Kategori: Psikoloji

Narsistler neden daha mutlu?

Kendilerine “olağanüstü” önem veren ve genelde “utanç” duygusundan yoksun olan narsistler, psikologlara göre çok daha mutlu. Belfast Queen Üniversitesi’nde görevli araştırmacılar narsizmi ve narsistleri inceledi. Araştırmaya göre, narsistler her ne kadar genelde çevrelerindekilerini sıklıkla kızdırsalar da, birçok kişiyle göre daha az stresli veya da daha az depresif oluyorlar. Psikolog Doktor Kostak Papageorgiou, narsizme olumsuz yaklaşanların,

okumak için tıklayınız

Einstein; “Zeki olmanın ölçütü bilgi değil hayal gücüdür”

Zekâ Nedir? Einstein; “zeki olmanın ölçütü bilgi değil hayal gücüdür,” diyerek yaratıcılık ile zekâyı bağdaştırıyordu. Antik Yunan filozofu Sokrates ise olaya daha felsefi yaklaşmıştı; ‘’zeki olduğumu biliyorum, çünkü hiçbir şey bilmediğimi biliyorum.’’ Bu konuya 52 akademisyenin imzasından geçmiş ve 1994 yılında ilk olarak yayımlanmış zekâ tanımını vererek başlayalım: “Zekâ, birçok başka yetenekle de beraber, akıl

okumak için tıklayınız

Akıl Hastalığı ve Psikoloji – Michel Foucault

1950’li yılların ilk yarısı Foucault için, felsefi çalışma dönemi olduğu kadar, aynı zamanda edebiyatı, psikolojiyi ve psikiyatriyi yakından inceleme fırsatı bulduğu bir dönem de olmuştur. Nitekim 1952 ve 1953 yıllarında sırasıyla psikopatoloji ve deneysel psikoloji alanlarında eğitim görüp diploma almış ve sonra Sainte-Anne Hastanesi’nde Lacan’ın seminerlerine katılmıştır. Michel Foucault, ilk olarak 1954 yılında yayımlanan ve

okumak için tıklayınız

Yaşasın Bencillik

“Bencillik kolundan tutmasa, erdem pek uzaklara gidemezdi” diyen La Rochefoucauld, bilim yolundan gelmiyor. O, daha çok, Sainte-Beuve’ün dediği gibi, yemeklerden sonra eğlenmek için düşünceler karalayan, giderek yaptığından etkilenen, düşüncelerinin tadına varan, tadına vardıkça da onları daha bir düzenlemek gereğini duyan akıllı bir adamdır: Çeşitli davranışları tek açıdan ele almış, soyut olarak yorumlamıştır. Yaşadığı çağ, XVII.

okumak için tıklayınız

Jacques Lacan Konuşuyor! – Louvain Konferansı (1972) | Türkçe Altyazılı

Psikanaliz, yirminci yüzyılda en çok tartışılan kuramsal alanlardan biri olmuştur hiç kuşkusuz. Sigmund Freud’un gerek bilinç gerekse de bilinç dışı üzerine yaptığı çalışmalar beraberinde pek çok lehte ve aleyhte görüşün doğmasına yol açmıştır. Psikanalizin bu çalkantılı dünyasında, Jacques Lacan da en az Freud kadar önemli ve etkili bir isim olmuştur. Lacan’ın özellikle “bilinç dışının bilimi”ni

okumak için tıklayınız

İyi Aile Yoktur – Nihan Kaya

İyi aile yoktur. Ya da paradoks şu ki iyi aile, “İyi aile yoktur” düsturuyla hareket edebilen ailedir. İnsanlar çocuk sahibi olduğunda farkında olmadan kendi çocukluğuna dair hisleri yaşar. Çocuğumuzla ilişkimiz, anne-babamızla ilişkimizin devamıdır. Çocuğumuzla doğru bağ kurma, kendi çocukluğumuzu ve içimizdeki çocuğu tamir etmekle olur. Her insanın içinde anne, baba, çocuk vardır ve güçlü psikoloji

okumak için tıklayınız

Deri-Ben / Didier Anzieu “benin kuruluşunu içine alacak şekilde yeniden değerlendirilebileceğini gösteren ilk yapıt”

