Kategori: Felsefe

Byung-Chul Han: “ölüm korkusuna dayalı olan bir sağ kalma toplumunda yaşıyoruz.”

Güney Koreli felsefeci, kültür kuramcısı, yazar Byung-Chul Han, koronavirüsle birlikte ortaya çıkan toplumu “İyi yaşama duygusunu tamamen kaybeden, hazzın da sağlığa feda edildiği bir sağ kalma toplumu” olarak nitelendiriyor. İspanya merkezli uluslararası haber Ajansı EFE muhabirleri Carmen Sigüenza ve Esther Rebollo’nun sorularını yanıtlayan Han, “Bu gidişle sanki daimi bir savaş halinde yaşıyormuşuz gibi, sağ kalmak

okumak için tıklayınız

Şiddetin Topolojisi – Byung-Chul Han “Şiddet kılıktan kılığa giren bir oyuncu”

“Geç modernitenin başarıya ve performansa odaklı öznesi, kendi dışındaki bir iktidar kurumunun baskısına maruz kalmadığı ölçüde özgürdür. Ama gerçekte bir kul kadar da özgürlükten yoksundur. Dış baskı nihayet aşıldığında, içerideki basınç devreye girer. Başarıya ve performansa odaklı yaşayan özne, bir depresyon geliştirir. Şiddet azalmadan sürmektedir. Yalnız ağırlık noktası içeri kaymıştır. Egemenlik toplumundaki kelle alıcı kuvvet

okumak için tıklayınız

Karl Jaspers’in Varoluş Felsefesi

Karl Jaspers Varoluşçuluğun ilk büyük filozofu, kendilerinden sonra felsefenin bir daha hiç eskisi gibi olamayacağını söylediği Kierkegaard ve Nietzsche’nin vukuflarından da çokça istifade etmiş olan Alman filozofu Karl Jaspers’tir (1883-1969). Onun önemi her şeyden önce, kitle ve makine çağının hayli tehlikeli kişisizleştirici eğilimlerinin ve planlamacı tavrının kökenini, modernizmin varlığın İlk ve Ortaçağ’daki sürekliliğini ortadan kaldırıp

okumak için tıklayınız

Yürümenin Felsefesi – Frédéric Gros “Yürümek Spor Değildir”

“Yaşamak için ayağa kalkmamışken, yazmak için oturmak nasıl da beyhudedir.” Henry David Thoreau Nietzsche’nin Kara Orman’da yürürken göz çukurlarına dolan mutluluk gözyaşları, Rimbaud’nun tahta ayağıyla açılacağı çöllere dair kurduğu düş, yasaklı Rousseau’nun Alpler’deki adımları, Thoreau’nun Walden’daki gezintisi, Nerval’in dar sokaklardaki aylaklığı ve daha niceleri… Aylaklar, göçebeler, sürgünler, hacılar, kaçaklar, seyyahlar, münzeviler ve mülteciler yürüyorlar. Peki

okumak için tıklayınız

Filozof Diyojen, Büyük İskender ve insan hakları

“İnsan, hür doğmuş ama her yerde zincire vurulmuştur.” (Jean Jacques Rousseau) “Gölge etme!”, 2400 yıl önce Sinoplu düşünür Diyojen’in (MÖ 412 ? – MÖ 320) Makedonya Kralı Büyük İskender’e söylediği unutulmaz söz. Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri adlı kitabında Diogenes Laertios bu olayı şöyle anlatır: “Kreaneion’da güneşlenirken, İskender başına dikilip ‘Dile benden ne dilersen!’ dedi.

okumak için tıklayınız

Filozof Zenon’dan sözler / “Neden bir tek beni[m yanlışımı] düzeltmiyorsun?” diye sorunca, “Çünkü sana güvenmiyorum” dedi

Biriyle alay edecek olsa, bunu üstü kapalı ve fazla ileri gitmeden uzaktan yapardı; örneğin, bir gün kendini beğenmiş birine söylediği söz: Nitekim, seninki küçük bir su akıntısı karşısında duraksayınca, “Çamurlu suya yan bakmakta haklı” dedi, “çünkü yüzünü görmesi olanaksız.” Kyniklerden biri şişesinde yağ kalmadığını söyleyip ondan isteyince, Zenon “Vermem” dedi; adam uzaklaşırken de, “Düşün bakalım,

okumak için tıklayınız

Herakleitos: “Benim gözümde bir insan üç bin kişiye değer, sayısız kalabalık ise bir tek kişi bile etmez.”

