Germinal – Emile Zola

Emile Zola, Germinal’i gerçek yaşamdan kurgulayarak, yani içinde yaşayarak, gözlemleyerek kaleme almıştır. 9 Şubat 1884’te Anzin Maden Ocakları’nda bir grev patlak verir. Zola soluğu hemen orada alır. Orada günlerce kalır. Not defteri elindedir; sorar, araştırır, gözlemlerde bulunur. Meyhanedeki maden işçileri ile konuşur. Kazılan yeni galerilere olsa olsa altmış santimlik deliklerden girilir. Maden ocağından çıkan işçilerin tanınmayacak durumda olduklarını görür. “Güldükleri zaman zenci sanırsınız.” Ocak çevresinde barakaları, barakaların içinde açlık sınırında insanları, ocaklardaki kâr hırsı ile ihmal edilmiş kolan lambaları, kazaları, ölümleri ve işçi sınıfının direnişini anlatır.

Madencinin Sınav Günleri – Bir Madenci Kasabasının Öyküsü 1 / Lewis Jones

1937 yılında yayınlanan Cwmardy, Lewis Jones’un iki romanından ilki. Yirminci yüzyılın başlarında İngiltere?nin Güney Galler bölgesinde kömür ocaklarıyla ünlü bir kasabayı anlatıyor. Roman kişileri, bu kasabada yasayan maden işçileri. Özellikle kasabadaki bir ailenin bireyleri aracılığıyla hem özel bir gelişimin, hem de çevredeki isçi yaşamının tarihini aktarıyor bize. Madencilerin her yerde karşılaştığı olaylar bu romanda da var: Grizu patlaması, grev, direniş, çatışmalar, örgütlenme çalışmaları, kötü koşullar… Ama bunları yasayan insanlar, başka yazarların ulaşamayacağı biçimde öyle canlı, içten,

Kadın ve korku – Hazel Melek Akdik

Suat Derviş?in ilk romanlarının dikkat çeken ortak noktası gotik edebiyata özgü bir tarzda yazılmaları. Kurgunun farklı türlerde korku ve gerilim öğeleri üzerine inşa edildiği bu romanlar, Türk edebiyatının ilk gotik eserleri olarak kabul edilebilir.

Türk edebiyatı alanındaki çalışmalarda Suat Derviş?in eserlerine karşı uzun süre bir kayıtsızlık hâkimdi. Sinema ve tiyatro uyarlamalarıyla dönem dönem popüler olan Fosforlu Cevriye?nin

49 Numaralı Parçanın Nidası – Thomas Pynchon

TIME’ın 1923-2005 arası En İyi İngilizce 100 Roman listesinde yer alan 49 Numaralı Parçanın Nidası, Amerikalı yazar Pynchon’ın kaleminden 1966’da çıkan postmodern bir gizem romanı. Zamanında Nabokov’un öğrencisi olduğu gibi, aynı zamanda William Gibson, David Foster Wallace, Salman Rushdie ve Neal Stephenson gibi farklı türlerde ustalaşan yazarların etkilendiği bir kalem olan Pynchon, medyadan kendisini çok iyi sakladığı için günümüzün Salinger’ı olarak da anılıyor. Nerede yaşadığı kesin olarak bilinmeyen ve birkaç pozu dışında fotoğrafı da bulunmayan yazarın adı, Nobel Edebiyat Ödülü kulislerinde uzun yıllardır tartışılıyor. Pynchon, Harold Bloom’a göre çağının en önde gelen Amerikan romancılarından biri.

Dino Buzzati’den “Yaşlı Ormanın Gizemi”

İnsana, doğadan bakmak

Daha çok Tatar Çölü’yle tanıdığımız Dino Buzzati’nin geçtiğimiz günlerde bir romanı daha okuyucu karşısına çıktı: Yaşlı Ormanın Gizemi.

Buzzati’nin yazın kronolojisine baktığımızda Dağların Adamı Barnabo’dan (1933) sonra ikinci sırada gelir bu romanı. Ancak esas patlamasını, ilk kez 1935’te yayımlanmış Yaşlı Ormanın Gizemi’nden

?Büyülü Kuş?la Başka Diyarlara?? – Mehmet Özçataloğlu

Ülkemizde çocuk kitaplarındaki niteliksel ve niceliksel yükselişte, gerek Türkiye edebiyatından gerekse de dünya edebiyatından seçilen, evrensel kurgular ve modern anlatım biçimleriyle kaleme alınan çağdaş yapıtların payı büyük. Son 10 yılda çocuk edebiyatının yıldızının parlaması, yayınevlerinin de bu alana yönelme zorunluluğu yayımlanan kitapların niteliğini de değiştirdi. Yıllar yılı La Fontaine ve Grimm Kardeşlerin masallarını okuduk,

Vicdan Zorbalığa Karşı ya da Castello Calvin’e – Stefan Zweig

Vicdan Zorbalığa Karşı ya da Castellio Calvin’e, okuru Fransız Reformcu Jean Calvin’in diktatörlüğünün hüküm sürdüğü XVI. yüzyıl Cenevre’sine götürür. Calvin’in farklı görüşlere gösterdiği tahammülsüzlük, hümanist din adamı Miguel Serveto’nun resmî öğretiye ters düşen görüşleri nedeniyle ölüm cezasına çarptırılmasıyla zirveye tırmanır. Tam da bu noktada Sebastian Castellio, Calvin’in karşısında tarih sahnesindeki yerini alır.

Bu kitap, Zweig’ın, kendi yaşamını belirleyecek nasyonal sosyalizm de dahil olmak üzere totaliter rejimlere yönelttiği bir eleştiri

Cehennem – Henri Barbusse

Cehennem, bireyin kendi aklı dışındaki bilginin elde edilemez olduğu fikrini savunan solipsizm felsefesinin muhteşem bir şekilde incelemesidir. Solipsizm, dış dünyanın ve diğer insanların uslarının varlığından asla emin olunamayacağı tahmininde bulunur. Hikaye, odasında bir delik açarak dış dünyayı inceleyebileceği bir manzaraya sahip olan isimsiz bir adamın peşinden şekillenmektedir. Sevgiyi, ölümü, yasak ilişkileri ve doğumları gözetler. İnsan deneyimlerinin