Kategori: Makaleler

Bana bir hikâye anlat! – Faiz Cebiroğlu

Herkesin anlatmak istediği bir hikâyesi vardır. Herkes, bulunduğu ve yaşadığı durumlara ilişkin hikâyesini anlatmak ister. Çocukların da hikâyesi vardır. Çocuklar da hikâyelerini anlatmak ister. Çocuklar da, hikâyeleri sever. Çocuklar da, hikâye anlatmayı çok sever. Çocukların düş gücü harekete, çalışmaya başlar başlamaz, heyecan dolu bir dünyaya girerler. Çocukların bu hayal dünyalarında her şey vardır. Çocukların bu

okumak için tıklayınız

Evrimi Yeniden Düşünmek – Nuriye Bilici

Darwin?in evrim kuramı neden hep zor anlaşılmıştır? Sorun, kuramın mantıksal karmaşıklığından kaynaklanmaz, çünkü doğal seçilimin temelinde kısaca şu şekilde özetlenebilecek bir basitlik vardır: Organizmalar değişir ve değişiklikler kalıtımla yavrulara aktarılır; Organizmalar hayatta kalabilecek olandan daha fazla yavru yapar; Ortalama olarak, çevre koşullarına uyabilecek olan yavrular hayatta kalır ve ürer. Böylece yararlı değişiklikler doğal seçilim yoluyla

okumak için tıklayınız

Egemenliğin Çıplaklığı – Önder Özden

Homo Sacer serisinin ikinci cildi ? henüz Türkçe ?ye kazandırılmamış ? olan The Kingdom and The Glory?ye, Giorgio Agamben, şu savla başlar: birbiriyle işlevsel olarak bağlı olan iki politik paradigma, politik teoloji ve ekonomik teoloji, Hıristiyan Teolojisinin ürünüdür ve oradan devşirilmiştir. Politik teoloji aşkın egemen iktidarı tek bir Tanrı?da cisimleştirirken; ilahi ve dünyevi hayatın içkin

okumak için tıklayınız

İğneyle Kuyu Kazanların Hikâyesi – Uğur Demirhanlı

Her hayatın anlatmaya ve okumaya/dinlemeye değer bir hikâyesi vardır. Bu açıdan, hayat hikâyelerimizin paylaşılamadan maziye karışması gerçek bir kayıp olarak değerlendirilebilir. Hayat hikâyelerimiz büyük çoğunlukla aile çevresi, eş dost arasında ve sözel olarak kalır ve buna bağlı olarak da anı/biyografi/otobiyografi türündeki kitaplar ülkemizde yeterince yaygın değildir. Son yıllarda popüler olan yeni yetme popçu Justin Bieber?ın

okumak için tıklayınız

Diyalektik ve Ontoloji ile Politika – Bora Erdağı

Çağımızın gündelik siyasetinin iki kadim günah keçisi var. Biri diyalektik, diğeri ontoloji. Diyalektik ve ontolojinin günah keçisi ilan edilmesinin birkaç önemli gerekçesini burada sayabiliriz. İlkin 19. yüzyılın sonundan itibaren felsefi düşüncenin önce bilim sonra da teknoloji ve piyasa karşısında tutunamaması nedeniyle felsefi düşüncenin büyük öğretiler şeklinde tezahürü bütün çabalara rağmen akamete uğramıştır. Yine Sovyet Marksizminin

okumak için tıklayınız

Tersine Pharmakos – Melike Uzun

Terry Eagleton ?Thomas Mann?in Kirpisi? makalesinde Antik çağ Yunanistan?ındaki günah keçisi (pharmakos) geleneğinden söz eder. Yıl boyunca biriken kirlilikten kurtulmak için seçilen iki kişidir günah keçisi. Thargelia şenliğinde bu kişiler kentin sokaklarında teşhir edilir, üreme organlarına vurulur ve öldürülür. Pharmakos sembolik düzeyde topluluğun suçunu yüklenir ve bu şekilde arınmayı sağlar. Günah keçileri toplumsal hiyerarşinin en

okumak için tıklayınız

Gözlerimizin Vicdanı Dile Gelirse – Murat Balköse

Richard Sennett?i tanımadan çok önceleri, içinde yaşadığım büyük Türkiye kentlerini çarpık ve itici buluyordum. Yanaşık düzen dikilmiş tek sıra apartmanlar, çarpık sokaklar, biz insanların yaşamlarını kısıtlayan unsurlardı. Kentte soluk alamıyor, görsel anlamda boğuluyorduk. Bu yapılar neleri gözeterek yapılmışlardı. Peki bu yüksek apartmanlarda kimler yaşıyorlardı? Bu insanlar şu anda neler yapıyorlar ve ne düşünüyorlardı? Beraber aynı

