Kategori: Psikoloji

Psikiyatri ne zaman ortaya çıkmış ve nasıl gelişmiştir?

Psikiyatri tıbbın oldukça genç dallarındandır. Modern psikiyatrinin sembolik doğum tarihi olarak Fransız Devrimi’nden sonra, o zaman delilerin kapatıldığı bir tür tımarhane olan Bicetre’in 1793’te bir akıl hastanesi sıfatını kazanması ve Phillippe Pinel’in onun başına getirilmesi sayılmaktadır. Aslında o sırada oldukça modern akıl hastaneleri başka yerlerde de vardı ve bir süreden beri psikiyatrik hastaları tedavi de

okumak için tıklayınız

Sigmund Freud: Dinsel düşüncelerin kendine özgü değeri nerede yatmaktadır?

Dinsel düşüncelerin kendine özgü değeri nerede yatmaktadır? Uygarlığın uyguladığı baskı ve talep ettiği içgüdüsel feragatlerin neden olduğu uygarlık düşmanlığından söz etmiştik. Uygarlığın yasaklamalarının kaldırıldığını -yani, insanın hoşuna giden herhangi bir kadım cinsel nesne olarak alabildiğini, bu kadının aşkı uğruna rakiplerini veya karşısına çıkan bir başka kişiyi duraksamadan öldürebildiğini ve hatta diğer insanların mallarını izinsiz alıp

okumak için tıklayınız

Freud: “insan, geçmiş ve şimdiki durum hakkında ne kadar az şey bilirse, gelecek hakkındaki yargısı da o derecede önemsiz olur. “

– I – Kişi belirli bir uygarlıkta uzunca bir süre yaşayıp sık sık bu uygarlığın kökenlerini ve nasıl bir yol izleyerek geliştiğini keşfetmeye çalıştığında, bazen karşı yöne de bir bakarak bu uygarlığın akıbetini ve hangi dönüşlere uğramaya mukadder olduğunu sorma gereksinimini duyar. Ama, böyle bir soruşturmanın değerinin daha başından birkaç unsur tarafından azaltıldığı çok geçmeden

okumak için tıklayınız

Freud’a göre Anksiyete – Engin Geçtan

Bir insanın yaşayabileceği en acılı duygu olarak tanımlanabilen anksiyete, psikanalizin ilk döneminde biyolojik kökenli bir olgu olarak kabul edilmişti. Ancak, topografik kuramın yerine yapısal kişilik kuramını geliştirdikten bir süre sonra anksiyete kavramının yorumuna da bir değişiklik getiren Freud, 1926’da yayımlanan “Ketlenmeler, Belirtiler ve Anksiyete” adlı yapıtıyla, anksiyeteyi egonun bir işlevi olarak tanımlayarak bu duygunun psikolojik bir olgu olduğunu ortaya

okumak için tıklayınız

Bertrand Russell: Psikoloji bilgisi aristokrasi tarafından kullanılırsa, kötülüklerin yoğunlaşmasına yol açacaktır.

Psikoloji ve Politika Bu denemede psikolojinin yakın zamanda politika üzerindeki olası etkilerinin niteliği üzerinde durmak istiyorum. Bu anlamda, hem olumlu, hem olumsuz etkilerden söz etmek niyetindeyim. Politik fikirler mantığa dayanmazlar. Altın standardının kabulü gibi teknik bir konunun kararlaştırılmasının temelinde bile duygusallık vardır; ve psikanilizcilere göre, bu duygusallık kibar bir toplulukta dile getirilecek türden değildir. Yetişkin bir kişinin

okumak için tıklayınız

İçe Dönük Sezgisel Tip ve Nostradamus

Jung’a göre bu tip, tarifi en zor olan psikolojik tiptir. “Bu tipler gizemli, hayalci ve kâhin olmalarının yanında sanatsal ve tuhaf kişiler olarak da tanımlanmışlardır.” (Jung, 2019, s. 418) Eğer sanatçı olurlarsa tuhaf ve anlaşılması güç eserler ortaya koyan biri, olmazlarsa hata yapmış büyük bir adam veyahut bir bilge olarak görülebilirler. Dünyayı algılama şekilleri fanteziktir,

