Kategori: Felsefe

Epikürosçuluk

Helenistik dönemin ilk büyük felsefe okulu, Epikürosçu Okul’dur. Okul Yunanlı bir filozof olan Epiküros tarafından kurulmuştur. MÖ 341 yılında doğmuş olan Epiküros (MÖ 341-271), felsefe tarihinde, daha çok belli bir yaşam tarzının savunucusu olan bir ahlakçı olarak bilinir. O, insan yaşamının sıkıntılarıyla ilgilenmiş, insanın bu dünyadaki mutsuzluğunun, tanrılarla, ölüm ve kaderle ilgili yanlış inançlardan kaynaklandığını,

okumak için tıklayınız

Doğalcı Filozof Râzî ‘nin Felsefesi

İslam felsefesinin önemli bir diğer önemli filozofu da Platoncu çizgide yer almakla birlikte, onun gerisine, atomcularla Pythagorasçılara kadar giden doğalcı filozof Ebu Bekr Muhammed İbn Zekerriyya el-Râzî’dir (864-925). Buna göre, İslam düşüncesinde Tabiîyyun  akımının  önderliğini yapan Râzî, İslam akaidine aykırı bir görüş ortaya koymasının yanı sıra, Aristoteles felsefesine olan hasımlığıyla ün kazanmıştır. Onun büyük önemi

okumak için tıklayınız

İbn Rüşd neyi savunur?

İslam dünyasında, felsefenin ama özellikle de Yunan tarzı felsefenin en büyük temsilcisinin, Müslüman filozoflar arasında en önemlisinin İbn Rüşd (1126-1198) olduğu pek çok kimse tarafından kabul edilir. Aristotelesçi felsefeyi İslam düşüncesine entegre etmeyi amaçlayan ya da bu doğrultuda şimdiye kadar alınmış yolu en üst mesafeye çıkarmayı amaçlayan İbn Rüşd’ün bu yüzden en temel düşüncesi veya

okumak için tıklayınız

THOMAS HOBBES / Toplumun dışındaki hayat, “yalnız, zavallı, kötü, zalim ve kısa” olacaktır.

Thomas Hobbes (1588-1679), İngiltere’nin en büyük siyaset düşünürlerinden biridir. Daha az bilinen şeyse, ilk zindelik tutkunlarından biri olduğudur. Her sabah, nefes nefese kalmak için hızlı adımlarla tepeleri tırmanırdı. Dışarıdayken aklına iyi bir fikir gelirse diye sapında hokka olan özel bir baston yaptırmıştı. Bıyığı ve bir tutam sakalı olan bu uzun boylu, al yanaklı, neşeli adam

okumak için tıklayınız

BARUCH SPINOZA / Mercek Yontucusu

Dinlerin çoğu Tanrının dünyanın dışında bir yerde, belki de cennette olduğunu öğretir. Baruch Spinoza (1632-77), Tanrının dünyada olduğunu düşünmesi bakımından alışılmadıkdı. Bu fikrini ifade etmek için “Tanrı veya Doğa” hakkında yazdı, tanrı ve doğanın aynı şey olduğunu kastediyordu. Tanrı ve doğa tek bir şeyi tanımlamanın iki farklı yoludur. Tanrı doğadır, doğa da Tanrı. Tanrının her

okumak için tıklayınız

Din ve Devlet: Benedictus de Spinoza’nın Politik Teoloji Eleştirisi – Taner Yelkenci

Herkes tarafından kabul edilen bir önder çıkmadıkça sorunlar hep devam ediyor.1 Max Weber Eğer pratik ve teknik sebeplerle halk yerine temsilcileri karar verebiliyorsa, aynı halk adına tek bir temsilci de karar verebilir ve bu gerekçelendirme demokratik olmaktan çıkmaksızın anti-parlamenter bir Sezarlığı haklı çıkarabilir.2 Carl Schmitt Bu yazı, modern devlet teorisi ile teoloji arasında bulunan ilişkiyi

okumak için tıklayınız

George Berkeley: “Var olmak algılanmaktır”

Buzdolabının kapısını kapattığınızda ve kimse içeriyi göremezken ışığın gerçekten sönüp sönmediğini merak ettiğiniz oldu mu hiç? Işığın gerçekten söndüğünü nasıl bilebilirsiniz? Belki bir kamera takabilirdiniz. Peki, kamerayı kapattığınızda ne olur? Ya da kimsenin duyamadığı bir anda ormanda bir ağaç devrilse? Gerçekten bir gürültü çıkarır mıydı? Siz orada değilken, gözlemlenmeyen yatak odanızın var olmaya devam edip

okumak için tıklayınız

BLAISE PASCAL / “Kazanırsanız her şeyi kazanacak, kaybederseniz de hiçbir şey kaybetmeyeceksiniz.”

