Kategori: Romanlar

Unutma Bahçesi – Latife Tekin

?Gelenlerin çoğu karar ânıyla ilgili buna benzer şeyler anlatır. Dinlemek beni sarsardı eskiden. Hep bir çatlama, kopma sesiyle, ayrılma hışırtısıyla zihnimde beliren, dönmemek üzere giden insan imgesinin yerini, ansızın içimde uyanan bir sezgi sonrasında, bir yırtınmayla dünyaya gelen insan görüntüsü aldı. Nasıl doğduklarını anımsayıp bilmeden bunu anlattıklarını düşünmeye başladım. Ben artık böyle dinliyorum öykülerini. Ama

okumak için tıklayınız

Mezarı Olmayan Kadın – Assia Djebar

?Mezarı Olmayan Kadın?, Süleyha?dır; Assia Djebar?ın Cherchell?de ailesiyle birlikte bir zamanlar oturduğu evin duvar komşusu? Süleyha, kentteki kadınlar arasında, Fransız egemenliğine karşı bir direniş ağı kurdu sessiz sedasız; 1957?de dağa çıktı, sömürge ordusu tarafından yakalandı ve geriye hiçbir iz bırakmadan kaybedildi? Bu sıra dışı, açık sözlü, coşkulu ve tahsilli kadın, yaydığı enerjisiyle etrafındaki herkes için

okumak için tıklayınız

Yarasalar – Marcel Beyer

Dünyayı kulağıyla algılayan, seslerle düşünen, en küçük tıkırtıdan derin anlamlar çıkartan, bu dnyadaki her tınıyı kaydetmeyi arzulayan tutkulu bir akustik uzmanı. Nazi döneminde yaşıyor – ve “işini” görüyor: akustik düzenlemeler yapıyor, ses kayıtları alıyor. Savaş ortamında, devlet hizmetinde. Çeşit çeşit ses kaydı yapma imkanını değerlendirirken bazen irkiliyor Nazi ruhundan, ama tutkusu da baki. Eninde sonunda

okumak için tıklayınız

İçinde Ruhlar Dolaşan Kitap – Melike Uzun

Joel Koven ?Tarih ve Tin?de şöyle der: ?Geç kapitalizmin kendini iyi hissetme kültürü içinde, acı çekmenin değeri bugünlerde unutulmuştur. ? Ötekine açılma, dünyanın acısını hissetmek demektir. ? Ancak ruhun acı çekişi radikal mutluluk umudunu da ima eder. Acı çekmek ve varlığa açık olmak: bütünleşmiş varlığın olanaklıklarını beklemek ? anlamına gelir.? Acıyı boş ver anı yaşa

okumak için tıklayınız

Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni – Zafer Köse

Fabrikanın bakım teknisyeni, elini genel müdürün omzuna koyup ?Sen de çok önemli bir iş yapıyorsun,? diyor, ?stratejik kararlar veriyorsun.? Olabilir mi böyle bir şey? Hiyerarşik sistemde aşağıdaki kişi üsttekine alçak gönüllü davranabilir mi? Alçak gönüllü her davranış, yukarıdan aşağıya iletişim durumu yaratır; dikkat çekecek ölçüde öyle davrananlar, üstte bulunma konumlarını somutlaştırmış olurlar. Gerçekten alçak gönüllü

okumak için tıklayınız

Umut Edilen Çağın Romanı – Melike Uzun

?Birçokları sadece karmaşa içinde hissediyor kendini. Yer sallanıyor; neden, niçin, bilmiyorlar. Onların bu durumu, endişedir; daha açık seçik hale gelirse korku olur.?diyor Ernst Bloch Umut İlkesi?nin önsözünde. Bu topraklarda ve bu zamanda endişeyi, korkuyu değişik gerekçelerle, en yoğun haliyle yaşamayan var mıdır? Her gün ölüm haberleriyle uyanıyoruz: savaş, çatışma, açlık, sömürü, toplu mezarlar? Yaşlanıp yatağında

okumak için tıklayınız

Ortadoğu’da Kadın Olmak – Selma Sayar

Edip Cansever ?Mendilimde kan sesleri? şiirinde söylediği gibi ? İnsan yaşadığı yere benzer.? Biz farkında olalım ya da olmayalım içinde yaşadığımız coğrafya, sosyal ve kültürel ortam hayatımızı önemli ölçüde etkiler. Adına Ortadoğu denilen ateşten bir çemberin içinde buluverdik kendimizi. Bu öyle bir ateş ki hiç sönmez; harlıdır her daim. Ortadoğu?da kadın olmak hayata yenik başlamaktır.

