Kategori: Romanlar

Ulysses ve James Joyce – Şahin Aybay

Bazı yapıtlar vardır edebiyat âleminde, hak ettiğince yer işgal eden. Onları tek bir türe hapsedebilme cesaretini kendimizde bulamayız. Niteliksiz Adam bir roman mıdır, yoksa bir deneme mi? Ulysses, Yüzyıllık Yalnızlık ne ola ki; hangi edebi kapsama girmeli dersiniz? Bir İrlandalı, James Augustine Aloysius Joyce, bu satırlarda modern yazının 20. yüzyıldaki büyük temsilcilerinden James Joyce?un Ulysses

okumak için tıklayınız

Friedrich Engels’in Asi Gençliği – Walter Baumert

Devrim orkestrasının ikinci kemanıydı Engels ve hayatı hep aynı melodiyi mırıldanmıştı. İsyanın ve değişimin melodisini. Engels, bir yandan sözcükleriyle isyan ve eşitliğin ideolojisini inşa ederken öte yandan da ifadenin önemini ortaya seren bir portre çiziyordu. Engels’in hayatının pek de bilinmeyen kısmıyla ilgili olan bu roman, Genç Engels’in ailesinin ait olduğu sınıftan kopuşunu ve bu kopuş

okumak için tıklayınız

Öfke: Hafızanın Ağıdı – Cem Uğur

Philip Roth?un 2008 yılında yayınlanan ve Türkçeye yeni çevrilen son romanı ÖFKE, bir çok eleştirmene göre Roth?un yaratıcılığı açısından zayıf bir roman sayılabilir ama okurunda Roth?un roman dünyasına girmek içinde iyi bir başlangıç romanı. ÖFKE, kasap olan babasının yanında çalışan,dürüst,?efendi? bir genç olan Marcus?un babasının ölümle ilgili korkularından dolayı kendi üzerinde gittikçe tuhaflaşan baskısından kurtulmak

okumak için tıklayınız

Partizanın Kızı – Emil Koralov

2. Dünya Savaşında, Bulgaristan’ın sınır kapılarını, tam bir teslimiyetçi tavrıyla işgalci Alman ordusuna açan faşist yöneticiler, akıl almaz bir acımasızlıkla, direnen yurtseverleri Nazi canavarlarının önüne atmış, ülkenin varını yoğunu sorumsuzca düşmana yağmalatmışlardır. Nazi’ lerin ve onların işbirlikçisi, faşist kukla yöneticilerin halkın üzerindeki baskıları, insanlık dışı işkenceleri her geçen gün yoğunlaşmaktaydı.

okumak için tıklayınız

Kuşatma – Helen Dunmore

(*) “1941 yılındaki Sovyet şehri Leningrad’ın kuşatması esnasında yaşanan bir yaşam mücadelesini ve aşk hikâyesini anlatan Kuşatma, savaşın çirkin yüzünün yanında, aşkın insanı nasıl yaşama bağladığını ve güçlendirdiğini gözler önüne seren çarpıcı bir roman. Kuşatma, bize savaşı anlatmaktan çok böylesi karanlık bir ortamda filizlenen büyük bir aşkı ön planda tutuyor.  Yirmili yaşlarının başlarında bir genç

okumak için tıklayınız

Mutlak Peşinde – Honore de Balzac

Honoré de Balzac (1799-1850): Fransa’nın 19. Yüzyıldaki sosyal yapısının tarihsel bir tablosunu çıkardığı eski ve yeni romanlarını 1830’dan sonra İnsanlık Komedyası başlığı altında topladı. 1834 yılında yazdığı Mutlak Peşinde bu anıtsal eserde “Felsefi İncelemeler” başlığı altında bir araya gelen romanlar arasında yer almaktadır. Balzac’ın roman kahramanları çıkar çatışmalarının ortasında, ait oldukları sınıfın tipik karakterleri olarak

okumak için tıklayınız

“Savaş ve Barış”a Dair – Hikmet Temel Akarsu

?Ben bu yanmış yıkılmış melun âdem medeniyetlerinin arasında bir başıma kalakaldım. Ben tüm bu yoldan çıkmış âdemiyetin günahlarının bedelini ödemeyi üzerime aldım?? Nihilist – Reddedilenlerin Risaleleri, Hikmet Temel Akarsu, sayfa:92 Her türlü kritere vurulduğunda bütün zamanların en iyi on romanı arasında sayılan; bizim zamanımızın Harp ve Sulh?ü; şimdiki zamanların Savaş ve Barış?ı ve onun erişilmez

