Kategori: Romanlar

Çevre Yolu – Henry Bauchau

Kanserin son evresindeki gelinini her gün hastanede ziyarete giden anlatıcı, banliyö ile merkez arasındaki mesafeyi katederken geçmişi ile bugün arasında da yol almaktadır. Naziler tarafından öldürülen bir direnişçinin sevgili anısı ve onun celladının koyu gölgesi kırk yıl öncesinden gelip steril hastane odasını dolduruyor. Metanetli bir yazardan ölüme ve yaşama, ümide ve direnişe, güce ve tutkuya

okumak için tıklayınız

Arevik: Dersim Tertelesinde Bir Ermeni Kızı – Haydar Işık

“Arevik: Dersim Tertelesinde Bir Ermeni Kızı, Averik’in ağulu hikayesinin gölgesinde, ruhu zehirlenmiş insanın yalnızlığın çaresizliğinde, kan ve kir akan bir tarihin, acılı Dersim’in romanlaştırılmış lirik destanıdır.” Ahmet Kahraman “Arevik dışarı çıkmıyor, oturduğu pencerenin önünden Kalesan Deresi etrafındaki söğüt ağaçlarının rüzgara tutulan yapraklarının gümüşi ışıltılarını izliyordu.

okumak için tıklayınız

Yaşama Sevinci – Emile Zola

Émile Zola (1840-1902): Natüralizm akımının en önemli temsilcilerinden olan yazar, romanları için gerekli yaşam deneyimini zorluklar içinde geçen gençlik yıllarında kazandı. 1864’de ilk öykü kitabı Ninon’a Öyküler yayımlandı. 1865’de kendi yaşamından izler taşıyan Claude’un İtirafları çıktı. Zola, romancının olayları bir izleyici gibi kaydetmekle yetinmemesi, kişileri ve tutkularını bir dizi deneyden geçirirken, duygusal ve toplumsal olguları

okumak için tıklayınız

Kendine ait bir yolculuğun yok mu? – Seza Özdemir

Eğer Portekizli yazar José Saramago?nun anlattığı gibi bir ?körlük? yaşamıyorsak, kendimize ait yolculuğu keşfedip, tamamlayıp gideceğiz. Sonrası mı? Öncesini ne kadar başarabildin ki? Seni nasıl bir geleceğin beklediğini kim bilebilir? Ne kadar zamanın kaldı, yazgın ne (varsa tabii), kim bilebilir? Bu arada sen hala kendi yolculuğuna çıkamadıysan, bundan kime ne? Dünyanın ise umurunda olmayacağı besbelli.

okumak için tıklayınız

Heba – Hasan Ali Toptaş

?İnceldiğinde, çeşitli sebeplerle delindiği de olur uykunun. Ne bileyim, bazen zihnimizdeki sivri uçlu bir hatıra deler onu; bazen henüz hazmedemediğimiz bir sözün acısı, bazen kolu bacağı aklımızın dışında kalan bir düşünce yahut bir duygu, bazen de etrafımızda olup biten, bizim fark edemediğimiz meçhul bir şey deler. İşte o vakit delinen yerden içerisi görünmez ama dışarısı

okumak için tıklayınız

Nana – Emile Zola

Emile Zola’nın Meyhane adlı yapıtının kahramanlarından çamaşırcı Gervaise’nin güzel kızı Nana’nın renkli dünyası ve görkemli yaşamı tüm insanlığın hikayesidir bir bakıma. Çürümekte olan bir toplumu çökerten gücün simgesi olan Nana şehveti, kalpsizliği ve acımasızlığıyla çevresindeki bütün şöhretleri ve zenginleri dize getirir, aşağılar. Toplumun ve yaşamın ana babasına yaptıklarının öcünü fazlasıyla alır. Emile Zola “Nana”yla dünya

okumak için tıklayınız

İnsancıklar – Fyodor Mihayloviç Dostoyevski. “İki gündür kendimi bu kitaptan uzaklaştıramıyorum. Yeni bir yeteneğin kalemi bu” Belinski

