Nadja” gerçeküstücü başyapıtların yazarıdır. Olmak Büyük çizgileriyle tanıyorum umutsuzluğu. Kanadı yok umutsuzluğun, akşam vakti deniz kıyısında bir taraçada, toplanmış bir sofrada kalayım demiyor. Umutsuzluk bu, o bir

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin soyadını alma öyküsü

Haziran 1934?te yürürlüğe giren Soyadı Kanunu gereği herkesin kendisine soyadı seçtiği günlerde Sabahattin Ali, Ayşe Sıtkı?ya gönderdiği mektubunda şöyle yazmaktadır: “Yeni isim aldın mı? Benim almak istediğim isim Kubaşır?dır. Kubaşmak kelimesinden geliyor. Orta Anadolu?da çok kullanılır. Tarama dergisine bak… Manasını nasıl bulacaksın?? Sabahattin Ali, ortaklaşa iş yapma anlamına gelen ?kubaşmak? sözcüğünü kendisine soyadı olarak beğense

okumak için tıklayınız

Eserleriyle Çarlık Rusya’sını bir doktorun hastalığı teşhis etmesi gibi anlatan yazar, Anton Pavloviç Çehov

“Sanırım Anton Çehov’la karşılaşan herkes, içinde ister istemez daha yalın, daha doğru, daha kendisi olma isteği duyardı… Çehov hayatı boyunca hep kendi ruhsal bütünlüğü içinde yaşadı; her zaman kendisi olmayı, iç özgürlünü korumayı başardı. Başkalarının özellikle de daha kaba insanların Anton Çehov’dan beklediklerine hiç aldırmadı… Bu güzel yalınlığın içinde, kendisi de yalın, gerçek ve içten

okumak için tıklayınız

Lev Tolstoy, Andersen ve masalları için ne dedi?

?Marko Vovçek?in çevirisiyle yayınlandığı zaman, bu masalları anlamamıştım. On yıl kadar sonra ise bu küçük kitabı alıp okudum ve Andersen?in çok yalnız bir adam olduğunu bir anda bütün açıklığıyla hissettim. Çok yalnız. Hayatını bilmiyorum; herhalde serserice bir yaşam sürüyor, çok geziyordu. Bu da onun yalnız olduğu konusundaki hislerimi kanıtlar. Bu yüzden

okumak için tıklayınız

Pablo Neruda’nın Nobel konuşması: “Şiir, kan ve karanlıkla yazılır”

Pablo Neruda’nın ödül aldığı 1971 yılında yaptığı konuşma: Çok uzaklardan geldik biz, şimdi ardımızda kalan ve içimizde taşıdığımız uzaklardan… Başka bir dilden, birbirini seven ülkelerden geldik. Ve burada, Stockholm’de toplandık, ki bu gece dünyanın merkezi burasıdır. Kimyadan, mikroskoplardan, sibernetikten, cebirden, barometreden, şiirden kopup, burada toplandık. Laboratuvarlarımızın karanlığından, bizi onurlandıran ve gözümüzü kamaştıran bu ışıkla buluşmak

okumak için tıklayınız

Kum ve Köpük – Halil Cibran

Halil Cibran’ın zamanında küçük kâğıt parçalarına ve defterlerine karaladığı aforizma ve mesellerden oluşan bu küçük kitap, sanatçının parçalı bir “otoportresi”ni ortaya koyuyor. Ruhunun derinliklerinden gelen çarpıcı ve çağrışımlı imgelerle aşk, güzellik, doğa ve insanlık durumuna ilişkin bir türlü ifadesini bulamayıp “suskunluğa gömülmüş” olanı ifşa ediyor. Cibran’ın yetmiş yılı aşkın bir süre önce yayımlanmış yapıtları, bugün

okumak için tıklayınız

Samim Kocagöz’ün Unutulmaz Öyküleri – Sadık Güvenç

?Öykü nedir?? ve ?öykü nasıl olmalıdır?? sorusuna bir sürü yanıt bulmak mümkün. Muvaffak Sami Onat, ?Hikaye Denen Şey? başlıklı yazısında ?Hikayeyi, hele küçük hikayeyi öteden beri anlamam, sevmem. Sevmediğimdendir zahir: şiiri, tiyatroyu, tenkidi hatta romanı bile denedim de, hikaye yazabilir miyim diye düşünmedim. Edebiyatın bu kolu beni sarmaz. Hikaye bana lüzumsuz, boşa gitmiş bir emek

