Kategori: Destanlar

Koçyiğit Köroğlu, Ahmet Kutsi Tecer “ezilen halkın bir derebeyine, yani feodal düzene karşı koyuşu.”

Ahmet Kutsi Tecer’in “Koçyiğit Köroğlu” adlı eseri, 1 Ekim 1941 -1 Mart 1942 tarihleri arasında Ülkü Mecmuasında tefrika edilmiş ve ilk defa 1949 yılında Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenmiştir. Konusunu Köroğlu hikâyesinden aldığı Koçyiğit Köroğlu adlı eserinde Tecer, bu halk kahramanının etrafında oluşan motifleri bir mekâna bağlı kalmaksızın, üslubundaki zindelik, anlatımındaki ustalık ile esere destansı bir hava katar.

okumak için tıklayınız

Sağ Ol Yaşar Kemal! – Zafer Köse

Yunus’la, Karacaoğlan’la, Pir Sultan’la… Yaşar Kemal’le on yıllar boyunca yaşanan böylesine derinlikli bir ilişki sonucunda ortaya çıkıyor, Livaneli’nin kitabı. İKİ SEVGİLİ, BİR ROMANCI Sonunda yemin töreni denen şey yapılıyor ve genç adam askeri birliğin kapısında sevgilisiyle buluşuyor. İlk kez yaşadığı 30 günlük hasretle kucaklıyor onu. Her molada, her zorlukta bu sıcaklığın hayalini yaşamıştı. Bir de

okumak için tıklayınız

Bir 10 Ekim – Zafer Köse

02:15 Otobüslere binmemiz için sesleniyorlar. Günlerdir duyuruları, hazırlıkları yapılan Ankara’daki mitinge katılacağız. Emek, Barış, Demokrasi mitingi. Uğurlamaya gelen Yalovalı dostlarımız el sallıyor. Onların hazırladığı kumanyalar yanımızda. Selamlarını da yanımıza alıyoruz. Ankara’da buluşacağımız, tanımadığımız ama bildiğimiz dostlara götürüyoruz selamlarını. 03:10 İzmit’i geçiyoruz. Aracımız otoyolda ilerlerken daha az sarsılıyor. Otobüs içindeki canlılık da azalıyor. Yolcular uyumaya başlıyor.

okumak için tıklayınız

Yaşasın 30 Ağustos, Zito i Epanastasis – Zafer Köse

Bütün savaşlara karşı olduğunu söyleyip durmanın bir anlamı var mı? Savaşa karşı olmak, bazen boyun eğmek, itaat etmek anlamına gelmiyor mu? Bir insan Kurtuluş Savaşı’na, Che’nin, Allende’nin, Deniz’in, Mahir’in savaşlarına karşıysa, neyi savunuyordur? Barışı mı? Özgürlüğü, eşitliği, bağımsızlığı mı? Yoksa onların savaşını çarpıtan, onları yok etmeye çalışan iradeleri mi? Evet, barış, en çok, uğruna savaşacak

okumak için tıklayınız

Deniz Oldu – Zafer Köse

Darağacını gören bir pencerenin önünde oturup, aylardır görmediğiniz bir aile üyesine son bir mektup yazmak… Herhangi bir yatıştırıcı ilaç, doktor desteği veya dinsel bir yardım istemeden, son adımları atmak… Son nefesinize kadar sözünüzü söylemekten vazgeçmemek… Bunları yazmak, dilden dile anlatmak kolay olabilir, ama yaşamak… Bunları yaşamanın da aslında ne kadar kolay olduğunu okuyorsunuz, Darağacında Üç

okumak için tıklayınız

İlyada – Homeros

“İlyada ve Odysseia”, Egeli bir ozan olan “Homeros”un yarattığı iki büyük destandır. “Homeros”, sözlü edebiyat geleneğini sürdüren bir ozandı. Bu destanları İsa’dan önce dokuzuncu yüzyılda yarattığı sanılıyor. Yazılışı, kaleme alınışı daha sonradır. Bu İzmirli büyük ozan, “İlyada”da, Troya Kenti’nin destanını anlatır. Troya Kenti, Çanakkale Boğazının Anadolu yakasında bugünkü adıyla Hisarlık Tepesine kurulu varlıklı bir kentti.