Ephesoslu Herakleitos, Bloson’un ya da, kimilerine göre, Herakon’un oğluydu. Altmış dokuzuncu Olimpiyat’ta sivrildi. Yazılarından da anlaşılacağı üzere, hiç kimsenin olmadığı kadar kibirli ve kendini beğenmiş bir insandı; şöyle diyor: “Çok bilgi insanı akıllı yapmaz; öyle olsa, Hesiodos’u, Pythagoras’ı, Ksenophanes’i ve Hekataios’u akıllı yapardı.” Çünkü “bilgelik tektir, bilgelik tüm dünyayı her yerde yöneten düşünceyi bilmektir.” Homeros’un

okumak için tıklayınız

Diyojen’den Birbirinden İlginç, Şaşırtıcı, Kısa Hikayeler

Bir gün Platon’un zengin bir şölende sadece zeytin aldığını görünce, “Nasıl oluyor da, böyle sofralar uğruna Sicilya’ya giden senin gibi bir filozof şimdi önündekilerin tadını çıkarmıyor?” diye sorması üzerine, Platon “Tanrılar hakkı için, Diogenes, orada da çoğunlukla zeytin ve benzeri şeyler yiyordum” diye karşılık verdi. Diogenes üsteledi: “Peki Syrakusai’a neden gittin öyleyse? Attike’de zeytin yok

okumak için tıklayınız

İzonomi ve Felsefenin Kökenleri – Kojin Karatani “Tiranlık ile demokrasi birbirinden göründüğü kadar farklı değildir.”

Antik Yunan’ın en önemli merkezlerinden biri olan Atina genellikle felsefenin ve demokrasinin beşiği olarak görülür. Karatani ise bu yaygın görüşü sorgulayarak yeni bir çıkış noktası işaret ediyor: İyonya. Karatani’ye göre Atina’daki sistem günümüz demokrasisinin öncülü olmakla birlikte, aslında İyonya’daki daha eşitlikçi bir sistemin yani izonominin “yozlaşmış” biçimiydi. Atina’daki demokrasi sınıf ayrılıklarını ve köleliği engellemezken, insanların

okumak için tıklayınız

Fransız Aydınlanması’nın en ilginç şahsiyeti La Mettrie

Frederick Julien Offray de La Mettrie, doğalcılığı, materyalizmi, mekanizmi, ateizmi ve bilimsel felsefe anlayışıyla Fransız Aydınlanması’nın en ilginç şahsiyetlerinin başında gelir. Öyle ki makine-insan teorisi iki yüzyıldan beri Aydınlanma felsefesi veya zihniyetinin tipik ifadesi veya veciz tanımı, daha doğrusu materyalist manifestosu olarak alınmıştır. Buna göre o, Aydınlanma geleneği içinde daha sonra başka filozoflar tarafından temsil

okumak için tıklayınız

Filozoflara Göre Aşk Nedir?

AŞK (fr. amour\ alm. Liebe’, ing. love). Bir kişiye ya da bir nesneye tutkuyla yönelme. Aşk sevginin tutkulu biçimidir. Filozoflar aşka çeşitli yorumlar getirirken aşk çeşitleri de belirlemişlerdir: evlat aşkı, aile aşkı, yurt aşkı, görev aşkı, meslek aşkı, cinsel aşk vb. Bunlar arasında sevgi duygusundan belirgin biçimde ayrılarak özgülleşen yalnızca cinsel aşktır. Tüm biçimleriyle ve tüm ölçüleriyle cinsel aşkı yalnızca aşk diye belirlemek alışkanlık olmuştur. Cinsel

okumak için tıklayınız

Alan Watts – 10 Dakikalık Tanrı (Türkçe Altyazı)

Alan Watts verdiği seminerlerden birinde geçen 10 Dakika boyunca Tanrı taklidi yaptığı ilginç bir kesit. Alan Wilson Watts (d. 6 Ocak 1915, Kent – ö. 16 Kasım 1973, Mt. Tamalpais), Britanyalı filozof, yazar ve karşılaştırmalı dinler uzmanı. Çoğu Uzak Doğu dinleri ve kültürü konusunda 25’i aşkın kitabı ve birçok makalesi bulunmaktadır. Kitapları Türkçe Zen Yolu,

okumak için tıklayınız

İroni Kavramı – Sokrates’e Yoğun Göndermelerle – Soren Kierkegaard

Kierkegaard zihinsel ve sanatsal gelişimi sürecinde önceleri Alman romantizminin etkisi altındaydı. Kendini, geleneklerin zihinsel gelişimini sınırlamasına izin vermeyen yaratıcı bir birey olarak tanımlıyordu. Bu başkaldırının ana motifini ise ironi kavramı oluşturuyor ve böylece ironi genel bir zihinsel ilke düzeyine yükseltiliyordu. Bunun üzerine Kierkegaard, ironiyi zihinsel faaliyet için önemli bir ilke olarak gören ilk felsefi kişilik