okumak için tıklayınız

Dışa Dönük Duyumsal Tip ve Niccolò Machiavelli

Jung, bu tipi tarif ederken, hiçbir insan tipi gerçeklikte Dışa Dönük Duyumsal Tip’inin dengi olamaz ifadesini kullanmıştır (Jung, 2019). Bu ifadede de açık şekilde görüleceği gibi bu tipler için nesnel olgulara karşı olan duyular inanılmaz gelişkindir. Onlar için tecrübeler ve bu tecrübelerin sağlayacağı faydalar önemlidir. Fayda sağlamayan bilgi veya herhangi şey zaman kaybıdır. Görünenin ardında

okumak için tıklayınız

İçe Dönük Duyumsal Tip ve John Berger

Bu bireyler, nesneden çok nesne ile ilgili algılamalara odaklanan, görünenden çok görünenin ardındaki anlama önem veren tiplerdir. Yerel değil, küresel kişilerdir. Yetiştikleri toplumun kültürlerinin, geleneklerinin, göreneklerinin, ön yargılarının ve yüklediği diğer tüm kalıplardan sıyrılmışlardır. Jung, Duyumsal tip ile ilgili şu cümleyi kuruyor: “Örneğin çok sayıda ressam aynı manzaranın resmini yaptığında her biri onu aslına sadık

okumak için tıklayınız

Dışa Dönük Duygusal (Hisseden) Tip ve Salvador Dali

Jung’un tecrübelerine göre en bariz duygusal (hisseden) tipler genellikle kadınlardan çıkar. Jung, dışa dönük olanların örneklerine de ezici çoğunlukla kadınlarda tespit ettiğini belirtmiştir (Jung, 2019). Bu tip bireyler, ömürleri boyunca hislerini pusula olarak kullanırlar. İçe Dönük Duygusal Tiplerden farklılıklarına bakıldığında ise duygularını coşkulu yaşamaları, insanlarla paylaşma eğilimleri, yalnızlıktan ve depresiflikten hoşlanmamaları şeklinde sıralama yapılabilir. Bunun

okumak için tıklayınız

İçe Dönük Duygusal (Hisseden) Tip ve Franz Kafka

Franz Kafka, 1924 yılının Haziran ayında, 40 gibi genç bir yaşta akciğer kanseri sebebiyle ölürken, bugün Dünya üzerindeki popülaritesini hayal bile edememişti. Hatta öyle ki yaşamı boyunca bir eserini bile basılmaya layık görmemiştir. Kafka, ölmeden kısa süre önce en yakın arkadaşı Max Brood’a tüm eserlerini yakmasını vasiyet etse de o bunu yapmayıp Dünya edebiyatına Kafka’yı

okumak için tıklayınız

Dışa Dönük Düşünen Tip ve Charles Darwin

Charles Darwin, 1835 yılında Galapagos takımadalarına ayak bastığında 26 yaşındaydı. Adaya geldiğinde onu müthiş çeşitli ve bol miktarda, diğer bölgelerde bulunmayan bitki ve hayvan türleri karşılamıştı. Böylece bu adalarda, küçük bir alanda bulunan değişik habitatları inceleyebilmiş, adaların farklı kesimlerinden farklı örnekler toplamıştır. Tüm bu örnekleri inceleyerek buradaki türlerin, diğer bölgelerdekilerden farklılaşan özelliklerini tespit etmiş ve

okumak için tıklayınız

İçe Dönük Düşünen Tip ve Albert Einstein

Newton’un ortaya koyduğu fizik ve mekanik kurallar, 17.yy’ın sonlarından 20.yy’ın başlarına kadar test edildiği her sınavdan başarıyla geçmiştir. Hala da dünya üzerinde yapılan pek çok çalışmanın temelinde, Newton’un fiziği yatmaktadır. Ancak Einsten’ın ortaya attığı Özel ve Genel Görelilik kuramları Newton’un yanıldığını, onun Klasik Fizik de denilen öğretilerinin ışık hızına yaklaşıldığında veya uzay-zaman denkleminde çalışmadığını ortaya

okumak için tıklayınız

Kelimeler aldatabilir, ama ses tonumuz asla!

Çift terapileri sırasında kaydedilen konuşmaların, ses tonlarını esas alan çözümlemeleri ilişkilerin gelişme gösterip göstermeyeceğine yönelik öngörülerde bulunuyor. Çiftlerin terapi esnasında kullandıkları ses tonunun çözümlemesi bir bilgisayar algoritmasının ilişkilerin gelişme gösterip göstermeyeceğine yönelik tahminde bulunmasına olanak verdi. Aslında bu algoritma, evliliklerinde ciddi sorunlar yaşayan çiftlerin evliliğe dair başarılarını saptamada, ilişki uzmanlarının terapi sırasında getirdikleri tanımlamadan daha

okumak için tıklayınız

Küfreden insanlar daha dürüst oluyor!

