Kategori: Romanlar

Ayışığı Kuyumcuları – Albert Vidalie (Çevirenler : Thilda Kemal, Yaşar Kemal)

Sıradan, yoksul bir Fransız köyünün sakin yaşamı, günün birinde çalılıkların arasında bulunan bir cesetle birden değişir. Köylüler, ırgatlar, han müşterileri, gezgin satıcılar, sepetçiler bu cesetle birlikte akışı değişen günlük hayata katılırlar. Albert Vidaile “ayışığı kuyumcuları” aracılığıyla bir cinayeti aydınlatırken, bir yandan da taşranın yaşama biçimini ve yerleşik ahlak kalıplarını sorgular. Roger Vadim’in yönetiminde Brigitte Bardot’nun

okumak için tıklayınız

Yaban Kızlar – Ursula K. Le Guin

Locus, Asimov ve Nebula Ödülü sahibi Yaban Kızlar, ipek ve kılıçla bezeli bir toplumdaki iki esir “toprak çocuğun” adalet arayışlarının şiddet ve aşk yüklü bir sona varan öyküsünü anlatıyor. Öyküyü Ursula K. Le Guin’in şirketsel yayıncılığın ve kapitalizmin temel varsayımlarının maskelerini alaşağı eden denemesi “Okurken Uyanık Kalmak” ve yazarının bilinmeyen yönlerini ortaya koyan bir söyleşi

okumak için tıklayınız

Güzel Dost – Guy de Maupassant

Guy de Maupassant (1850-1893): Tolstoy’un, “…sayıları az olmakla birlikte, Maupassant gibi bir başka tür insan daha vardır ki, bunlar her şeyi kendi gözleriyle, içerdiği önem ve anlamıyla, olduğu gibi görürler” sözleriyle andığı yazar, kırk üç yıllık kısa ömrüne pek çok roman, öykü, deneme ve tiyatro oyunu sığdırdı. Yazarın ikinci romanı olan Güzel Dost 1885 yılında

okumak için tıklayınız

Azalya – Haşim Hüsrevşahi

“Ve bir sevgi var açık etmem ki bir iki açık ettim, hem ilişkiye benden bir şeyler oldu hem o konuşmanın hakkını bilmediler, tanımadılar… Doğruyu söyleyemem ki ben doğruyla başladım beni dışarı atıyorlardı, şayet hepten doğruyu söyleseydim bütün şehir beni atardı… Yetkinlik odur ki eksiklik alasın; işte böyledir anlamadım ve kavramadım…” (Tebrizli Şems) Azalya, iki farklı

okumak için tıklayınız

“Evrensel İyilik” Birlik ve Ter Damlası – Berivan Kaya

İzzet Harun Akçay, Türk edebiyatında, son otuz yılda ortaya çıkan postmodern bozulmanın yaratmış olduğu karamsarlıktan yüreğimizi kurtaran, insanlığa umut aşılayan bir üslubun temsilcisi oldu. 2009’da yazdığı Ay Uğuru romanın yayım zamanının, halkın şu anda siyasi ranta dönüşen HES projelerine, yerli yabancı su şirketlerine karşı savaşımlar yürüttüğü; suyuna yani hayatına sahip çıktığı bir döneme denk gelmesi

okumak için tıklayınız

Thomas Bernard’ın Roman Dünyası ve “Beton” Romanı Üzerine – Cem Uğur

Thomas Bernard?ın bir romanı üzerine konuşmak bütün romanları üzerine konuşmak gibidir. Bütün romanlarında hep aynı karakterler var gibidir: Kendi var oluşunu gerçekleştirmek isteyen ama bunu gerçekleştiremeyen ve bunun çatışmasını roman boyunca yaşayan, çelişkili hallerde bulunan bazen bunu doğal bir durummuş gibi karşılayan ama hemen sonrasında bunun çatışmasını yeniden yaşayan sonra da kendisine, insanlara, topluma öfkelenen

okumak için tıklayınız

Onca Çileden Sonra – Perihan Akçam

Bir daha yaşanmaması için yaşanılanların unutulmaması ve toplumsal bellekte hep canlı kalması gerekir. Anı kitabı yazmak, kişinin yaşadıklarını okuyucuya aktarmasından başka bir şey değildir. Anılar, kişinin belleğinden süzülen, onun denetiminden geçen öznel anlatılardır. Bu nedenle tarihsel bir metin olmaktan ziyade tarihçi için vazgeçilmez bir başvuru kaynağı niteliği taşırlar. Oysa bazı anı kitapları, bireysel yaşanmışlıkların anlatısı