Yazı tura attığınızda, yazı da gelebilir tura da. Kullandığınız bozukluk hileli değilse, yarı yarıya şansınız vardır. Bu yüzden hangi taraf üzerine bahse girdiğiniz önemli değildir çünkü yazı gelme şansı tura gelme şansıyla aynıdır. Tanrının var olup var olmadığından emin değilseniz, bu durumda ne yapmalısınız? Bu durum yazı tura atmaya benzer mi? Bahsinizi Tanrı yoktur seçeneğine

okumak için tıklayınız

RENÉ DESCARTES / Rüyada Olabilir miyim?

Alarmınız çalıyor, kapatıp yataktan kalkıyorsunuz, giyiniyorsunuz, kahvaltınızı yapıyorsunuz ve güne hazırsınız. Ama sonra beklemediğiniz bir şey oluyor; uyanıyorsunuz, gördüğünüz sadece bir rüyaymış… Rüyanızda kalkıp güne hazırlanıyordunuz, ama gerçekte yorganın altında mışıl mışıl uyuyordunuz. Eğer hayatınızda böyle bir şey yaşadıysanız, ne demek istediğimi çoktan anlamış olmalısınız. Bu rüyalar “yalancı uyanıklık” olarak bilinir ve oldukça gerçekçidir. René

okumak için tıklayınız

Machiavelli: “En önemlisi iktidarda kalabilmektir ve bunu yapabilmek için hemen hemen her yol mubahtır. “

Tilki ve Aslan Niccolò Machiavelli On altıncı yüzyıl İtalya’sında Floransa veya Napoli gibi bir şehir devletine hükmeden bir prens olduğunuzu hayal edin. Mutlak güce sahipsiniz. Bir emir verdiğinizde koşulsuz itaat ediliyor. Aleyhinizde konuştuğu veya sizi öldürme planları yaptığından şüphelendiğiniz için birini hapse atmak istiyorsanız, bunu yapabilirsiniz. Her söylediğinizi yerine getirecek askeri birliklere de sahipsiniz. Fakat

okumak için tıklayınız

Felsefenin Tesellisi / BOETHIUS

Hapishanede idam gününüzü bekleyen bir mahkûm olsaydınız, kalan günlerinizi bir felsefe kitabı yazarak geçirir miydiniz? Boethius’un yaptığı tam olarak buydu. Yazdığı bu kitap, daha sonra en ünlü kitabı haline geldi. Tam adıyla Ancius Manlius Severinus Boethius (475-525), son Romalı filozoflardan biriydi. Roma barbarlar tarafından ele geçirilmeden yalnızca 20 yıl önce öldü. Fakat Roma henüz onun

okumak için tıklayınız

İpler Kimin Elinde? AUGUSTINUS

Augustinus (354-430) umutsuzca hakikati bilmek istiyordu. Bir Hıristiyan olarak Tanrıya inanıyordu. Ne var ki inancı birçok soruyu cevapsız bırakıyordu. Tanrı onun ne yapmasını istiyordu? Nasıl yaşamalıydı? Neye inanmalıydı? Hayatının uyanık kaldığı çoğu zamanını bu sorular hakkında düşünerek ve yazarak geçirdi. Büyük bir kumar oynuyordu. Cehennemde sonsuza kadar yanma olasılığına inanan insanlar için felsefi bir hata

okumak için tıklayınız

Önemsememeyi Öğrenmek / EPIKTETUS, CICERO, SENECA

Tam evinizden çıkmak zorundayken yağmur yağmaya başlasaydı talihsiz bir durum olurdu. Ama dışarı çıkmak zorundaysanız bir yağmurluk giymek ya da yanınıza bir şemsiye almak veya randevunuzu iptal etmekten başka yapabileceğiniz bir şey yoktur. Ne kadar isteseniz de yağmuru durduramazsınız. Bu sizi üzmeli mi? Yoksa sadece filozofça bir tavır takınmak yeterli olur mu? “Filozofça tavır,” değiştiremeyeceğiniz

