Kategori: Felsefe

Nietzsche: Üzerinde durduğumuz buz öyle inceldi ki hepimiz meltem rüzgârının sıcak, tehlikeli nefesini hissediyoruz.

Özgürlük Vaizi “Büyük olmak demek, yön vermek demektir.” “Önümüzdeki Avrupa savaşlarından sonra insanlar beni anlayacaklar.” – son yazılarının tam ortasında yükselir bu peygamberce söz. Çünkü gerçekten de, bu büyük uyarıcının hakiki anlamı, onun tarihsel zorunluluğu ancak yüzyıl dönümündeki dünyamızın gergin, tedirgin ve tehlikeli hali içinden bakıldığında anlaşılır: Her bulut kümesini, her fırtına sezgisini sinirden zihne,

okumak için tıklayınız

Friedrich Nietzsche’den Aforizmalar

Neden’i olan, nasıl’a katlanır. * Bir uçurumun içine baktığınızda, uçurumda sizin içinize bakar. * Nihilizm ne demektir? -en yüksek değerlerin, kendilerini değerden düşürmesi. * Acıların bölüşülmesi değil, sevinçlerin bölüşülmesidir dostluğu yaratan … * Neysen “o” ol! * İnançlar hakikat düşmanları olarak, yalanlardan daha tehlikelidir. * Hoşlanmadığımız bir düşünceyi öne sürdüğü zaman bir düşünürü daha sert

okumak için tıklayınız

Kurmacanın Kıyıları – Jacques Ranciere

Sosyal bilimlerde kuramların polisiye kurmacalarla bir ilişkisi var mı? Nasıl bir ilişkidir bu? Karl Marx Kapital’de neden komedya yerine tragedyayı tercih etmiştir? Gazete haberlerinde saf gerçekliği mi okuyoruz? Peki “gerçekçi” denen anlatılarda kurmacanın rolü ne? Ya anlatılardaki pencereler nereye açılır? Geleneksel olarak kurmacanın dışında bırakılan insanlar romana ve öyküye nasıl dahil edildiler? Filozof Jacques Rancière

okumak için tıklayınız

Kendini Tutamayan Boşluk – Slavoj Zizek

Günümüzde en ilginç teorik müdahaleler belli başlı alanların içinden değil, açıkça belli bir alana ait olmayan, bu alanlar arasında kalan çatlaklardan doğuyorsa eğer, en dikkat çekici teorisyenlerden biri de Slavoj Zizek olmalı. Ne çişini ne belini tutabilen bu kitabında Zizek’in geliştirdiği fikirler tam da böyle bir iş görüyor: Felsefe, psikanaliz ve siyasal iktisadın eleştirisi arasındaki

okumak için tıklayınız

Öteki Soruşturmalar – Jorge Luis Borges

Peral Bayaz Charum ve Türker Armaner çevirisi, James Woodall’un önsözü, Yazar ve dönem kronolojisiyle, Kitaba dair görsellerle. Öteki Soruşturmalar, Borges’in analitik zekâsı ile sanat beğenisinin kendine özgü zarif üslubunda buluştuğu bir başyapıt. Öteki Soruşturmalar’da Borges, edebiyatın ve felsefenin nicedir gündeminde olan evrensel bir dil kurma ütopyası, intiharın olumlanması, zamanın yadsınması, rüyaların tabiatı, dilsel kurgunun incelikleri

okumak için tıklayınız

Sonsuzluğun Tarihi – Jorge Luis Borges

Sonsuzluğun Tarihi, edebiyatın, felsefenin ve çevirinin kadim sorunlarını Borges bilgeliğinin süzgecinden geçiren, çarpıcı bir anlatı. Sonsuzluğun bir tarihi varsa bile o tarihi yazma çabasının beyhudeliğini en iyi Borges gösterebilir. Sonsuzluğun Tarihi’nde Borges, bu kez ironi yüklü diliyle düşünce dünyasının bildik doğrularını ters yüz ediyor. Nietzsche’ye atfedilen bengi dönüş teorisinin aslında ona ait olmayabileceğini, Binbir Gece

okumak için tıklayınız

Alçaklığın Evrensel Tarihi – Jorge Luis Borges

Borges Alçaklığın Evrensel Tarihi’nde kadim masalları ve gerçek yaşamöykülerini çarpıtarak yeniden anlatırken, insanlığa dair zamanı ve sınırları aşan tespitlerde bulunuyor. Alçaklığın Evrensel Tarihi, Jorge Luis Borges’in 1930’larda Arjantin’de çok satan Critica gazetesinin pazar ekine yazdığı yazıları bir araya getiriyor. Gerçek ile hayalin birleştiği bu yazılarda, Borges kurmacanın olgulardan daha gerçek, daha inanılır olduğunu gösteriyor. Okuru

okumak için tıklayınız

Özgürlüğünü başkasının ellerine vererek yaşamaktan daha sefil bir durum olabilir mi?