okumak için tıklayınız

Şarap Kâsesinde Kutsanan Yeni Ahlak: Yozlaşma – Berivan Kaya

Geçenlerde Çağan Irmak’ın son filmi Dedemin İnsanları’nı izleyince o kitap aklıma geldi. Büyük siyasi-ekonomik sarsıntılar sonrası toplumlarda ortaya çıkan ahlaki çöküş karşısında bireysel bir başkaldırı olarak intiharı konu eden John Steinbeck’in Kaygılarımızın Kışı adlı romanı… Filmdeki Cumhuriyet sonrası yaşanan mübadele ve ekonomik eksenli göçler nedeniyle toplumda ortaya çıkan ırkçılıktan başlayarak 12 Eylül faşizminin getirdiği yağma,

okumak için tıklayınız

Hamburg´da Hayat – Süleyman Deveci

Basın Açıklaması: ?Hamburg’da Hayat? ?Hamburg’da Hayat? Hamburglu göçmenlerin ilk romanıdır. Oldukça iddialı bu tezin arkasında neler yatıyor kabaca irdeleyelim: Göçmen edebiyatının Hamburg’da yer edinmesi oldukça sancılı süreçlerden geçti, geçiyor. İlk şiirlerle başladık kendimizi ifade etmeye. Duyduğumuz derin özlemleri, yaşayamadıklarımızı, acılarımızı, hüzün ve sevinçlerimizi türkülere, dizelere, şiirlere döktük bilinen ebatlarıyla. Şehrimizdeki şairlerin sayısı hiç de yabana

okumak için tıklayınız

Bedirhan / Bir Cudi Söylencesi – İlhami Sidar

“… Kitabın akıcı, sürükleyici, ilgi çekici bir dille yazıldığını hemen vurgulamam gerek. Kitap yakın Kürt tarihine bakışın romanı olduğu için dikkatle okunması gereken bir eser, özellikle tarih bilinci zayıf olan Türk ve Kürt insanının bu kitaptan öğreneceği çok şey var. İlhami Sidar başarılı bir eser vermiştir, okuyucunun ilgi ile okuyacağına inanıyorum.” Haydar Işık

okumak için tıklayınız

Bir Roman Değerlendirmesi: Ankara – Korkut Köseoğlu

Yakup Kadri, Ankara romanını ilk kez 1934 yılında yayınlamış. Romanında Cumhuriyet devrimlerinin amacına ulaşamamasını anlatır. Ankara, hem bir roman, hem de siyasi eleştiri kitabıdır. Romanın siyasi etkisi kendini hemen göstermiştir. Kadro dergisindeki yazıları ve Ankara romanının etkisiyle, Yakup Kadri aynı yıl ülkeden uzaklaştırılmış Tiran?a büyükelçi olarak gönderilmiştir. Ankara üçüncü tekil kişi ağzıyla yazılmıştır. Roman üç

okumak için tıklayınız

72. Koğuş* Okuması – Mustafa Özmen

Hapishaneleri herkes yazabilir? herkes anlatabilir. Ama önemli olan hapishaneye nasıl baktığındır. Dünyaya bakışın ne ise hapishane de odur. Orhan Kemal hapishaneye bütünün bir parçası olarak bakmış. Mahpusları dört duvarla sınırlamamış. Tipler yaratmıştır. Orhan Kemal?in tipleri yalnızca hapishane sakinleri olarak kalmamış, günlük yaşamda karşımıza çıkan tiplere dönüşmüştür. Orhan Kemal?in parçalı bir bakışı olsaydı biz onlara ya

okumak için tıklayınız

Pedro Paramo – Juan Rulfo

İspanyolcanın Don Quijote’den sonraki en büyük başyapıtı! Her yolu kullanarak istediği her şeyi elde eden toprak ağası, kötülüğün ta kendisi Pedro Páramo… Ölüm döşeğindeki annesinin -Marquez’in Macondo’suna esin kaynağı olacak- hayaletli köy Comala’ya babasını aramaya gönderdiği Juan Preciado… Pedro Páramo’nun çocukluk aşkı, bütün ömrünce tutkuyla sevdiği Susanna San Juan…

