Kategori: Felsefe

Camus, Yabancı ve Cezayir Soykırımı

Kurbana değil saldırgana acımak, kurbandan taraf değil de saldırgandan taraf hissetmek, saldırganla özdeşleşmek mümkün olabilir mi? Düşününce tüylerimizi diken diken eden bu durumun ilk bakışta olamayacağını düşünürüz genellikle, ama eğer saldırganı mükemmelleştirilmiş insanî değerlerle donatıp kurbanı ve hayatını da bu donatının aksesuarı haline getirebilen ve tutarlı görünen bir felsefenin gücünü arkanıza alırsanız, insanların kurbanı ve

okumak için tıklayınız

Filozofların Tutarsızlıkları, Gazali ve Tutarsızlığın Tutarsızlığı – İbn Rüşd

Batı dillerinde Algazel olarak tanımlanan Gazali’nin, “Filozofların Tutarsızlıkları”(Tehafütü’l- Felasif) adlı yapıtı, filozoflara yönelttiği eleştirileri konu almaktadır. Gazali, filozofların görüşlerine karşı çıkarken alternatif sunmaktan da geri kalmamıştır. Gazali’nin, filozofların görüşlerine alternatif olarak sunduğu görüşler, kendisinin en büyük savunucularından biri olduğu Eş’ari Kelamı’nın görüşleridir. Gazali, İbn Sina’nın Eş’ari Kelamı’na karşı ortaya attığı tezleri çürütmeye çalışmış, bunu yaparken;

okumak için tıklayınız

Yabancı – Albert Camus

(*) Camus denilince, edebiyat alanında ilk akla gelen yapıt, 1942 yılında yayınlanan “Yabancı”dır. Konusu çok basittir. Öyküdeki her şey çok kısa bir zaman aralığında olup biter. Cezayir’de, bir rastlantı sonucu, bir Arap’ı öldüren orta sınıftan bir Fransız, Mersault, kendisini adım adım ölüme götüren süreci kayıtsız biçimde izler. Diğer kişilerin adı anılsa da, roman kahramanının adını bile

okumak için tıklayınız

Toplum Sözleşmesi, Jean-Jacques Rousseau

Jean-Jacques Rousseau’nun Toplum Sözleşmesi (Du Contrat social) başlığını taşıyan çalışması, 1762 yılında Paris’te yayınlandı. Yazar bu eserinde Fransız devrimcilerinin çağrısına uyup, genel seçim hakkı olan bir cumhuriyet istemiş, yurttaşların eşitlik, özgürlük, kardeşlik haklarından yana olmuştur. Eser gerek siyaset kuramının gerekse siyaset felsefesinin klasik yapıtları arasında gösterilmektedir. Dört ayrı kitaba ayrılarak yazılan yapıtta, “Birinci Kitap” meşru

okumak için tıklayınız

Mutluluğun Nesi Kötü? – Zygmunt Bauman

Başlıktaki soru birçok okuru şaşırtacaktır. Sorudan beklenen de şaşırtmasıdır zaten –duraksatıp düşünmeyi teşvik etmesidir. Ne için duraksatacaktır peki? Çoğu zaman kafamızı meşgul eden mutluluk arayışımız ­−birçok okurun muhtemelen kabul edeceği gibi− yaşamımızın büyük bir kısmını meşgul eder ve durmak şöyle dursun … en azından (akıp giden, her zaman akıp giden) bir an için bile hız

okumak için tıklayınız

Aris­to­te­les “Mantık” ya da “Or­ga­non”

Gİ­RİŞ MAN­TIK YA DA “OR­GA­NON” Aris­to­te­les’in man­tık üze­ri­ne yaz­dı­ğı eser­le­ri­nin top­la­mı­na, onun Bi­zans dö­ne­min­de­ki iz­le­yi­ci­le­ri, Grek­çe’de alet an­la­mı­na ge­len “Or­ga­non” adı­nı ver­miş­ler­di. Ye­ni­çağ’da F. Ba­con, Aris­to­te­les man­tı­ğı­na kar­şı yaz­dı­ğı ki­ta­bı için, “No­vum (ye­ni) Or­ga­non” baş­lı­ğı­nı uy­gun gör­müş­tü. Ad­lan­dır­ma­da­ki bu se­çim, dü­şün­ce­nin iş­len­me­si­nin yo­lu ve yön­te­mi ile, nes­ne­nin iş­len­me­si­nin araç ve tek­nik­le­ri ara­sın­da bir iliş­ki, bir

okumak için tıklayınız

Yaratıcı İnsan, Henri Laborit. İnsanın temel niteliği düşgücüdür.

