Kategori: Romanlar

Üç Hikaye – Gustave Flaubert

Üç Hikâye, şüphe, aşk ve yalnızlık etrafında şekillenmiş öykülerden oluşmuştur. Bir taraftan kutsal metinlere göndermeler yapan eser, diğer taraftan okuru gündelik hayatın acı gerçekleriyle karşılaştırmaktadır. “Basit Bir Yürek” yalnızlığı karşısında Katolik inançlarına sarılan hizmetçi kız Félicité’nin hikâyesini anlatır. “Konuksever Aziz Julien Efsanesi”nde ise kaderi doğumunda belirlenen Julien; sonu anne ve babasının ölümüne kadar varacak bir

okumak için tıklayınız

Uyandırılmış Toprak ? Mihail Şolohov

Çağdaş Rus edebiyatının belki de en büyük adı olan Mihail Şolohov’un yapıtlarının kökeninde, Rus sanat dünyasını simgeleyen ve Tolstoy ve Dostoyevski gibi yazarların yapıtlarıyla ölmezleşen 19. yüzyıl Rus edebiyatının gerçekçi geleneği yatar. Gene de iki dönemin baş yapıtları arasında belirgin farklar vardır. Şolohov’un ‘Don’ öykülerinden buram buram yükselen insan sıcağı, mizah, iyimserlik ve güvenç de

okumak için tıklayınız

Aylaklar – Melih Cevdet Anday

Meşrutiyet’ten sonraki toplumsal dönüşümlerin her bir devresini ustaca sentezleyen Melih Cevdet Anday, Abdülhamid’in eczacıbaşısı Şükrü Paşa’dan kalma bir konağa yerleştirdiği roman kahramanları üzerinden cumhuriyet Türkiye’si toplumunun tahlilini yapıyor. Aylaklar, Türkçe edebiyatın en derli toplu romanlarından biri. Olağanüstü bir başarıyla oluşturulan karakterler ve izlekteki kendinden emin duruş, bu romanı edebiyatımızdaki en iyi kurmaca metinlerden biri kılıyor.

okumak için tıklayınız

Geçmişin Gölgesinde Villette – Charlotte Bronte

Charlotte Bronte’nin kendi hayatından yola çıkarak yazdığı bu roman, hem yazarın en önemli kitaplarından biri hem de çağının gerçeklerini en iyi anlatan yapıtlardan biri olma özelliğini taşıyor. Lucy Snowe, genç yaşta ailesini yitirince vatanı İngiltere’yi terk eder ve kıta Avrupası’ndaki Villette kentinde bir yatılı kız okulunda öğretmenlik yapmaya başlar. Lucy burada yalnızca geçmişin hayaletleriyle değil,

okumak için tıklayınız

Yüreğiyle yaşayan, pijamalı bir yürek işçisi, Rıfat Ilgaz “Pijamalılar”

Yaşama ve yaşamın getirdiklerine sitemkar olan, ama hiçbir şey için pişman olmayan kendi deyişiyle, “Yürek İşçisi” Rıfat Ilgaz’ın, en çok sevdiği yapıtı olan “Pijamalılar”, yoksulluk içinde yaşayan, ama yaşamak için direnen insan öykülerini gözlerimizin önüne serer. Bu eser, yaşamak için direnen yüzlerce hastanın savaşının hem güldürüsü hem dramıdır. Eser, edebi bir tür olarak dünya edebiyatında

okumak için tıklayınız

Packardımla Bir İhtiyar Kadını Çiğnedim – Özlem Pekcan

?Üç hafta evvel Packard?ımla bir ihtiyar kadını çiğnedim. Ailesi, bu kayba nazaran ölçülemeyecek kadar bir zarar ve ziyan ?kadınların ortalama fiyatlarının ne olduğu malum- istediklerinden bu ceset istismarcılarına karşı beni müdafaa edebilecek iyi bir avukata başvurmaya mecbur kaldım.? Yukarıdaki satırlar çok şükür ki bana ait değil! 20 ci yüzyılın ilk yarısında yaşamış İtalyan yazar Giovanni

okumak için tıklayınız

Dilruba – Turgut Türksoy

Dilruba?nın hikâyesi; evde kafesin, sokakta peçenin ardına hapsedilen Osmanlı kadınlarının şeriat yasalarına ve kökleşmiş geleneklere karşı başlattıkları amansız mücadelenin tarihidir. Erkek egemen düzene duyduğu nefret ile, kalbine hükmeden erkeğin aşkı arasında sıkışıp kalan Dilruba, bir yandan fırtınalar esen yüreğine söz geçirmeye çalışırken, bir yandan da içinde yer aldığı feminist hareketin yaşamında meydana getirdiği değişiklikleri sindirmeye

