Kategori: Felsefe

Bilgenin Sarsılmazlığı Üzerine – İnziva Üzerine – Seneca

Seneca (MÖ 4’e doğru-MS 65): Devlet adamı ve filozofluğunun yanı sıra Roma tarihinin en önemli söylev ustalarından ve tragedya yazarlarından biridir. Babasının bir siyaset adamı ve hatip olarak yetiştirmek istediği Seneca, bir süre devlet işleriyle uğraştı ve sonunda kendisini en sevdiği işe, yani felsefeye adadı. Stoacı öğretileri içeren çok sayıda düşünce metni, mektup ve tragedya

okumak için tıklayınız

Schopenhauer: Biricik doğru ve gerçek olan şimdiki zamandır

Yaşam bilgeliğinin önemli bir noktası, biri diğerine zarar vermesin diye dikkatimizi biraz bugüne biraz da geleceğe yöneltişimiz arasındaki orantının doğruluğuna dayanır. Çoğu kimse, fazlasıyla bugünde yaşar, bunlar düşüncesizlerdir; bazıları da fazlasıyla gelecekte yaşarlar, bunlar da korkaklar ve endişelilerdir. Bir kimsenin doğru ölçüyü tutturduğu ender görülür. Çabalama ve umut etme yoluyla, yalnızca gelecekte yaşayanlar, hep ileriye

okumak için tıklayınız

Özgürlüğün İcadı ve Aklın Amblemleri – Jean Starobinski

Sanatın, felsefenin, siyasetin ayrı ayrı kıtalar olduğunu varsaymıştır tarih uzun süre. Ayrı olsalar da aynı dünyanın kıtaları olduklarını, aralarında onca yolculuk, alışveriş, iletişim ve etkileşim olduğunu çeşitli nedenlerle görmezden gelmeyi tercih etmiştir. İşte Jean Starobinski’nin 18. yüzyıl üstüne yaptığı bu çalışmanın başlıca hedefi, sözünü ettiğimiz bu bölümlemeyi aşmak, en azından onun dışında kalmak. Yazar zorlu

okumak için tıklayınız

Modern Dünyaya Yön Veren 50 Düşünür – Stephen Trombley

Modern Dünyaya Yön Veren 50 Düşünür insanlığın dünyayı daha doğru bir bakışla görmesini sağlayan önemli filozofları bir arada sunarak, düşünce tarihinin bütünlüklü bir haritasını çıkarıyor. Kant’ı kavramak, yirminci yüzyıl Sovyet sosyalizminin Hegel ve Marx’tan gelen düşünce çizgisini takip etmek, Varoluşçuluğun nasıl farklı biçimlerde tezahür ettiğini görmek ya da Foucault, Lacan ve Derrida’nın fikirlerindeki kilit noktalara

okumak için tıklayınız

İşsizlik, Bertrand Russel ve Aylaklığa Övgü

İşsizlik sorunu, sadece işsiz kalan kişiyi değil tüm toplumu ilgilendirir. Bertrand Russel bu meseleye başka bir açıdan yaklaşıyor. Günümüzün en büyük problemi işsizlik. TÜİK’in son yayınladığı verilere göre her dört gençten bir tanesi işsiz. Toplumda artan işsizlik hepimizin hayatını doğrudan etkiliyor. Neticede artan işsizlik doğurduğu sonuçlar itibariyle geniş bir toplumsal depresyon hali yaratıyor. Bunun sonuçlarından

okumak için tıklayınız

Gerçek Argümanların Mantığı – Alec Fisher

Gerçek Argümanların Mantığı, argümanları çözümlemek ve değerlendirmek için kendine özgü bir yöntemi açıklamakta, köşe yazılarından klasik metinlere pek çok örnek ele almaktadır. Eleştirel düşünme, her ne kadar temel düzeyde mantık bilgisini gerektiriyor olsa da, bu kitapta, temel mantık eğitimindeki sembolleri ve mantık kurallarını atlayarak doğrudan eleştirel düşünme için gerekli araçlar, gerçek metinler üzerinde kullanılarak kavratılmaktadır.

okumak için tıklayınız

Bulantı – Jean Paul Sartre

Bulantı (La Nausee), Fransız yazar ve filozofu Jean Paul Sartre ‘ın (1905-1980) en önemli yapıtıdır. Felsefe öğretmenliği yaptığı 1938’de yayımlanan Bulantı adlı romanı ile Sartre, daha sonra ilkelerini açıklayacağı ‘Varoluşçuluk’ felsefesinin ilk örneğini vermiş oldu. Bireyin kökten özgürlüğünü vurgulayan varoluşçuluğun sözcülüğünü üstlenen Sartre, günlük biçiminde yazdığı bu kitabında, romanın kahramanı Roquentin’in dünya karşısında duyduğu tiksintiyi

okumak için tıklayınız

Platon: Yönetimdekiler adalet ve eşitliği temel alan bir yönetim şeklinin ismine bile katlanamazlar.