okumak için tıklayınız

Asker Gramofonu Nasıl Tamir Eder? – Sasa Stanisic

(*) Sasa Stanisic, Asker Gramofonu Nasıl Tamir Eder? romanında, Yugoslavya?nın son yıllarını, iç savaşı ve ülkesinden göç etmiş zorunda kalmış bir ailenin dramını, bu dramı yaşamış gerçek kişilerin hayatları etrafında canlandırıyor. O gerçek kişilerden biri de yazarın kendisi. 1978 yılında Doğu Bosna?nın Visegrad şehrinde, Bosnalı bir annenin ve Sırp bir babanın çocuğu olarak doğan Sasa

okumak için tıklayınız

Yandım Ali – Fakir Baykurt

Fakir Baykurt Köprü Kitaplar’da! Yaşamını Türkçe’ye adamış usta bir yazar ve toprak kokulu ölümsüz bir roman! Türk edebiyatının güçlü kalemi Fakir Baykurt’un unutulmaz romanı, Köprü Kitaplar’ın 13. kitabı olarak okurla yeniden buluşuyor. Burdur’daki Akçaköy’de geçen çocukluk yıllarında karşılaşıp etkilendiği bir kişilikten yola çıkan Baykurt, köylerin, bostanların, sürülerin ve yarılmış karpuzun kokusunu taşıyan romanıyla günümüz çocuğunu

okumak için tıklayınız

Büyük Umutlar – Charles Dickens

Charles Dickens’ın onuncu romanı Büyük Umutlar özgün adıyla Great Expectations, onun en beğenilen, en çok okunan yapıtlarından biridir. Bu romanında yazar, insanlar arasındaki sevgisizliğe, ikiyüzlülüğe karşı çıkarken, para hırsı ve ayrımcılık üzerine kurulu toplum düzenine de acımasızca saldırıyor. Büyük Umutlar, yazarın canlandırdığı çok renkli, unutulmaz kahramanlarının yer aldığı romanı: Garip bir mirasa konarak Londra’ya gidip

okumak için tıklayınız

Türkiye’den Kovulmak / Hacı Bey’in İzmir Günleri – Harry Yeseyan

Türkiye’den Kovulmak, Belge Yayınları’nın Marenostrum serisinin son kitabı.1885?lerin Kayseri?nin Efkere Kasabası?nda başlayan kitap; Ermeni katliamlarından kaçarak İzmir’e göçen dört kardeşten genç ve cesur Donik Yeseyan’ın serüvenlerini ele alıyor. Kitapta yakın tarihimizin birçok olayına da tanıklık edenlerin öyküsü aynı zamanda. Ermeni Soykırımı,Birinci Dünya Savaşı. İzmir’in Yakılışı…. “Harry Yeseyan’ın anlatısı roman tadında okunan bir tarih. Buna sıra

okumak için tıklayınız

Savaş ve Barış – Lev Nikolayeviç Tolstoy

“Hikâyelerimin kahramanı, yüreğimin bütün gücüyle sevdiğim, bütün güzellikleri içinde anlatmaya çalıştığım ve hep güzel olan, güzel kalan ve hep güzel kalacak olan gerçektir.” Lev Tolstoy “Savaş ve Barış” (????? ? ???, Voyna i mir), 1800?lü yılları Avrupa?da, Napolyon Savaşları olarak bilinen dönemin Fransa-Rusya savaşlarıyla başlayan Rus toplumunu anlatan ve Lev Tolstoy?un 1863?1868 yılları arasında sürekli

okumak için tıklayınız

Mino’nun Siyah Gülü – Hüsnü Arkan

Tayin emrim üç ay sonra çıktı. Emri aldığım günün sabahında Hasan’ı astılar. İnfaz gecesi uyumamıştık. Babam, Nuri Amca, annem ve ben, salondaki masanın çevresinde oturuyorduk. Pencerenin önündeki çıplak akasyaya konmuş suskun, korunmasız kış serçeleri gibi… Radyoyu açmıştık; bir haber bekliyorduk… Annem sık sık mutfağa gidip ağlıyordu. Nuri Amca, kımıldamaksızın önüne bakıyordu. Elleri dizlerinin üstündeydi. Omuzları

okumak için tıklayınız

Katıksız Sevgi – Jack London

Özgün adı Michael, the Brother of Jerry (Michael, Jerry’nin Kardeşi) olan roman, gerçekten katıksız bir sevgiyi anlattığı için “Katıksız Sevgi” adı, içerikle çok daha iyi bağdaşıyor. London’ın daha pek çok yapıtında olduğu gibi burada da kahramanımız bir köpek. Yine diğer romanlarda gördüğümüz üzere, insan-köpek ilişkisi bu kitabın da temel dokusunu oluşturuyor: bir köpeğin, sahibine sonsuz

okumak için tıklayınız

Suikastçı (Hitler’i Tek Başına Öldürmek İsteyen Adam – Georg Elser) – Helmut Ortner