okumak için tıklayınız

Taras Bulba – Nikolay Vasilyeviç Gogol

Nikolay Vasilyeviç Gogol´ün Taras Bulba adlı eserinin bu büyük ustanın yapıtları arasında çok farklı ve özel bir yeri vardır. Güçlü ve yiğit Taras Bulba önderliğindeki Kazakların Polonyalılara karşı isyanını ve Taras Bulba´nın iki oğlunun yargılanışını konu edinen bu tarihsel öykü, Ukrayna´nın Kazak gelenekleri ve zengin halk kültürüyle beslenerek yetişen Gogol´ün, Ukrayna şarkılarının sevinç ve hüznüne

okumak için tıklayınız

Fırtına 1. ve 2. Cilt ? İlya Ehrenburg

Paris Düşerken, Fırtına ve Dipten Gelen Dalga’dan oluşan nehir roman, 20.yüzyılın en hareketli dönemini tüm tarafları ve çeşitli yönleriyle tasvir eden dev bir eserdir. Üçlemenin elinizdeki cildi, İkinci Dünya Savaşı sırasında Avrupa’nın ortasından başlayarak Moskova’ya kadar uzanan nazi dehşeti sırasındaki ölüm kalım mücadelesini anlatıyor. Bir yandan olağan bir biçimde sürüp giden günlük yaşam, bir yandan

okumak için tıklayınız

Mavi Karanlık – Vedat Türkali

Vedat Türkali’nin 1983 yılında yayınladığı “Mavi Karanlık”, Korhan’la Özgür arasında bocalayan Nergis’in sevdası ekseninde; asıl, aydınlarla halk arasındaki ilişki ve çelişkinin hesaplaşmasının segilendiği bugün de güncelliğini yitirmemiş bir romandır… Zaman: 12 Eylül 1980 Darbesi öncesinin minyatür, kaotik “iç savaş” yılları. Yer: Bodrum… Kişiler: Aydınlar… Olayların eksenini, doktora Öğrencisi Nergis’in ölümle tehdit edilen sevgilisi, fizik asistanı

okumak için tıklayınız

Erdal Öz’ün Yaralısın yapıtına dair – Süleyman Deveci

Erdal Öz “Yaralısın”ı Mayıs 1973’te yazmış. Konu işkence. Edebiyatta işkenceyi bu denli anlatan yapıt maalesef çok az, işkence görenlerin sayısı ülkemizde milyonları bulmuş olmasına rağmen hem de. Osmanlıdan, cumhuriyetin kuruluşundan beri süregelen, uluslararası insan hakları kuruluşlarının belgelerine, envai ve Avrupai kurumların raporlarına kadar yansımış acı ve utanç verici bir gerçeğimiz. İşkenceyi tabiki en çok işkence

okumak için tıklayınız

Bir Faşistin Ölümü – Rebecca Pawel

İspanya’da üç yıl süren iç savaşa neden olan toplumsal kamplaşma, üzerine yığılan acılı yıllarla iyice derinleşmiş, insanlar sadece hayatta kalabilmek için yaşar hale gelmiştir. Önyargıların alabildiğine derinleştiği, güven sözcüğünün anlamsızlaştığı bu kaotik ortamda hayatlar devam etmektedir. Büyük idealler, zaferler, yenilgiler, her şey daha iyi bir dünya umudu etrafında şekillenirken, sıradan insani hayatı, açlıktan ölmeden geçirilebilmiş

okumak için tıklayınız

Büyük Petro?nun Arabı ? Aleksandr Sergeyeviç Puşkin

Puşkin’inanlatı türünde ilk yapıtı, 1827 yılında yazmaya başladığı Büyük Petro’nun Arabı’dır. Bu öz yaşamsal-tarihsel roman denemesi tamamlanmamış olmasına karşın, sağlam kuruluşu, yalın anlatımı, kişilerin gerçekçi betimlenişleriyle göze çarpar. Puşkin öncesi Rus yazınında anlatı dili şiir dilinden henüz tam olarak ayrılmamıştı. Büyük Petro’nun Arabı bu ayrımın oluşmasında önemli bir adım olmuştur. 1832-33 yıllarının ürünü olan Dubrovski