“Platon’un Mektuplar’ında özellikle Yedinci Mektup’ta cunta idaresi sırasında Atina’nın yaşadığı tarihsel olayları anlatan Platon, cunta üyelerinin başlangıçta beyan etmiş oldukları niyetlere sadık kalacaklarını ve devleti adalet yoluna sokacaklarını düşündüğünü, fakat diktatörlüğün sonuçlarına ve tiranların “eski dostlarından birine, gelmiş geçmiş en adil insana” reva gördükleri muameleye tanık olunca, ne kadar büyük bir hayal kırıklığı yaşadığını ifade

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung: Ölüm Hakkında | Video Türkçe Altyazılı

BBC tarafından hazırlanan Face To Face (http://www.imdb.com/title/tt0260614/) adlı belgeselin, 22 Ekim 1959 yılında Carl Gustav Jung ile olan bölümünden bir kesit. Ölümün doğum kadar önemli olduğunu belirten Jung, ölümün bir son olup olmadığını ve bir insanın nasıl yaşaması gerektiği üzerine görüşlerini açıklıyor. Çeviri: Ümid Gurbanov Twitter: http://twitter.com/umidgurbanov Blog: http://birnevidipnot.blogspot.com Facebook: https://www.facebook.com/birnevidipnot Vimeo: https://vimeo.com/umidgurbanov

okumak için tıklayınız

Felsefe-i Zenan – Ahmet Mithat Efendi

Edebiyat tarihimizin çok yönlü, çalışkan ve ilginç kalemi Ahmet Mithat Efendi, Felsefe-i Zenan isimli eserini 1870 yılında, henüz 28 yaşındayken yazmış. Kadın haklarını savunduğu bu kitap, bireylerin cinsiyetleri, din, dil, ırk veya sosyal statüleri gözetilmeksizin eşit olduğu fikri üzerine kurulu. Edebiyat tarihimizde kadın haklarının savunulduğu ilk kitap olarak değerlendirilen Felsefe-i Zenan, kadınların ekonomik özgürlüklerine ulaşmaları

okumak için tıklayınız

“İhtiyarın vücudu hangi yana devrileceğini bilmediğinden ayakta durur”

Yaşlılığın mucizesi, ’83 1/4 Yaşındaki H. Groen’in Gizli Güncesi’ ve Wilhelm Schmid Onu her gece aynı pozisyonda, hep aynı koltukta karşısındaki dünyanın kaotik uğultusunu yansıtan mavi ışıklı kutuya dalgın bakarken görüyorum. Onları ayırabilecek hiçbir kuvvet yokmuş gibi birbirlerinin gölgesinde sessizce oturuyorlar. Mavi sabahlığı, ensesine gevşekçe tutuşturdu beyaz topuzu, hayat belirtisi göstermekten ürken ifadesiz yüzü, sınırlı

okumak için tıklayınız

İnsanın Soru Sormasının Gerekçesi, Mazereti ve Sınırı Nedir? Eflâtun

Atinalı Sokrat (İÖ 469–399) uzlaşmaz karşıtlıklara meydan okumanın spekülatif filozoflar için yarattığı ikilemle başa çıkmanın yolunu ararken, Küçük Asya kıyılarından Sicilya’ya kadar Grekçe konuşan dünyaya yayılmış olan felsefi hareketlilik, Atina’da yoğunlaşarak, önderlerinden biri olan Perikles’in ifadesiyle “Hellas okulu” haline gelir. Atinalı bir taş ustasının oğlu olan Sokrat’ın Atina’nın felaketiyle sonuçlanan Sparta Savaşı’nda -temayüz etmese bile-

okumak için tıklayınız

“Yaşayan her şeye katılan kişi için vardır umut.” Erich Fromm

İnsancıllaşmış Bir Teknolojiye Doğru “Yaşayan her şeye katılan kişi için vardır umut.” Eski Ahit 9:4 Yalnızca birkaç kişinin açıkça gördüğü bir hayalet dolaşıyor aramızda. Şu bildiğimiz komünizm ya da faşizm hayaleti değil bu. Yepyeni bir tehlike. . Tek amacı maddi üretimi ve maddi tüketimi en üst düzeyde gerçekleştirmek olan, bilgisayarlar tarafından yönlendirilen, tümüyle makinalaşmış bir

