Kategori: Felsefe

Bizans İmparatorluğunda Felsefe – Marco Di Branco

Bizans İmparatorluğu’nun felsefi kuramsal faaliyetleri, fazla incelemeye tabî tutulmamış, ama olağanüstü ilginçlikte örneklerin olduğu zengin bir alandır. Erken-Bizans döneminde Platoncu düşüncenin “Yeni-Platonculuk”adı altında yeniden ele alınması için temeller atılırken, orta Bizans döneminde felsefe ile teolojinin örtüştüğü görülür. Bizans İmparatorluğu XUI. yüzyıldan itibaren skolastisizmle tanışır; böylelikle, Batı felsefi geleneğinden unsurların Aristoteles’in yöntemiyle kaynaştığı özgün bir düşünüş

okumak için tıklayınız

Mutluluğu ölçebilir miyiz? Aykırı düşünceler

Şimdiye kadar mutluluğu büyük ölçüde sağlık, gıda ve zenginlik gibi fiziksel koşulların bir ürünü gibi düşünerek ele aldık: İnsanlar daha zengin ve daha sağlıklıysa daha mutlu olmalıdırlar. Fakat gerçek bu kadar basit mi? Filozoflar, rahipler ve şairler binlerce yıldır mutluluğun ne olduğuna ilişkin düşündüler ve çoğu, en az fiziksel koşullar kadar toplumsal, ahlaki ve ruhani

okumak için tıklayınız

Spinoza Hayatın Geometrisi – Ulus Baker

Felsefenin büyük kitaplarının harikulade bir özelliği, hem sokaktaki insanın okuyup anlayabileceği, hem de yalnızca işin jargonundan haberdar olan uzmanların, yani felsefecilerin başedebileceği iki ayrı düzlemde yazılmış olmalarıdır. Yayın dünyamıza üçüncü kez sessizce giren Spinoza’nın Ethica’sı işte bu tür kitaplar arasında belki de tarihsel önemi en yüksek olanlardandır. Sokaktaki insanın anlayabilmesi bütün teknik okuma zorluklarına karşı,

okumak için tıklayınız

Hayat Cebren Akıyor, Sinekler ve Örümcekler – Ulus Baker

Spinoza, Negri’nin ifade ettiği gibi çağının bir anomalisi. Zorluklarla dolu, kısa bir yaşamı olmuş, aforoz edilmiş, hoşgörüsüzlüğün ne olduğunu anlatabilmek için, bir saldırıda hançerle yırtılan paltosunu hep yanında taşımış. Yaşamı çeşitli kaynaklardan okunabilir ama onu anlamak için şu anekdotu bilmek gerek. Biyografisinin yazarı düşünür Tschirnhaus anlatıyor: “Spinoza’yı bir gün örümcek ağlarına sinekler atıp, nasıl hayatları

okumak için tıklayınız

Hasta kimdir? Ulus Baker

“hastalık hayata bir bakış tarzıdır.” (g.d.) Michel Foucault’nun eserinin ülkemizde pek tanındığını söyleyemeyiz, tanınmasına hizmet edebilecek tercümelerinin oldukça itici ve anlaşılmaz olduklarım da itiraf etmeliyiz, son olarak onun “postmodem” bir düşünür olarak uzak tutulması gerektiği fikrine yalnızca batılılaşmanın karşıtı islami-muhafazakâr yazarların alayla bakmaları da yeterince manidar, böyle bir fikir ülkemizde genelde sol entellektüeller tarafından paylaşılıyor

okumak için tıklayınız

Sokrates: İçinde bir dürüstlük kıvılcımı olan bir insanın ölme ya da yaşama şansını hesaplamakla uğraşmaması gerekir

“İçinde bir dürüstlük kıvılcımı olan bir insanın ölme ya da yaşama şansını hesaplamakla uğraşmaması gerekir: Hesaplaması gereken biricik şey bir şeyi yaparken doğru mu yoksa eğri mi, iyi bir insan olarak mı yoksa kötü bir insan olarak mı davrandığıdır.” Sokrates’in Savunması Beni suçlayanların üzerinizde nasıl bir etki bıraktıklarını bilemem, Atinalılar; ama öylesine inandırıcı konuştular ki,

okumak için tıklayınız

Sokrates – Hayatı, Siyaset Felsefesi, Etiği, Yöntem Anlayışı

Sokrates, genel olarak felsefenin ve Batı felsefesinin, özel olarak da Antik Yunan felsefesinin, hiç kuşku yok ki en kilit ismidir. Nitekim Batı felsefesinin beşiği kabul edilen Antik Yunan felsefesi, bir bütün olarak onun ismiyle sınıflandırılır. Gerçekten de ondan önce yaşamış ve doğa felsefesiyle uğraşmış bütün filozoflara, Sokrates’ten önce gelenler anlamında Presokratikler adı verilir. Buna karşın,

