Kategori: Makaleler

Yetişkinlerin Ulaşamayacağı Yerde Saklayınız – Doğuş Sarpkaya

Edebiyatta çocuk karakterler deyince aklımıza hemen çocuk kitapları ve onların efsane isimleri gelir: Alice, Küçük Prens, Küçük Kara Balık, Fedor Amca? Sıradan hayatı parçalamayı göze alan bu çocukların hepsi varolan dünyanın dışına taştıkları için çocukluk kahramanlarımız olmuşlardır. Büyüdüğümüzde ise yavaş yavaş uzaklaşırız onlardan. Okul, iş, kredi kartı borcu, buzdolabı taksiti derken kendi çocukluğumuzla savaştığımızı anlamayız

okumak için tıklayınız

Araf?ın İşgali – Özcan Özen

Tanrı demokrat değildir ve tatile çıkmaz. Oysa biz ölümlülerin her ikisine de ihtiyacı var. Tanrı ve makamı, kısaca tanrısal olar her şey tanım gereği demokratik olamaz. Demokrasi, Tanrı ve onunla ilişkisi olan, yani onun seçtikleri insanların değil arta kalanların, Demos?un ihtiyacı ve talebidir. Ama bu, Tanrı ve doğuştan (Allah vergisi) ayrıcalık sahibi olanlar ile Demos

okumak için tıklayınız

Exile, İltica ve Yirmi Beşinci Saat* – Adil Okay

?umutların tükendiği yerde / yeni hayatlar / dünyalar üstümüze yağar / telefonda dil dolaşırdı / zorlama ?merhaba?larla / dudağın ucuyla ?nasılsın?lar / öpmeden ?öptüm?ün yapaylığı / açtıkça açardı arayı / geç bunları / geçtim / peki ben kime beddua edeyim.? Exile: Sürgün, iltica, mülteci. Yani her daim ölüme komşuluk hali? Sürgündaşım Temel Demirer?in ifadesiyle: ?Ölüm;

okumak için tıklayınız

Darwin ve Sonrası / Evrime diyalektik bakış… – Okan Yolcu

Charles Darwin?in ?Türlerin Kökeni? adlı yapıtını bilim dünyasına sunmasından bu yana 154 yıl geçti. Geçen bu zaman zarfında evrim teorisi genetik ,jeoloji vb. diğer bilimlerin yardımıyla tartışmasız bir hal aldı. Bugün sadece teorinin mekanizmaları tartışılmaktadır. Darwin ve Sonrası kitabı da evrim mekanizmalarını konu almaktadır. Evrim teorisi genel olarak Darwinci tedricen(yavaş) olarak bilinmektedir. Oysa Stephen Jay

okumak için tıklayınız

Parada: Uykudan Sıçratıp Uyandıran Öyküler – Şükrü Keleş

Juan Manuel Parada, toplumsal zemin üzerine oturan öykülerinde rüyalara ve yerel mitlere yer veren Venezuellalı yazarlardan biri. Chavez Kuşağı?nın temsilcilerinden sayılan yazarın öykülerinde Borges ve Marquez?den bildiğimiz büyülü gerçekçiliğin izini sürmek mümkün. Parada, toplumcu anlatılara yaslanan öykülerinde kendi özgün sesinin peşine düşmesiyle ayrıcalıklı bir konumu hak ediyor. Yazarın Venezuella edebiyatından dilimize çevrilen ilk kitabı olan

okumak için tıklayınız

Karşılaşacaklarınızdan siz sorumlusunuz – Erk Acarer

Ali Deniz Uslu, Girdap Balıkçısı?yla, zamanın, alışkanlıkların, insan ruhunun ve hayatın üzerine ince çentikler atıyor. Girdap Balıkçısı, deneme tarzında yazılan bir kitap olsa da aynı zamanda, şiir, roman, hikâye ve masal tadı bırakıyor okuyucuda. Kişisel ruh halinin sosyal bir algılama biçimine dönüştüğü satırlar zihinde düşündürücü ve etkisi büyük hareler açıyor. Uslu, kalemini okuyucunun gözüne gözüne

okumak için tıklayınız

Sınırları Zorlayan Öyküler – Başak Baysallı

Sinema alanında kısa film çalışmalarıyla tanınan Deniz Tarsus?un ?Ayrıkotu? adlı öykü kitabı eylül ayında Can Yayınları tarafından yayımlandı. Kitap, ?Ayrıkotu? ve ?Öç? adlı iki bölümden oluşuyor. Öykülerin temelinde var olan doğa-insan çatışması farklı bir dünyada, zor bir atmosferde okurun karşısına çıkıyor. Sanatçı, sinemada yaptığı gibi öykülerinde de kurduğu dünyada yaşayanların hikâyesini anlatıyor. Okur ise doğanın

