Kategori: Romanlar

Ahraz – Deniz Gezgin

İnsan, başlı başına bir mitolojidir… “Ahraz” olan da, bu mitolojinin kaotik kahramanıdır. Tozlu hayalleriyle balıklara dokunur, onları sever, onlardan nefret eder ya da kaldırımda bir sonraki günün erzağını toplamaya çalışırken, kederin hasadını yapmaya zorlarken bulur kendisini. Su Mitosları’nda tarihi bir yolculuğa çıkaran Deniz Gezgin, bu kez de “Su”dan taşarak gelen bir hikayeye dokunmaya

okumak için tıklayınız

Güneşdamlası – Eleni Hacudi Tunta

Eleni Hacudi Tunta, Doğu Marmara Bölgesi’nde Rumların tipik bir köyü olan Yalıçiftlik’te geçen olaylara dayanarak, gurbet yoluna düşen bazı Rumları, içinde bulundukları şartlar ve yaşadıkları olaylarla birlikte resmediyor. 1775’te Ali Paşa’nın Agrafya’dan kovaladığı Rumların bir kaçak gibi Anadolu’ya yerleştikleri günden beri başlarından geçen olayları gözler önüne seriyor. İki kız kardeş, Güneşdamlası ve İpsimani, Doğu Marmara

okumak için tıklayınız

Hayli Yadırgatıcı Bir Roman: Görünmeyen – Selman Büyükaşık

Paul Auster Türkiye?de hayli tanınan, geniş bir okur kitlesi olan, çağdaş Amerikan edebiyatının ünlü (popüler) yazarlarından. Bu yılın başında, düşünce üzerindeki siyasi baskıları gerekçe göstererek Türkiye?ye gelmekten vazgeçince her konuda olduğu gibi Başbakan Erdoğan?ın ona gösterdiği sert tepkiyle gündeme gelen bu ABD?li yazar, okuma grubumuzun da ister istemez gündemine gelmişti. Grubumuz, onun GÖRÜNMEYEN romanını okuma

okumak için tıklayınız

?Güneş Saygılı?nın Gerçek Yaşamı? Üzerine – Selman Büyükaşık

Biraz Ayrıksı Notlar 1,5 ay sonra tekrar, kimi yerlerin altını çizerek, sayfa boşluklarına notlar düşerek okuduğum kitabı bitirip kapatınca ön kapaktaki resme baktım. Önde tuhaf, tüylü, karışık cisimsiler. Geride solda yine tüylü, terliksi hayvanı çağrıştıran bir cisim. Çok büyütülmüş bir virüs mü? Belki. Sağında, ortada, bir kadının silueti. Romanın uzun adını bir daha okuyorum: GÜNEŞ

okumak için tıklayınız

Genç romancı – Ahmet Soner

Amerikalı Jonathan Safran Foer, 1977 doğumlu genç bir yazar. 25 yaşında ilk romanını yayımlamış: ?Her Şey Aydınlandı?. Bu kitap sinemaya da uyarlanmış. 2005 yılında ikinci romanı ?Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın? piyasaya çıkmış. ?Baş döndürücü, Olağanüstü? gibi övgüler almış. ?Foer, okura bir hazine sunuyor? denilmiş, ?Mutluluk sarhoşluğuyla okuyacaksınız? diye nitelenmiş. Kitabın arka kapağındaki özet şöyle:

okumak için tıklayınız

?Ateş Çiçekleri?(*) – Hasan Akarsu

Yazar Alime Yalçın Mitap, Salihli doğumlu olup Siyasal Bilgiler Fakültesi?ni bitirir. Resim çalışmaları da bulunan yazar, 12 Eylül döneminde yaşadığı, gözlemlediği acıları ?Ateş Çiçekleri? adlı yapıtında yansıtır. ?Güneşe Yükselen? fidan gibi geleceğe umutla bakmak, yaşamın güçlüklerini yenmek için savaşım vermek her aydının önemli görevidir. Yazar, ?Tabutluk?ta Bir İbrahim? adlı yazısında, 12 Eylül 1981?de Mamak Askeri