okumak için tıklayınız

Algının Önceliği – Maurice Merleau Ponty

Bu kitap Merleau Ponty düşüncesine başlamak için oldukça uygundur. Bir yandan algı gibi onun düşüncesinin temelinde yer alan kavramlara aşina olmayı sağlarken öte yandan da bu kavramlar üzerinden Merleau Ponty düşüncesinin gelişimini takip etmeye imkân sağlar. Algının Önceliği ve Felsefi Sonuçları yayımlandığı 26 Kasım 1946 tarihinden itibaren kabul görmüş ve akabinde yapılacak olan birçok tartışmaya

okumak için tıklayınız

Paradoksun Kısa Tarihi – Roy Sorensen

Zamanın bir başlangıcı var mı? Hangisi önce geldi; tavuk mu, yumurta mı? Roy Sorensen paradoksların tarihini, eski Yunanlı filozoflardan ortaçağlara, oradan Aydınlanmaya ve yirminci-yüzyıla uzanarak, büyüleyici ve ufuk açıcı açıklamalarla sunuyor. Augustinus, “Tanrı dünyayı yaratmadan önce ne yapıyordu” diye sorduğunda, “Bu tür sorular soran insanlar için cehennemi hazırlıyordu” denmişti. Paradoksların Kısa Tarihi halk bilmecelerinden esinlenerek

okumak için tıklayınız

Nietzsche’nin Zerdüşt’ü Üzerine Seminerler – C. G. Jung

“Elinizdeki kitap Nietzsche’nin itibarının yeni bir yüksekliğe ulaştığı bir dönemde ortaya çıktı. Kendi kısa yaşamında—1889’da sağlığı bozulana kadar olgun ve yaratıcı işler yapmak için yalnızca on beş yılı olmuştu—ciddiye alınmak yerine hakkında dedikodu yapılan veya görmezden gelinenlerden biriydi. Yazdıklarının birçoğunu kendi dar olanaklarıyla yayımlayabilmişti. Sadece sona yakın kendi dar çevresinin dışındaki bazı önemli kişiler tarafından

okumak için tıklayınız

Parmenides ve Güneş’in Kızı – Louise Guillemot, Lauranne Quentric

Genç Parmenides yolda görüp peşine takıldığı Güneş’in Kızı ile birlikte evrende yolculuğa çıkıyor; Gündüz ve Gece yollarının eşiğindeki kapıda duran, bütün anahtarların muhafızı Adalet Tanrıçası Dike’den eşiği geçip hakikati öğrenmek için izin istiyorlar. Kapının arkasında “Varlık nedir? Hiçlik nedir? Olan ve olmayan nasıl düşünülebilir?” sorularının cevabını bulacaklar. Küçük Filozoflar Dizisi, 9 – 14 yaş çocukları

okumak için tıklayınız

Platon: Anlattıklarım cahil insanların eline geçmesin. Çünkü onlara göre bunlar saçmalıktan ibarettir.

İKİNCİ MEKTUP Platon’dan Dionysios’a iyilikler. Arkhedemos’un söylediklerine bakılırsa, senin hakkında hiçbir şey söylemememi istiyormuşsun. Ayrıca dostlarım da senin beğenmeyeceğin bir şeyler söylememeli ve yapmamalıymış. Bu konuda sadece Dion’a izin verirmişsin. Öte yandan “Dion’dan başka” şeklinde ifade ettiğin sözler, benim dostlarım üzerinde hiçbir etkimin olmadığını gösterir. Hem Dion, sen ve başka insanlar üzerinde bir etkim olsaydı,

okumak için tıklayınız

Spinoza / Ethica, “İyi ve Kötünün Ötesinde”

Akılsal bir etkinlik ve üretim olarak felsefenin özgül yapısı ve anlamı üzerine düşünen, aralarında Leo Strauss ve Gilles Deleuze gibi birbirinden oldukça farklı yaklaşımlara sahip olanların yer aldığı yakın dönemin başlıca felsefe tarihçilerinin, bu etkinliği Modern Çağlar’a ait bir filozof örneğinde anlamaya çalıştıklarında, Spinoza’ya özel bir yer ayırmaları dikkate değerdir. Spinoza, hayatı ve düşünceleriyle, felsefenin,