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski ilk romanı “İnsancıklar”da (1846) anlattığı yoksul insanlar gibi yaşam sürdürürken edebi yaşamının daha ilk yıllarında aristokratik-burjuva bir toplumda kafa işçiliğinin aşağılanan konumuna ilişkin deneyimler edindi. İlk kitabı “İnsancıklar” bu döneme ait bir ürün oldu. “İnsancıklar”ın büyük yankı uyandırması ve Belinski’nin taktir dolu sözleri Dostoyevski için büyük mutluluk kaynağı oldu. Dostoyevski’nin 24 yaşındayken

okumak için tıklayınız

Kürk Mantolu’yu neden çok sevdik? Sevengül Sönmez

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali?nin yetmiş yıl önce yayımlanan bu romanı, ne oldu da çok satanlar listesinin üst sıralarından düşmüyor? Keşke Sabahattin Ali de görebilseydi. Kitap okurlarının, edebiyatseverlerin ve elbette tüm yayıncıların şaşkınlıkla izledikleri bir çok satan karşısındayız: Kürk Mantolu Madonna. Sabahattin Ali?nin yetmiş yıl önce yayımlanan bu romanı, ne oldu da çok satanlar listesinin

okumak için tıklayınız

Bir Son Duygusu’na dair – Deniz Antepoğlu

2011 yılında Man Booker Ödülü?nü kazanmış Julian Barnes?in ?Bir son Duygusu? isimli romanı okuyucuyla buluştu. ?Metroland ?, ?Flaubert’in Papağanı?, ?Seni Sevmiyorum? adlı romanlarıyla dikkat çeken yazar, son romanıyla daha önce dört kez aday gösterildiği Man Booker Ödülü?nü kazandı. Roman, yaşlı bir adamın yaklaşık kırk yıl önce yaşadığı bazı olayları hatırlaması- en yakın arkadaşıyla arasında geçenler-

okumak için tıklayınız

Cinayet Şirketi – Jack London

‘Cinayet Şirketi’, eylem ve serüvenin ağır bastığı felsefi bir romandır: Gerçek üstünde erimeyen, ama tam anlamıyla gerçek olarak kalmayan, inanılmaz ile yüce arasında parçalanan gerçek’in irdelendiği bir roman… Jack London, filozofluğa özenen aydın bilgiçliğini ince bir ironiyle taşlıyor, şefe tapınma yutturmacasına sırt çeviriyor, adalete üstün tutulan düzeni yerin dibine batırıyor, hayatı baskı altında tutan bir

okumak için tıklayınız

Düello – Anton Çehov

“Yol Gösterici Bir İdea” olmadan sürdürülen hayatları “Çıkmaz Sokaklara” benzetip, bir tür melankoliye kapılan Anton Çehov, yazınsal iklimini gündelik hayatın sıradan, rastgele bölümlerinden kesitler alarak yaratır; bu özelliğiyle “izlenimci edebiyat” tekniğinin de öncüsüdür. Kısa romanı Düello’da, yolu Kafkaslar’da kesişmiş subay, doktor, polis şefi, bilim adamı, diyakos ve bir kadının dünyalarına eğilip, hayata dair bir düşünce

okumak için tıklayınız

Yitik Adanın Öyküsü – Jose Saramago

İber Yarımadası anlaşılmaz bir şekilde anakaradan ayrılmıştır. Dünyanın her yerindeki gazeteler Yarımada’nın o tarihi fotoğrafını kocaman manşetlerle yayınlarken birbirinden ilginç rastlantılarla bir araya gelen beş kişinin her biri de bu kopuşun kendi davranışlarının sonucu olduğunu düşünmektedir. İki atla bir köpeği de yanlarına alarak koyuldukları serüvende, bir karaağaç dalı ile toprağa şekiller çizen Joana Carda, yerin

okumak için tıklayınız

Muhbir Kişilik Üzerine – Zafer Köse

İspiyonculukla itham edilmek, yeni okula başlayan çocukların sıkça yaşadıkları bir sorun. Derdi çoktur böyle bir küçük insanın. Evin güvenli havasının dışına çıkıp sosyal ortamda yaşamaya başlamak kolay değildir. Güvende olma duygusunu korumak için, kaybetmekte olduğu korumacı bağların yenilerini geliştirmesi gerekmektedir. Bu gereksinim, Erich Fromm?un ayrıntılarıyla anlattığı gibi, ?özgürlük korkusu?na neden olur. Kişide bir otoriteye bağlanmak,

