Kategori: Felsefe

İlkin Söz vardı, der Kitap. Bunu Platon duysa, söz mü, hangi söz, diye sorar.

MYTHOS VE MYTHOLOGIA İlkin Söz vardı, der Kitap. Bunu Platon duysa, söz mü, hangi söz, diye sorar. Çünkü eski Yunan dilinde söz kavramını vermek için bir değil, üç sözcük vardır: Biri “mythos”, öbürü “epos”, üçüncüsü “logos”. Mythos söylenen veya duyulan sözdür, masal, öykü, efsane anlamına gelir. Ama mythos’a pek güven olmaz, çünkü insanlar gördüklerini, duyduklarını

okumak için tıklayınız

Alan Turing’in felsefeye etkileri

Turing’in matematik, bilim ve felsefe alanındaki katkılarını iki ayrı bölümde ele almak gerekir. Bunların ilki, alttan alta “nesnel zekânın” ya da “insan zekâsının” doğası, potansiyeli, yapabilecekleri, sınırları, dinamiği vb. gibi hep aynı temel konulara angaje olmakla birlikte, onun yüzeyde sunmuş olduğu spesifik “bilimsel” çalışmalarını (sinir ağları, insan zekâsı ve morfogenesis) içermekte ve bunların yine spesifik

okumak için tıklayınız

J. J. Rousseau ve Toplum Sözleşmesi: ‘İnsan uygarlıkla yitirdiğini nasıl yeniden kazanabilir?’

Kuramsal çerçevede yazılmış olan bu yapıt uygulanamaz öngörülerle örülmüş olmakla birlikte kısa zamanda bütün dünyanın ilgisini çekti, bir süre sonra ilerlemecilerin inanç kitabı durumuna geldi. Öte yandan insan ve yurttaş haklarını öne çıkarmakla çok önemli bir işlevi yüklenirken demokrasiye uzak duruşuyla ve getirdiği “genel istem” kavrayışıyla bir yandan Fransız Devrimi’nin düşünsel temelini oluştururken bir yandan

okumak için tıklayınız

Anaksimandros devrimi

Miletli Anaksimandros’un düşüncelerinin, bilim anlayışının ve kozmolojide yol açtığı büyük kavramsal değişimin etkileri günümüzde de sürmektedir. Carlo Rovelli irrasyonalizm ve dini düşüncenin yeniden yükselişe geçtiği günümüzde, rasyonalitenin antik kökenlerini neden önemsememiz gerektiğini açıklıyor. Felsefeye giriş kitapları tarihteki ilk filozoflar olarak Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes’ten söz ederler. Ardından bu filozofların, şeylerin özünü ya da ilkesini aradıkları

okumak için tıklayınız

Yaşam Çağlarının Farklılığı Üzerine – Schopenhauer

Voltaire son derece güzel bir anlatımla şöyle demişti: Yaşının ruhuna sahip olmayan Yaşının tüm sıkıntılarını yaşar. Bu yüzden, bu mutluluk öğretisi incelememizin sonunda, yaşadığımız yılların bizde yarattığı değişikliklere bir bakış atmak uygun olacaktır. Tüm yaşamımız boyunca sadece şimdiki zamanın farkında oluruz, asla daha fazlasının değil. Şimdiki zamanın özelliği ise, başlangıçta önümüzde uzun bir gelecek, ama

okumak için tıklayınız

Bir Kimsenin, Neyi Temsil Ettiği Üzerine – Schopenhauer

Bu konu, yani, bizim başkalarının görüşündeki varoluşumuz, doğamızın özel bir zayıflığı sonucunda, istisnasız bir biçimde çok abartılır; oysa en küçük bir düşünüş bile, kendi başına bunun bizim mutluluğumuz açısından önemsiz olduğunu gösterebilir. Buna göre, her insanın ötekilerin elverişli görüşlerini fark eder etmez ve gururu bir biçimde okşanır okşanmaz neden içten içe sevindiğini açıklamak zordur. Nasıl

okumak için tıklayınız

Bir Kimsenin Neye Sahip Olduğu Üzerine – Schopenhauer

Mutluluk öğretmeni Epikuros, insan gereksinimlerini doğru ve güzel bir biçimde üç sınıfa ayırdı. Birinciler doğal ve zorunlu olanlardır: Bunlar, karşılanmadıklarında acı çekmeye neden olurlar. O halde bu sınıfa salt victus et amictus (beslenme ve giyinme) girer. Bu gereksinimleri karşılamak kolaydır. İkinciler ise doğal ama zorunlu olmayanlardır: Bu da cinsel doyum gereksinimidir; Laertius’un kitabında, Epikuros bundan