okumak için tıklayınız

En İyi Yüreğiyle Görebilir İnsan – Iraz Toros Suman

Yetişkinler için bir çocuğu anlıyormuş gibi görünme kılavuzu, Madde 1: Çok akıllı demeniz yeterli, bu çocuğun yanındaki yetişkinin kalbini fethedecektir. Çocuğu kendince himaye eden yetişkin sizin çocuğu anladığınıza ikna olduysa gerisinin bir önemi yok, çocuğun ne hissettiği çok da önemli değil, zira anlatamayacak ne hissettiğini, yani sizi asla yalanlayamaz, bal gibi de anlamıyorsun beni diyemez.

okumak için tıklayınız

Bir Zamanlar Küçük Kara Balık – Funda Demir

Kendisi 28 yaşındayken Aras nehirinde (şüpheli bir biçimde) boğulmuş olarak bulunan İran’lı yazar Samed Behrengi’nin 12 Eylül’de ülkemizde de yasaklanan kitabı Küçük Kara Balık, yaşadığı ırmağın sonunda ne olduğunu merak eden ve çevresindeki bütün baskılara rağmen denize ulaşma çabası gösteren küçücük bir balığın öyküsü. Yaşlı ve bilge bir balığın, binlerce torununa anlattığı hikayeyle başlıyor kitabımız.

okumak için tıklayınız

Poulantzas’ı Yeniden Okumak – Ebubekir Aykut

Nicos Poulantzas, kapitalist devlet ve siyaset teorisi denince akla gelen birkaç Marksist düşünürden birisidir. Onun yazıları hukuk, hegemonya, bürokrasi, toplumsal sınıflar, emperyalizm, faşizm, demokrasi, sosyalizme geçiş ve Marksist teori gibi alanları kapsar. Poulantzas?ın teorik serüveni Sartrecı bir varoluşçuluk ile başlar, Althusserci yapısalcılığın etkisi ile devam eder. Son dönemde ise Foucault ile iki tarafın da açıkça

okumak için tıklayınız

Özgürlüğün Hikayesi – Zeynep Ceren Eren

Ben Kimsenin Oğlu Değilim. Ben Kendi Başına Bir Çocuğum. Kendi Kendimin Sahibiyim. Böyle diyor Fedor Amca, niye tek başına olduğunu soran Postacı Peçkin?e. Çünkü Postacı Peçkin tedirgin, sürekli sorup duruyor: bir oğlan çocuğu nasıl olur da tek başına yaşar? Kedi Miço, Köpek Topaç?la köy yerinde bir evi nasıl paylaşır? Nasıl olur da başında ona ne

okumak için tıklayınız

Bir Dolapiçi Dostu: Kumkurdu – Melisa Unat

4-5 yaşlarındayken dolaptan çıkarmadığım ama en kıymetlim olan dostum Tilki vardı. Normal bir oyuncak gibi ortalıkta durmazdı. Daha çok hayali bir arkadaş gibiydi. Hayal meyal hatırladığım şey dolabın kapağını açıp aceleyle bir şeyler anlatıp kapattığımdı. Belki dostum Tilki?nin anısıyla elime aldığım an kıymetlilerim arasına gireceğini bildim ben Kumkurdu?nun. O gün başladı dostluğumuz. Daha doğrusu ben

okumak için tıklayınız

Kardeşimin Hikâyesi adlı romana dair – Hüseyin Bul

Yoldan geçen birini durdurup, gelin size ilginç hikâyeler anlatacağım deseniz neyle karşılaşırsınız? Muhtemelen ya size aldırmayacaktır, ya da ne tuhaf insan diyebilir, deli midir nedir de diyebilir. Ama bir vesileyle sizinle yolları kesişmiş biriyle, çay içerken ya da bir şeyler içerken ya da yerken konu konuyu açıp ilginç hikâyeler anlatmaya kalkarsanız, size ne garip bir

okumak için tıklayınız

Salkım Saçak Keldağ adlı öykü kitabına dair – Adil Okay

Son zamanlarda masamın üzerinde okumak için sıraya koyduğum kitaplar arasında ?öykü? yoktu. Müslüm Kabadayı?nın ?Salkım Saçak Keldağ? adlı öykü kitabının elime geçmesiyle bu eksikliğin farkına vardım. Hemşehirlim Müslüm Kabadayı, kitabını bana imzalarken ?Sevgili Adil Okay?a, kentimiz Antakya?da buluşmanın sevinciyle.? diye not düşmüş. Elbette o sevinç ortaktı. Araştırmacı ? yazar olarak bildiğimiz Kabadayı?nın karşımıza bir öykücü