okumak için tıklayınız

Şarkısı Unutulmayacak “Zirve” Romanlar – Berivan Kaya

İnci Aral’ın son romanı Şarkını Söylediğin Zaman’la ilgili kitabın arkasında, yayınevi tarafından yazılan sunuş yazısının son cümlesi ilginç. Cümle şöyle: ‘İnci Aral, Şarkını Söylediğin Zaman’la Türk romanını zirveye taşıyor. Okuyucunun aklından yıllarca çıkmayacak bir ezgi dinletiyor.’ Şarkını Söylediğin Zaman birbirine zaman geçişleri olan farklı hikâyeler üzerine kurgulanıyor. Günümüzde geçen ilk hikâye, roman kahramanları Ayşe ve

okumak için tıklayınız

Şakird – Barış Müstecaplıoğlu

“İlk başta her şey harikaydı, son durağa geldiğimi sanmıştım. Huzurlu, iyi insanlardan kurulu bir toplum. Kimse kimseyi kırmıyordu, herkes neyi neden yaptığını biliyordu ve hepsinden önemlisi, ölümün bile bir anlamı vardı. İdeallerden, hayallerden konuşabiliyordum, daha güzel bir dünya umudundan. Ama büyünün bozulması uzun sürmedi. Sadece birkaç basit soru, cevap bulmayan ve sorulmasından bile rahatsız olunan.

okumak için tıklayınız

Nostromo – Joseph Conrad

Nostromo, Conrad?ın diğer kitaplarından genişliği ve iddiasıyla ayrılır. Diğer kitaplarında çoğunlukla bakışını bir grup insan arasındaki karmaşık ilişkilere ve onların çok da geniş olmayan çevrelerine çeviren Conrad, ilk defa Nostromo?da bütün bir toplumu ve geniş bir siyasi ortamı anlatmaya girişir. Dostoyevski?nin kurduğu derin dünyayla Tolstoy?un geniş dünyasının bir tür karışımıdır Nostromo ve ikisiyle de boy

okumak için tıklayınız

Ben de Halimce Bedreddinem – Radi Fiş

Şeyh Bedreddin, günümüzden altı yüz yıl önce yaşadı. Dönemin en büyük düşünürlerinden biri olarak çağını çok çok aşan cesur fikirler ileri sürdü, güçlü bir toplumsal adalet ve özgürlük özlemini dile getirdi. Amacını gerçekleştirmek üzere, ezilmiş Türk, Rum, Yahudi… emekçilerini bir araya getirip eğitti. Osmanlı yönetimine karşı Anadolu tarihinin en önemli köylü ayaklanması onun adıyla anıldı.

okumak için tıklayınız

Yılanların Öcü – Fakir Baykurt. Onlar ne kahraman, ne korkak, ne de haindi.

Fakir Baykurt’un ilk romanı olan “Yılanların Öcü”, 1958 yılında Cumhuriyet Gazetesi?nin açtığı Yunus Nadi Roman Ödülleri’nde birinci olur. Ancak roman nedeniyle hem Baykurt hem Cumhuriyet koğuşturma geçirir. Baykurt bu dönemden sonra Cumhuriyet Gazetesi?nde yazmaya başlar. Burada anlattığı köylü ailesininin, Kara Bayram’ın yaşam mücadelesi, sonraki iki romanına daha konu olur; “Irazcanın Dirliği” (1961) ve “Kara Ahmet

okumak için tıklayınız

Saat Onüçte Sayın Generalim – Arkady Vasilyev

Arkadiy Vasiliev gerçek olaylara dayanan romanı ?Saat On Üçte, Sayın Generalim?de, demiryolu işçisi olan Andery Martinov?un, Rusların sosyalizmi güçlendirmek amacıyla kurduğu ÇeKa örgütündeki maceralarını hikâye ediyor. Yalnızca baş karakterin adının değiştirildiği romanda, Lenin, Cerjinski, Sverdlov ve Frunze gibi dönemin gerçek isimleri okurun karşısına çıkıyor. ÇeKa?daki ilk başarısı, ölü taklidi yapan bir kaçakçıyı yakalamak olan Martinov?un

okumak için tıklayınız

Ayrımı Bol Bir Yoldu Metris – Hüseyin Şimşek

Yine de Yeşeren Bir Yol Francesco Rosı’nin “Karşı Adamlar” adlı filminde, karşı konulmaz bir biçimce, ölümle yaşam arasında gidip gelen b,r topluluğun öyküsü anlatılır. Somut koşullardaki somut insanların, direnmek ile teslim olmak arasındaki ikilemidir sözkonusu olan. Hüseyin Şimşek’in ilk romanı olan “Ayrımı Bol Bir Yol”u okuyunca, Rosi’nin filmini anımsadık ister istemez… (Tanıtım Yazısı) Şimşek?ten bir

okumak için tıklayınız