okumak için tıklayınız

Niccolò Machiavelli – Yaşamındaki Dönüm Noktaları ve Temel Düşünceleri

Giriş Yaşamındaki Dönüm Noktaları ve Temel Düşünceleri Niccolò Machiavelli 3 Mayıs 1469’da Floransa’da doğdu. Soyadı Mali clavelli “kötü çiviler”den gelmektedir. Çiviler ailenin soylu bir aile olduğunu göstermektedir. Bir başka köken bilgisi yanlış bir yazılış biçimi kazandırmıştır soyadına: Macchiavelli. İki “c” harfi yanlış olarak 1800’lerin ilk yarısına dek kullanılmıştır. Soylu aileden olmasına karşın parasız bir babanın

okumak için tıklayınız

Narsisistler İktidarda – Marie-France Hirigoyen

“Çağdaş narsisizmi küresel olarak, kim olduğumuzu etkileyen toplumsal ve kültürel bir olgu olarak anlamak gerekir. İster psikolojik ister sosyolojik açıdan yaklaşalım, küreselleşmenin bireylerde derin bir dönüşüme yol açtığını görmeliyiz. Gerekli taviz ve kısıtlamalar üzerine kurulu, nevrozların ortaya çıkışını kolaylaştıran ataerkil bir toplumdan, bireyin özgürlüğü ve hüsrana karşı tahammülsüzlük üzerine kurulu, narsisistik kırılganlıkların telafisini zorlaştıran bir

okumak için tıklayınız

Bildiğimiz Dünyanın Sonu – Immanuel Wallerstein

Marx’ın ve Engels’in Manifesto’yu yazmalarından bu yana geçen yüz elliyi aşkın yılda, Marksistlerin “kapitalizm krizi” ile ilişkileri, “Kurt var!” diye bağıran çobanın hikâyesine benzedi. O dev, sarsıcı ve yok edici kriz bir türlü gelmek bilmiyor. Marksistler de her geçici, kısmi krizi beklenen nihai kriz sanmaktan vazgeçmiyorlar. Wallerstein’in “Bildiğimiz Dünyanın Sonu” saptaması, hayata belirlenmiş bir senaryo

okumak için tıklayınız

Felsefi Soruşturmalar – Ludwig Wittgenstein

Felsefi Soruşturmalar, felsefe tarihinde Wittgenstein’ın “ikinci felsefesi” olarak da bilinen görüşlerini ortaya koyduğu eseridir. 1951’de son şeklini veremeden ölmesi üzerine manevi mirasçıları E. Anscombe ve R. Rhees tarafından yayımlanan eser, felsefe tarihinde belirleyici bir yere sahiptir. Tractatus’daki görüşlerini eleştirel bir bakışla ele alan filozofun bu eserde ortaya koyduğu fikirlerin etkisi sadece felsefeyle sınırlı kalmamış, düşünce

okumak için tıklayınız

Buda’nın Yaşamı ve Felsefesi (Budizm Din Midir, Felsefe Midir?)

Bu videoda Buda ve Budizm felsefi açısından inceleniyor… Her şey değişimdir, öz yoktur… Buda’nın 2.500 yıl önce, düşünerek ve meditasyonlar la vardığı sonuç, bu gün çağdaş felsefenin geldiği nokta olması açısından, gerçek Budizm’in bir din mi yoksa bir felsefi öğreti mi olduğu sorusunu tartışmaya açıyor. Tabi halkın bir felsefi yaklaşımı daha sonra din haline getirmesi

okumak için tıklayınız

Kaos Teorisi 2: Karmaşanın Düzeni – Kaya Ulusay (sesli dinle)

Kaos Teorisi podcast serisinin 2. bölümünde, teorinin hem bilimsel hem de felsefi bağlamda detayına girmeye çalışacağım. Bölüm boyunca şöyle bir yöntem izlemeyi planlıyorum: 1) Önce Kaos Teorisi’nin zaman ve olay örgüsüyle olan ilişkisine bakacağım. 2) Daha sonra bu konuyu bir takım somut örneklerle genişletmeye çalışacağım. Amacım ilk bölümde bahsettiğim doğrusal ve doğrusal olmayan sistemlerin karşılaştırmasını

okumak için tıklayınız

Kaos Teorisi 1: Bir Kelebeğin Kanat Çırpışı – Kaya Ulusay (sesli dinle)

