Kategori: İnceleme

Yevgeni Onegin – Ataol Behramoğlu

Bu yazıyı oluşturmak için, zaten elimin altında bir yerlerde duran “Yevgeni Onegin”in sayfalarını karıştırırken, içimde yine Puşkin hakkında bir şeyler söyleyebilecek olmanın sevincini duydum. Puşkin’le her karşılaşışım, bir zamanlar konuştuğumuz belki çocuk­ça ama saf ve yürekten sözlere bağlılığını yitirmemiş bir ilk gençlik arkadaşıyla uzunca aralardan sonra yeniden karşılaşmalara benziyor… Eskimek bilmiyor Puşkin… Herhangi bir kitabın sayfalarından aynı açık

okumak için tıklayınız

Kafka’da başkaldırı ve boyun eğiş

BAŞKALDIRI VE YAZGIYA BOYUN EĞİŞ Kafka’nın temel yaşantısı, «Babasınm Dünyası» ile olan uyuşmazlığıydı. Bu dünyaya başkaldırmıştı; ama bu tutumu aynı zamanda bir suç, bir uyum yeteneksizliği, o dünyaya girecek güçten yoksun olduğu için bir dışlanmışlık olarak duyumsuyordu. Özü açı­sından küçük burjuvaya özgü nitelik taşıyan bu baş­kaldırı, içerdiği çelişkiyle birlikte «Dava» da aşılması olanaksız bir yoğunlukla biçimlendirilmiştir.

okumak için tıklayınız

Kafka’da çıkış yolu için savaşım

ÇIKIŞ YOLU İÇİN SAVAŞIM Kafka, kendisinden önce kimsenin yapmadığı bi­çimde, yabancılaşmayı en uç noktasına değin betimledi, ama bunun yanı sura da çaresizlik içersinde bir çıkış yolu bulmak için savaştı. Kafka’yı yalnız karanlık, yalnız arayan, yalnız nihilist ve sürekli umutsuz biri diye gören, onun kişiliğini çarpıtmış olur. Kafka geçmişe bakan, içinde yaşadığı zamanı ancak geçmişe, donmuş görüntülerin ve nesnelerin toplamına, anıların yıkıntılarından oluşma

okumak için tıklayınız

Kafka, “Babaya Mektup”unda davacı, avukat ve davalı konumundadır.

Çocukların yetiştirilmesinden söz ettiği mektuplarında Kafka, Swift’in ana ve babaların çocukları yetiştirmede çoğunlukla en uygunsuz kişiler oldukları yolundaki görüşüne katılır. «Aile denen hayvan»dan, aile organizmasından söz ederek, şunları ekler: «İnsanlık içersinde her insanın yeri ya da en azından kendi seçtiği biçimde yıkılıp gitme olanağı vardır; anayla babanın egemenliğindeki ailede ise ancak çok belli kişilerin yeri olabilir; bunlar kesinlikle belirlenmiş istemlere, ayrıca da büyüklerin koyduğu

okumak için tıklayınız

Puşkin’i nasıl anlatmalı? – Ataol Behramoğlu

Yapıtlarının tümünü asıllarından ve birçok kez okuduğum, Türkçede iki kalın cilt tutan anlatı (roman-öykü) türünde yapıtlarını birkaç yıl emek vererek dilimize çevirdiğim, yani üstünde yoğun biçimde kafa yorduğum Aleksandr Puşkin üstüne yazmak bana her zaman güç gelmiştir… Rus edebiyatının herhangi bir baş­ka yazarı üstüne, Gogol, Dostoyevski, Turgenyev, Çehov, Tolstoy vb. konusunda sanki daha kolaylıkla yazılabilirmiş duygusu var içimde… Onların yaşam süreçlerini

okumak için tıklayınız

Ali’nin Ailesi: Ehlibeyt ve İlk Aleviler – Teresa Bernheimer

Ali’nin Ailesi, Muhammed Peygamber’in en yakınlarının, Ehlibeyt’ten doğan soyun izini sürüyor adım adım. Bu hususta belirlenen şecereleri, çıkarılan soyağaçlarını ve yapılan tüm ilmî çalışmaları dikkate alarak titiz bir araştırmayla beraber sorular da koyuyor önümüze. Şecereler sadece soy sınırlarını belirlemek üzere mi çizilmişti? Belirli bir sülalenin çıkarlarını korumaları da isteniyor muydu? Bu sayede İslam kültürü içerisinde