Georg Elser, fanatik veya deliden başka her şeydi. O, normal bir hayat süren, geride duran bir bireyciydi. Siyaset, günlük hayatının sınırlarının dışına çıktığında veya ideolojik palavralara dönüştüğünde onu hiç ilgilendirmiyordu. Hiçbir zaman siyaseti soyut bir düzeyde anlamamıştı. Fakat Almanya’daki şartların, ‘sadece mevcut önderlerin değişmesiyle mümkün olabileceği’ni hissediyor ve bununla Hitler, Göring ve Goebbels’i kastediyordu. İşte

okumak için tıklayınız

Anna Karenina – Lev Nikolayeviç Tolstoy. Aristokrasi Gerçekliğinin Tablosu.

Anna Karenina, Rusların kendi ülkelerini ve dönemin aristokratlarını en doğru yanlarıyla yansıtan bir romandır. Nabokov’un aktardığına göre Tolstoy’un, yaşlılık yıllarında canı hiçbir şey okumak çekmez, artık yorulmuş, bıkmıştır. Sadece tek bir romanın kendisini heyecanlandırdığını söyler, kitabın adı, Anna Karenina’dır. Anna Karanina, bir yönüyle de bir kadının aşkından dolayı içine düştüğü tragedyadır. Aşkı eksene oturtan büyük

okumak için tıklayınız

“Savaş İnsanlığa Yakışmıyor” – Berivan Kaya

Clarissa, Stefan Zweig’in son romanı. Onu tamamlayamadan 1942 yılında hayatını sonlandırır Zweig. Kitap seksenli yılların başında yayıncısı tarafından tamamlanarak yayınlanır. Ülkemizde ise Gülperi Sert-Serpil Yalçın çevirisiyle 2010 yılında Can yayınları tarafından yayınlandı. Romanın sonlarına doğru dildeki farklılaşma, hikâyedeki hızlı geçişler, kurgunun sönümlenmesi yayıncının bu olumsuz müdahalesini açığa vurmakta ve anlatıyı zayıflatmaktadır. Fakat romanın geneline sızan

okumak için tıklayınız

Midak Sokağı – Necib Mahfuz

Sokak benim için bütün bir dünyanın sembolüdür, dünyayı nasıl görüyorsam sokağı da öyle biçimlendirdim. Necib Mahfuz Kahire’nin yoksul bir semtinde bir arka sokak ve bu sokağın sakinleri, Necib Mahfuz’un bu çok sevilen romanının dokusunu oluşturuyor. Para hırsıyla fahişeliği seçen güzel Hamide’nin çevresinde dönen romanda Necib Mahfuz, Midak Sokağı’nın insanlarını kuşatan acıları, sevinçleri, kinleri, heyecanları ve

okumak için tıklayınız

Rahibe (La Religieuse) – Denis Diderot

Denis Diderot’un 1760 yılında yazdığı Rahibe (La Religieuse) adlı romanı, Fransa’da iktidara tırmanma yolundaki burjuva sınıfının ve kilisenin ikiyüzlü ahlakının bir belgesidir. Roman, 18. yüzyıldaki bir manastırın içyüzünü anlatır. Bir çeşit kadınlar zindanıdır bu manastır. Baştan sona insan doğasına aykırı din baskısına yöneltilmiş bir yergidir bu roman. Ama bireysel özgürlüğe ateşli bir övgüdür de. Diderot,

okumak için tıklayınız

Günlerin Köpüğünde Yürek Sökmek – Özlem Pekcan

Colin ve Chick iki yakın arkadaştırlar. Colin son derece zengin ve elit bir yaşantı sürerken, Chick?in en büyük tutkusu Jean-Sol Partre (esasta Jean-Paul Sartre) ve onun eserlerini toplamaktır. Colin?in evinde Aşçı Nicolas?nın birbirinden lezzetli yemekleriyle süslü sofralarda buluşan iki arkadaş günlerini hoş bir başıboşluk içinde geçirmektedirler. ?- Bu yılanbalığı ezmesi gayet güzel olmuş, dedi Chick.

okumak için tıklayınız