Kategori: Orhan Veli

Yüz karası değil, kömür karası – Orhan Veli

Güneşli bir günde Masmavi göreceğiz Karadeniz’i Balkaya’dan Kapuz’ a kadar, Karış karış biliriz bu şehri; EKİ’ nin çiçekli bahçeleri, Rıhtıma kömür taşıyan vagonlarıyla; Paydos saatlerinde yollara dökülen, Soluk benizli insanlarıyla. Siyah akar Zonguldağın deresi Yüz karası değil, kömür karası Böyle kazanılır ekmek parası? Orhan Veli Kanık (1946)

okumak için tıklayınız

“Garip” Önsözü – Orhan Veli Kanık

Garip akımı üç ozanın adına bağlanır: Orhan Veli Kanık, Oktay Rifat, Melih Cevdet Anday. Üç arkadaş Varlık dergisinde ölçüsüz, uyaksız, şairanelikten uzak yeni bir şiir akımı başlatır (1936), Bu yoldaki şiirlerini Garip adlı bir kitapta toplarlar (1941). Garipçiler adıyla anılmalarının nedeni de budur. Yeni akımı özellikle Nurullah Ataç destekler. Garip akımı birçok genç izleyici bulduğu

okumak için tıklayınız

Mina Urgan: Orhan Veli’nin bacakları öyle ince ve öyle uzundu ki otururken bacaklarını birbirine dolardı

Hava iyi olunca, Küllük denilen Eminefendi kahvesi toplantı yerimizdi. Şimdi Beyazıt meydanında oturulup bir çay içilebilecek tek yer olan caminin arkasındaki çınarlı kahveye kimseler rağbet etmezdi eskiden. Eminefendi kahvesine yalnız öğrenciler değil; ressamlar, yazarlar, şairler de gelirdi. Ankara’da olmadıkları zaman, Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rifat ile orada buluşurduk. Orhan Veli’nin bacakları öyle ince

okumak için tıklayınız

Orhan Veli’nin cenaze töreni

Orhan Veli’nin cenazesi 17 Kasım’da Beyazıt Camii’nden kaldırılır. Resmi bir tören yoktu ama cenazeye yüzlerce insan katılır. Bunların arasında pek çok üniversiteli gençle beraber, öğretim üyeleri, gazeteciler, yazarlar, şairler, ressamlar ve tiyatro sanatçıları vardır. Ahmet Hamdi Tanpınar, Mazhar Şevket lpşiroğlu, Mina Urgan, Burhan Toprak, Rıfkı Melül Meriç, Asaf Hala Çelebi, Fikret Adil, Reşat Ekrem Koçu,

okumak için tıklayınız

Orhan Veli: Kafamda bir çocuk var meraksız

ODAMDA Ben miyim bu şeylerin sahibi? Kafamda bir çocuk var meraksız, İç âlemim oyuncaktan farksız. Odam, içime bir ayna gibi. Bir ışık oyunu var tavanda Gölgeler seslerle birleşiyor Ve bir karga beynimi deşiyor Azaplar kemirdiğim bu anda. Kardeşini öldürüyor Kaabil, İçimde bir yalnızlık duygusu, Ölüm kadar uzun yaz uykusu, Sıkıntı ile geçilen sahil. Bağlanıyor bir

okumak için tıklayınız

Efkarlanırım – Orhan Veli (seslendiren: Fazıl Say / Serenad Bağcan)

Efkârlanırım Mektup alır, efkârlanırım; Rakı içer, efkârlanırım; Yola çıkar, efkârlanırım. Ne olacak bunun sonu, bilmem. “Kâzım’ın” türküsünü söylerler, Üsküdar’da; Efkarlanırım. Orhan Veli Müzik, Fazıl Say (birinci versiyon “İlk Şarkılar” opus 5, 1994 / ikinci versiyon, opus 47, 2013) Serenad Bağcan, vokal Fazıl Say, piyano

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal, Orhan Veli ölünce ne yaptı?