Küfür etmek, uzun süredir öfke ve kabalıkla ilişkilendirilir, ancak bu durum daha olumlu bir anlama sahip de olabilir. Psikologlar, sıklıkla “lanet okuyan” insanların daha dürüst oldukları sonucuna ulaştı. Hollanda, İngiltere, ABD ve Hong Konglu bir araştırmacılar ekibinin “Sosyal Psikolojik ve Kişilik Bilimi” (Social Psychological and Personality Science) dergisinde yer alan araştırmasında, küfür kullanan kişilerin yalan

okumak için tıklayınız

Korktuğumuz şeyler başkalarının mitleri mi kendi hakikatlerimiz mi?

Rus fizyolog Ivan Pavlov’un klasik koşullanma deneyini duymuşsunuzdur: Et görünce salya salgılayan köpeklere eşzamanlı olarak zil sesi öğretilerek zil-et bağlantısı aşılanır; sonunda köpeklerin eti görmeseler de zil sesine salyayla tepki vermeleri sağlanır. İşin teorikçesi, önceden aralarında bağlantı bulunmayan uyaranla tepki arasında bağ kurulmuş ve bunun refleks olarak yerleşmesi sağlanmıştır. Pavlov, insanların özellikle korkuyu öğrenme sürecine

okumak için tıklayınız

Sosyal Kuralların Psikolojisi – Muzaffer Şerif

“Türkiye’den tek parti döneminin aydın kıyımlarında ayrılmaya mecbur bırakılan Muzaffer Şerif’i dünya toplum bilimcileri Sherif adıyla tanır. Türkiyeli bilim adamları arasında ise Şerif’in herhangi bir kitabını okuyan çok azdır. Pek çoğu kim olduğunu bile bilmez. Ancak Şerif unutulmuş değil, Türkiye’de unutturulmuş bir bilim adamıdır. Oysa bugün Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’nin ileri gelen sosyal bilimcileri

okumak için tıklayınız

Narsisistler İktidarda – Marie-France Hirigoyen

“Çağdaş narsisizmi küresel olarak, kim olduğumuzu etkileyen toplumsal ve kültürel bir olgu olarak anlamak gerekir. İster psikolojik ister sosyolojik açıdan yaklaşalım, küreselleşmenin bireylerde derin bir dönüşüme yol açtığını görmeliyiz. Gerekli taviz ve kısıtlamalar üzerine kurulu, nevrozların ortaya çıkışını kolaylaştıran ataerkil bir toplumdan, bireyin özgürlüğü ve hüsrana karşı tahammülsüzlük üzerine kurulu, narsisistik kırılganlıkların telafisini zorlaştıran bir

okumak için tıklayınız

Kapitalist Bilinçdışı / Marx ve Lacan – Samo Tomsic

Karl Marx, Lacan’ın öğretilerinde bahsi geçen birçok kuramcıdan sadece biridir, diğer klasik düşünürler Lacan’ın yapıtlarında daha derin izler bırakmıştır – o zaman bunca etkilenme arasında Marx’a ayrıcalık tanımak niye? Kapitalist Bilinçdışı’nın başlangıç noktasını oluşturan varsayım, Marx’a göndermesinin Lacan’ın öğretisi içinde önemli bir gelişime işaret ettiği ve Freud’a ikinci bir geri dönüşü başlattığı düşüncesidir. Böylece vurgu

okumak için tıklayınız

Delişmenlik Çağı / Ergenlikten Erişkinliğe İnsanların ve Diğer Hayvanların Destansı Yolculuğu

İnsan hayatının belirleyici dönemlerinden biridir ergenlik, hayatla başa çıkmayı öğrendiğimiz dönemdir bir bakıma. Bu yüzden de zor bir süreçtir; yaşadığımız fiziksel değişime eşlik eden ruhsal çalkantılar nedeniyle hem yetişkinlerle hem de kendi içimizde çatışmalar yaşarız sık sık. Peki, insanlar için bu kadar önemli bir süreç olan ergenlik diğer hayvanlarda nasıl geçer? Onlar da bizimkilere benzer

okumak için tıklayınız