Kategori: Romanlar

Yedinci Şafak – Anna Seghers “Özgürlük tutkusundan vazgeçmeyen insanların görkemli destanı”

1941 yılında yayınlanan Yedinci Şafak, Anna Seghers’in dünya çapında tanınmasını sağlayan romanıdır. Lucács, bu roman için ‘Seghers’in sanatının doruğu’ değerlendirmesini yapmıştır. Seghers’in sürgünde iken kendisine anlatılan bir olaydan esinlenerek yazdığı roman, Hitler Almanyası’nda bir toplama kampından kaçan 7 tutuklunun öyküsünü anlatır. Seghers, büyük takibi ve tutukuların kaçış serüvenini anlatırken, onların geçmiş yaşamlarını ve ilişkiye girdikleri

okumak için tıklayınız

Elveda Sidonie – Erich Hackl

Erich Hackl ülkemizde pek bilinmeyen Avusturyalı bir yazar. “Elveda Sidoni” romanı Türkçe’de 1997 yılında yayımlanmış (YKY, Çeviren: Kemal Boztepe). Sidoni Avusturya’nın yoksul bir kasabasında, hastane önüne terk edilen bir Çingene kızı. Kendi hayatları da kolay olmayan işçi ve sosyalist militan bir çift Sidoni’yi evlatlık edinir, onu oğullarıyla bir tutarlar. Sidoni zamanı gelince okula gönderilir. Hatta

okumak için tıklayınız

Leopar – Giuseppe Tomasi Di Lampedusa

Bazı eleştirmenler, “Leopar”ın yalnız İtalyan değil, dünya edebiyatının bir başyapıtı, 20. yüzyılın en önemli romanlarından biri olduğunu ileri sürer. Roman, Sicilya’da Bourbon Krallığının çöküş yıllarında soylu bir ailenin, özellikle de ailenin reisi Prens Fabrizio Salina’nın yaşamöyküsünü anlatır. 70 yaşına gelmiş, ilginç özellikleri ve uğraşları olan Fabrizio Salina, soylulara özgü dünyanın çöküşüyle birlikte yavaş yavaş ilerleyen

okumak için tıklayınız

Deney – Mario Giordano

1972 yılında Stanford Üniversitesi’nde hapishanenin insan psikolojisine etkisini araştırmak için gerçekleştirilen ama kontrolden çıkarak 6. gününde bitirilmek zorunda kalan Zimbardo Deneyi’nden esinlenerek yazılmış Deney – Kara Kutu, okuyucularını insana ve insanlığa dair varsayımlarını gözden geçirmeye zorluyor. Bir grup sıradan insan yaratılan cezaevi simülasyonunda mahkum ve gardiyan olarak ikiye ayrılır, ancak çok kısa bir süre içinde

okumak için tıklayınız

Ateş Yakmak – Jack London

“Çinago”, “Ateş Yakmak”, “Ablak Suratlı Adam”, “Meksikalı”, “Kaçak”, “Midas’ın Müritleri” Gelmiş geçmiş en güçlü öykü yazarlarından biri olan Jack London, California Üniversitesinde yazarlık kurslarına devam ederken, yazdığı öykü denemelerini gerçek yaşamda rastlanmayacak derecede vahşi sahnelerle dolu diye eleştiren profesörüne, “Bütün bunları gördüm ve yaşadım,” diye cevap vermişti. Jack London’ın sanatı, toplumsal gerçekçilik tarzına örnektir. Kitapta

okumak için tıklayınız

Çimento – Fyodor Gladkov

Fyodor Gladkov (1833-1958) Maksim Gorki’nin öncülük ettiği edebi geleneklerin mirasçısı ve ilk ünlü sovyet hikayelerinden biriydi. Yazar, altı roman ve çok sayıda öykü, kısa öykü ve makale yazmıştır. Yoksul bir köylü ailesinden gelen Gladkov, küçük yaşta devrimci harekete katıldı ve baskılara katlanmak zorunda kaldı. Ekim devriminde ve İç Savaşta aktif bir rol aldı. 1922’de, beyaz

okumak için tıklayınız

Şehirler ağladığında, yüreğe düşen çığlık – Berivan Kaya

Çığlık nedir? Yaşamdan düşünceye, bilincine akan yükün dayanılmazlığıdır; giderek yürekte birikmesi, ağırlaşması, taşınmazlığı, bir anda kabullenilmezliği ve volkan gibi fışkırmasıdır. Derinde büyür, sıkışır ve bir gün, öfkeyle milyonlarca tonluk basıyı, kaya kütlelerini delerek püskürür hayatın ortasına. Acıyı üretenler için yıkıcıdır, acının örseledikleri için ise yapıcı. Çığlık başkaldırıdır. Sanatın ve sanatçının özünü bu çığlık oluşturur. Algıları