Henri Laborit Yaratıcı İnsan’da (L’homme imaginant), bizi öbür canlılardan, yakın akrabamız maymunlardan bile ayıran temel niteliğimize parmak basıyor: düşgücü, imgelem. İnsan, beyninin özellikle alın yöresinde toplanan hücre ve dizgelerin sağladığı olanaklarla, var olana bakıp yeni yapılar, yeni örgülenmeler düşleyebilen ve düşlediklerini gerçekleştirebilen bir varlık. Ne var ki, insanoğlu elini kolunu bağlayan dirimsel (biyolojik) gerekirlilikleri tanıyarak,

okumak için tıklayınız

Voltaire neye isyan etti?

Voltaire’in isyanı neye? Evrenin Tanrısal bir dizayna dayandığı savına yöneltilen en keskin eleştiri, evrimci bilim adarlarından de’il. onlardan çok önce yaşamış bir düşünürden, Voltaire’den gelmiştir. 1755’te bir deprem Lizbon kenti nüfusunun dörtte birini (30.000 kişiyi) yok eder. «Lizbon Depremi» diye bilinen bu doğal yıkımda ölenlerin çoğu Azizler Günü nedeniyle kilisede toplanmış dua ediyordu. Felâketi, Tanrı’nın

okumak için tıklayınız

Montesquieu, Voltaire ve Despotik Devlet

Montesquieu despotik devlet kavramının yaratıcısı değilse de, kavramın somut bilgilerle geliştirilmesinde ve yayılmasında en etkili isim olmuştur. Düşünür despotik devleti diğer hükümet şekillerini de kapsayan bir bütünlük içinde şöyle tanımlamıştır: “Cumhuriyetçi hükümet bütün olarak halkın veya onun sadece bir kısmının egemen güce sahip olduğu; monarşik hükümet yalnız bir kişinin, ancak yerleşik ve sabit kanunlarla idare

okumak için tıklayınız

Ütopya – Thomas More

Eserleri, görüşleri ve yaşam tarzıyla Kral’a ters düşen Thomas More, 6 Temmuz 1535’te “kötü bir amaç uğruna haince ve şeytanca davranmak “ suçuyla idama mahkum edildi , kafası kesildi ve ibreti alem olsun diye Londra Köprüsü’den halka teşhir edildi. İdam edileceği kendine bildirildiğinde her zamanki güler yüzüyle şunları söyleyecekti; “Krala gönlüm borçlu kaldı. Bu berbat dünyanın

okumak için tıklayınız

Felsefede Ölüm ya da Ölürken Felsefe Yapmanın İmkânı Üzerine – Hamza Celâleddin

“Gençliğimizdeki neşelilik ve karamsarlığa kapılmama hâli, kısmen hayat tepesine tırmanıyor ve tepenin öteki tarafındaki ölümü görmüyor olduğumuz gerçeğine dayanır” Arthur Schopenhauer, Parerga und Paralipomena Ölüm felsefesi −belki korkunç bulunduğundan ve belki de diyalektik yoksunu bir ontolojik kavrayıştan ötürü− yaygın bir felsefî alana ve nüfûza sahip olamamıştır. Ama “ölüm” kavramı, açık-seçik ya da örtük olarak, her

okumak için tıklayınız

Nietzsche’nin Altı Günü – Hamza Celaleddin

Hamza Celâleddin, felsefeyi kendine has bir üslup ve bağlamla okumaya çalışan, bu okuma esnasında entelektüel olandan önce yaşamsal olanı gözeten yazarlardan biri. Daha önce Katil Nietzsche Asker Kant ve Dehşetli Peygamber Zarif Cellat gibi iki ‘provokatif’ anlatıya imza atmış olan yazar, bu kez bir başka ‘provokatif’ anlatı ve yaşamöyküsüyle, Nietzsche’nin Altı Günü ile okurunun karşısına

okumak için tıklayınız

Platon’un 2400 yıl önce kaleme aldığı “Devlet” ne anlatıyor?