Yaşar Kemal, 1950 yılında Orhan Veli ölünce ne yaptı? 1950’de Orhan Veli öldü. Bu ölüm bana çok ağır geldi. Onun öldüğünü gazetede okuduğum gün, bütün kasabada akşama kadar dolaşıp Orhan’ın öldüğünü önüme gelene söyledim. Hiç kimse aldırmadı. Bu da bana çok koydu. Yalnızlıktan bunaldım. Koskocaman, büyük şair Orhan Veli ölmüş, buna hiç kimse aldırmıyordu. Kimsenin

okumak için tıklayınız

Bir Garip Orhan Veli – Murathan Mungan

Bir Garip Orhan Veli, Murathan Mungan’ın şair Orhan Veli Kanık’ın şiirlerinden kurgulayarak yazdığı tek kişilik oyundur. Oyun ismini Kanık’ın İstanbul Türküsü isimli şiirinde geçen “İstanbul’da Boğaziçi’nde bir garip Orhan Veli’yim” mısrasından alır. İlk kez 1981 yılında Kent Oyuncuları tarafından sergilenen eser Mungan’ın sahnelenen ilk oyunudur. Müşfik Kenter’in 1981 yılından beri aralıklarla oynadığı Bir Garip Orhan

okumak için tıklayınız

Bir Garip Orhan Veli Şiirleri (Müşfik Kenter’in Sesinden)

Bir Garip Orhan Veli Ünlü şair Orhan Veli’nin şiirlerini sanatçımız Müşfik Kenter etkileyici sesinden dinleyebilirsiniz…   Albüm İçeriği 1. Ben Orhan Veli 2. Birden Bire 3. Dalga 4. Sakal 5. Macera 6. Mahallemizdeki 7. Eski Karım 8. Kuşlar Yalan Söyler 9. Deniz 10. İçkiye Benzer Birşey 11. Deli Eder İnsanı 12. Baharın İlk Sabahları 13.

okumak için tıklayınız

Yokluğu Varlığından Çok Yaşayan Adam: Orhan Veli

Otuz altı yıl kaç ay, kaç hafta, kaç saat eder? Otuz altı yıla kaç kelime sığdırılır diye de düşündüm. İnsanına göre değişirdi bu. Kimisi az kelime kimisi çok. Kimisi de bir ömür sığdırır otuz altı yıla. Sait Faik’i, Tanpınar’ı, Melih Cevdet’i, Oktay Rıfat’ı sığdırır. Garip akımını, onlarca kitabı sığdırır. Moliere’den Rimbaud’ya, La Fontaine’den Musset’ye uzanan

okumak için tıklayınız

Gün Doğuyor – Orhan Veli

GÜN DOĞUYOR Dili çözülüyor gecelerin. Gölgeler kaçışıyor derine. Alıp sihrini bilmecelerin: Gün doğuyor şehrin üzerine. Korkarak şekl’alıyor bacalar, Gün doğuyor şehrin üzerine. Bakıyorlar günün gözlerine Gözleri uykulu atmacalar. Sallayarak dallarını kavak Yükseliyor her günkü yerine, Gün doğuyor şehrin üzerine, Mavi bir ışıkla ağararak. Gün doğuyor şehrin üzerine, Renk renk hacimle doluyor her yer. Dalıyor dağınık

okumak için tıklayınız

Orhan Veli: Birtakım insanlar dünya işlerini, ciddi olan işler, ciddi olmayan işler diye ikiye ayırıyorlar.

CİDDİ Birtakım insanlar dünya işlerini, ciddi olan işler, ciddi olmayan işler diye ikiye ayırıyorlar. Böyle bir tuhaflığa, zaman zaman kendim de düşmüş olmalıyım ki bugüne kadar o adamlara “Hangi işler ciddidir, hangisi değildir?” diye yahut da “Ciddiden neyi kasdediyorsunuz?” diye sormadım.

okumak için tıklayınız