Kategori: Makaleler

Absürt edebiyat: Kimin gerçekliği? – Melih Levi

Yaşamın absürtlüğü karşısında hayata farklı anlamlar yükler, kendimizi farklı gerçeklere inandırır, yarattığımız bu gerçekliğin içerisinde yüzüp dururuz. Bizimkisiyle çelişen bir gerçeklikle karşı karşıya kaldığımızda da aynı Poprişçev gibi üşür ve afalla. Franz Kafka, Nikolay Gogol, Daniil Kharms, Kurt Vonnegut, Patrick Süskind, Albert Camus, Samuel Beckett… Çoğumuzun en azından ismen tanıdığı bu yazarların ortak özelliği, absürt

okumak için tıklayınız

“Abi Bu Bizi Anlati!” – Müslüm Üzülmez

Gezmeyi sever, hele Diyarbakır ve Ergani‘ye gitmeye bayılırım. Bu yıl ilki Mayıs ayında, ikincisi de Eylül ve Ekim ayları arasında olmak üzere Diyarbakır ve Ergani‘ye iki gezim oldu. Bu gezilerimde genellikle akrabalarımı, arkadaşlarımı ziyaret ettim, onlarla buluşup sohbetler ettim, hatırlarını sorup dertleştim. Bol bol güzel yemekler yedim. Son gezimde bazı işlerim nedeniyle çoğunlukla Ergani’de kaldım.

okumak için tıklayınız

?Ya Yaşar Kemal Olmasaydı?? – Mehmet Özçataloğlu

Edebiyatımızda Yaşar Kemal?in olmadığını düşündünüz mü hiç? Nasıl olurdu acaba Yaşar Kemal?siz bir Türkiye edebiyatı? ?İnce Memed? hiç yazılmamış olsaydı! ?Bir Ada Hikâyesi? dörtlemesi, ?Ağrı Dağı? Efsanesi?, ?Yılanı Öldürseler? ve daha niceleri. Bu kitapları okuyamamış olsaydık yine aynı derecede keyif alır mıydık edebiyattan? Sanırım almazdık Yaşar Kemal ve onun gibi yazanlar olmasaydı. Batı romanına öykünen

okumak için tıklayınız

“Türk Romanında Tarihin Gerçeklik Boyutu” ya da Türk Romanında Tarihselliğe Yaklaşım Türleri – Hikmet Temel Akarsu

Roman nedir; ne değildir? Roman sanatı nedir? Ne değildir? Böylesi bir sualin verilebilecek biricik, kapsayıcı ve net bir yanıtı olamaz. Fakat neyin roman olmadığını söyleyebilmek için her zaman sarih görüşlerimiz vardır. Roman sanatının başlangıç ve yükseliş yıllarındaki empresyonist anlatı onun, gerçeği gözler önüne tanrısal bir bilgelikle seren ?adaletli?(!) bir edebi form olarak algılanmasına yol açmış

okumak için tıklayınız

Şair dediğin, yaramaz çocuk! – Dağhan Dönmez

Doğu kentlerinin kum rengi hükümranlığından, İstanbul?a dönmüştüm. Griyi özlemiştim; grinin o menevişli halini? İstiklal Caddesi; insan kalabalığı, tramvay çanları ve dükkanlardan yükselen melodileri ile bir yanardağ ağzı gibi içine almıştı beni. Köşe başında, kucak dolusu kitapla bağıran bir adam gördüm. ?Şiirlerimi okumak ister misiniz?? diye soruyordu. Oysa aynı kaldırımlara, henüz iki ay öncesinde kan sıçramıştı.

okumak için tıklayınız

Büyük senaristlere sinema dramaturjisi nasihatleri: malumunuz ödülün manevi değeri üzerine notlar, (dramatik çatışma: 4) – Zahit Atam

Yol filminde en kritik an nedir? Seyit Ali söyler zaten: ?benim aklım bana karşı.? Tepenin Ardı filminde adam o kavak fidanlarını parçalamasa, dedede bana bir şey olursa o kavaklar senin demese, dramatik çatışma eksik kalırdı, her birisi için benzeri şeyler söylenebilir, aynı adam gidip oğluna da ?çıkışınca?, ?sen kendine bak? yanıtını niye alıyor acaba? Cannes?da

okumak için tıklayınız

Linç Kampanyasına Yanıt: Eylem Eyleyenle Anlam Bulur? (Ek:3) – Zahit Atam

LİNÇ KAMPANYASINA YANIT: DRAMATİK ÇATIŞMA OLMADAN OLUR MU? Yeryüzüne kötülüğü, hastalığı ve cinneti indiren ben Şeytan, bunu size öğretiyorum. Bu sahte kahramanların yüzlerinden maskeleri indirmek vazifesi bana düşüyor: Onların içyüzünü hepinizden iyi ben bilirim. (Tekrar cebinden topacını çıkardı. Bütün kuvvetiyle masanın üzerinde çevirmeye başladı. O dönerken gözleri bir deli neşesiyle parlıyordu.) Bak, bak! nasıl da