okumak için tıklayınız

“Ben varsam, ölüm yok; ölüm varsa, ben yokum” EPIKUROS

Bahçe Yolu EPIKUROS Kendi cenazenizi hayal edin. Nasıl olurdu sizce? Kimler gelirdi? Ne konuşurlardı? Şu an hayal ettiklerinizi kendi bakış açınızdan düşünüyor olmalısınız. Sanki hâlâ orada, belirli bir yerden, yukarıdan ya da yas tutanların arasında bir iskemleden olanları izliyormuşsunuz gibi… Bazı insanlar, bunun ciddi bir olasılık olduğunu düşünür. Ölümden sonra bu dünyada olup bitenleri bile

okumak için tıklayınız

Hakiki Mutluluk ARISTOTELES

“Bir bulutla kış olmaz, bir çiçekle yaz gelmez.” Kulağa William Shakespeare ya da başka bir ünlü şaire ait olabilecekmiş gibi gelen bu söz aslında Aristoteles’in, oğlu Nikhomakhos’a adadığı Nikhomakhos’a Etik adlı kitabından alınmıştır. Aristoteles bu sözle şunu kastediyordu: Nasıl açan bir tek çiçek ya da yaşanan bir tek sıcak gün yazın geldiğini kanıtlayamazsa, size haz

okumak için tıklayınız

Soru Soran Adamlar SOKRATES VE PLATON

Atina’da 2400 yıl kadar önce bir adam, çok soru sorduğu için ölüme mahkûm edildi. Ondan önce de filozoflar vardı, ama felsefe Sokrates’le birlikte şahlandı. Felsefenin koruyucu bir azizi varsa, o olsa olsa Sokrates’tir. Uzun burunlu, tombul, pasaklı ve bir parça tuhaf Sokrates, kalıplara uymayan bir adamdı. Görünüşü çirkindi, ender yıkanırdı ama muazzam bir karizmaya ve

okumak için tıklayınız

Hiçbir Şey Bilemeyiz PYRRHON

Hiç kimse bir şey bilemez, hatta bu bile kesin değildir. Doğru olduğuna inandığınız şeylere güvenemezsiniz çünkü yanılıyor olabilirsiniz. Her şey sorgulanabilir, her şeyden şüphe edilebilir. Bu nedenle yapabileceğiniz en iyi şey, açık fikirli olmayı sürdürmektir. Kendinizi bir düşünceye adarsanız, hayal kırıklığına uğrarsınız. Bu, eski Yunan ve daha sonra Roma’da birkaç yüzyıl popüler olan bir felsefi

okumak için tıklayınız

Tarihte Kişinin Rolü – Bertrand Russell

Kişiye düşen rol nedir sizce? Bertrand Russell — Her şeyden önce bir kimsenin, bir örgüt dışında ne yapabileceğini düşünüyorum. İnsanların, hiç bir toplum yardımı görmeden bugüne kadar yaptıkları yararlı bir sürü önemli iş var ve artık bu işler yavaş yavaş çeşitli örgütlere bağlanmaktalar. Eskiden büyük bilim adamları, Kopernik, Galile, Newton, Darwin güçlü örgütlerden medet ummazlardı.

okumak için tıklayınız

Bertrand Russell: Psikoloji bilgisi aristokrasi tarafından kullanılırsa, kötülüklerin yoğunlaşmasına yol açacaktır.

Psikoloji ve Politika Bu denemede psikolojinin yakın zamanda politika üzerindeki olası etkilerinin niteliği üzerinde durmak istiyorum. Bu anlamda, hem olumlu, hem olumsuz etkilerden söz etmek niyetindeyim. Politik fikirler mantığa dayanmazlar. Altın standardının kabulü gibi teknik bir konunun kararlaştırılmasının temelinde bile duygusallık vardır; ve psikanilizcilere göre, bu duygusallık kibar bir toplulukta dile getirilecek türden değildir. Yetişkin bir kişinin

okumak için tıklayınız

Bertrand Russell: “Pratik hayatta olasılıklara göre hareket etmek gerekir ve felsefeden beklediğim, insanlara, tam anlamı ile güvenli olmadan hareket etmek cesaretini vermesidir.”

1. FELSEFE NEDİR? Felsefe ne demek Lord, Russell? Bertrand Russell — Epey tartışmalı bir soru. Sanmam ki iki filozof bu sorunuza aynı cevabı versin. «Felsefe, henüz tam bilgi sahibi olamadığımız konularda kurgu’ya (spekülasyon) başvurmak demektir.» diyeceğim. Bu benim düşüncem tabiî; başkası ne der, bilmem. Bilimle felsefe arasında bir ayırım görüyor musunuz? Genellikle bilim, ne biliyorsak

okumak için tıklayınız