okumak için tıklayınız

Habiba – M. Ender Öndeş

Linç eylemine kalkışanlar, beyin ve yüreklerini değil, daha çok burunlarını kullanır. İyi koku alır onların burnu. Bir linç edici, kendini “vazifesine” ne kadar kaptırmış olursa olsun, soğuk bir hesapçıdır aslında. En heyecanlı anlarda bile, bir gözüyle mutlaka genel durumu ve resmi güçlerin pozisyonunu kollar. Bir adım fazla öne çıktıysa… hemen kendini ayarlar! Yani, “cinnet”, “kitle

okumak için tıklayınız

Kabil – Jose Saramago

Saramago’nun ölmeden önce yazdığı son romanı… José Saramago ölümünden önce yazdığı ve yayımlandığı ülkelerde büyük tartışmalara yol açan son romanında insanlığın kutsal kitaplardaki başlangıcına geri dönüyor. Adem ile Havva’nın oğlu, kardeş katili, “sürgün ve gezgin” Kabil’le çıkılan bu yolculuk, Eski Ahit’in loş ve tekinsiz diyarlarında, zaman ve mekân kavramlarını altüst ederek, süreğen bir şimdiki zaman

okumak için tıklayınız

Virginia Woolf’un Deniz Feneri’ne dair – Tahir Ürper

Virginia Woolf, Deniz Feneri adlı romanında bana göre ilginç bir yazı tarzı denemiş. Bazı cümlelerinde yazarın sesi karakterin sözüne karışıyor, bazı cümlelerde ise karakterin sesi yazarın sözüne karışıyor. Yazarın böyle bir yazı tarzını benimsemenin nedeni ne olabilir? Çağrışımlarla romanını kuran Woolf, okuyucunun zihnini bulandırmaya, anın yaşama zevkini okuyucuya tattırmamaya, karmaşık bir aile portresi çizerek, o

okumak için tıklayınız

Seni Halk Adına Ölüme Mahkum Ediyorum – Mitka Grıbçeva

Nazi Ordusunun zulmünün doruğa ulaştığı 1940’lı yıllar. Halk günlük gereksinimlerini bile karşılayamaz bir durumda. Büyük bir acı ve önlenemez bir yoksulluk yaşanıyor. Tüm kötü koşullara ve olanaksızlıklara karşın, halk, kadını erkeği, genci yaşlısıyla direniyor. Faşizme karşı direnenler Vatan Cephesi’nde birleşerek, faşizmin en karanlık günlerinde özgürlük için umut ışığı oluşturuyorlar. Bu roman o unutulmaz isimsiz kahramanların,

okumak için tıklayınız

Yaşasın Yenilenler – Öner Yağcı

“12 Eylülü içeride ve dışarıda yaşayanlara… Aramızdan alınan ve ayrılanlarla aldıkları hasarlar nedeniyle güzel ömürleri kısa sürenlere…” adanan Öner Yağcı’nın yeni romanı Yaşasın Yenilenler, Samuel Beckett’in ?Hep denedin, hep yenildin./ Olsun gene dene, gene yenil…/ Daha iyi yenil!? dizeleriyle başlayıp Walt Whitman’ın “Yaşasın yenilenler!.. Yaşasın savaş gemisi denize gömülenler!..? dizeleriyle bitiyor. Yaşasın Yenilenler?de 12 Eylül

okumak için tıklayınız

Yüz: 1981 – Mehmet Eroğlu

Yüz:1981, Pierre Schoendoerffer’den bir alıntıyla başlar: “Büyük şeyler sevgisiz yapılamaz,” ardından hiçbir hayatın -kendisininkinin bile- başrolünü oynamamış roman kahramanının sözleriyle devam eder: “Tekrarlıyorum: Suçsuzum; tıpkı sizler gibi. Suçluysam bile, unutmayın, en çok sizinki kadardır bu…” Yüz: 1981’in Mehmet Eroğlu’nun diğer romanlarından önemli ve belirgin farkı, öykünün kahramanının taşıdığı kişiliktir. Eroğlu, ilk beş romanın hepsinde solcu

okumak için tıklayınız

Vahşetin Çağrısı – Jack London. “Bir köpeğin öyküsünün ardında insanlığın ürkütücü panoraması”