okumak için tıklayınız

Praksis Felsefesinin Hegelci Öncülleri

Günümüzde praksis felsefesi, uzun süre tarihi, kendisinin bir kuram olarak ona çizmiş olduğu çizgiden, öngördüğü mantıktan sapmakla suçladıktan sonra, sorularını kendine yöneltmeye, tarihle arasında yer alan uyumsuzluğun nedenlerini kendi kuramsal yapısında aramaya başlıyor. Bu sorgulama praksis felsefesinin rasyonalist niteliği üzerinde yoğunlaşmakta. Bir kuram olarak kendini yeniden düşünüş çerçevesinde, rasyonalist düşünceyi savlarında sınırlamak, rasyonel olanın yanında

okumak için tıklayınız

Hegel’de “Sanatın Ölümü” Üzerine Bir Deneme

Hegel söylemi “tarihin sonu” başlığı altında pek çok şeyin sonundan, tükenişinden, ölümünden söz eder. Sanat da bunlardan biridir. Sanat, Hegel için insanlığın geçmişine ait bir şeydir. Sanat türlerini mimarlıktan başlayıp heykel, resim, müzik ve şiirden geçerek nesre ulaşan ve giderek maddesel olandan, duyumlanabilir olandan uzaklaşan bir biçimde sınıflandıran Hegel, çağının tipik sanat türünün roman olduğunu

okumak için tıklayınız

Afyon Olarak Hakikat: Akılcılık ve Akılcılaştırma – Immanuel Wallerstein

Tarihsel kapitalizmin, özlemlerinde Prometeusçu olduğunu biliyoruz. Bilimsel ve teknolojik değişme insanın tarihsel etkinliğinde bir değişmez değer olduysa da, her zaman var olan Prometeus’un, David Landes’in deyişiyle “bağlarından kurtulması” ancak tarihsel kapitalizmde olmuştur. Tarihsel kapitalizmin bu bilimsel kültürüne ilişkin bugünkü temel kolektif imgemiz, bu kültürün “geleneksel” ve bilimdışı kültür güçlerinden gelen zorlu direnişe karşı soylu şövalyeler

okumak için tıklayınız

Ayna Tutan Çocuk – Nietzsche

AYNA TUTAN ÇOCUK Zerdüşt, bunun üzerine dağlara ve mağarasının yalnızlığına geri döndü, uzaklaştı insanlardan: Tohumunu saçmış bir çiftçi gibi beklemek için. Gel gör ki ruhu sabırsızlıkla ve sevdiklerine karşı hasretle dolmuştu: Onlara verebileceği daha çok şey vardı zira. Doğrusu en zor şeydir, sevgiden ötürü açılmış elleri kapamak ve hediye vermekten utanmak. Böylece ayları ve yılları

okumak için tıklayınız

NIETZSCHE’NİN AKADEMİSYEN ANLAYIŞI ÜSTÜNE

Nietzsche, çağının akademik yaşamını, o yaşam içindeki akademisyeni (Bu yazıda “Der Gelehrte”yi akademisyen olarak çeviriyorum.) nasıl görüyordu acaba? Bu yazı, sorunun çok sınırlı, bir yanıtını betimleyip tartışacak, Şen Bilim ve Ecce Homo’daki birkaç metnin ardından gidip, saptamalar yapmaya çalışacak. “Pek iyi biliyoruz artık: Hani şu bilime, kadınların, ne yazık ki birçok sanatçının da yaptığı biçimde

okumak için tıklayınız

Henri Bergson: “Her an, yalnızca yeni bir şey değil, aynı zamanda önceden görülemeyecek bir şeydir; değişiklik, sandığımızdan daha köktendir.”

1. Maddeciliğe Baş Kaldırış Çağdaş felsefe tarihi; fizikle psikolojinin savaşıdır. Çağdaş bilimin gelişmesinde matematik ve mekaniğin önceliği, genişleyen ihtiyaçların ortak basıncı altındaki sanayi ile fiziğin karşılıklı uyarıları, düşünceye maddeci bir itiş gücü sağlamış ve bilimlerin en başarılı olanları felsefenin örnekleri olmuştur. Descartes’ın, felsefe “ben” ile başlayıp dışa doğru yönelmelidir diye ısrarına rağmen, Batı Avrupa’nın sanayileşmesi,

okumak için tıklayınız

Baruch Spinoza’nın Hayat Hikâyesi ve Etki Kaynakları – Will Durant

Yıl 1640’tı. “Yakın çağların en büyük Yahûdisi,” çağdaş filozoflarınsa en büyüğü olan Baruch Spinoza, sekiz yaşında bir çocuktu ve havranın en gözde öğrencisiydi. Babası başarı kazanmış bir tüccarsa da, delikanlının o tarakta bezi yoktu. Zamanını, ulusunun dîn ve tarihine kapanmış olarak, havranın çevresinde geçiriyordu. Aydın bir bilgindi. Yaşlılar onu, topluluklarının ve inançlarının gelecekteki ışığı gibi

okumak için tıklayınız