okumak için tıklayınız

Çehov’un Öykücülüğü Üzerine – Erdal Öz

Tam adıyla söyleyeyim: Anton Pavloviç Çehov’la lise son sınıfta tanıştım. Istanbul Hukuk Fakültesi birinci sınıf öğrencisiyken tam bir Çehov tutkunuydum. Türkiye’de ilk Çehov öykülerini, dergilerde, Servet Lünel, Erol Güney ve Oğuz Peltek’in yaptıkları çevirilerle tanımıştım. Dergilerde, özellikle de Varlık dergisinde sık sık bu kişilerin çevirdiği Çehov öyküleri yayımlanıyordu. Sonra kitap olarak Milli Eğitim Bakanlığı’nın (o

okumak için tıklayınız

Türkiye’de Anayasalar – Taha Parla

Parlamenter sistemden uzaklaşarak siyasi gücün tümüyle tek-adamda toplandığı bugünkü gidişatın temeli Taha Parla’ya göre 1982, hatta bazı yönleriyle 1961 Anayasası’nın ve bunlarda yapılmış muhtelif sahte “demokratik” değişikliğin yasama ve yargıyı zayıflatma, “yürütme”nin üstünlüğünü artırma, pekiştirme yönündeki eğiliminde yatmaktadır. Oysa sanılanın aksine “en kötü parlamenter sistem bile en iyi başkanlıktan daha iyidir.”

okumak için tıklayınız

Ekmek Yoksa Abur Cubur Yesinler : Kapitalizm açlığı ve obeziteyi nasıl yarattı?

Fransız Devrimi’nden bir süre önce, Kraliçe Marie Antoinette, halkın yiyecek ekmeği olmadığı söylendiğinde şöyle demişti: “Ekmek yoksa pasta yesinler.” Bugün, Marie Antoinette’in yerini dev gıda şirketleri ve onların etkisi altındaki devletler almış bulunuyor. Dünya nüfusunun dörtte biri “fazla kilolarıyla” savaşırken diğer dörtte biri açlıkla boğuşuyor. Yani dünya nüfusun yarısı kötü besleniyor. Kötü beslenmenin ötesinde zehirleniyor.

okumak için tıklayınız

Gülebilir miyiz Dersin : Tezer Özlü Kitabı

Tezer Özlü Ne Söylüyor? Feryal Saygılıgil ile Beyhan Uygun Aytemiz’in derlediği ve yakın zamanda İletişim Yayınları tarafından basılan“Gülebilir miyiz Dersin?” adlı çalışma, Özlü’nün bu çok yönlü yazınsal dünyasına farklı açılardan odaklanma imkânı veriyor. Edebiyat tek başına dünyayı değiştiremez; ama iyi kurmaca, dünyanın kurum kokulu atmosferine taze hava taşıyıp rotasını gündelik mecburiyetlerin çizdiği buhranlı yaşamda kuytu

okumak için tıklayınız

Şeyh Bedreddin Uzun İnce Bir Yol “Ey gerçeğin yolcusu umudunu kesme!”

BAŞLARKEN Şeyh Bedreddin kimdi? Alim miydi, mutasavvıf mıydı, hain bir isyancı mıydı? Gözü Osmanlı tahtında bir Selçuklu soylusu muydu? Zındık ve mülhit bir sapkın mıydı? Osmanlı Devleti’nde kazasker, ordunun yüksek hâkimi ve devletin şeyhülislamı olarak padişah iradesine isyan etmiş bir hain miydi? 15. yüzyılda, Osmanlılara karşı ilk büyük ekonomik, sosyal, siyasi isyanların nedeni sadece Şeyh

okumak için tıklayınız

Albert Camus ve Edebiyata Yön Veren Kitapları

20. yüzyılda Fransa’ya ve dünya düşünce yaşamına damgasını vurmuş sayılı birkaç aydından biridir Albert Camus. Düşünce dünyamızın, Bertrand Russell, Einstein, Sartre gibi yüceleri yanında, romanları, tiyatro yapıtları, politika yazılarıyla, tutumu, davranışı, yaşamıyla çıkarsız bir aydın örneğini vermiş bir insan olarak özel bir yeri var Albert Camus’un yüzyılımızda. Varoluşçuluk ile ilgilenmiştir ve absürdizm akımının öncülerinden biri

okumak için tıklayınız

Albert Camus ve Başkaldırma Edebiyatı “Başkaldırıyorum, o halde varız.”