okumak için tıklayınız

Merhamet – Stefan Zweig

Katıldığı neşeli bir davette ilk kez gördüğü güzel Edith?i dansa kaldırmak isteyen genç teğmen Hofmiller, kızın narin bedeninin hıçkırıklarla sarsıldığını görünce donup kalır. Edith ve ailesi ile ilgili, o davetteki hemen herkesin bildiği ama toy teğmenin bilmediği bazı sırlar vardır. Stefan Zweig?ın sürgün yıllarında kaleme aldığı son birkaç yapıtından biri olan Merhamet, yanlışlıkla başlayıp pişmanlıkla

okumak için tıklayınız

Vergilius’un Ölümü – Hermann Broch

20. yüzyılın en büyük yazarlarından Avusturyalı yazar-filozof Hermann Broch?un başyapıtı olan ve ?neredeyse çevrilemezliği? ile ünlenen Vergilius?un Ölümü Türkçede. Broch?un 1935 yılında yazmaya başladığı Vergilius?un Ölümü, batı edebiyatında ve roman düzleminde sanata yöneltilmiş en temel ve aynı zamanda en acımasız sorgulamalardan biridir. 1945 yılında yayınlanışından kısa bir süre sonra edebiyat dünyasında büyük bir ilgi uyandıran

okumak için tıklayınız

Kamaşma – Sadık Güvenç

Kitabın özgün adı dilimize ?Kamaşma? diye de çevrilebiliyormuş; ancak çevirmen Ahmet Cemal, ?Körleşme? yi uygun bulmuş. Bu iki sözcük arasında anlam farkı olmasına karşın birbirini bütünlemekte. Roman, gerçekte büyük bir dehşeti anlatmaktadır. Gerçekleri göremeyen ya da görmek istemeyenlerin düşle gerçek arasındaki yükselişleri ve düşüşleridir anlatılan. Profösör Kien?in gözleri kamaşmıştır. Öyle yüksekte bir aydındır ki halkın

okumak için tıklayınız

Joseph Andrews – Henry Fielding

Henry Fielding (1707-1754): Romanları, oyunları, yergileri, siyasi makaleleriyle İngiliz kültür hayatının en önemli ve ilginç karakterlerinden biridir. Gayet verimli bir oyun ve hiciv yazarıyken sansür yüzünden yazmaya ara vermiş, hukuk öğrenimi görerek yargıç olmuştur. Yargıçlığı sırasında da yazmayı hiç bırakmayan Fielding’in ilk romanı 1741 yılında yayımlanmıştır. Yazar 1742 yılında yayımlanan Joseph Andrews ile büyük bir

okumak için tıklayınız

Nobakov’un edebiyattaki fikirsizliğine sağlam bir yanıt: Ötekileştirilen Ben’den hortlayan ÖTEKİ – Berivan Kaya

Rus asıllı ABD’li yazar ve eleştirmen Vladimir Nabokov, “Öteki Ben, Dostoyevski’nin yazdığı en güzel şeydir.” der. Nobakov’un edebiyat anlayışıyla genel olarak örtüşmesem de, Dostoyevski’nin çoğu eserini okumuş biri olarak bu görüşünü paylaşmaktayım. Nobakov, Gogol üzerine yazdığı incelemesinde, yazara ait eserlerin hiçbir toplumsal ileti veya mesaj kaygısı taşımadığına, örneğin Ölü Canlar’ın, Çarlık Rusya’sının kokuşmuş bürokrasisine, yozlaşmış

okumak için tıklayınız

Tom Jones (2 Cilt ) – Henry Fielding

Dünyada yazılmış ilk romanlardan biri olan ve dünya klasikleri arasında tartışılmaz bir yer alan Tom Jones, yazılışından bu yana geçen bunca yıla rağmen hala taze, bugün yazılmış bir eser gibi okunabiliyor. Fielding?in kahramanı Tom?la birlikte, 18. yüzyılın İngiltere?sini dolaşıyor, her sınıf ve tabakadan insanla tanışıyoruz. Bu gezi boyunca, Fielding?in kendine özgü mizahı yanımızdan eksik olmuyor.

okumak için tıklayınız