okumak için tıklayınız

Barikatın Kitabı – Pınar Civan

?Günümüzde artık barikat kurmuyoruz, isyan etmek için bir yerlerde kamp kuruyoruz, sistemi bloke ediyoruz? diyor Eric Hazan, Libération gazetesine yeni kitabını tanıtmak için verdiği röportajda. Haziran?dan bu yana herkes Gezi?yi konuşur, birbirine direniş hikayeleri ve barikat hatıraları anlatırken, barikatların doğduğu ülkede Fransa?da ?barikatın kitabı? çıktı. Kitabın yazarı Eric Hazan 1936?da Paris?te doğuyor,

okumak için tıklayınız

Sanat Muhafazakar Olamaz mı? – Şamil Yılmaz

Sanat ve muhafazakârlık arasındaki ilişkiyi sorgulayan tartışma, fark etmişsinizdir, neredeyse kurulduğu andan itibaren hükümet politikalarıyla sanatçılar arasındaki gerilimden besleniyor. Hükümetin, malumunuz, bir vakittir kendi dünya tasavvurunun dışında durduğu için aşağılamadığı neredeyse hiçbir disiplin kalmadı. Sanat beyin cerrahisi değil, bu yüzden de hakkında konuşması daha rahat bir alan. Çok sevdiğimiz dayımızın hevesini kırmamak için yaptığı yağlı

okumak için tıklayınız

Edebiyatın İ-Hâli: Asırlık Bir Huzursuzluk Olarak İslamcı Edebiyat – Leyla Burcu Dündar

20. yüzyılın son çeyreğinden bugüne, Türkiye?nin toplumsal ve siyasal gündeminde en belirgin etmenlerden biri şüphesiz İslamcı harekettir. Bunun kültür alanındaki yansıması esasen memleketin tarihi kadar eski olmakla birlikte, çoğunlukla minör bir başkaldırı olarak algılanmış ve azımsanmıştır. 1970?lere gelindiğindeyse, bu sözü edilen ?bastırılmışın geri dönüşü? görünürlük kazanmış ve hatta yazınsal alanda yeni bir türün doğmasına yol

okumak için tıklayınız

Eski Harflerle Kalb Ağrısı Var mı? Var da Onlar Biraz Pahalı – Beliz Güçbilmez

Bankalar bize gelecekten haber veriyor. On yıllık ev kredileri, on yıl boyunca, her gün bir gün öncekinden daha bağımlı ve daha yoksul olacağımızı müjdeliyor. Kredi kartı ekstrelerinin taksit dökümü henüz gelmemiş günlerin utkulu vaatleriyle dolu. Sistem bugünümüzü harcamakla yetinmiyor, geleceğimizi de harcıyor, gelecek daha gelmeden zaten çoktan bitmiş oluyor. Yeni kapitalizm buradan okunduğunda basbayağı gelecekçi

okumak için tıklayınız

Bedri Rahmi ne demiş? – Ahmet Soner

Yazar, düşünür, şair ve ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu, 1946 yılının Mart ayında Hasanoğlan Köy Enstitüsü?nde dört gece kalmış. İzlenimlerini Ülkü dergisine yazmış. ?Enstitülerde üç tane kardeşim var. Biri toprağın dilinden anlar (Mustafa), biri yapıdan (Mualla), biri de dilden ve halden (Sabahattin). Enstitülerin temeli atıldığı günden beri bu üç kardeş nöbetleşe bana, bu yuvalardan sıcağı sıcağına

okumak için tıklayınız

Meyan Kökü Hazırlayın Ben de Geliyorum – Süreyya Karacabey

Değerleri dile döktüğümüz yer onların ilksel anlamlarının barındırdıkları özgünlükten ve sahicilikten çok uzakta, pek çok düzlemde düşülen bir tuzak bu, klişelerin ve anlam cesetlerinin tuzağı. Muhafazakarlık karşı çıktığı ya da ufkuyla anlam kazandığı modernliğin negatif tamlayıcılarından biridir, dolayısıyla bir kaybın üzerine yazılmıştır. Kendini rasyonel aklın eşliğindeki hız, değişim vb. gibi yaylı sazlarla ifade etmeye çalışan

