Kategori: Romanlar

Gününden Önce Doğan Bir Roman Nasıl Yapmalı ve Çernişevski – Asım Gönen

Bazı eserler vardır; bir kez okunduktan sonra etkileri bir daha akıldan çıkmaz. İşte Çernişevski?nin Nasıl Yapmalı isimli romanı tüm okuyanların belleklerinden çıkmayacak bir eser. Yazılışından bu yana yüz elli yıla yakın bir zaman geçmiş olmasına karşın, kitaplıklarda baş kitaplar arasında yer alması da ayrıca bunun bir göstergesi. Tersine bazı eserler de sonuna kadar ya okunur

okumak için tıklayınız

Anavoles ke Katifori – Hristos Anagnostopulos

Hristos Anagnostopulos’tan Anavoles ke Katifori [Sürüncemeler-Yokuş Aşağı Gözü Kapalı]. Hikâyemiz 60’lı yıllardan 90’lı yıllara kadar uzanan bir zaman çizgisinde Atina’da geçiyor; burada kahramanımız Dimitris Galinos, 1964’te Yunan uyrukluların İstanbul’dan sınır dışı edilmesinden sonra hayatında yeni bir sayfa açmaya çalışıyor. Yazarımız 64 kuşağının yaşadığı sendromlar, çelişkiler ve zihinlerine ve bedenlerine dadanan “hayaletler”e hasrettiği anlatısını bu travmatize

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal’in Işığı – Zafer Köse

Yaşar Kemal, Bir Ada Hikayesi dörtlemesinde, sadece bir adada yaşananları anlatmıyor. 1920’lerde, mübadele kararıyla boşaltılmış Karınca Adası’na gelip terk edilmiş evlere yerleşen insanların kendilerine bir hayat kurmalarından bahsetmek değil derdi. Bir ada yaratıyor. Bir dünya yaratıyor. Dörtlemenin ilk kitabında, Poyraz, adaya öyle bir ayak basıyor ki! Kuşların böceklerin, çiçeklerin ağaçların, efil efil esen yelin ve

okumak için tıklayınız

Suların Sessizliği – Jose Saramago

“Kıyıya geri döndüğümde güneş batmıştı bile, oltamı attım, bekledim. Dünyada suyun sessizliğinden daha derin bir sessizlik olduğunu sanmıyorum.O saatte onu hissettim ve asla unutmadım.” Tijo Nehri’nin kıyısında bir çocuk saatlerce büyük bir balık yakalamaya çalışır. Sonunda oltasına bir balık takılır ama çocuk onu elinden kaçırır. Usta yazar José Saramago bu olağanüstü güzel ve bilgelik dolu

okumak için tıklayınız

Yarı Gölge – Uwe Timm

Türkiyeli okurun yakından tanıdığı Alman yazar Uwe Timm, ülkesinin tarihine farklı bir açıdan ışık tuttuğu Yarıgölge’de, okuru Berlin’deki Gaziler Mezarlığı’na götürüyor. Önemli şahsiyetlerin yattığı mezarlar dile geliyor, ölüler kendilerini anlatmaya başlıyor. Almanya’nın ilk kadın pilotlarından Marga von Etzdorf da onlardan biri. 1931’de Almanya’dan Japonya’ya tek başına uçan ilk kadın pilot olarak tarihe geçen Etzdorf, büyük

okumak için tıklayınız

Çıplak Deniz Çıplak Ada (Bir Ada Hikayesi 4) – Yaşar Kemal

Yaşar Kemal’in “Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana” romanı ile başlayan, “Karıncanın Su İçtiği” ve “Tanyeri Horozları” kitaplarıyla devam eden Bir Ada Hikayesi dörtlemesi, son kitabı “Çıplak Deniz Çıplak Ada” ile tamamlandı. Bir Ada Hikâyesi dörtlüsü, savaşlardan, kırımlardan, sürgünlerden arta kalan insanların, Yunanistan’a gönderilen Rumların boşalttığı bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarını konu alır. Umut

okumak için tıklayınız

Fahrenheit 451 – Ray Bradbury

Guy Montag işini seven bir itfaiyeciydi. On yıldır kitap yakıyordu. Gecenin bir yarısında yola çıkışlarını, alevlerin kitapları yutuşunu hiç sorgulamamıştı… Hiç sorgulamamıştı, insanların korkusuzca yaşadıkları bir geçmişi anlatan o 17 yaşındaki genç kızla karşılaşana dek… Montag’ın hayatındaki bütün yanlışlar doğrularla yer değiştirir o andan sonra… İşini, eşini, yaşayışını yeni bir gözle değerlendirir. Önünü alamadığı duyguları