Bu 2 bölümlük Podcast serisinde Kaos Teorisi’ni, popüler ismiyle Kelebek Etkisi’ni konuşacağız. Bu bölümde, yani ilk bölümde Kaos Teorisi’nin bulunuşuna doğru giden tarihsel süreçte bir yolculuk yapacağız. Bu süreci bilmek, teorinin hem felsefi hem de bilimsel boyutunu irdeleyebilmek için elzem çünkü Kaos kelimesinin zihnimizdeki çağrışımları ve teorinin kendisi insan denen canlıyla birebir ilişkili. Böylece belli

okumak için tıklayınız

İrade ve Düşünce Özgürlüğü 2: Spinoza’nın İfade Özgürlüğü – Kaya Ulusay (sesli dinle)

Serinin 2. Bölümü ile devam ediyoruz. Özgür irade konusunu ilk bölümde temellendirdikten sonra bu bölüm ifade özgürlüğünü tartışıyorum. Konu çok geniş olduğu için felsefi boyutunu düşünür ve filozof Baruch Spinoza’nın düşünceleri ile sınırlandıracağım. Öncelikle özgürlük kavramına değineceğim. Hem Spinoza hem de Thomas Hobbes’un görüşleri üzerinden belli sentezler yapmaya çalışacağım. Sonrasında Spinoza’nın ifade ve düşünce özgürlüğü

okumak için tıklayınız

İrade ve Düşünce Özgürlüğü 1: Özgür İrade Çelişkisi – Kaya Ulusay (sesli dinle)

Özgür irade var mı yok mu sorusu insanlık tarihi boyunca cevabı bulunmaya çalışılan bir soru. Varoluşumuza dair bir soru aslında bu. Haklı da bir soru çünkü insan hayatı, özgür olabildiğimiz, özgür düşünebildiğimiz sürece bir anlam kazanıyor. Bu iki bölümlük serinin ilk bölümünde özgür irade konusunu tartışacağım. Özgür irade konusunu tartışarak aslında serinin ikinci bölümüne zemin

okumak için tıklayınız

Varoluş Sıkıntısı: Bir Schopenhauer Kötümserliği – Kaya Ulusay (sesli dinle)

Schopenhauer, varoluşumuzdaki tek gerçekliğin çektiğimiz ıstıraplar olduğunu söyler. Hatta ıstırap faktörünü yok ettiğimiz vakit, varoluşumuz dünyadaki en gereksiz ve uygunsuz şeydir. Schopenhauer’in böyle düşünmesinin belli nedenleri var tabi. Kendisi, nereye baksak, acı, yoksulluk, hırs, öfke, doyumsuzluk ve daha birçok olumsuzlukla karşılaştığımız söylüyor. Sorduğu temel soru da şu aslında: Istırapla bezenmiş bir hayata kim gelmek ister

okumak için tıklayınız

Düşünmek ve Okumak – Schopenhauer yanılıyor mu? Kaya Ulusay (sesli dinle)

Düşünmek insanın en önemli yetisi, zorunlu bir yaşam koşulu. Bu sadece alelade bir eylem değil; aynı zamanda sistematik bir bilişsel ve biyolojik süreç gerektiren çok önemli bir yeti. Düşünme eyleminin mana kazanması için, zihnin bilgi dağarcığının da farklı perspektiften bir çok bilgi ile beslenmesi gerekiyor. Bunun da en temel yolu; 5000 yıl önce bulunan yazının

okumak için tıklayınız

Kendini Bilmek ve Akıl: Sokrates ve Aristoteles’in İzinde – Kaya Ulusay (sesli dinle)

“Sorgulanmadan geçen bir hayat yaşamaya değer olmayan, boşuna yaşanmış hayattır.” Sokrates’in bu sözü; kendini bilmek felsefesinin özünü yansıtır. Kendini bilmek, insanın kendiyle yüzleşmesi, tanıması, eksiklerinin farkında olması; varoluş sebebini anlamaya çalışması aslında. Bu varoluş arayışında insanın kendisi hakkında farkına varacağı, çözümüne ulaşacağı şeyler, ellerimizle yarattığımız birçok toplumsal ve çevresel sıkıntının da çözümüne yönelik temelleri oluşturuyor.

okumak için tıklayınız

Umwelt ve Öz Algı Teorileri: Marcus Aurelius Üzerinden Eleştiriler – Kaya Ulusay (Sesli Dinle)

Bu podcast bölümünde farkındalık konusunu; daha önceki bölümlerden çok daha farklı bir yol izleyerek, iki akademik teori ve sonrasında Stoa felsefesinin en önemli figürlerinden Marcus Aurelius’un düşünceleriyle işleyeceğim İlk önce Umwelt Teorisi ile başlayacağım. Bu teori felsefeden biyolojiye, nöro-bilime kadar tartışılan bir teori. İkinci kısımda da Sosyal psikolog Daryl Bem’in Self Perception Theory’si üzerinde duracağım.

okumak için tıklayınız