okumak için tıklayınız

Beowulf – Seamus Heaney

İngiliz edebiyatı tarihinin en eski metinlerinden Beowulf tahminen sekizinci ve onuncu yüzyıllar arasında bir zaman diliminde Britanya’da kaleme alınmıştır, oysa konusu ve olayların geçtiği yerler, beşinci yüzyıla kadar Ada’yı istila eden Kuzeyli pagan kavimlerin beraberlerinde getirdikleri destanlardan olduğuna işaret eder. Prens Beowulf’un önce Danları, sonra kendi kavmi olan Gotları doğaüstü varlıklardan kurtarmak için girdiği mücadeleleri

okumak için tıklayınız

Mit ve Destan 1 (Hint-Avrupa Halklarının Destanlarında Üç İşlev İdeolojisi ) – Georges Dumezil

20. yüzyılın en önemli filologlarından Georges Dumézil’in başyapıtı Mit ve Destan Yapı Kredi Yayınları farkıyla Türkçede. “Hint-Avrupalıların dünyayı açıklayışı, insanlığın sayısız rüyasından sadece biridir ve içeriği bakımından, ayrıcalıklı bir rüya da değildir. Ama onun gözlem koşulları bakımından ayrıcalığı vardır ve bu, Hint-Avrupalıların mirasçısı olan halkların, bugünkü gerileme ve gelecekteki muhtemel ‘tahttan çekilme’lerinden önce, “gerçek” tarihte

okumak için tıklayınız

Meme Alan Destanı – Anonim

Meme Alan Destanı, Kürt halkı arasında yüzyıllardan beri söylenegelen, “dengbej” denen türkücüler tarafından kuşaktan kuşağa aktarılan ünlü bir destandır. Meme Alan’la şimdiye kadar pek çok araştırmacı ilgilenmiş, onun çeşitli derlemeleri yayınlanmıştır. Kürdolog Roger Lescot tarafından, özenle yapılan derlemelerinden biri, Celadet Bedirhan’ın yardımıyla Fransızca’ya çevrildi ve Kürtçesiyle birlikte Beyrut’ta yayınlandı. Çağdaş Kürt yazarlarından Nurettin Zaza, daha

okumak için tıklayınız

Granit Destanı ? Lıçezar Elenkov

Lıçezar Elenkov, çağdaş Bulgar şiirinin, sosyalist kuruculuk döneminde insanı devinim ve eylem içinde ele alan atılımcı “Nisan Kuşağı”nın önemli temsilcilerinden. Onun şiirlerinde kendi bireysel konumundan ülkesindeki yeni insana tanıklığı, ulusaldan evrensele bir açılım görülüyor. Estetik açıdan ise, özgün imgelerle örülü bir söyleyiş göze çarpıyor. Granit Destanı Elonkov’un en önemli yaptılarından biri. Antifaşist direniş savaşında eylemler

okumak için tıklayınız

Köroğlu Destanı – Pertev Naili Boratav

(*) Köroğlu 16. yüzyılda yaşamış aşk ve yiğitliği anlatan bir halk destanının kahramanıdır. Türk Destanları içinde en geç oluşan destanı olduğu bilinmektedir. Destana adını veren Köroğlu?nun asıl adı Ruşen Ali?dir. Köroğlu destanının günümüze kadar gelmesini sağlayan çeşitleri nakilleri bulunmaktadır. Pertev Naili Boratav?ın çalışmasına göre, bunlar Azeri, Özbek, Topol ve çeşitli Anadolu nakilleridir. Boratav?ın çalışması bu

okumak için tıklayınız