okumak için tıklayınız

Ölüler Genç Kalır – Anna Seghers

Ölüler Genç Kalır, Alman dilinin en büyük yazarları arasında sayılan Anna Seghers?in en önemli ve en kapsamlı romanıdır. Almanya?nın 1918-1945 yılları arasında yaşadığı büyük çalkantıları, emekçi ayaklanmalarını, Nazizmin iktidara gelişini ve İkinci Dünya Savaşı?nı büyük bir gerçeklikle anlatır. Roman, farklı sınıflardan ve siyasal eğilimlerden insanların hayat hikâyelerini bir araya getirerek zengin bir panorama sunar. Romanın

okumak için tıklayınız

Algı Kalesi / Rastlantı ve Devinim – Gültekin Karakuş

1873… Darwin’in Türlerin Kökeni kitabının ardından İnsanın Türeyişi yayınlanmış… Gılgamış Destanı çözümlenmiş ve Nuh Tufanı?nın bunun bir kopyası olduğunun anlaşılması tüm mabetlerin temellerini sarsmıştı. Artık kubbelerde ilahi cevaplar değil sessiz aklın ürünü sorular yankılanıyordu. 1873, İstanbul… Nice alimlerden bilgili Tahir Usta ve öğrencisi de sayılabilecek olan, dostu Levend. Tahir Usta ona bir sürpriz hazırlar ve

okumak için tıklayınız

Kağıt İnsanlar – Salvador Plascencia

Sıradışı bir yazardan, oyuncaklı, dokunaklı ve fazlasıyla sıra dışı bir roman: Kağıt İnsanlar. Yazarı roman karakterlerinin arasına, kâğıdı olay örgüsüne katan, yıkımı körükleyip küllerinden yeniden doğan, özgün ve çarpıcı bir metin. Alınyazısına karşı koymanın, kurmacanın ve başkaldırının, kayıplara rağmen ayakta kalmanın hikâyesi… Kâğıt kadar hassas, kâğıt kadar tanıdık. Kağıt İnsanlar, sizinle konuşacak. Öykülerini sütunlarla kuracak,

okumak için tıklayınız

Dilya ve Zalar – Mîr Qasimlo

Ar Yayınevi tarafından Mîr Qasimlo’nun kaleme aldığı 999 sayfalık “Dilya ve Zalar” romanı yayınlandı. Roman, Dilya ve Zalar?ın yaşadığı aşkı, aile ve çevreleriyle yaşadığı sorunları anlatıyor. Romanda, farklı inançlara sahip halkların yaşadığı mağduriyetler, kadın ve erkek ilişkileri, kadınların öldürülmesi, sünnet edilmesi ve transseksüellerin trajedilerinin görüleceği hikayeler de yer alıyor. Kürtçe yazılan roman, sade diliyle dikkat

okumak için tıklayınız

Çıkrıklar Durunca – Sadri Etem Ertem

Sadri Etem Ertem?in ?Çıkrıklar Durunca? isimli romanı Osmanlı?nın Tanzimat Dönemi ekonomisiyle iç piyasasının hızla yabancıların eline geçmesi ve bunun sonucunda da özellikle dokuma tezgâhlarımızın bir bir kapanmasıyla ortaya çıkan sosyal depremi ele alıyor. Kitapta, İngilizlerin Anadolu?nun tiftik keçisini, Güney Afrika?ya götürerek yetiştirmesi, çoğaltması ve yününü kumaş yaparak bize satmasının öyküsü var. Anadolu?daki tezgâhların birleşerek fabrikalaşamaması,

okumak için tıklayınız

Mektup Mektup Açacağıyla Açılır – Hüseyin Bul

“Müştak‘ın hezeyanları ve komplo teorileri sonucu karakterin sahiciliğine, canlı kanlı olduğuna inanıyorsak eğer, şehrin fethi esnasında Rum tarafındaki moral bozuklukları, kötü kehanetlerin kısa sürede yayılması, papalığın vaad ettiği gemilerin ufukta bir türlü görünmemesi üzerine en küçük kötü bir olayı bile uğursuzluğun işareti sayıyorken Rum halkı, bu uğursuzlukları, kehanetleri yayanların nedense Türk tarafından olma ihtimali üzerine