Didier Anzieu deri-beni ilk yazılarında şöyle tanımlar: “Çocuğun beninin, gelişmesinin erken evreleri sırasında, beden yüzeyi deneyiminden hareketle kendini kendisine ben olarak temsil etmek için kullandığı bir şekillendirme.” Dokunsal duyusallığa yaslanan birincil ve metaforik bir ben temsili olarak ortaya çıkan deri-ben için sekiz işlev saptar Anzieu: Tutma, içerme, istikrar, anlamlandırma, karşılıklılık, bireyleşme, cinselleşme, enerji yüklenme. “Deri-ben”

okumak için tıklayınız

Freud’un Otoanalizi ve Psikanalizin Keşfi – Didier Anzieu

Psikanaliz tarihinin en ilgi çekici yapıtlarından biri. Psikanalizin “kurucu babası” olarak Freud’un otoanalizi, onun psikanalizi nasıl adım adım kendi rüyalarından, dil sürçmelerinden, unutma ve benzeri bilinçdışı ürünlerinden hareketle yarattığını ortaya koyar. Böylece Freud’un üzerinde çalıştığı ruhsal çatışma tiplerinin onun kendi imgesine ve döneminin Avrupa uygarlığına olan bağımlılığını sergiler. Şöyle demektedir Anzieu: “Sorun Freud’un viktoryen dönem

okumak için tıklayınız

Otizmi Anlamanın Bambaşka Bir Yolu – Barry M. Prizant

Otizm bir hastalık değildir. Otistik çocuklar ve yetişkinler hepimiz gibi gelişim aşamalarından geçerler. Onlara yardım etmek için, onları “düzeltmemiz” gerekmez. Onları doğru anlamamız ve sonra kendimizi, yani inançlarımızı, tutumlarımızı ve eylemlerimizi gözden geçirerek değiştirmemiz gerekir. Dr. Barry Prizant’ın felsefesi budur. 2017 yılında Amerika Otizm Derneği’nin Dr. Temple Grandin Ödülü’nü alan Otizmi Anlamanın Bambaşka Bir Yolu,

okumak için tıklayınız

Korona Çağı – Murat Belge

Koronavirüs salgınının gelip geçmesinden sonra dünyanın aynı dünya olmayacağını söyleyenler tam ne demek istiyorlar, bilmiyorum. Bunu, ışıklı bir “yeni dünya”nın müjdesi olarak tanımlamıyorlar herhalde. Yaşaması, katlanması daha güçleşmiş bir dünyadan söz ettiklerini sanıyorum. Böylesi, benim zihnimde oluşan “fütüroloji”ye daha yakın. Salgın, şu ana kadar, bize “yeni” bir dünyanın çizgilerini göstermedi bence. Sanki belirli bir loşluk

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung: “Yaşamım, bilinçdışının kendini gerçekleştirdiği öykülerden biridir.”

İç konuşma Yaşamım, bilinçdışının kendini gerçekleştirdiği öykülerden biridir. Bilinçdışında var olan her şey dışa çıkıp varlığını göstermeye çalışır. Kişilikse, evreler geçirerek bilinçdışı durumundan kurtulup bir bütün (alt türlerin sonsuzluğu) olarak kendi deneyiminden geçmek ister. Kendimi bilimsel bir sorunsal olarak algılayamayacağıma göre, içimde oluşan bu gelişme sürecini izleyebilmek için bilim dilinden yararlanmam olanaksız. İçsel dünyamızda kendimizi

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung: “Şiddetli bir nöbete yakalandım. Lanet olsun, bayılmayacağım işte”

On iki yaşına girdiğim yıl kaderim değişti. Yazın ilk günlerinde, bir gün, katedralin olduğu meydanda durmuş, evine benimle aynı yoldan gidip gelen bir okul arkadaşımı bekliyordum. Saat öğlen on ikiydi. Sabah dersleri bitmişti. Ansızın çocuklardan biri bana omuz atınca kendimi yerde buldum. Başım kaldırımın kenarına öylesine hızlı çarptı ki nerdeyse bilincimi yitirdim ve yarım saat

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung ‘a göre 8 ayrı insan tipi – Engin Geçtan

İnsanın iki dünyası vardır. Nesnel dünya, kişinin çevresindeki diğer insanlar, eşyalar, gelenekler, ekonomik ve toplumsal kurumlar ve doğa koşullarından oluşur. Bu nesnel dünyaya, çevre ya da dış gerçek de denir. Öznel dünya, psişenin içsel ve kendine özgü içeriğini tanımlar. Öznel dünya, dıştan gözlemlenemediği gibi, çoğu kez kişinin bilincine de ulaşamaz. İnsanlarda var olan iki temel