okumak için tıklayınız

Tahsin Yücel?le Yolculuk – Ali Yıldız

Tahsin Yücel, yıllardır okurlarının karşısında; salt öykü, deneme, eleştiri ve romanlarıyla değil, çevirileriyle de.İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü?nde öğretim üyesi olan Yücel, çalıştığı dönemlerde hem yüzlerce öğrenci yetiştirdi hem de Fransız yazınından Zweig, Flaubert, Gide, Proust, Sartre, Balzac ve Camus?un eserlerinin yanı sıra, daha birçok yazarı da Türkçeye kazandırdı. Dert Çok Hemdert Yok

okumak için tıklayınız

Umut Etmenin Muhteşemliği – Gülşah Elikbank

F. Scott Fitzgerald?ın 1925?te yazdığı ?The Great Gatsby?, ?Muhteşem Gatsby ?kitabı, Amerikan Edebiyatının en önemli örneklerinden sayılır. Bir Amerikan Rüyası eleştirisi olarak da görülen ve arka fonuna Caz Çağı?nı yerleştiren romanın, farklı yayınevlerinden çevirisi zaman zaman raflarda yerini alırken, beyazperde de bu romandan uzak kalamıyor. Özellikle de klasikleri modernize etme hastalığına tutulduğumuz bu yıllarda! Cannes

okumak için tıklayınız

Serdar Çekinmez’in yeni romanı “Tayyare” Yitik Ülke Yayınları’ndan çıktı

Fransa’da yaşayan genç yazar Serdar Çekinmez, “Tayyare” adlı ilginç ve sürükleyici romanıyla Yitik Ülke Yayınları’nda. Oldukça neşeli ve sürprizlerle dolu kitaplara imza atan genç yazarın daha önce “Hatice” adlı bir romanı daha aynı yayınevince yayımlanmıştı. Çekinmez’in “Tayyare” adını verdiği yeni kitabında, zengin olma hayalleriyle gittiği Şikago’da, işyerindeki seksi dilberin ayak oyunlarına kurban giden karakter Peyami,

okumak için tıklayınız

Zamanıdır, Zamanı gelmenin… – Tomris Sakman, Tayfun Topraktepe

“Yeni biz söz dizimi lazım Cüneyt bana. Sıkıldım öznenin her zamanki yerinden, gizlenmesinden, saklanmasından. Varlığından ayrı, yokluğundan ayrı. Yüklemler özne olsun, sevmekler dolaşsın caddelerde, ?seviştim?ler konuşsun ?nefes almıştım?larla, hep birlikte bizi yapsınlar, biz yapsınlar. Eyleyen biz olmayalım. Bir sevişmek gelsin, bütün zamanlarda çeksin bizi, Esra?yla beni. Eylem zamanı geçti, gelmez bir daha; özne de yok

okumak için tıklayınız

Saramago?ya Göre İsa – Hüseyin Bul

En başta söylemeliyim ki Saramago?nun Kabil romanından bu yana Tanrıyla bir problemi olduğu aşikâr. İsa?ya göre İncil çevirisi bizde eski olsa da ben Kırmızı Kedi Yayınları?nın yeni baskısından okuma imkânı bulabildim. Aslında Jose?nin hayatına baktığımız zaman Efendi dediği Tanrıyla sorununu tahmin etmenin öyle çok zor olmadığını göreceğiz. Bunda komünist olmasının elbette ki etkisi vardır. Yer

okumak için tıklayınız

Balıklar Susadığında – Helim Yüsiv

Modern Kürtçe edebiyatın en tanınmış isimlerinden olan ve eserleri daha önce Almanca, Arapça ve Türkçeye çevrilen Suriyeli Kürt yazar HelîmYûsiv’in en beğenilen kitaplarından biri olarak ayrı bir yerde duran Balıklar Susadığında (Gavaku Masî Tî Dibin) dilini yitirerek zamanla dilsizleşmiş bir halkın yaşadıklarını edebiyatın tüm inceliklerini kullanarak anlatıyor. Kendisini yaşadığı coğrafyanın zorunlu bir sonucu olarak “bir

okumak için tıklayınız

Kürdistan Kralı (Kürt Epik Romanı) – Adolphe de Falgairolle, Kamiran Ali Bedirxan