okumak için tıklayınız

Halil Soyuer Hakkında Bilgi – Ayhan Hüseyin ülgenay

Halil Soyuer 02.01.1921 ( 1337 ) Balıkesir / Havran doğumlu. Baba adı Abdurrahman Ana adı ; Emine Evli ( 17.02.1946 ) üç çocuk babası İlk Okulu 1928 ? 1932 ( Havran 8 eylül İlk Okulu), 1933 tarihinde Edremit Orta Okuluna başladı.1934 senesinde Balıkesir de açılan imtihanı kazanarak Balıkesir Lisesine kaydoldu. Balıkesir Lisesi Orta Bölümü 1933 ?

okumak için tıklayınız

Orhan Seyfi Orhon Hakkında Bilgi – Ayhan Hüseyin ülgenay

1889 ( 1305 ) İstanbul / Üsküdar / Beylerbeyi doğum lu Baba adı; Mehmet Emin, Ana adı Nimet Evli Bir çocuk baba sı İlk mektebi Çengelköy Havuz başı İlkokulu (1902) Beylerbeyi Rüştiyesi ( 1905 ) Mercan İdadisi ( 1909 ) Mektebi Hukuk ( İstanbul Darülfünun Hukuk Fakültesi) ( 1914) bitirdi. Hukukcu, Öğretmen, Gazeteci, Yazar, Şair,

okumak için tıklayınız

Yazarların damak zevkleri

Eserlerini zevkle okuduğumuz yazarların acaba damak zevkleri nasıl? Yazarken vazgeçemedikleri yiyecek ve içecekler hangileri? The Awl sitesi bu hafta enfes bir liste ile yazarların sofralarını mercek altına almış. Sofralar bazen zorunluluktan yenilen yiyeceklerle bazen de keyfi ihtiyaçlarla dolu. Biz de upuzun yemek listesinden sizin için beşer tane yiyecek ve içeceği derledik.

okumak için tıklayınız

Şiiri yeşerten Niyazi Akıncıoğlu?na selam – Müslüm Kabadayı

Şiir, kuşaksızdır; telgraf direklerini yeşertecek kadar öz(lü)gürdür. ?Sınırboyları?nın çocuğu olarak, ?Balkanlaştırma?ya karşı şiirler yazarak çok genç yaşta edebiyat dünyasına giren Niyazi Akıncıoğlu, kendisinin beslendiği ve aynı zamanda büyümesine katkıda bulunduğu toplumcu şiirimizin Trakya damarına kan vermiştir. Bu anlamda ?1940 kuşağı? gibi sınırlayıcı ve renksizleştirici bir çerçevenin dışındadır. O, ilk kitabı ?Haykırışlar?daki (1938?de yayımlanır.) memleketçi-milliyetçi izleklerden

okumak için tıklayınız

Müsahipzade Celal, İstanbul Efendisi -1966- ve Bendeki Anısı – Ayhan Hüseyin ülgenay

MÜSAHİPZADE CELAL “MAHMUT CELALETTİN MÜSAHİPOĞLU” ( 1284 ) 19.08.1868 Cihangir/ İstanbul doğumlu. Dedesi, üçüncü Selimin Müsahiplerinden bestekar Şakir ağa. Babası, Gazhane baş katibi Müsahipzade Ali Bey. Annesi, Kantarcılar da; kantar, değirmen, terazi ustası ve imalathane sahibi Amasyalı Mehmet Ağanın kızı Fitnat Necibe hanım. Evli ( 1914 ) Eşi, Firdevs Nikter hanım ( Ölümü; 19.06.1959 )

okumak için tıklayınız

Muazzez İlmiye Çığ’ın Hayatı

(*) Zaman Ne kaygansın ey zaman!/ Akıp gidersin durmadan./ Ne başın var, ne sonun./ Ne rengin var ne şeklin./ Nesin sen, nesin sen ey zaman?/ Tutmak mümkün değil seni,/ Tutulamazsın, görülemezsin./ Nesin sen, nesin sen ey zaman?/ Fırtına gibi yıkıp dökersin./ Ama fırtına değilsin./ Kimine yaşam verir,/ Kimini yok edersin./ Bana gelince zaman:/ Yüzüme çizsen

