Karşıdevrimciler – Devrimciler 2, Kaan Arslanoğlu

Kaan Arslanoğlu’nun romanı Karşıdevrimciler yayınlandığında ?Onu pisliğin ortasına attım. Yolu açık olsun.? diye yazdı. Biz alalım pisliğin ortasından, okuyalım, tartışalım, kurtaralım temiz kalanları pislik bulaşmadan sağına soluna? Daha iyileri yapılabilsin diye, romanlar okuyanlar için reklâm ve şişirilmiş satış rakamlarının ötesinde içeriği ile bir şey ifade etsin diye.

Bu nasıl bir pislik? Arslanoğlu?na göre ?kapitalizmden başka ufuk görmeyen insanlık çoğunluğunun dünyayı hızla kirlettiği, doğayı iştahla öldürdüğü bir alem?? Ama daha da önemlisi dünyayı bu pislikten kurtarmaya niyetlenen, bunun için harekete geçen, örgütlenen, çeşitli işler yapan, bu uğurda yaşamını tehlikeye atan, hayatını karartan solcular için bile tehlikeli bir alem? O yüzden diyor ki: ?Solcuların bile büyük çoğunluğunun sahte gündemler yaratarak kokuşmayı unutturmaya çalıştığı bir ortamdır.? Bu dünyada zekâ düzeyi düşüklüğü, tekelcilik hızla zemin kazanıyor. Ve üstelik bu piyasanın işine geliyor, işini kolaylaştırıyor.
Arslanoğlu?nun Karşıdevrimciler romanında anlattığı ve tartışmaya açtığı topluluk çoğunlukla eski solculardan oluşuyor. Herkesin hemen hemen

Latin Amerika’da İsyanın Tarihi, hazırlayan: Sibel Özbudun, bir isyan ansiklopedisi

Araştırmacı yazar Sibel Özbudun, derlediği ?Latin Amerika?da İsyanın Tarihi? adlı kitapta, ?isyanın anatomisini? çıkarıyor. Kitabın özelliği, ne uzmanca bir değerlendirme, ne anı/gözlem, ne de analiz olması. Latin Amerika?da İsyanın Tarihi, Latin Amerika?nın 150-200 yıllık ?isyan tarihini? kıtanın belli başlı aktörlerinin kendi düşünceleriyle anlatıyor. Devrimci önderlerinin ülke ülke, dönem dönem; hedeflerini, stratejilerini okuma fırsatı buluyoruz.
Eserin ilk kısmında, kapitalist sömürgeciliğin bağrına isyan ateşini yakan Simon Bolivar ile Che Guevera?nın yazıları ve Karşılaştırmalı Amerika-Avrupa Kronolojisi her iki kıtanın siyasal tarihi konusunda özel bir çerçeve sağlıyor. 21. yüzyılın başlangıcında küresel kapitalizmin neo-liberal politikalarla dayattığı yoksulluk, dışlanma; yerküre kaynaklarını geri dönüşsüz bir biçimde yağmalayıp doğayı tüketirken; yeryüzünün her tarafında ektiği isyan tohumları neden Latin Amerika?da hep sıpsıcak

Büyük Bir Keşfin Hikâyesi: Kapital, Vitali Solomonovic Vygodski

Vitali Solomonovic Vygodski, ?Büyük Bir Keşfin Hikâyesi: Kapital?de, Marx?ın bu ünlü eserinin ortaya çıkış serüvenini anlatıyor. Dolayısıyla çalışma, Marx?ın bu eserinde teorikleştirdiği ekonomik öğretisini, kendi gelişimi, evrimi içinde anlamaya çalışmasıyla önemli bir konuya eğilmiş oluyor. Vygodski?nin özenli çalışmasında, Marx?ın kapitalist üretim tarzının yasalarını nasıl keşfettiği, Artı Değer gibi teorileri, ?Kapital?e almadan önce bunları ne şekilde tamamladığı, burjuva ekonomi politiğinin yetersizliklerini nasıl aştığı ve ekonomi bilimini işçi sınıfı açısından nasıl devrimci bir hale getirdiği gibi konular mevcut.
‘…Marx’ın adı hemen, herkes tarafından bilinmekte ve Kapital milyonlarca insana rehber durumundadır. Bunun nedeni, Marx’ın haklı bir davaya hizmet etmiş olmasıdır. İşte, Marx çalışmasındaki ‘becerikliliği’ bu açıdan değerlendirmiş ve kaderini işçi sınıfının davasına adamıştır. Ve bu sayede de

Komşuda İç Savaş – Yunanistan?da yurtsever direnişin öyküsü, Derleyen: Fuat Göktürk

Yunan İç Savaşı?nı incelemek, yakın tarihinde Türkiye?yi ciddi biçimde etkileyen önemli bir hesaplaşmaya yakından bakmak anlamına geliyor. Önce İtalyanlara ve Almanlara sonra İngilizlere karşı savaşmak zorunda kalan Yunanlı yurtsever direnişçilerin 1940?lara damga vuran mücadele ve yenilgisi, ABD?nin Avrupa ve Anadolu coğrafyasına uygun gördüğü modelin başarısı anlamına geliyordu.