Tiran, uyruklarını birbirlerine kırdırarak kulluklaştırır (köleleştirir) ve öyle kişiler tarafından korunur ki, eğer bu kişiler biraz değerli olsalar tiranın bunlardan kendisini koruması gerekecektir. Fakat, yaygın olan şu sözdeki gibi, tiran odunu yarmak için yine odundan çıkardığı yongayı kullanmaktadır. İşte onun muhafızları, mızraklı askerleri, polisleri; bu kişilerin de tirandan acı çektikleri olmaz değil. Fakat Tanrı ve

okumak için tıklayınız

Dostluk’un Kitabı

Dostluk, günlük hayatta çok sık kullandığımız bir kelime. Ama sadece kelime değil, bir değer. Herhangi bir şekilde “dost” kelimesini kullanıyorsak, “dostluk” diyorsak, değerli bir şeyden sözediyoruzdur. Günümüz dünyasında değerinden çok şey kaybetmiş olsa da dostluk, insanın beyaz sayfalarında koruduğu, herhangi bir şekilde kullandığında ona olumlu anlamlar yüklediği bir insanlık değeri. Peki dostluğun felsefesi olur mu?

okumak için tıklayınız

Üniversiteler ve Felsefe, Arthur Schopenhauer

Üniversiteyi kuran felsefe bugün üniversitenin neresinde? Bir zamanlar üniversitenin kapısından neyin içeri alınıp neyin alınmayacağına tek başına karar veren felsefe bugün içeri alınmak için kimlerin kapısında bekliyor? Kendisine zoraki tahsis edilen ve pek kimsenin itibar etmediği izbe köşede felsefe sevdalılarına felsefe adı altında ne sunuluyor? Henüz var olmayan ve hedefine henüz erişmemiş, onun yolunu dahi

okumak için tıklayınız

Düşünce Tarihi 3 / Gerçekçi Düşüncenin Çağdaş Görünümü, Afşar Timuçin

Afşar Timuçin, Düşünce Tarihi 3 / Gerçekçi Düşüncenin Çağdaş Görünümü adlı kitabını 1994 yılında yayımladı. En yakın zamanlar belki de yargılanması en güç zamanlardır, çünkü onda yaşanan yanımızdan bir şeyler vardır. Görmek her zaman belli bir uzaklıktan bakmayı gerektirir. En yeni zamanların görünümü şöyle: İnsanlığın gelişim koşulları çerçevesinde yaşam biraz daha çeşitlenirken düşünce de birbirine

okumak için tıklayınız

Düşünce Tarihi 2 , Gerçekçi Düşüncenin Gelişimi, Afşar Timuçin

Afşar Timuçin, Düşünce Tarihi 2 – Gerçekçi Düşüncenin Gelişimi kitabını 1994 yılında yayımladı. “Yeniçağ bizim için insanın daha da insanlaşma yonulnda çok büyük adımlar atmaya başladığı zamanların adıdır. Bu gelişimi elbette insanlığın uzun sürmüş çabalarınan bir sonucu diye değerlendirmek doğru olur. Bir çağ temel yaşam koşullarının kökten değişimiyle yerini yeni bir çağa bırakırken insanı yeni

okumak için tıklayınız

Evlerde Uyur Uyanık Yalanlar, Botho Strauss

“Botho Strauss, bu kesin en güzel ve cömert kitabında 37 tane kısa, çok azı on sayfayı geçen anlatı parçaları halinde, sürekli şaşırtıcı ve yeni şeyler getiren bir metin çık(ar)mış ortaya. Strauss gerçekten çoğu kimsenin görmediğini görüyor. Daha sonra fazlasını riske ediyor. Olmadık, dehşet verici şeyler giriyor oraya. Ne var ki: Strauss’un, dehşet verici de aynı

okumak için tıklayınız