okumak için tıklayınız

Capon Çayevi – Mahmut Şenol

Çekes Adil Paşa’nın Tahsildarlık Günleri romanı ile başlayan Mahmudiye Üçlemesi’nin ikinci kitabı olan Capon Çayevi’nde naif bir insan üzerine bir o kadar naif bir hikaye anlatıyor Mahmut Şenol. Çanakkale Vilayeti’nin Biga kasabasındaki, ahalisi serâpa Çerkes olan Mahmudiye Köyü’nden Nurettin Karasu’sunun, ahalinin deyişiyle Nuridin’in hikayesi bu. Mahmut Şenol komiği ve trajiği bir araya getirmedeki ustalığını bir

okumak için tıklayınız

Son Günler (Aleksandr Puşkin) – Mihail Bulgakov

Kara gökte burgaçlanıyor karlar Durmamacasına saldırıyor tipi Bazen yabanıl hayvan gibi uluyor Bazen ağlıyor bir çocuk gibi Oyun boyunca sık sık tekrarlanan bu dizelerle anıyor Mihail Bulgakov, Aleksandr Puşkin’i. Yalnızca romanlarıyla değil, oyunlarıyla da 20. yüzyılın önde gelen Rus yazarlarından sayılan Bulgakov, Molière’den sonra bir diğer büyük yazara, Puşkin’e hayat veriyor Son Günler’de. Ölümünde devletin

okumak için tıklayınız

On İki Dağın Sırrı / Bir Göz Ağlarken – Haydar Karataş

Bir göz ağlarken diğer gözün güldüğü görülmüş müdür? Dünya kaç köşeymiş uzun uzun konuşan, konuştuklarını tekrar eden, saplantıyla özlemlerini, evveliyatlarını anlatan Dersimliler. Küçük, sıradan, kayıp giden hatıralar, garezler, kibirlenmeler… Yanlışın, kahırla ufalan hayatın farkında olan Zazalar, Kürtler, Ermeniler, Kızılbaşlar… Candarmalar, paşalar, hükümetler, aşiretler, metruk evler, boşalmış ovalar, inatla geleneğe sarılan köylüler, atlılar, tüfengler… Gece Kelebeği

okumak için tıklayınız

Hikayem Paramparça – Emrah Serbes

Emrah Serbes, hayatı kendine katık eden, sokaktan çağlayan bir sesle yeraltının dumanını anlatıyor bize. Bitmez bir ergen öfkesiyle kuyuya düşmüş çocuklara sesleniyor. Emrah Serbes’ten parça parça anlar, parça parça anılar, paramparça hikayeler… “Annemin öldüğünü anlatma, onun etkisi altında olduğum için kendisini sevdiğimi düşünmesin.”

okumak için tıklayınız

Hikayesi Faruk Duman?dan ? Erkan Aslan

Dilimiz kendi sesini, müziğini ve ruhunu her şeye karşın bulmakta ve tanelenmektedir. Bir dilin mimarı:, o dilin yazarlarıdır en çok da. Ona nefes aldıran, havalandıran, yenileyen, türeten ve aşık. Dil, yazarın uzağıdır ve o uzak, peşindekinden öndedir kuşkusuz. îşte bunu böyle kabul eden ve tam da dilin bu uzak ufkunda Faruk Duman ve eserleri durur.

okumak için tıklayınız

Arıza Babaların Çatlak Kızları – Ayten Kaya Görgün

Ayten Kaya Görgün’ün ilk romanı Arıza Babaların Çatlak Kızları, köyden kente göç olgusunu, Ankara’nın varoşlarında kır ve kenti iç içe yaşayan birinci ve ikinci kuşak göçmenlerin 80’lerdeki yaşam öykülerini ironik bir dille işliyor. Anadolu’nun en sahipsiz bırakılmış ıssız köşelerinden, son umutlarını toplayıp atalarından kalma toprakları terketme cesareti göstererek, Samsun Asfaltı’ndan girdikleri bu kentin sağına soluna

okumak için tıklayınız

Tijo Nehri kıyısında bir çocuk: Suların sessizliğinden kaçamayanlar ? Emel Güneş

Jose Saramago, en saf haliyle çocuk okuyucularının karşısına çıkarken sade ve şiirsel bir dille hikayesini aktarmış. Yazar, kendi çocukluğundan bir anıyı açık yüreklilikle paylaştığı bu kitabını hem didaktik olmadan hem de illa ki çocuklara şirin gözükmeye çalışmadan yazma başarısını göstermiş. Saramago’ nun ustalığına açılan penceresin¬den sonra, şimdi de usta Saramago’ nun çocuklara uzanan penceresi aralandı.