okumak için tıklayınız

Yaratılışçılara Cevaplar – Okan Yolcu

Evrim teorisine 150 yıldır çeşitli yönlerden saldırılar olmasına rağmen bugüne kadar teoriyi yanlışlayan bir tane bile bilimsel makale yazılmamıştır. Gerici ideolojinin bir aleti olarak kullanılan evrim karşıtlığı defalarca cevaplanmış sorularını neredeyse hiç değiştirmeden tekrar tekrar soruyor. Alttaki iddialar evrim karşıtlarının klasik söylemleridir.

okumak için tıklayınız

Zahit Atam: Linç Kampanyasına Yanıt, İtirazın Diyalektiği (Ek: 2)

Senaryodan çatışmayı kovmak mümkün müdür? FAZİLET?e dair: (Eleştiri de tavırlar üzerine notlar) -Neden bahsedeyim? Önümde bir yığın dokunulmamış mevzu var. Hiçbirine yaklaşmaya cesaretim yok. Bir bakımdan didik didik olmuş, tutulur yeri kalmamış; bir bakımdan her biri Betul (erkekten uzak duran kadın- ZA) gibi bakir duruyor: İşte dil bahsi, tercüme bahsi, işte nesrimiz, şiirimiz, hikâyemiz, romanımız;

okumak için tıklayınız

İnsanlığın Ortak Kahramanlarının Yazılı Belgeseli – Bedriye Korkankorkmaz

Cinayetlerin sınıfsal çıkar mimarları tek tek deşifre edilmeden, gelişen bu tür tarihsel olayların, insan gelişmesinde ne tür eğilimlere yansıdığı derinlemesine araştırılmadan, Vecihi Timuroğlu?nun yazdığı “İnançları Uğruna Öldürülenler”in insanlık tarihindeki haklı yerinin de anlaşılamayacağını düşünüyorum. Tarihçiler salt kendisine verilmiş belgelerle, yazıtlara dayanarak tarihsel bir olayın gelişimini tümünü yansıtamazlar; çünkü tarih; tarih felsefesiyle bilimsel bir değer kazanıyor.

okumak için tıklayınız

Zahit Atam’a Linç Kampanyasına Yanıt (Ek: 1)

(Önceki yazıyı görmek için tıklayınız) SOL LİBERALLER NASIL ?DÜŞÜNCE SUÇLUSU? YARATIR? Senaryodan çatışmayı kovmak mümkün müdür? Ekler: Dramaturji dersleri (isteyen okusun, âlimlere duyurulur, halk dilinden anlatıyorum) Arthur Schopenhauer/ Okumaya ve Okumuşlara Dair adlı kitabından ?Ateşli hayal gücü öteden beri hep mektep kaçağıdır. Ah bu kadar çok okuyabilmek için ne kadar az düşünmek zorunda kalmış olmalılar!

okumak için tıklayınız

Zahit Atam’a Yapılan Linç Kampanyasına Yanıt: Sol Liberaller Nasıl “Düşünce Suçlusu” Yaratır

Ben ödüllerden önce facebook sayfasından, senaryoda dramatik çatışma yok yazdım, ödüller açıklanmadan önce, ama onlar hem en iyi senaryo ödülü aldılar hem de yanıt olarak, senaryoyu yazarken dramatik çatışma olmamasına özen gösterdik diye ödül konuşması yaptılar. Lütfen oturun Bresson’un Para filmini seyredin ve düşünün başlangıçta hiç hesap edilmeyen bazı şeylerin nasıl dönüştüğü üzerine tefekkür iyi

okumak için tıklayınız

Katliam yaraları – A. Ömer Türkeş

Geçmişle hesaplaşma anlayışının iyi bir örneği olan Kayıp Gergedanlar, etkileyici bir roman… Cem Kalender?in edebiyat yaşantısı 2009 yılında yayımlanan Klan ile başlamış, ikinci romanı Zamanın Unutkan Koynunda (2011) ile iyi bir çıkış yakalamıştı. Her iki romanında da kendi dilini ve anlatım dünyasını kurma çabası takdire değerdi. Gerçekle gerçeküstünün zengin metaforlarla içiçe geçtiği Kayıp Gergedanlar?da bu

okumak için tıklayınız

Amazon: Bütün sektörü dijitalleştirmek ve küresel entegrasyon – Zeynep Heyzen Ateş