okumak için tıklayınız

Vojislav İliç’in Hayatı

İlk büyük modern Sırp şairi olan İliç, Sırp şiirinin yanı sıra, 19. yüzyıl Hırvat şiirini de etkilemiştir. İlk şiirlerini, babası Jovan İliç ve kayınpederi Djura Jaksic?in dehalarının gölgesinde yazmış; ancak, zamanla kendi güçlü kişiliğini edinerek, ince bir sanat ve duyarlıkla, özgün bir tarz yakalamayı başarmıştır. İliç; Puşkin, Lermontov ve Jukovski?nin izleyicisidir. Rusçadan yapılan çevirilerini okuduğu,

okumak için tıklayınız

Musa Hawamdeh ‘in Hayatı.

“Yazmak benim için bu acıları bir şekilde paylaşma biçimi. İçimdekileri dışarı çıkarma biçimi. Zaten yazılarımda bunun etkisi her zaman vardır. Belki de köyümüze gelen İsrail askerilerinin o gün bizlere yaşattıklarından dolayı bir eziklik var, belki de bir acizlik. Aslında tüm çocuklar orada aynı şartları yaşıyor ve benzer duyguları hissediyor. Zaten 10 yaşımdan itibaren de hep

okumak için tıklayınız

Ece Temelkuran ‘ın Hayatı

“İnsanın bir duruşu olmalı, yaşama ve yaşanılanlara karşı… Hayata nerden ve nasıl bakacağını kendi belirlemeli ve sakınmadan rengini belli etmeli. (…) Bazen en uzak halk kendimizinkidir bize. Okyanus aşırı bir memlekettir bazen Türkiye. Bu toprağın yeniden bizim toprağımız olmasını istiyorsak eğer yeniden birleştirmemiz gerekiyor tepelerimizin hikâyelerini. Söküldüğümüz yerlerden, ?çilemizi? çözüp çözüp yeniden örmemiz gerekiyor kendimizi.

okumak için tıklayınız

20 yazar ve kendi çizdikleri portreleri

Yazı yazarak kendini anlatmanın en güzel ifade yollarından biri olduğu söylenir, ama bu tek yol değildir elbet. Bazıları resime, müziğe, sinemaya da yönelirler. Flavorwire’ın hazırladığı bu listede, kendi portrelerini resmeden 20 yazar var; Sylvia Plath, e.e. cummings, Charles Bukowski, Mark Twain ve nicesi… Bakalım yazarlar kendilerini nasıl algılamış, tuvale nasıl yansıtmışlar?

okumak için tıklayınız

Yannis Ritsos ‘un Hayatı

Aragon’un çağımızın en büyük şairi olarak tanımladığı Yannis Ritsos, metaforlarla örülü şiirlerinde, Yunanistan coğrafyasını arka plana alarak, yurtseverlik duygularını işledi. İnsanın günlük yaşamdaki durumuna yaklaşımı, ayrıntıları bütün yalınlığıyla yansıttığı kısa şiirlerinde iyice belirginleşir. Şiirleri 80 kadar dile çevrilmiş ve milyonlarca insana ulaşmıştır. Epitaphios (Yazıt-Mezar Yazıtı) (1936) adlı kitabı Atina’da Zeus tapınağında, faşist cunta yönetimi tarafından törenle

okumak için tıklayınız

Büyük yazarları ağırlayan tarihi kafeler ve barlar

İngiltere’de, ABD’de, Fransa’da veya İspanya’da kültürel değerleri korumak, kentleşmenin bir parçası olduğundan, büyük yazarların müdavimi oldukları kafeleri, barları ya da restoranları bugün de ziyaret etmek mümkün. Üstelik elinizde bu yazarın kaleminden çıkma bir kitapla bir masaya yerleşip, kahvenizi veya şarabınızı da yudumlayabilirsiniz. Hem o sırada aklınızdan “Emek Sineması da yerli yerinde dursaydı keşke” diye bir

okumak için tıklayınız