Kamiran Alî Bedirxan ve Adolphe de Falgairolle’in birlikte kaleme aldığı Kürt epik romanı “Kürdistan Kralı” Avesta Yayınları arasında çıktı. “Kürdistan Kralı” epik türüne ait bir çalışmadır. Bu ulusal destanın birçok versiyonu farklı dönemlerde üretildi. Kürtler bu harikulade öykünün ilk yaratıcısı olduklarını bilmiyorlar. Ortaçağdan günümüze 3.000 dize klasik şiir kalmıştır. Kütüphanelerin harap edilmesi ve Kürt ulusunun

okumak için tıklayınız

Türkiye’nin Ruhu / Direnmenin Trajedisi (2. Kitap) – Zahit Atam

Yahu iş oyunda, iş senaryoda, iş karakterde, iş yarattığın durumda, bu tutturmuş hala büyük laf, laf salatası ile sanat olmuyor onun bile farkında değil, işte bizim sahnemiz işte bizim sinemamız, asıl hayıflanılacak olan da bu.” İhtiyar sen beni oyuncunun azizi yaptın farkında mısın? “Aziz olsan bile yarım azizsin Yılmaz! Benim derdim de bu, arkadaş.” Yahu

okumak için tıklayınız

Türkiye’nin Ruhu / Direnmenin Trajedisi (3. Kitap) – Zahit Atam

Bir gün nereli olduğumu sordular. Babam Siverek’lidir dedim. Siverek adına şaşırdılar, hiç duymamışlar. “Nerededir bu Siverek?” dediler. Siverek Napoli’nin kazasıdır dedim. Düşündüler bir süre, birbirlerine bakındılar. Biz İtalya’yı çok iyi biliriz. Yanlışınız olmasın. Napoli’nin böyle bir kazası yoktur. Siverek İtalya’da olsa bileceklerdi. Siverek Urfa’nın bir kazasıydı. Urfa’da Türkiye’de bir şehirdi.

okumak için tıklayınız

Asmalı Pencere – Mustafa Balel

Türkiye edebiyatının usta ismi Mustafa Balel bu romanında besleme kız Sırma?nın, Utarit Bey’in, Fikret Hanım ve ergenlik çağındaki oğulları Cudi ile yaşadıkları Yeşil Düş adında bir Boğaziçi yalısında başlayıp Sivas?ın bir kenar mahallesinde sona eren dramını anlatıyor. Görülmemesi gereken bir şeyi görmüş olabilecekleri göz önüne alınarak ne kadar hizmetli varsa, bahçıvan, aşçı, uşak… Tümüne yol

okumak için tıklayınız

Dokundunuz Antakya’ma – Selma Sayar

Aylardır bir kabusun içindeyiz. Afakanlar basıyor uykumuzda bizi. Soluduğumuz havada barut kokusu. Korkular sarmış dört bir yanımızı. Ne tarafa baksak silik bir yüz, sinsice, hoyratça bakıyor bize. Uzattığımız dost eli havada kalıyor. Soramıyoruz ne oluyor, ne olacak, ne zaman sonlanacak bu karanlık? Ufukta görünüyor mu aydınlık yarınlar? Sorular, sorular, sorular? Oysa nadide bir çiçektir Antakya?m.

okumak için tıklayınız

Varoluşsal tutunma ve öldüren “olağanüstülük” – Berivan Kaya

Yolları Salzburg’daki bir müzik okulunda kesişen üç adam: Glenn Gould, Wertheimer ve roman süresince yazarın iç sesi gibi duyumsanan Anlatıcı. Anlatıcı’nın romanda adı verilmemiş ama 1932’de doğan ve 1982’de beyin kanamasından ölen, Kanadalı, ünlü piyano virtüözü Glenn Gould gerçek bir kahraman. Yazar Thomas Bernhard’ın, Glenn Gould ile aynı müzik okulunda, aynı yıllarda müzik eğitimi aldığı

okumak için tıklayınız

Türkiyenin Ruhu / Direnmenin Trajedisi (1. Kitap) – Zahit Atam

Derler ki tek yumurta ikizlerinin bütün genleri aynıymış, yalnızca yüzü bedeni değil, ruhları da aynıymış, gerçeklik değişir de hisleri çok değişmezmiş, ama bir tek farkları varmış bunların: parmak izleri. Dünyaya gelen hiçbir insanın parmak izi aynı olmazmış, dil din ulus kültür uygarlık her şey aynı olsa ne yazar. İşte bu roman parmak iziyle imzalansın ve

okumak için tıklayınız