okumak için tıklayınız

Spengler ve Toynbee: Döngüsel Tarih Anlayışına Dönüş

Oswald Spengler’e göre, 19. yüzyılın tüm tarih felsefeleri aslında “gelecek felsefeleri”dir. Bu felsefeler daima bir “total anlam”dan, geçmişi, şimdiyi ve geleceği kapsayan bir anlamdan hareket etmişlerdir. Ama onların esas kaygısı, hep gelecek hakkında önbililer (Prognose) ortaya atabilmektir. Spengler’e göre, tüm bu tarih felsefeleri, bu yüzden “anlamsız olan şeylerin en anlamsızı” bir şey olarak, tarihte hep

okumak için tıklayınız

Felsefenin Politik Vaadi Hâlâ Geçerli mi? – Kutlu Tuncel

Zizek, bir yerde kapitalist totaliter tahakküme karşı, “soyut özgürlük” konumuna çekilmeyi önerir. Bu geri çekilme, verili bir parlamenter mevzi savaşını yeniden örgütlemek ya da legal alanın[1] içine gömülü sol mücadelenin derinleştirilmesinden öte bir şeyi imler: bütün reformist muhakemeleri geçersizleştirecek şekilde, özgürlük konseptinin yeniden tanımlanması. Bu yeniden tanımlama prosedürü sırasında her halükarda Adorno’nun, somut özgürlüksüzlük ve

okumak için tıklayınız

Spinoza’nın İyi-Kötü Ayrımı ve Ahlâk Karşısında Etik – Hasan Cem Çal

Spinoza’nın, çokça ünlenmiş olan Etika’sını yazmadan önce de iyi-kötü sorunsalıyla uğraşmış olduğunu biliyoruz. İyi-kötü sorunsalından kasıt, iyinin ve kötünün ne olduğu ya da, başka bir deyişle, ne ifade ettiğidir. Spinoza’nın bilinen ilk kitabı olan Kısa İnceleme’de dahi bu meseleye ayrılan bir bölüm vardır. İyinin ve kötünün mahiyeti, Spinoza’da, duygular ve duygulanımlarla ilişkisi ekseninde Etika’da ve

okumak için tıklayınız

“Spinoza Tayfası”: Spinoza’yı Yanlış mı Tanıdık Yoksa? Ahmet İlhan

Teolojik-Politik İnceleme ve Etika adlı eserleriyle dinî dogmalar ve duygulanımlar üzerine devrimsel çalışmaları ile tanınan Bento Spinoza, 17. yüzyıl Avrupa’sında, bilimsel aydınlığın ve dogmatik karanlığın keskin karşılaşmalarının, zirvedeki hesaplaşmaların yaşandığı bir süreçte doğdu, yaşadı ve öldü. Bahsi geçen yıllar, din ve mezhep savaşlarının, şiddetli teolojik tartışmaların, baskıcı dinsel hüküm ve yönetimlerin ve bunun tersine çok sayıda bilimsel buluşun,

okumak için tıklayınız

Yaşasın Bencillik

“Bencillik kolundan tutmasa, erdem pek uzaklara gidemezdi” diyen La Rochefoucauld, bilim yolundan gelmiyor. O, daha çok, Sainte-Beuve’ün dediği gibi, yemeklerden sonra eğlenmek için düşünceler karalayan, giderek yaptığından etkilenen, düşüncelerinin tadına varan, tadına vardıkça da onları daha bir düzenlemek gereğini duyan akıllı bir adamdır: Çeşitli davranışları tek açıdan ele almış, soyut olarak yorumlamıştır. Yaşadığı çağ, XVII.

okumak için tıklayınız

Bertrand Russell: İbn Rüşd; İslam felsefesi için bir sondu, Hristiyan felsefesi içinse bir başlangıç

İbnu Rüşd (Avrupalılar Averroes derler) (1126-1198) İslâm dünyasının öbür ucunda yaşamıştır. Cordoba’da doğan İbnu Rüşd’ün babası ve büyük babası kadıydı, kendisi de önce Sevilla’da, sonra Cordoba’da kadılık yapan İbnu Rüşd, önce teoloji, fıkıh, sonra tıp, matematik ve felsefe tahsil etmiş, halife Abu Yakub Yusuf’a Aristoteles’in eserlerini şerhetmeye yetenekli bir kişi olarak tavsiye edilmişti. (Bununla birlikte

okumak için tıklayınız