“Başkaldırıyorum, o halde varız.” “Hepimiz kendi içimizde kendi hapishanelerimizi, cinayetlerimizi, kendi yıkıcılığımızı taşıyoruz. Ama bunları dünyaya salmak bizim ödevimiz değildir. Bizim ödevimiz onlarla hem kendi içimizde hem de başkalarında savaşmaktır.” Albert Camus

okumak için tıklayınız

Foucault – Öznenin Yitiminden Yeniden Doğuşuna – Eric Paras

“Bu kitabın amacı, uygulama tarihi olarak yürütülen bir düşünsel tarih sunmaktır: Başka bir ifadeyle yöntemleri, gereçleri, kavramları ve retorik yöntemlerini tahlil ederek, yani felsefi pratiğini analize tabi tutarak, Foucault’nun öznellik anlayışının geçirdiği şaşırtıcı evrimi çözümlemektir. Görüleceği üzere bu amacın taşıdığı zorluk, Foucault’nun düşünsel serüveninin hiçbir zaman aynı yerde durmayan bir pratiğe sahip olmasından; alay edercesine,

okumak için tıklayınız

Eski Çağ ve Orta Çağ’da Kütüphaneler

Coğrafyacı Strabon’a göre kitapları düzenli bir biçimde biriktiren ve Mısır krallarına bir kütüphanenin nasıl oluşturulması gerektiği söyleyen ilk kişi Aristo’dur. Atina’da İ.Ö. 5 ve 4.yy.larda genel kütüphaneler yokken bazı özel kolleksiyonlar yada felsefe okullarının kitaplıkları vardı. Kü­çük birer salon görünümündeki bu mekanlarda genellikle kurucusunun ya da onun yandaşlarının eserleri bulunmakta böylece öğretilerinin sürekliliği sağlanmaya çalışılmaktaydı.

okumak için tıklayınız

İlk Eserinden Günümüze: Dostoyevski Eleştirisinin Tarihsel Seyri – Rene Wellek

Bir yazarın okurları üstündeki etkisi, çeşitli başlıklar altında incelenebilir: (1) yazarın edindiği ün (efsaneleşerek gerçeklikle cılız bir bağı kalması, ihtimal dahilindedir), (2) karakteristik özelliklerini tanımlayıp bunların değer ve önemini tartışmaya niyetlenen eleştiri, (3) öbür yazarlar üstündeki etkisi, (4) yaşamı ile yapıtlarını nesnelce aydınlatmayı hedefleyen sabırlı akademik çalışma.

okumak için tıklayınız

Soğuk Savaşın Son Cephesinde Castro’yu Öldüremediler – Sabri Kuşkonmaz

Küba Devrimi sonrası, ABD bütün dünyanın gözü önünde devrimin lideri Fidel Castro’yu ortadan kaldırmak istemiştir. “Fidel Castro’yu Öldürmenin 634 Yolu” adlı kitap, devrimin ilk günlerinden iki binli yıllara kadar yapılan sayısız öldürme ve sabotaj girişimini oldukça “eğlenceli” bir dille işliyor. Kitabın yazarı Fabian Escalante, Küba Devrimi’ne katılmış ve devrim sonrasında karşı casusluk örgütü işlevine sahip

okumak için tıklayınız

Bilim dediğimiz şey aslında içimizdeki üç yaş çocuğu sayesinde vardır.

Muhteşem Beyin ve Hakimiyet Alanı Gözlerimizi hayata ilk açtığımız andan itibaren merak ve bilme arzumuz oluşmaya başlar, üç yaş itibariyle bu merak zirveye ulaşır. Dokunuruz, bakarız, koklarız, duyarız, tadarız ve nihayet sorarız. Doğru cevapları bilen kişilerden veya kendimiz deneyimleyerek öğrenmeye çalışırız. Bilim dediğimiz şey aslında içimizdeki üç yaş çocuğu sayesinde vardır. Çünkü bilim insanları, içindeki

okumak için tıklayınız

İnsan Beyninin Gizemi : Travma, Delilik ve İyileşme Hikayeleriyle Bir Beyin Araştırmaları Tarihi

“Beni bu hikayelere çeken, kahramanların sıradan insanlar olmasıydı. Yani bu çığır açan gelişmelerin Broca, Darwin ya da Newton’un eşsiz beyinlerinden değil, sizin benim gibi, her hafta sokakta yanından geçtiğimiz binlerce yabancı gibi sıradan insanların beyinlerinden çıkmış olmasıydı. Onların hikayeleri, beynin yapabilecekleri konusundaki fikirlerimizi genişletiyor ve bize zihnin bir bölümü kapandığı zaman yeni, beklenmedik ve hatta

okumak için tıklayınız

Murat Belge’den ‘Step ve Bozkır’

Step ve Bozkır, Rusça ve Türkçe roman geleneğinin kuruluşlarında yer alan edebî eserlerin eleştirel bir değerlendirmesini sunarak Batılılaşma karşısında alınan tavırları, bunun etrafında kümelenen sorunları ve bütün bu çerçevenin roman geleneklerini nasıl etkilediğini araştırıyor. Dostoyevski’den Reşat Nuri’ye, Gonçarov’dan Tanpınar’a uzanan zengin bir tartışma çerçevesi çiziyor.

okumak için tıklayınız