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung: Psikoloji ve Edebiyat

Psişik süreçlerin incelenmesinden başka bir şey olmayan psikoloji, edebiyatın incelenmesi konusuna da el atabilir; çünkü insan ruhu (psyche) bütün bilimlerin ve sanatların kaynağıdır Bir yandan, belli bir sanat eserinin oluşumunu açıklamasını, öte yandan bir kimseyi sanat bakımından yaratıcı kılan faktörleri ortaya çıkarmasını, psikolojik araştırmadan bekleyebiliriz. Sanat eserini incelemek sözkonusu olunca, karmaşık psişik faaliyetlerin ortaya çıkardığı

okumak için tıklayınız

Günümüzü Okuyabilmek İçin, Kitle Psikolojisi – Sigmund Freud

Bencil ve yalnız ama birey olma yetisinden yoksun çağımız insanının bizi getirdiği uçurumun başında, ölümlere, savaşlara, acılara ve şiddete alışarak yaşamayı öğreniyoruz. Bunun adına yaşamak denebilirse. Her an yanı başımızda bir bomba olabilir son gördüğümüz. Herkes mutsuz, herkes dünyanın geleceğinden umutsuz. “Artık çok geç” demeden önceki son duraktayız. Atacağımız tek adım bizi kurtaracak ya da

okumak için tıklayınız

İlk psikolojik roman, Eylül – Mehmet Rauf

Mehmet Rauf’un en önemli eseri olan Eylül; zamanının ilk psikolojik romanı olarak kabul edilir. İlk defa 1900-1901 yılları arasında Servet-i Fünun dergisinde tefrika edilen Eylül’ün kitap halinde ilk baskısı 1901 yılında yapılmıştır. Kitap, psikolojik bir roman olup, ruhsal çözümlemelerde çok başarılı bir çalışma sergilemiştir. İnsanların ruh hallerini çok iyi bir şekilde okuyucuya aktarmaktadır. Kitabı okurken,

okumak için tıklayınız

Kişisel Gelişim Çılgınlığında Kendiniz Kalabilmek – Svend Brinkmann

Modern hayatın temposu her geçen gün hızlanıyor. Bu değişime ayak uydurabilmek için bizim de sürekli olarak hareket halinde olmamız ve peşi sıra gelen yeniliklere uyum göstermemiz bekleniyor. Fakat bu bitimsiz devingenliğin stres, yorgunluk, depresyon gibi ağır bedelleri var. Gerçekten çağın hızına ayak uydurmaktan başka seçeneğimiz yok mu? İçinde yaşadığımız hız kültürü, bir yandan zamanı akışkan

okumak için tıklayınız

Hayır Demeyi Bilmek – Marie Haddou

Çocukken kolaylıkla verebildiğimiz hayır deme ve itiraz etme tepkisi, itiraz etmeyi saygısızlık ve muhalefetle bağdaştıran ve çocuğu boyun eğen, edilgen bir bireye dönüştüren toplumsal kodlarla gittikçe körelir. Bu durum yetişkin hayatında aile, iş, dost ve aşk ilişkileri gibi her türden ilişkide sıkıntılı durumlara sebep olabildiği gibi kişinin aklını sürekli meşgul ederek huzurunu kaçırabilir. “Hayır” demek

okumak için tıklayınız

Lacan’da Aşk: VIII. Seminer “Aktarım” Üstüne Bir İnceleme – Bruce Fink

Lacancı psikanalist Bruce Fink, Lacan üstüne çok sayıda çalışmaya imza atmış, Lacan’ın temel eserlerini İngilizceye kazandırmıştır. Lacan’ın ölümünün hemen ardından kurulan Jacques Lacan psikanalitik enstitüsü École de la Cause freudienne üyesidir. 1993 ila 2013 yıllarında Pittsburgh’daki Duquesne Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde dersler vermiştir. Pittsburgh Psychoanalytic Center’ın yönetim kurulunda yer almaktadır. Başlıca eserleri arasında The Lacanian Subject:

okumak için tıklayınız

Kaybolan Bağlar / Depresyonun Gerçek Nedenleri ve Beklenmedik Çözümler – Johann Hari

“Ben kendi hayatımda depresyon hakkında iki hikâyeye inanmıştım. Hayatımın ilk on sekiz yılında bunun ‘tamamen kafamın içinde’ olduğunu düşünmüştüm – yani gerçek değildi, hayaldi, sahteydi, şımarıklıktı, utanç vericiydi, zayıflıktı. Sonraki on üç yılda ise yine ‘tamamen kafamın içinde’ olduğuna inanmıştım ama bu defa çok farklı bir şekilde: Beyindeki bir arızadan kaynaklanıyordu. Ama bu hikâyelerin ikisinin

okumak için tıklayınız