okumak için tıklayınız

Yarasa Görünümlü Kelimeler Arasında – Bertell Ollman

YARASA GÖRÜNÜMLÜ KELİMELER ARASINDA I Bütün Marx okuyucularının karşılaştığı en zorlu sorun, Marx’ın kelimeleri “kendine özgü” kullanışıdır. Vilfredo Pareto, “Marx’ın sözcükleri yarasalar gibi; onlara bakan hem bir fare hem de bir kuş görebilir” diyerek, bu sorunu anlatmak için kullanılan klasik tanımlamayı yapıyor.9 Gerçekten de konumuzla ilgili bundan daha derinlikli bir gözlem yapılmış değil. Yıllar geçtikçe

okumak için tıklayınız

Spinoza’nın Ethica’sı metafizikle başlar sonra tutkuların ve istemin psikolojisine geçer.

METAFİZİK BÖLÜMÜ Spinoza’nın Ethica’sı üç ayrı konuyle ilgilidir. Kitap metafizikle başlar sonra tutkuların ve istemin psikolojisine geçer. Sonunda daha önce anlatılan metafizikin ve psikolojiye dayalı bir ahlak sistemi koyar ortaya. Metafizik, Descartes metafiziğin düzeltilmiş (ıslah edilmiş) biçimidir. Psikoloji Hobbes’u anımsatır, fakat ahlak sistemi orijinaldir ve kitabın en büyük değerli yanıdır. Spinoza’nın Descartes’la ilişkisi, bazı bakımlardan

okumak için tıklayınız

Descartes’ın bilgi kuramının kurucu yanı, ilk yıkıcı yanından çok daha ilginçtir.

BİLGİ KURAMI Descartes’ın bilgi kuramının kurucu yanı, ilk yıkıcı yanından çok daha ilginçtir. O yan, bütün skolastik vecize türlerini kullanır. Bir etkinin onun nedeninden asla daha eksiksiz (mükemmel) olamayacağı vecizesi gibi (bu husus, başlangıçta Descartes’ı eleştirenlerce nasılsa gözden kaçırılmıştır). Bu vecizelerin kabulü için hiç bir neden verilmez. Hâlbuki onlar, ispatı büyük velveleyle ortaya konan, birinin

okumak için tıklayınız

Jacques Ranciére’den “Demokrasi Nefreti”

Jacques Ranciére, “Demokrasi Nefreti”nde demokrasiden ne anlayıp anlamadığımız üzerinde dururken ona getirilen haklı ve haksız eleştirileri masaya yatırıyor. Ranciére, demokrasi fikrinin, başkalarını yönetmeyi kendine “doğal hak” sayanları nasıl rahatsız ettiğini anlatırken buradan doğan korku ve nefretin kaynaklarına iniyor. Kirli sepetinde bir ‘gömlek’ Demokrasi, Eski Yunan’dan beri hep tartışma konusuydu. Tartışma bir tarafa, o dönemde korkutucu,

okumak için tıklayınız

Montesquieu’nün siyaset felsefesi

Montesquieu’nün siyaset felsefesini yasanın anlamını, hukukun temellerini, farklı yönetim biçimlerini ele alan, yönetimlerde koşulların gerekli kıldığı değişmeler üzerinde duran Kanunların Ruhu Üzerine adlı eserinde buluruz. Yasa Montesquieu beşeri yasalarla yazılı olmayan yasalar olarak örf ve âdetlerin çeşitliliğini anlamak ve mümkün olduğu her yerde iyi/bilge yönetimlere yardım etmek gibi, biri teorik diğeri pratik iki amaç üzerine

okumak için tıklayınız

Fichte: Tarih ve “Ben”

“Alman İdealizmi” denince, bilindiği gibi, esas olarak Fichte, Schelling, Hegel üçlüsü ile kısmen Schopenhauer ve Schleiermacher’i içine alan bir filozoflar kuşağının ortaklaşa paylaştıkları bazı temel düşünceler kastedilir ve bu felsefe akımının, çıkış noktasını Kant’ta bulduğu söylenir. Ne var ki Alman İdealizmi, Kant’tan yola çıkmakla birlikte, Kant’ı pek çok noktada aşmak isteyen bir tutuma da sahiptir.

okumak için tıklayınız