İmzaladığım anlaşmalar gereği söylememem gereken şeyleri söylememeye özen göstererek, bizleri (Türkiye?nin önünde daha uzun bir yol var, burada biz?den kasıt batı) ne gibi gelişmelerin beklediğini anlatmaya çalışacağım. Alt metinlere üst metinlere bakarak devam etmenizi önermekten fazlası gelmiyor elimden. Uzun bir giriş olacak ama kimlerin nelere yatırım yaptığını bilmek istiyorsanız yanıtların bir kısmı o satırlarda.

okumak için tıklayınız

?Sıra bize de gelecek mi?? Levent Cantek

Halbritter, ?Bir Dönemi Çizgilerle Hatırlamak? alt başlığını seçmiş, Kavgam?dan alıntılar yaparak, kendisinin de bizzat yaşadığı Hitler dönemini resmetmiş demek daha doğru. Hitler?in Kavgam kitabı, geçen yüzyılın en çok satan kitaplarından biri. Pek çok dilde halen yayını yasak olan kitap anti-semitizmin sembollerinden biri kabul ediliyor. Kitabın ismi dahi kolektif hafızada kapsamlı bir yer tutuyor ve siyasetten

okumak için tıklayınız

Öğrenim ve öğrenimin odak noktaları(*) – Faiz Cebiroğlu

Çocuk gelişiminde, üzerinde önemle durduğumuz konu, öğrenim planları ve bu plan çerçevesindeki öğrenimin temel odak noktalarıdır. Evrimsel bir süreç içerisinde oluşan bilgi, beceri gibi değişimler, çocuğun bireysel, sosyal ve tüm alanlardaki gelişimin bir niteliksel ifadesi oluyor. Bu niteliksel ifadeler, gelişim sürecinde, eylemsel yetkeli süreçte şekilleniyor. Öğrenim ve öğrenimin odak noktaları burada, bu süreçte anlam kazanıyor.

okumak için tıklayınız

Gezi?de bugünün teorisini anlamak – Sarphan Uzunoğlu

Türkiye?de Gezi?ye dair elle tutulur siyasi tespit yapmak şu an hayati bir gereklilik halini almış durumda ve bu gereklilik halinden kaçmak hiçbir şartta mümkün gözükmüyor. Direniş mi, isyan mı, ayaklanma mı, hareketlenme mi? Gezi kitabı kavramının size korkutucu geldiğini tahmin etmek zor değil. Çoğu aslında birer ?kolaj? çalışması olan, parlak renklerin arasında ?parlak çocukların parlak

okumak için tıklayınız

Paris’i en iyi anlatan on roman

1. Goriot Baba (Le Père Goriot), Honoré de Balzac Balzac?ın çok ciltli İnsanlık Komedyası?nın Lost Illusions?la birlikte en sevdiğim parçalardan biridir bu. Balzac, dışarlıklı hırslı bir safdilin bakış açısıyla acımasız bir eşitsizliğin başkenti olarak tasvir eder Restorasyon Paris?ini. Sadece kötücülün ve manipülatif yozlaşmanın muzaffer olduğu bir başkenttir bu. Baştan çıkarma, aşk ve yetenek, başarının kaypak

okumak için tıklayınız

Sinema Kuramları Üzerine – Ulaş Başar Gezgin

Türkiye?de sinema eleştirisinin cılız kalmasında, sinema kuramları üstüne özgün üretimlerin az sayıda olmasının etkili olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Sinema kuramı kitaplarının çoğu, çeviri ve bunlar, kuram klasiklerinin çok küçük bir bölümünü oluşturuyor. Sinemanın dışarıdan gelmesi gibi, kuram da dışarıdan geliyor. Sinemacılık, bu topraklarda yavaş yavaş yeşerirken, her zaman kuramlara dönüp bakmaya gereksinim duyacak; çünkü kuram, sinemanın

okumak için tıklayınız

Devlet-Sivil Toplum Dikotomisi – Onur Kartal

Mark Neocleous, ilk kez 1996?da yayınlanan ve NotaBene Yayınları tarafından bu yıl Türkçeye çevrilen Sivil Toplumu Yönetmek adlı çalışmasında, siyaset kuramı için hala güncelliğini koruyan, kendi siyasal gerçekliğimizdeyse oldukça can alıcı bir yerde duran devlet ve sivil toplum ilişkisine odaklanıyor. Bunu yaparken Hegel?den Marx?a, Lenin?den Gramsci?ye ve nihayet Althusser?den Foucault?ya doğru uzunca bir hat çiziyor.

okumak için tıklayınız