okumak için tıklayınız

İmlayla ilgili sorunlarımız – Zana Farqînî

Yazılı bir dil için üç temel sütuna ihtiyaç var. Bunlar alfabe, gramer ve sözlüktür. En büyük eksikliğimiz ise hiç kuşkusuz Kürtçe?nin bütün alan ve disiplinlerle ilgili gereksinimleri ihtiva eden geniş kapsamlı Kürtçe bir sözlüğün olmamasıdır. Bu üç unsurun dışında, yazı dili için gerekli olan ve herkesin üzerinde mutabık olduğu bir imla kılavuzundan da yoksunuz. Tabii

okumak için tıklayınız

Muhafazakar Eğilimli Sanata Etik bir Deyiş – Şükrü Keleş

Âlimane kelimelerden biri olan etik, iyinin ve kötünün tanımını ve ayrımını temellendirmeye çalışan bir alanın adı. Etiğin ana konusunu, insan aklının iyi ve kötü ayrımını hangi kavram ve yöntemler üzerinden yaptığı oluşturur. Bazı etik yaklaşımlarca bu ayrımda temel alınan değerlendirme nesnelerinden biri eylemdir. Eylemin içinde yapıldığı toplumsal koşullardan tutun da eylemin doğruluğu, yanlışlığı ve gerektiğinde

okumak için tıklayınız

İstanbul’da kitaplı günler başlarken… – Gülsüm Cengiz

Bugün, Tüyap ve Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından düzenlenen 32. İstanbul Uluslararası Kitap Fuarı açıldı. Fuar merkezinin Beylikdüzü?de olması nedeniyle biraz zorlansak da kitaplı günlerin başlaması biz yazarları heyecanlandırıyor. Nasıl heyecanlandırmasın? İstanbul Kitap Fuarı küçük bir salonda başladığı günden bu yana; çok sayıda söyleşi, konferans, imza günleriyle okur yazar buluşmasının gerçekleştiği önemli bir olanak… Son yıllarda

okumak için tıklayınız

İskender Pala’nın Yüce Efendileri ve Mutlu Köleleri – Pelin Temur

Güncel sorunlarımıza idealleştirilmiş bir tarihten çözüm bulmaya çalışan kalem erbapları her dönem olmuş. En çok arz-ı endam ettikleri dönemlerse sistemin ideal insan-yurttaş tanımında değişiklik olduğu dönemler. ?Ümmetten millete? geçerken bastıran tarihi roman dalgası, şimdi ?milletten ümmete? geçerken yine oldukça popüler. Bu dalga, tarihle edebiyatın ilişkisinde her dem var olan problemleri de taşıyor, güncel problemleri de.

okumak için tıklayınız

?Kardeşimin Hikayesi Bu Eleştiriyi Haketmedi!? – Mehmet Özçataloğlu

Zülfü Livaneli?nin ?Kardeşimin Hikâyesi? adlı romanını okuyup bitirdiğim gün (9 Ekim 2013), rastlantısal bir şekilde Sol Kitap?ta Erhan Pınarbaşı?nın ?Kardeşimin Hikâyesi?ne Eleştirel Bir Bakış? başlıklı yazısı yayımlandı. Yazının hemen başında belirtmem gerekirse bu yazdıklarımın amacı kitabı ya da yazarını savunmak değildir. Erhan Pınarbaşı kitabı beğenmemiş olabilir, çok doğaldır. Benim itirazım eleştirinin dozunun kaçmış olmasınadır. Gerekli

okumak için tıklayınız

Anahtar paspasın altında – Melisa Kesmez

“Örümcek Kapanı, okuyup rafa kaldıracağınız bir kitap değil. Bilakis dönüp dönüp bakacağınız, gözünüzün önünden çok da kaybolmasını istemeyeceğiniz bir kitap.” Yarattıkları kurmaca evrenden eve, gerçek dünyaya hiç dönmek istemediğimiz, yarattıkları karakterleri ?bazen biraz ileri gidip? kendi hayatımızdaki gerçek insanlara yeğlediğimiz yazarlar var. Bu saçma hayattan bir kapı aralansa, kendimi hikayelerinin içinde bulsam diyeceğim yazarlar bunlar.

okumak için tıklayınız

Halkın sağlığını korumanın bir bedeli var – Barış Yıldırım

Kocaeli?nin Dilovası ilçesinde 1995-2004 yılları arasında ölümlerin yüzde 32?sinin kanser nedenli. Burada on yıl ve daha uzun yaşayanların kanserden ölme riski kısa süre yaşayanlara göre 4,5 daha kat fazla. Weber, devletin ?şiddet tekeli?ni elinde tutan kurum olduğunu söylerken hayli iyimser davranmıştı. Suriye?de El Kaide çetelerine kaynak aktarımı ?teröre destek tekeli?nin, Gülsuyu?nda Hasan Ferit Gedik?in vurulmasına

okumak için tıklayınız