okumak için tıklayınız

Kürecik’te Güneş Geç Doğar – Hasan Çerçioğlu

“Kürecik’te Güneş Geç Doğar”, Hasan Çerçioğlu’nun ilk romanı. Çerçioğlu, devrimci gelenekten gelen bir yazar. Diyarbakır İlköğretmen Okulunu bitirdikten sonra, mühendislik öğrenimi yapmış, uzun yıllar, Karayolları’nda, özel sektörde çalışmış ve emekliye ayrılmıştır. İnsan hakları savunucularındandır. Türkiye İnsan Hakları Kurumu Vakfı’nın yönetim kurulu üyesidir. Devrimci dünya görüşünden ödün vermeyen bir arkadaşımızdır. Hasan Çerçioğlu, emekliye ayrıldıktan sonra, yazınsal

okumak için tıklayınız

Suskun – Gökhan Karadaş

Hasan Sabbah sessiz, Alamut dilsizdi. Fedailerse? SUSKUN Alamut Kalesinin gizemli öyküsü ilk kez bir Türk yazarın kaleminde romanlaşıyor. Daha önce dünyanın ünlü tarihçilerinin kaleme alıp romanlaştırdığı seri bu kez yeni bir solukla karşımıza çıkıyor. Büyük deha Hasan Sabbah?ın içinde sahte cennetini barındıran ve etkisi altına aldığı fedailerle Selçuklulara karşı giriştiği mücadeleyi yönettiği fethi neredeyse imkânsız

okumak için tıklayınız

Direnen Haliç, Nejat Elibol. İşçilerin mücadelesinin belgesel özellikler taşıyan canlı bir kesiti.

Direnen Haliç, yazarı da işçi olan bir işçi romanı. Bir zamanlar fabrikalarla çevrili olan Haliç?in Alibeyköy ucundaki iki fabrikada yaşanan olayları, sürdürülen uzun direnişi konu alıyor. Olayları sürükleyici bir dille anlatırken, işçilerin fabrika ve mahalle hayatları, iç dünyaları da başarıyla sergileniyor. Bu romanla, işçi hayatının ve mücadelesinin bir dönemi başlıca özellikleriyle resmedilmiş oluyor. Direnen Haliç,

okumak için tıklayınız

Saragöl – Ömer Polat

Ömer Polat’ın romanı, Doğu’nun gerçeklerinden derlenmiş, kendi dil özellikleriyle ifade edilmiş, Kürt-Ermeni ilişkileri, halkların kardeşliği temeli üzerine kurulmuştur. Şartlandırılmış kişilerin kışkırtmasıyla dostlukların, kardeşliklerin düşmanlıklara dönüşmesi işlenmiştir Saragöl’de… (Tanıtım Bülteninden)

okumak için tıklayınız

Çavdar Tarlasında Çocuklar Üzerine Bir Yazı – Cem Uğur

J. D. Salinger hiç kuşkusuz dünya edebiyatının en ilginç yazarlarından birisidir. Yazdıklarıyla olduğu kadar özel hayatıyla (!)her zaman gündeme gelmiş bir yazardır. Özellikle ?Çavdar Tarlasında Çocuklar? romanından sonra özel hayatı daha çok merak edilmiştir ama Salinger bu romanından sonra gittikçe kendi içine kapanmış tam anlamıyla yıllarca münzevi bir hayat sürmüştür. Yıllarca hiçbir röportaj vermemiş, fotoğraf

okumak için tıklayınız

Kadın İçin? – Elif Kutlu

?Ancak olmaması gereken ama olan ve hiç durmadan olmaya devam eden bir şey, küçük bir şey, hatırlandığında her şeyi, yaşamın tüm zenginliğini ve kocamanlığını alıp çürük bir fındık tanesine, ezilmiş bir sineğin duvarda bıraktığı sapsarı lekeciğe indirgeyiveren bir hiçbir şey vardı.?(s. 31) Bu cümleyle başlıyor her şey. Esir alınmış iki kız kardeşin geçmişlerinden, esir alınmadan

okumak için tıklayınız

“Düş Kırgınları”na Dair – Selman Büyükaşık

Okuma grubumuzun sezonun ilk toplantısında, bir sonraki oturumu için Mehmet Eroğlu?nun Düş Kırgınları romanı önerilince kafamda herhangi bir çağrışım yaratmadı. Ama ya-zardan bir şeyler okuduğum konusunda kısa bir duraksama geçirdim. Kitabı alıp ön kapağına baktım, bana yine bir şey anımsatmadı. Arka kapaktaki tanıtım yazısını okuyunca bu kez kuşkuya düştüm. Bana bir şeyler anımsatır gibi oldu.

okumak için tıklayınız