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal’in yeni çıkacak eseri ‘Çıplak Deniz Çıplak Ada’ dan bir bölüm…

Yaşar Kemal için en güzel tanımlamayı Elia Kazan yapmıştır belki de. ?Yaşar Kemal, Homeros?tan bu yana gelen en eski geleneksel anlatıcıdır. Başka bir sesi olmayan halkın sesidir? diyor kazan. ?Yaşar Kemal çağdaş dünyanın en büyük anlatıcılarından biridir. Onu okumak yaşamın kendisini anlamaktır. O, korkusuz bir kahraman gibi yazıyor? diyen John Berger?in hakkını da yememeli… Yaşar

okumak için tıklayınız

İsa Bu Köye Uğramadı – Carlo Levi

Italo Calvino ile Jean-Paul Sartre’ın Önsözleriyle… Carlo Levi’nin bu kitabını ilk okuduğumda çarpılmıştım. Italo Calvino da söylüyor ya, bence de doğru. İnsanları, hayvanları, bitkileri öylesine büyük bir aşkla tasvir ediyordu ki, sanki zamanın ötesinde bir şeyden, bir büyük hakikatten, bir büyük aşktan söz ediyordu. Bunu bir tek Yaşar Kemal’de gördüm ben: Kimyası yavaş yavaş bozulan,

okumak için tıklayınız

Mirovên Hejar (Sefiller) – Victor Hugo

?EdîtorêMîlanoyî yê ku wergera îtalyanî ya Mirovên Hejar çapkiriyedîbêje ku evberhem ji bo hemî gelan hatiye nivîsîn, rast e, xebera wîye. Ez nizanimku wê pirtûk ji alî herkesî ve bê xwendin an na, lê mînew ji bo herkesînivîsandiye. Mirovên Hejar, çendî ji bo Îspanya,Fransa, Îrlanda hatibenivîsîn ewende jî ji bo Brîtanya, Îtalya,Almanya û hwd; çawa

okumak için tıklayınız

Un Lun Dun – China Miéville

China Miéville?den fantastik ögelerle bezeli bir gençlik romanı… Nedir Un Lun Dun (Lon Dra Kis)? Londra?nın aynadan görülen imgesidir. Sözcüklerin canlı olduğu, sıradan bir evin kapısının ardında bir ormanın pusuda yattığı, etobur zürafaların sokaklarında fink attığı ve karanlık bir dumanın bütün dünyayı yakmaya can attığı, tuhaf zevklerle kuşatılmış bir harikalar diyarıdır. Burası, uzun yıllar önce

okumak için tıklayınız

Theseus – Andre Gide

André Gide’in Yunan mitolojisinden esinlerek kaleme aldığı kısa bir roman Theseus. Tam bir tarihsel uygunluk peşinde olmayan Gide, mitlerin de çeşitli yorumlara açık olduğunu bir kez daha gösteriyor. Gide, Theseus’un ağzından, büyük kahramanın hayatının farklı dönemlerini, yaşadığı aşkları, gösterdiği kahramanlıkları, maceradan maceraya koşarken gerektiğinde nasıl kurnazca davrandığını, aklın merkezi Atina’yı ihya edişini anlatıyor. Bu sırada

okumak için tıklayınız

Cennetin Kayıp Toprakları – Yavuz Ekinci

?Cehennem acı çektiğimiz yer değildir, acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir.? Hallac-ı Mansur Cennetin Kayıp Toprakları’nda yeni bir cehennem tasviri yapan Yavuz Ekinci: Toplum olarak bakıyoruz ama görmüyoruz, tanık oluyoruz ama anlamıyoruz. Sadece susuyoruz. Toplumsal körlük ve sağırlığı anlamış değilim. Bu tepkisizlik ve sessizlik hayra alamet değil.

okumak için tıklayınız

Yedinci Gün – İhsan Oktay Anar

Çizgilerin kürelere, zamanın sonsuzluğa, sonsuzlukların da hayâllere dönüştüğü bir hikâyedir bu. Sıradan insanların sıra dışılığı, bilinen hikâyelerin düşlere dönüşümü, zaafların asîlleşmesi, erdemlerin ardındaki günâhkârlık tüm içtenliğiyle akacak zihinlere. İnsan olmanın en zayıf ve en yüce yanları, bir hikâyenin dokunuşuyla bir kez daha bilinebilir olacak. İhsan Oktay Anar, bu yeni düşüyle sizleri bir kez daha şaşırtacak.

okumak için tıklayınız