Vahşetin Çağrısı (The Call of the Wild), Jack London’ın 1903 yılında yayınlanmış bir romanıdır. Roman, Londra’da en çok okunan kitap olmuş ve yazarın en iyi yapıtlarından biri sayılmıştır. Dünya edebiyatında kendi kendini yetiştiren yazarların en yetkin örneklerinden biri olan Jack London, en güçlü ve etkileyici yapıtlarından biri sayılan Vahşetin Çağrısı’nda, kızağa koşulan bir kurt köpeğinin

okumak için tıklayınız

Dersim’iz: Gece Kelebeği – Müslüm Kabadayı

Güzel ülkemizde, çelişkilerle yüklenen bu topraklarda, her şey yangından mal kaçırılırcasına yapılıyor, ne acı. Bu zulümdür, ayıptır. Utanmazlar ve aymazlara sesleniyoruz: Bu ülkede ar, edep nedir bilenler karşısında utanın artık! “Dersim” üzerine yapılan “tartışmalar”ı radyolardan-tv’lerden dinleyen-izleyen, basından okuyan dikkatli yurttaşlar fark etmişlerdir, kuzu postuna girmiş kurtların gerçeklere iki yöntemle saldırdıklarını. Birincisi, ülke gerçeklerini bellek silme

okumak için tıklayınız

Ateş Çiçekleri – Alime Yalçın Mitap

Kitabı, Alime Yalçın Mitap’ın ilkokul yıllarından başlayarak yaptığı resimlerden örnekler süslüyor. Kitaptaki yazılardan Güneşe Yükselen ve Tabutlukta Bir İbrahim, 12 Eylül karanlığında, gözaltında çekilen acıları anlatan öyküler. Koral ve Bir Işık Demetiydi O’da yazar, arkadaşlarının ölümlerinin ardından yaşadığı duyguları dile getiriyor. Timuçin Özyürekli Şiirlerinin Çağrıştırdıkları, şiir analizi ve Oyun, anne sevgisini anlatan bir öykü. Topuklu

okumak için tıklayınız

Ulysses – James Joyce

“Joyce ‘Ulysses’i yazarken, ilk olmasa bile, yeni bir yazınsal biçem kullanmak istemiştir. Dublin’de, 1904 yılında yaşayan ortanın altındaki sınıftan kişileri almış, haziran ayının başlangıcındaki bir gün boyunca, sadece neler yapmış olduklarını değil, neler düşünmüş olduklarını da anlatmıştır. “Bana öyle geliyor ki, Joyce, şaşırtıcı bir başarıyla, sürekli olarak değişen kaleidoskopik bilinç ekranında, hem sıradan malzemeyi, hem

okumak için tıklayınız

Yararsız Bir Adam – Maksim Gorki

“Şunu bunu görüyor gözüm. Eğriyi doğruyu seçiyorum. Seçiyorum da… Yani nedir bu olanlar? Neden, niçin, anlamıyorum. Bir başka hayat vardır bu dünyada mutlaka. Bir başka hava, bir başka güneş… başka insanlar vardır mutlaka. Başka türlü bir hayat vardır…” Henüz dört yaşında yetim, yedi yaşında ise öksüz kalan Yevsey Klimkov’un cümleleri bunlar. Toplum denen karmaşık ilişkiler

okumak için tıklayınız

Ve Gözyaşlarınızı Tutun – M. Otero Silva

Venezuellalı yazar Miguel Otero Silva, Latin Amerika’nın yaşayan en büyük romancılarından biridir. Daha çocuk denecek yaşta tutuklanmış, işkence görmüş, ülkesinin acılı tüm siyasal dönemlerini yaşamış bir yazardır. Ve Gözyaşlarınızı Tutun, işte bu siyasal bunalım günlerinin ve Venezuella’da sık sık görülen tutuklama, işkence, ölüm ve şiddek olaylarının acılı bir tablosudur. İlk baskısı 1970’de yapılan bu eser

okumak için tıklayınız

Salka Valka – Halldor Laxness

Salka Valka, İzlanda edebiyatında yeni bir sayfa açan canlı, destansı edebî yaratıcılığından ötürü, 1955 yılında Nobel Edebiyat ödülüne değer görülen Halldor Laxness?in başyapıtıdır. Laxness, bu romanında okuru, İzlanda?nın dondurucu soğuğunda titreyen küçük bir balıkçı kasabasında, ahlâk anlayışları çökmüş, ama dinî duygularla şişirilmiş balıkçıların acı dolu hayatlarıyla yüz yüze getirir, güçlü bir kadının zorlu hayat şartlarını ve

okumak için tıklayınız