Platon (Eflatun, İÖ yaklaşık 428/7-İÖ yaklaşık 348/7): Bugünkü üniversitenin atası sayılan Akademia’nın kurucusu (İÖ 387) ve hocası Sokrates’i konuşturduğu “diyaloglar”la felsefeyi yazıya en iyi aktarmış olan ustalardan biridir. Sokrates’in Savunması (Apologia) ile birlikte diyaloglarının en tanınmışı olan Devlet (Politeia)’te ise Platon, “iyilik”, “eşitlik”, “güçlülük” ve “haklılık” gibi “insanlık durumları”nı irdeleyerek düşlediği en iyi devletti anlatmış,

okumak için tıklayınız

Çocuklarla “Felsefe Konuşmak”tan Korkmayın – Elif Şahin Hamidi

Çocuklar soru sormaya bayılırlar. Öyle ki verilen cevaplardan tatmin olmaz, hep daha fazlasını merak eder ve hep daha fazlasını sormaya, ısrarla devam ederler. Hem de hiç bıkmadan usanmadan. Çünkü henüz yabancısı oldukları bu dünyayı, evreni ve kendilerini sorarak/sorgulayarak keşfetmeye, anlamaya, anlamlandırmaya çalışırlar. Şaşkınlıktan doğan sorgulama haliyle çocuklar, kendiliğinden/doğal olarak ölüm, yaşam, evren, tanrı, zaman, özgürlük,

okumak için tıklayınız

Dil – Eduardo Galeano “Uruguay diktatörlüğünün en büyük cezaevinin adı Özgürlük’tü”

Dil/1 Çokuluslu şirketler böyle adlandırılır, çünkü aynı zamanda pek çok ülkede faaliyet gösterirler, ama zenginliği, politik, askeri ve kültürel gücü, bilimsel bilgiyi ve yüksek teknolojiyi tekelleştiren az sayıda birkaç ülkeye aittir. En büyük on çokuluslu şirketin şu andaki ederi yüz ülkenin gelirine eşdeğerdir. Gelişmekte olan ülkeler, başkalarının gelişmeleri nedeniyle topal kalmış ülkelere uzmanların verdiği addır.

okumak için tıklayınız

Friedrich Nietzsche: Nereye Yolculuk Etmeli?

Dolaysızca kendini gözlemleme, kendini öğrenmekte çok ileriye götüremez: tarihe gereksiniriz, çünkü geçmiş yüzlerce dalga halinde akar içimize; kendimiz de, her bir anda bu sürekli akıştan neyi duyumsuyorsak oyuzdur, başkası değil. Hatta burada, görünüşte en bize özgü ve en kişisel özümüzün ırmağına girmek istediğimizde bile geçerlidir Herakleitos’un ilkesi: aynı ırmağa iki kez girilmez. – Öyle bir

okumak için tıklayınız

Nietzsche: “Yaşamı aşağılayanlardır onlar, kuruyup gitmeye yüz tutmuş ve bizzat zehirlenmiştir onlar”

Zerdüşt ormanın kenarındaki en yakın şehre geldiğinde, halkın pazaryerinde toplandığını gördü: çünkü bir ip cambazının gösteri yapacağı duyurulmuştu. Bunun üzerine Zerdüşt şunları söyledi halka: Size Üstinsanı öğretiyorum. İnsan aşılması gereken bir şeydir. Onu aşmak için siz ne yaptınız? Şimdiye dek tüm varlıklar kendilerinden üstün bir şey yarattılar: ama siz bu büyük taşkının cezri olmak ve

okumak için tıklayınız