İkinci Dünya Savaşı?nın sonlarında kazanan tarafta yer alan Sovyetler Birliği, ABD ve İngiltere arasında keskinleşen çelişkiler, Avrupa?nın iki farklı yöne doğru giden bir bölünmeye uğramasına yol açmıştı. Stalin liderliğinde Sovyetler ve Roosevelt?in ölümüyle ABD?de başkanlık koltuğuna oturan Truman?ın başını çektiği emperyalist merkezler, askeri ve diplomatik bir mücadeleyle bu bölünmeyi mümkün olduğunca kendi lehlerine çevirmeye çabalıyorlardı. Yunanistan ise savaşın seyri

“Şerefsiz Osmanlı”ya dönüş, Osman Çutsay

“Şerefsiz Osmanlı” sözü, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde emperyalistler tarafından Osmanlı’yı aşağılama niteliğinde söylenen adlardan biriydi. Çutsay bu başlığı bir makalesi için kullandığında, imparatorluğun son döneminde kibirli emperyalist dünyadan gelen ?onursuz? ?şereften yoksun? nitelemelerine nasıl maruz kaldığından bihaber Osmanlı İmparatorluğu düşkünlerini ayağa kaldırmıştı. Şimdi aynı başlık bir kitabın kapağını süslüyor. Osman Çutsay, ?şerefsizliği? kabullenmeyenlerin bu ülkeyi sahiplenmesi için yazdığını söyleyen, Türkiye?nin ancak ileri atılarak kurtulabileceğini ileri süren bir gazeteci.
Cumhuriyet için ve aynı gazetenin yurt dışı baskısı için Almanya?dan iktisat haber ve yorumları geçen Çutsay?ın bu kitap için kaleme aldığı uzun ve çarpıcı yazısına ek olarak Türkiye?nin bugününe şaşırtıcı bir biçimde ışık tutan ve

Türkiye İşçi Sınıfı Tarihinden Kesitler, Tevfik Çavdar

Kırk yılı aşkın süre içerisinde birçok sendikanın eğitim seminerinde görev alan, yayınlarında yazılar yazan yazar Tevfik Çavdar, ‘Türkiye İşçi Sınıfı Tarihinden Kesitler’ adlı kitabında, yaklaşık yüz elli yıl boyunca savaşlar, darbeler, sıkıyönetimler boyunca acılar çeken işçilerin tarihini, çeşitli kişisel arşivlerden yararlanarak ortaya koyuyor.
?Bu çalışma, Türkiye işçi sınıfının ve onun hakları doğrultusundaki savaşımın mütevazı bir öyküsüdür? diyen Tevfik Çavdar, sınıf kavramını açıklığa kavuşturduğu giriş yazısının ardından, işçi sınıfının Tanzimat döneminden bugüne uzanan tarihini, belirli kesitleri öne çıkararak inceliyor. Kırk yılı aşkın bir süre boyunca birçok sendikanın eğitim seminerlerinde görev almış, dergilerinde, yıllıklarında yazmış ve eğitim notları hazırlamış olan Çavdar, tarih aktarımının ötesine geçerek, çıkardığı dersleri paylaşıyor. Geleceğin yaşanası

Aman Piyasalar, E. Ahmet Tonak, ?Piyasalar? ya duyarsa!

Eleştirel bir şeyler söyleyeceksek kısık sesle ve kendi aramızda konuşmalıyız. Yani bizden istedikleri kısaca şudur: ?Aman piyasalar? duymasın!
Günümüz liberalleri piyasa tapınmalarını yükselte yükselte kutsal bir inanca dönüştürdüler. Bu ruhban sınıfına göre, ekonomik koşullar hakkında eleştirel görüş bildirmek büyük bir günahtır. Şom ağızlılık ?piyasalar?ın gazabını üzerimize çekmekten başka bir şeye hizmet etmez. ?Piyasalar?ı kızdırırsak ?hepimiz? büyük refah kayıplarına maruz kalabiliriz. Bu nedenle piyasa hakkında alenen ileri geri konuşmaktan ?hepimiz? imtina etmeliyiz. Yani bizden istedikleri kısaca şudur: ?Aman piyasalar? duymasın! Fakat ne çare ki, zaman zaman içimizden birileri beklenmedik bir anda meydana fırlayarak cüretkârca ?piyasaları? kızdırabilir. E. Ahmet Tonak?ın son kitabı Aman Piyasalar bu tür bir müdahele. Kitap, artık bir fetişe dönüşmüş

Geçmişle Hesaplaşma: Unutma Kültüründen Hatırlama Kültürüne, Mithat Sancar

?Her insanın ve her toplumun bir geçmişi vardır; bunun yanında bir de geçmişle bir ilişkisi. Bireyler ve toplumlar ya geçmişlerini hesaba katarak onunla ilişkilerini karşılıklı etkileşim içinde kendileri biçimlendirirler ya da geçmiş kendisi harekete geçer, takip eder, bugünü işgal etmeye çalışır. Geçmişi görmezden gelme tutumunda diretildikçe, geçmişin bugün üzerindeki etkisi artar; bir süre sonra bugün, korkulan ve kaçılan geçmişin bir ürünü haline gelir. Bizde de böyle oluyor; geçmiş yakamızı bırakmıyor; biz onu yok saydıkça, o giderek daha asî ve inatçı oluyor. Oysa geçmişe uysal bir hizmetkâr muamelesi yapmaya çok alışmıştık; onu istediğimiz zaman çağırır, istediğimiz gibi kullanır, işimiz bitince de karanlık odaya hapsederdik?? Mithat Sancar
?Geçmişi tarihsel olarak dile getirmek, o geçmişi ?gerçekte nasıl olduysa, öyle? bilmek değildir. Buna karşılık, bir tehlike anında parlıyıverdiği konumuyla, bir anıyı ele geçirmek

insanokur.org’u

bilgiyle tutsaklıktan özgürlüğe…
“yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek…”