okumak için tıklayınız

Değerler? – Faiz Cebiroğlu

Değerlerden bahsediyoruz. Olumlu değerlerden söz ediyoruz. Bizleri ileri, daha ileri götüren değerlerden söz ediyoruz. Pedagojimizin olmazsa olmaz yönü budur ve bu olmalıdır: Değerlerdir. Pozitif değerlerdir. Biliniyor, toplumsal yaşam karmaşık ve çok yönlüdür. Değerler de, toplumsal yaşamın değişik cephelerinde kendini gösteriyor. Bu cephelerde anlam ve önem kazanıyor?

okumak için tıklayınız

Büyümeyi Kabul Etmeyen Çocuklar İçin – Gülşah Elikbank

Fantastik edebiyata olan ilgimi Tolkien ve Ursula Le Guin?den sonra perçinleyen isim Neil Gaiman?dır. Efsane Sandman serisinin yaratıcısı, Amerikan Tanrıları?nın, Mezarlık Kitabı?nın, Yıldız Tozu?nun ve en son Anansi Çocukları?nın yazarı olan Neil Gaiman. ?Bilge kişiler ne zaman susacaklarını bilirler. Sadece ahmaklar bildikleri her şeyi başkalarına anlatırlar.? diyen Gaiman, az sözle çok katmanlı bir dünyayı anlatmayı

okumak için tıklayınız

Çocuklar Gökseldirler – Fadime Uslu

Thomas Mann, Mario ile Sihirbaz öyküsünde ?çocuklar?ın üzerinden bireysel kimliği inşa eden pek çok şeyi bir elbise gibi çıkarıp atar. ?Çocuklar? der sadece. Ne isimleri, ne yaşları, ne cinsiyetleri, ne de kaç kişi oldukları bellidir. Oysa, olay örgüsü boyunca ana babasının peşinde, tatil yöresinde sürekli bir yerlere sürüklenirler. Öyküyü anlatan baba çocuklarını pek çok kez

okumak için tıklayınız

Çocuk Gözüyle Diktatörlük – Şenay Eroğlu Aksoy

Alejandro Zambra?nın Türkçe?deki ikinci kitabı ?Eve Dönmenin Yolları? Latin Amerika Edebiyatı?nın yenilikçi örneklerinden. 1975 Şili doğumlu yazar derinlikli gözlem gücüne dayalı aforizmalar ve duru bir anlatımla kuruyor romanını. Zambra?nın kalemindeki şaşırtıcı yanlardan biri, çoğu yetişkinin kaybetmiş olduğu çocuk bakışını, yenilikçi bir tutumla romanına sindirmiş olması. İnsanoğlunun, izlerini geriye kalan yaşamı boyunca yakıcı bir şekilde taşıdığı

okumak için tıklayınız

Çocukların Dönüşü* – Meltem Gürle

Geçtiğimiz Mayıs ayında, Bir+Bir dergisinde ?Orhan Kemal’in çocukları: Yoksulluk lekesi? adlı çok güzel bir inceleme vardı. Nurdan Gürbilek bu yazısında, Türk romanında ?zavallı çocuk? hikayelerini konu alıyor ve bir dönemin sınıfsal meselelerinin çocuk karakterler üzerinden açıldığına dikkatimizi çekiyordu. Orhan Kemal ile Kemalettin Tuğcu?nun roman kişilerini karşılaştırarak okuyan Gürbilek, bu yazıda her zamanki isabetli tespitlerinden birini

okumak için tıklayınız

Aksesuvar olarak Çocuk – A. Ömer Türkeş

Dünyanın ilk çocuk bayramı kutlamakla övünen bir millet olmakla birlikte, çocukların bakımı, büyütülmesi, eğitimi, iş yerlerinde maruz kaldıkları sömürü konularında yapılanların yetersizliği ortada. Bu yetersizlik ilk romanlardan başlayarak edebiyatı da kapsıyor. Tanzimattan Cumhuriyete Çocuklara yönelik ilk yayınlar Tanzimat döneminde, Osmanlı aydınlanmasının önemli isimlerinden Şinasi?nin La Fontaine çevirileriyle başlamış. Şinasi?nin ?Tercüme-i Manzume?(1859) kitabında yer alan ilk

okumak için tıklayınız