okumak için tıklayınız

Sıradanlar Arşivinde – Zafer Köse

Don Jose Nüfus Kayıt Merkezi Arşivi?nde bir yazıcıdır. İnsanların doğumu, ölümü, evlenmesi, boşanması gibi kayıtları tutmaktadır. Yıllar yılı aynı işi yapmakta, aynı hayatı yaşamaktadır. Merkez Arşiv, kişisellikleri törpüleyen, tekdüze hareketlerle çalışılan bir yer. Katı, hiyerarşik bir ortam. Arşiv?de, genel olarak iki ayrı bölmeye toplanmış da olsa, sağlarla ölülerin dosyaları iç içe geçmiş durumda.

okumak için tıklayınız

Altın Buzağı – İlya İlf ve Yevgeni Petrof

Altın Buzağı, bir mizah romanı; “On İki Sandalye´´nin devamı niteliğinde. İlya İlf ile Yevgeni Petrov adlı iki gazetecinin imzasını taşıyan kitap, On İki Sandalye gibi, yeni yeni oturmakta olan Sovyet sisteminde hala varlığını sürdüren aksaklıkları hedefe koyuyor. Sovyet mizahının başyapıtları arasında sayılan bu romanların ilkinde yazarlar 12 sandalyenin peşi sıra bizlere tüm Rusya´´yı gezdirmişlerdi. Ünlü

okumak için tıklayınız

Köprülerim – Howard Fast

Köprülerim, bir yandan Hıristiyan bir dünyada acılar yaşayan Yahudilerin öyküsünü dile getirirken, onların yaşadığı soykırımı anlatırken, tam bir serüven, umut ve umarsızlık romanıdır; öte yandan ölümü, yıkımı anlatmakla yetinmeyip etkileyen, acı veren bir aşkı da dile getirir; tanımadığı, hayalini bile kurmadığı bir dünyayla karşı karşıya gelen Hristiyan bir Amerikalının öyküsüne dönüşür ve usta romancı Howard

okumak için tıklayınız

On İki Sandalye – İlya İlf ve Yevgeni Petrof

Türkiye?de ilk kez basılan On İki Sandalye, hemen her Sovyet yurttaşının okuyup filmini izlediği, pek çok dile çevrilmiş bir mizah klasiğidir. İlya İlf ve Yevgeni Petrof adlı iki gazeteci tarafından 1928 yılında yazılan bu popüler mizah romanında, yeni yeni oturmakta olan Sovyet sisteminde hâlâ varlığını sürdüren bürokratizm, yetkiyi kötüye kullanma, adam kayırma, toplum değerlerine zarar

okumak için tıklayınız

Her Dağın Gölgesi Deniz’e Düşer – Evrim Alataş

(*) İnsanı yüreğinin sol yanından yakalayan, sarsıp başını döndüren; her satırında hayatı hissettiren, coşturan, güldüren, ağlatan, doğurtan, öldüren bir kitabı okumak, yaşamı boyunca insanın karşısına çıkan nadir anlardan biridir. Yakaladı mı bu anı bırakmak istemez, hem bir an önce okumak ister, aldığı gibi saatlerce elinden bırakmadan okur, hem de bitecek olmasına üzülür, kederlenir. Evrim Alataş

okumak için tıklayınız

Kumarbaz – Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, ‘Kumarbaz’ (The Gambler) adlı romanını, kumar borçlarından dolayı yoğun baskı altında 25 günde (Kasım – Aralık 1866) kaleme aldı. Kumarbaz, Dostoyevski’nin gençlik yıllarını, dramatik aşk ve kumar tutkusunu en yalın hali ile kaleme aldığı yapıtlarından biridir. İlk büyük romanı olan ve büyük bir kitleye ulaşan Suç ve Ceza’dan sonra yayınevi ile yaptığı

okumak için tıklayınız

Çatıdaki Pencere – Jose Saramago

Çatıdaki Pencere, Jose Saramago’nun yazarlığının erken döneminde yazdığı, ama ölümünden sonra yayımlanan romanı. Eşi Pilar del Rio’nun dediği gibi, Çatıdaki Pencere Saramago’ya giriş kapısıdır ve her okur için bir keşif olacaktır. Sanki mükemmel bir halka tamamlanıyormuş gibi. Sanki ölüm yokmuş gibi. “Ölmek, varolmuş olmak ve artık olmamaktır,” derdi Jose Saramago. O öldü, artık yok, ama

okumak için tıklayınız